Hadisler yükleniyor…
Hadisler yükleniyor…
Sünen-i İbn Mâce · 5. Bölüm
626 hadis, 21 sayfada. Arapça asılları ve Türkçe tercümeleriyle.
30 hadis17 dk okuma
Sahih
Hasan el-Ureni (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir : Namaz kılanın önünden geçmekle namazı kesen şeyler Abdullah bin Abbas (r.a.)'ın yanında anlatıldı. (Konuşmacılar) köpek eşek, ve kadını zikrettiler. Bunun üzerine İbn-i Abbas (r.a.) : Oğlak hakkında ne dersiniz? Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir gün (imam olarak) namaz kılıyordu. Bir oğlak giderek Onun önünden geçmeye çalıştı. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (geçmesine mani olmak için) ondan önce kıble tarafına gitti (geçiş yerini daralttı) dedi. Not: Zevaid'de: Bu hadisin isnadı sahihtir. Lakin munkatidir, denmiştir
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدَةَ، أَنْبَأَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى أَبُو الْمُعَلَّى، عَنِ الْحَسَنِ الْعُرَنِيِّ، قَالَ ذُكِرَ عِنْدَ ابْنِ عَبَّاسٍ مَا يَقْطَعُ الصَّلاَةَ فَذَكَرُوا الْكَلْبَ وَالْحِمَارَ وَالْمَرْأَةَ فَقَالَ مَا تَقُولُونَ فِي الْجَدْىِ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يُصَلِّي يَوْمًا فَذَهَبَ جَدْىٌ يَمُرُّ بَيْنَ يَدَيْهِ فَبَادَرَهُ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ الْقِبْلَةَ .
Hasan Sahih
Ebu Said-i Hudri (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Sizden birisi namaza durmak istediğinde bir sütreye doğru durup namaz kılsın, sütreye yakın dursun ve önünden hiç bir kims»yi geçirmesin. Eğer bir kimse (buna rağmen) gelerek geçmeye çalışırsa onunla mukatele etsin. (Onu şiddetle def etsin). Çünkü o ancak bir şeytandır.» Diğer tahric: Buhari, Müslim ve Ebu Davud salat; Nesaî, kasame; Muvatta', kasr; Ahmed b. Hanbel, III, 34, 44. BUHARİ RİVAYETİ VE İZAH İÇİN BURAYA TIKLAYIN MÜSLİM RİVAYETİ VE İZAH İÇİN BURAYA TIKLAYIN EBU DAVUD RİVAYETİ VE İZAH İÇİN BURAYA TIKLAYIN
حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا أَبُو خَالِدٍ الأَحْمَرُ، عَنِ ابْنِ عَجْلاَنَ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي سَعِيدٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " إِذَا صَلَّى أَحَدُكُمْ فَلْيُصَلِّ إِلَى سُتْرَةٍ. وَلْيَدْنُ مِنْهَا. وَلاَ يَدَعْ أَحَدًا يَمُرُّ بَيْنَ يَدَيْهِ. فَإِنْ جَاءَ أَحَدٌ يَمُرَّ فَلْيُقَاتِلْهُ. فَإِنَّهُ شَيْطَانٌ " .
Sahih
Abdullah bin Ömer (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu demiştir: «Biriniz namaz kılarken önünden her hangi bir kimseyi geçirmesin. Eğer geçmek isteyen kişi geçmemezlikten imtina ederse namazdaki adam onunla mukatele etsin. Çünkü geçmek isteyenin arkadaşı şeytan onun beraberindedir.» Münkedir dediki: «…..Çünkü Uzza onunla beraberdir. »
حَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الْحَمَّالُ، وَالْحَسَنُ بْنُ دَاوُدَ الْمُنْكَدِرِيُّ، قَالاَ حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي فُدَيْكٍ، عَنِ الضَّحَّاكِ بْنِ عُثْمَانَ، عَنْ صَدَقَةَ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " إِذَا كَانَ أَحَدُكُمْ يُصَلِّي فَلاَ يَدَعْ أَحَدًا يَمُرُّ بَيْنَ يَدَيْهِ فَإِنْ أَبَى فَلْيُقَاتِلْهُ فَإِنَّ مَعَهُ الْقَرِينَ " . وَقَالَ الْمُنْكَدِرِيُّ فَإِنَّ مَعَهُ الْعُزَّى .
Sahih
Aişe (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir : Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) geceleyin namaz kılardı. Ben de kendisi ile kıb!e arasında cenaze gibi aykırı uzanmış bulunurdum." Diğer tahric: Buhari, Müslim. Ebu Davud. Nesai, Ahmed ve' Tahavi de müteaddit senedIerle, kısa ve uzun metinler halinde rivayet etmişlerdir. AÇIKLAMA 958’de
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يُصَلِّي مِنَ اللَّيْلِ، وَأَنَا مُعْتَرِضَةٌ بَيْنَهُ وَبَيْنَ الْقِبْلَةِ، كَاعْتِرَاضِ الْجِنَازَةِ .
Sahih
Ümmü Seleme (r.anha)'den rivayet edildiğine göre: Onun yatağının Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in secde ettiği yerin hizasında olduğunu söylemiştir. AÇIKLAMA 958’de
حَدَّثَنَا بَكْرُ بْنُ خَلَفٍ، وَسُوَيْدُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا خَالِدٌ الْحَذَّاءُ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ زَيْنَبَ بِنْتِ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أُمِّهَا، قَالَتْ كَانَ فِرَاشُهَا بِحِيَالِ مَسْجِدِ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ .
Sahih
Nebi (Sallalhıhu Aleyhi ve Sellem)'in zevcesi Meymune (r.anha)'dan rivayet edildiğine »öre şöyle demiştir : Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namaz kılardı. Ben de Onun hizasında bulunurdum. Secde ettiği zaman çok defa elbisesi bana dokunurdu. Diğer tahric: Buhari , Müslim ve Ebu Davud AÇIKLAMA(956, 957, 958): Nebi (s.a.v.)'in gece namaz kılarken Aişe (r.anha)'nın cenaze gibi Onunla kıble arasında yatakta uzanmış olarak uyuduğu müteaddit rivayetlerden anlaşılıyor. Bazı rivayetlerde şu ilave de vardır: "Nebi (s.a.v.) vitir namazını kılmak isteyince Aişe (r.anha)'yı uyandırırdı. Aişe (r.anha) de vitir namazını kılardı.'' Bu üç hadis namaz kılanın önünden kadının geçmesiyle namazın bozulmadığına hükmeden alimler için birer delildir. Çünkü cenaze gibi namaz kılanın önünde aykırı olarak uzanmış olarak kadın namazı bozmayınca oradan geçen kadının hiç de bozmaması gerekir. Çünkü fitne korkusu bakımından kadının uzanmış olarak namaz kılanın önün de bulunması daha tehlikelidir. Kadının geçmesiyle namazın bozulduğuna hükmeden alimler bazı cevaplar vermişler ise de onları burada anlatmaya gerek görmüyorum. BU HADİSTEN ÇIKARILAN FIKIH HÜKÜMLERi 1- Uyuyan bir kimseye karşı namaz kılmak caizdir. Bazıları bundan sonra gelen hadisi delil göstererek mekruh olduğunu söylemiş ise de o hadis zayıf olduğu için bunda kerahet yoktur. 2- Namaz kılanm önünde kadının uzanmış olması namazı bozmaz. 3- Namaz kılan erkeğin elbisesinin bir kadın'a dokunması namaza zarar vermez. Bu hususta temiz kadın ile hayızlı kadın arasında bir fark yoktur
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبَّادُ بْنُ الْعَوَّامِ، عَنِ الشَّيْبَانِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ شَدَّادٍ، قَالَ حَدَّثَتْنِي مَيْمُونَةُ، زَوْجُ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَتْ كَانَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يُصَلِّي وَأَنَا بِحِذَائِهِ وَرُبَّمَا أَصَابَنِي ثَوْبُهُ إِذَا سَجَدَ .
Hasan
Abdullah bin Abbas (r.a.)'dan rivayet ettiğine göre şöyle demiştir : «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) konuşan ve uyuyan kimsenin arkasında namaz kılmayı yasaklamıştır.» Tahric: Bu hadisi Ebu Davud ve Beyhaki de rivayet etmişlerdir. Bunun bir benzerini Bezzar, İbn-i Ömer (r.a.)'den, Tabarani de Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet etmişlerdir
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ الْحُبَابِ، حَدَّثَنِي أَبُو الْمِقْدَامِ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ كَعْبٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَنْ يُصَلَّى خَلْفَ الْمُتَحَدِّثِ وَالنَّائِمِ .
Sahih
Ebu Hureyre (r.a.)'den şöyle demiştir : Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), imamdan önce rüku' ve secde etmememizi bize öğretirdi ve : «İmam tekbir aldığı zaman siz de tekbir alınız ve secde ettiği zaman siz de secde ediniz.» buyururdu." TAHRİC’İ VE AÇIKLAMASI 963’te
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُبَيْدٍ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يُعَلِّمُنَا أَنْ لاَ نُبَادِرَ الإِمَامَ بِالرُّكُوعِ وَالسُّجُودِ وَإِذَا كَبَّرَ فَكَبِّرُوا وَإِذَا سَجَدَ فَاسْجُدُوا .
Sahih
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), şöyle buyurdu, demiştir: «Başını imamdan önce kaldıran kişi Allah'ın onun başını eşek başına çevirmesinden korkmaz mı?» TAHRİC’İ VE AÇIKLAMASI 963’te
حَدَّثَنَا حُمَيْدُ بْنُ مَسْعَدَةَ، وَسُوَيْدُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ زِيَادٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " أَلاَ يَخْشَى الَّذِي يَرْفَعُ رَأْسَهُ قَبْلَ الإِمَامِ أَنْ يُحَوِّلَ اللَّهُ رَأْسَهُ رَأْسَ حِمَارٍ؟ " .
Sahih
Ebu Musa (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : «Ben hakikaten yaşlandım. Onun için ben rüku' ettiğim zaman siz de rüku' ediniz ve ben secde ettiğim zaman siz de secde ediniz. Benden önce ne rüku'a ne de secdeye gidene rastlamıyayım.» Not: Zevaid'de: Bunun isnadı hakkında söylenti vardır. Çünkü ravilerinden Darim'in meçhul olduğunu Zehebi söylemiş, İbn-i Hibban ise onu sikalar arasında zikretmiştir, denilmiştir. TAHRİC’İ VE AÇIKLAMASI 963’te
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبُو بَدْرٍ، شُجَاعُ بْنُ الْوَلِيدِ عَنْ زِيَادِ بْنِ خَيْثَمَةَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ دَارِمٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " إِنِّي قَدْ بَدَّنْتُ، فَإِذَا رَكَعْتُ فَارْكَعُوا، وَإِذَا رَفَعْتُ فَارْفَعُوا، وَإِذَا سَجَدْتُ فَاسْجُدُوا، وَلاَ أُلْفِيَنَّ رَجُلاً يَسْبِقُنِي إِلَى الرُّكُوعِ، وَلاَ إِلَى السُّجُودِ " .
Hasan Sahih
Muaviye bin Ebi Süfyan (r.a.)'dan rivayet ettiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buvurdu demiştir : «Benden önce rüku' ve secde etmeye kalkışmayınız. (Çünkü sizden önce) rüku ettiğimde sizi geçtiğim süre ne ise, rüku'dan kalktığım zaman zarfında siz onun (ikmali) ile bana yetişmiş olursunuz ve (sizden önce) secde ettiğimde sizi geçtiğim süre ne ise secdeden kalktığım zaman zarfında siz onun (ikmali) ile bana yetişmiş olursunuz. Ben hakikatan yaşlandım.» TAHRİC VE AÇIKLAMA (960, 961, 962, 963): Ebu Hureyre (r.a.)'in ilk hadisini Müslim de rivayet etmiştir. Hadis, imam'a uyanların imamdan önce rüku'ya gitmelerinin veya secde etmelerinin yasak olduğuna ve cemaatın davranışlarının imam'ın davranışlarını izlemesinin emredildiğine delalet eder. Ebu Hureyre (r.a.)'in ikinci hadisini Kütüb-i iSitte sahiplerinin hepsi ve Beyhaki rivayet etmişlerdir. Bazı rivayetlerde az lafız farkı vardır. Hadis, imam'a uyan kişinin, imam'dan önce başını kaldırmamasının gerekliliğine ve böyle yapanın başının eşek başına çevrilmesinden korkmasının beklendiğine delalet eder . İmam'dan önce başını kaldıranın başının eşek başına çevirilmesi korkusuna dair hadisteki tehdit, muhtelif şekillerde yorumlanmıştır. Tirmizi, bu hadisi. babımıza benzer bir babta rivayet etmiş olup Şerhi Tuhfe yazarı bu tehdidin yorumlarını şöylece anlatmıştır . ''Hadisteki tehdidin yorumu hakkında ihtilaf vardır: Bir kavle göre tehdit cümlesi, mecazi mana taşır. Çünkü eşek ahmaklıkla meşhurdur. İmama uymanın farz olduğunu bilmiyecek veya bildiği halde küçümsiyecek kadar cahil olan kişi için eşek kelimesi mecazi manada kullanılmıştır., Bir çok kimse bu suç'u işlediği halde bugüne kadar hiç birisinin başının hakikaten eşek başına çevirilmemiş olması bu yorumu teyid eder, denmiştir. Fakat böyle bir olayın bu güne kadar vuku bulmamış olmasının bu yorumu teyid etmesi kesin değildir. Çünkü hadis böyle hareket edenin başının eşek başına çevirileceğine ve bunun hemen olacağına delalet etmez. Hadisin delalet ettiği mana, böyle davranan şahsın bu cezaya hazırlanmış olmasıdır.. Bir şeye hazırlanmak, o işin gerçekleşmesi için yeterli değildir. İbn-i Dakiki'l-İyd'in bildirdiğine göre İbn-i Büreyde Hadisteki ''Çevirilme'' ile gerçekten eşek başına mesholmak veya maddi görünüşün değişmesi yahu,t manevi görünüşün değişmesi veyahut maddi ve manevi görünüşün değişmesi kasdedilmiş olabilir. Bazı alimler. bu tehdidi zahirine göre yorumlamışlardır. Çünkü buna bir engel yoktur. Hatta Ebu Malik El-Eş'ari (r.a.)'ın hadisi bu ümmet içinde mesholmak olayının meydana gelmesinin mümkün olduğuna delalet eder, demiştir. İbn-i Hibban'ın bir rivayetinde: Allah'ın onun başını köpek başına çevirmesinden ... '' buyurulmuştur. Bu rivayet mezkur tehdidin, zahirine göre yorumlanması şeklini kuvvetlendirir. Çünkü başını imam'dan önce kaldıranın ahmaklık bakımından eşeğe benzemesi münasebeti bu rivayette yoktur. Diğer taraftan hadiste adamın başının istikbalde (gelecekte) eşeğin başına çevirilmesi korkusundan söz edilmiştir. Eğer, adam'ın ahmakça hareketi bakımından eşeğe benzetilmesi kasdedilmiş olsaydı istikbal kaydı olmaksızın: "Onun başı eşeğin başına benzer.- gibi bir ifade kullanılacaktı. Zira adam'ın ahmakça davranışı bil-fiil sabit olmuş olur. Artık böyle olmasından korkulur tabiri uygun sayılamaz. ---Bu açıklama Fethü'l-Bari'den alınmıştır. --- Bence kuvvetli ve açık görüş, hadisin zahirine göre manalandırılmasıdır. Tevile (yorum'a) hiç ihtiyaç yoktur. Kaldı ki tevil yorumu hakkında Hafız'ın el-Fetih'te beyan ettiğı itirazlar da vardır. Bazı hadisçilerden nakledilen şu kıssa da hadisin zahirine göre manalandırılmasını teyid eder (destekler); Hadis alimlerinden birisi, meşhur bir hadis şeyhinden hadis almak için Şam'a giderek ondan bir hayli hadis alıyor. Şeyh bu sürece ders verdiği halde yüzünü göstermiyerek perde arkasında hadis okutuyor. Öğretim süresi uzayınca, şeyh bir gün yüzündeki nikabı açıyor. Yüzünün eşek yüzüne dönüştüğünü gören misafir alim, dehşete kapılıyor. Bunun üzerine şeyh: ''Evladım! Sakın namaz kılarken imam'dan önce başını kaldırma. Çünkü ben bu hadisi okuduğumda, imam'dan önce başını kaldıranın başının eşek başına çevirilmesine pek ihtimal vermedim. Ve imam'dan önce başımı kaldırdım da yüzüme bu felaket geldi'', demiştir.'' Hadisin: ''İmam'dan önce başını kaldıran... '' lafzı umumi (genel) dir. Gerek rüku'dan ve gerekse secdeden başını imamdan önce kaldıran kimse bu tehdide maruzdur. Ebu Davud hariç diğer Kütüb-i Sitte sahipIerinin rivayetleri de böyledir. Ebu Davud'un rivayetinde; ''ve imam secdede iken ... '' kaydı vardır. Onun zahirine göre tehdit secdeden kalkışa mahsustur. Ancak hadis alimleri, bu rivayette secde hali ile yetinilmiştir. Rüku da böyledir, demişlerdir. Secde daha önemli olduğu için özellikle dikkatlerin ona çekilmesi istenmiş olabilir. Ebu Musa (r.a.}'ın hadisi notta belirtildiği gibi Zevaid türündendir. Hadisteki: 'بدنت' şeddeli olarak 'Tef'il' babındandır. Manası da ''Yaşlandım.'' demektir. بدنت fiili şeddesiz olamaz. Çünkü şeddesiz olunca bedaret (= şişmanlamak) kökünden türeme olur. Manası da "Şişmanladım. demektir. Halbuki Nebi (s.a.v.) şişman değildi, diyerek fiilin şeddeli olmasının zaruri olduğunu söyleyenler vardır. Sindi ise mezkur fiilin iki şekilde de okunabileceğini söyleyerek şeddesiz okunması halinde gösterilen engelin, mahzur teşkil etmediğini savunarak şöyle demiştir: 'Nebi (s.a.v.)'in mu'tedil bir şişman olduğu rivayet edilmiştir. Aişe (r.anha}'dan: "Vaktaki yaşlandı ve şişmanladı..." mealinde rivayet vardır.' Nebi (s.a.v.) şunu buyurmak istemiş olur: Ben artık yaşlandım. Yani hızlı eğilip kalkmam veya artık şişmanladım. Hızlı eğilip kalkmam. Namaz kıldırdığımda acele etmeyiniz. Benden önce rüku' etmeyiniz. Ben rüku' edince siz o zaman rüku' ediniz. Ben rüku'dan başımı kaldırmadıkça siz başınızı kaldırmayın. Keza ben secde edince siz de secde ediniz. Sakın benden önce rüku' edene veya benden evvel secde edene rastlamıyayım. Hadis namazdaki eğiliş ve kalkışlarda cemaatın imamdan önce davranmasının yasaklığına ve cemaatın hareketlerinin imam'ın hareketinden sonra olmasının emredildiğine delalet eder. Muaviye (r.a.)'ın hadisini Ebu Davud ve İbn-i Hibban da rivayet etmişlerdir. Bu hadiste Nebi (s.a.v.) şunu buyurmak istemiştir: "Benden önce rüku'a gitmeyiniz. Keza benden önce secdeye gitmeyiniz. Bilakis ben rüku'ya gidince, siz de beni takib ediniz. Yani biraz sonra rüku'a varınız. Ve benden sonra rüku'dan kalkınız. Secdede de böyle davranınız. Hareketinizin benim hareketimden biraz sonra oluşundan dolayı; rüku' ve secdedeki kalışlarınızın, benim kalışımdan süre bakımından eksik olmasından endişe etmeyiniz. Çünkü rüku' ve secdeye varışınız, benim varışıından sonra olduğu gibi, kalkışınız da benim kalkışımdan sonradır. Durum böyle olunca sizden biraz önce rüku' ve secdeye varmakla henüz siz varmadan önce kaldığım az miktara karşılık, rüku' ve secdeden kalktığım zaman biraz durmakla o farkı kapatmış olursunuz ve böylece sizin rüku' ve secde miktarı benimki kadar olur.'' Bu babta geçen hadisler imam'dan önce rüku veye. secdeye varmanın veya onlardan önce kalkmanın yasak olduğuna ve imam'a uyan kimsenin iimam'dan biraz sonra davranmasının gerekliliğine delalet eder. TAHARRÜM TEKBİRİ. RUKU - SECDE VE SELAMDA İMAM'A UYMANIN HÜKMÜ : Gerek ruku ve gerek secdede gerekse namaz'a başlarken ve namazdan çıkarken imama uymak hususundaki 4 mezhebin görüşleri hakkında el-Menhel yazarı "imam oturarak namaz kıldırır'' babında şöyle der: "1- İmam'a uyanın imamdan sonra taharrum tekribini alması Maliki, Şafii, Hanbeli alimlerine ve Hanefiler'den Ebu Yusuf ile Muhammed'e göre mecburidir. Bunlara göre imamla beraber veya imam'dan önce taharrum tekbirini alan kimsenin namazı bozulur. İmam taharrum tekbirini alarak namaza başladıktan sonra cemaatın taharrum tekbirini alması gerekir. Ebu Hanife'ye göre cemaat imamla beraber taharrum tekbirini almalıdır. İmam'dan önce tekbir alamaz. İmam'dan geç l<alması da fazileti azaltır. 2- Rüku ve secdeye varış, bunlardan kalkış ve namazdaki benzeri hareketlere gelince Şafii, Maliki ve Hanbeli mezhebIerine göre bu hareketleri imamla beraber yapmak mekruhtur. Cemaatın hareketi imam'ın hareketinden biraz sonra olmalıdır. Mesela, imam önce rüku'ya varmalı ve henüz rüku'dan kalkmamış iken cemaat rüku'a varmalıdır. Beraber rüku'da kalındıktan sonra önce imam kalkmalı cemaat da imamı takip etmelidir. Bu hareketleri imamdan önce yapmak cumhürun ittifakiyle haramdır. Ama namazı bozmaz. Bu hususta ayrıntılı bilgi için fıkıh kitaplarına başvurmak gerekir. Çünkü bazı hallerde bu nevi hareketler namazı bozar.) İbn-i Ömer (r.a.), bir rivayete göre Ahmed bin Hanbel ve Zahiriye mezhebine mensub alimler: İmamdan önce rüku ve secdeye varanların veya imamdan önce bunlardan kalkanların namazı bozulur, demişlerdir. Onlara göre namazdaki diğer hareketler de böyledir. EI-Mugni'de Ahmed bin Hanbel'den naklen şöyle denilmiştir: 'Namazda imamdan önce davrananın namazı yoktur. Eğer böyle yapan için muteber bir namaz bulunmuş olsaydı, onun azaba müstahak olmasından korkulamayacaktl. Bilakis sevaba kavuşması umulacaktı.' 3- Namazda selam verilmesi konusunda da imama uymak, yani imamdan sonra selam vermek gerekir. Eğer imama uyan şahıs, imamla beraber veya imam'dan önce bile bile selam verirse, Maliki ve Hanbeli alimlerine göre namazı bozulur. Bunlara göre sehven imamdan önce selam veren kişi, imam'ın selamından sonra ,tekrar selam vermek zorundadır. Aksi takdirde namazı bozulur. Şafiiler'e göre imam'dan önce bile bile selam verenin namazı bozulur, İmamla beraber selam verenin hükmü de bir kavle göre böyledir, En sahih olan kavle göre mekruhtur. Selam hususunda Ebu Hanife'den iki rivayet vardır: Bir rivayete göre imamla beraber selam verilmelidir', İkinci rivayete göre imam'dan sonra selam verilmelidir. Ebu Yusuf ve Muhammed'in kavli, Ebu Hanife'den olan ikinci rivayet gibidir. Kuvvetli sayılan kavil budur
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ ابْنِ عَجْلاَنَ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو بِشْرٍ، بَكْرُ بْنُ خَلَفٍ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنِ ابْنِ عَجْلاَنَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ يَحْيَى بْنِ حَبَّانَ، عَنِ ابْنِ مُحَيْرِيزٍ، عَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ أَبِي سُفْيَانَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " لاَ تُبَادِرُونِي بِالرُّكُوعِ وَلاَ بِالسُّجُودِ، فَمَهْمَا أَسْبِقْكُمْ بِهِ إِذَا رَكَعْتُ، تُدْرِكُونِي بِهِ إِذَا رَفَعْتُ، وَمَهْمَا أَسْبِقْكُمْ بِهِ إِذَا سَجَدْتُ، تُدْرِكُونِي بِهِ إِذَا رَفَعْتُ، إِنِّي قَدْ بَدَّنْتُ " .
Daif
Ebu Hureyre (r.a.)'den şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: «Henüz namazdan çıkmamış iken kişinin çokça alnını meshetmesi cefanın bir çeşididir.» Not: Senedin ravilerinden Harun'un zayıflığına alimlerin ittifak ettikleri, Zevaid'de bildirilmiştir
حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الدِّمَشْقِيُّ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي فُدَيْكٍ، حَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْهُدَيْرِ التَّيْمِيُّ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " إِنَّ مِنَ الْجَفَاءِ أَنْ يُكْثِرَ الرَّجُلُ مَسْحَ جَبْهَتِهِ، قَبْلَ الْفَرَاغِ مِنْ صَلاَتِهِ " .
Daif
Ali (bin Ebi Talib) {r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (kendisine) şöyle buyurdu, demiştir : «(Ya Ali!) Sen namazda iken parmaklarını çıtlatma.» Not: Zevaid de: İsnad’daki Harise zayıftır. deniyor
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَكِيمٍ، حَدَّثَنَا أَبُو قُتَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ أَبِي إِسْحَاقَ، وَإِسْرَائِيلُ بْنُ يُونُسَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الْحَارِثِ، عَنْ عَلِيٍّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " لاَ تُفَقِّعْ أَصَابِعَكَ وَأَنْتَ فِي الصَّلاَةِ " .
Hasan
Ebu Hureyre (r.a.)'den şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), kişinin, namazda ağzını (bir şeyle) örtmesini yasaklamıştır
حَدَّثَنَا أَبُو سَعِيدٍ، سُفْيَانُ بْنُ زِيَادٍ الْمُؤَدِّبُ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَاشِدٍ، عَنِ الْحَسَنِ بْنِ ذَكْوَانَ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَنْ يُغَطِّيَ الرَّجُلُ فَاهُ فِي الصَّلاَةِ .
Daif
Ka'b bin Ucra (r.a.)'den rivayet edildiğinegöre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem). bir adam'ı namazda ellerinin parmaklarını birbirinin arasına geçirmiş olduğu halde gördü ve Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onun parmaklarını birbirinden ayırdı.'' Diğer tahric: Ahmed, Tirmizi, Ebu Davud. İbn-i Hibban ve Beyhaki de Ka'b (r.a.)'ın hadisini değişik lafızlar ve farklı tarikIerle rivayet etmişlerdir
حَدَّثَنَا عَلْقَمَةُ بْنُ عَمْرٍو الدَّارِمِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ عَيَّاشٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَجْلاَنَ، عَنْ سَعِيدٍ الْمَقْبُرِيِّ، عَنْ كَعْبِ بْنِ عُجْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ رَأَى رَجُلاً قَدْ شَبَّكَ أَصَابِعَهُ فِي الصَّلاَةِ فَفَرَّجَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ بَيْنَ أَصَابِعِهِ .
Mawdu
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şüyle buyurdu, demiştir : «Biriniz esniyeceği zaman elini ağzının üstüne koysun ve (Haaa diyerek) bağırmasın. Çünkü şeytan, onun bağırmasından dolayı güler.» Not: Zevaid'de: Hadisin isnadında Abdullah bin Said bulunur. Alimler onun zayıflığına ittifak etmişlerdir. denmiştir
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، أَنْبَأَنَا حَفْصُ بْنُ غِيَاثٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سَعِيدٍ الْمَقْبُرِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " إِذَا تَثَاءَبَ أَحَدُكُمْ فَلْيَضَعْ يَدَهُ عَلَى فِيهِ، وَلاَ يَعْوِي، فَإِنَّ الشَّيْطَانَ يَضْحَكُ مِنْهُ " .
Daif
Adiyy bin Sabit'in dedesi (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: «Namazda iken tükürmek, sümkürmek, hayız haline girmek ve uyuklamak şeytandandır.» Not: Zevaid'de bildirildiğine göre seneddeki ravi Ebu'l•Yakzan'ın adı Osman bin Umeyr'dir. Alimler onun zayıflığı hususunda ittifak etmişlerdir
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا الْفَضْلُ بْنُ دُكَيْنٍ، عَنْ شَرِيكٍ، عَنْ أَبِي الْيَقْظَانِ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ ثَابِتٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " الْبُزَاقُ وَالْمُخَاطُ وَالْحَيْضُ وَالنُّعَاسُ فِي الصَّلاَةِ مِنَ الشَّيْطَانِ " .
Daif
Abdullah bin Amr (bin el-As) (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : «Üç kişi vardır ki; hiç bir namazı makbul değildir: Bir kavim, imamlığından hoşlanmadığı halde onlara imamlık eden adam, namaza hep arkasından (yani vakti kaçırdıktan sonra) gelen adam ve azat edilmiş olan şahsı köle olarak kullanan adam.»
حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ، وَجَعْفَرُ بْنُ عَوْنٍ، عَنِ الإِفْرِيقِيِّ، عَنْ عِمْرَانَ بْنِ عَبْدٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " ثَلاَثَةٌ لاَ تُقْبَلُ لَهُمْ صَلاَةٌ الرَّجُلُ يَؤُمُّ الْقَوْمَ وَهُمْ لَهُ كَارِهُونَ، وَالرَّجُلُ لاَ يَأْتِي الصَّلاَةَ إِلاَّ دِبَارًا - يَعْنِي بَعْدَ مَا يَفُوتُهُ الْوَقْتُ - وَمَنِ اعْتَبَدَ مُحَرَّرًا " .
Daif
(Abdullah) bin Abbas (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Üç kişi vardır ki namazları başlarından bir karış yükselemez; Bir kavim, imamlığından hoşlanmadığı halde onlara imamlık eden adam, kocası kendisine kızgın olduğu halde geceleyen kadın ve birbirine küs duran iki kardeş.-" Not: Hadisin isnadının sahih ve ricaIinin sika olduğu. Zevaid de bildirilmiştir
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُمَرَ بْنِ هَيَّاجٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الأَرْحَبِيُّ، حَدَّثَنَا عُبَيْدَةُ بْنُ الأَسْوَدِ، عَنِ الْقَاسِمِ بْنِ الْوَلِيدِ، عَنِ الْمِنْهَالِ بْنِ عَمْرٍو، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " ثَلاَثَةٌ لاَ تَرْتَفِعُ صَلاَتُهُمْ فَوْقَ رُءُوسِهِمْ شِبْرًا رَجُلٌ أَمَّ قَوْمًا وَهُمْ لَهُ كَارِهُونَ، وَامْرَأَةٌ بَاتَتْ وَزَوْجُهَا عَلَيْهَا سَاخِطٌ وَأَخَوَانِ مُتَصَارِمَانِ " .
Daif
Ebu Muse'l-Eş'ari (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «İki kişi ve yukarısı (fazlası) bir cemaattir.» Not: Ravi er-Rabi ve .oğlu Bedr'in zayıf oldukları, Zevaid'de bildirilmiştir
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا الرَّبِيعُ بْنُ بَدْرٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، عَمْرِو بْنِ جَرَادٍ عَنْ أَبِي مُوسَى الأَشْعَرِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " اثْنَانِ، فَمَا فَوْقَهُمَا، جَمَاعَةٌ " .
Sahih
(Abdullah) bin Abbas (r.a.)'dan; şöyle demiştir: Ben bir gece teyzem Meymune (r.anha)'nın yanında (= odasında) yattım. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (bir süre yattıktan sonra) kalkıp gece namazını kılmaya başladı. Ben de Onun sol tarafında namaza durdum. Bunun üzerine O benim elimden tutup sağ tarafına (çekerek) durdurdu
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ أَبِي الشَّوَارِبِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ بْنُ زِيَادٍ، حَدَّثَنَا عَاصِمٌ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ بِتُّ عِنْدَ خَالَتِي مَيْمُونَةَ فَقَامَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يُصَلِّي مِنَ اللَّيْلِ فَقُمْتُ عَنْ يَسَارِهِ فَأَخَذَ بِيَدِي فَأَقَامَنِي عَنْ يَمِينِهِ .
Sahih
Cabir bin Abdillah (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir : Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), akşam namazını (n farzını) kılıyordu. Ben gelip O'nun solunda namaza durdum. O, beni (çekerek) sağ tarafına durdurdu." Not: Zevaid'de beyan edildiğine göre. bu hadisin senedindeki ravi Şürahbil zayıftır. Zayıflığını söyleyen bir kişi değildir. Hatta bazıları onu yalancılıkla itham etmişlerdir. Fakat İbn-i Hibban onu sika raviler arasında zikretmiş, kendi sahihinde bu hadisi Şürahbil tariki ile rivayet etmiştir. İbn-i Huzeyme de kendi sahih'inde bunu aynı tarik ile rivayet etmiştir HADİSİN FIKIH YÖNÜ : 1- İki kişi ile cemaat kurulur. 2- Birinci maddedeki hüküm farz namazı da kapsar. 3- Tek başına namaza duran yani imamlığa niyet etmemiş olan kimseye uymak caizdir. 4- Namaz içinde namazın gereği olan hareket, namazı bozmaz. 5- İmam'a uyan bir kişi ise imamın sağ tarafında durmalıdır. 6- İmama uyan tek kişi imam'ın sol tarafında durduğu takdirde imam onu sağ tarafına usulü dairesinde geçirmelidir
حَدَّثَنَا بَكْرُ بْنُ خَلَفٍ أَبُو بِشْرٍ، حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ الْحَنَفِيُّ، حَدَّثَنَا الضَّحَّاكُ بْنُ عُثْمَانَ، حَدَّثَنَا شُرَحْبِيلُ، قَالَ سَمِعْتُ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، يَقُولُ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يُصَلِّي الْمَغْرِبَ، فَجِئْتُ فَقُمْتُ عَنْ يَسَارِهِ، فَأَقَامَنِي عَنْ يَمِينِهِ .
Sahih
Enes (bin Malik) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir : Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), akrabasından bir kadına ve bana namaz kıldırdı. (Namaza durulacağı zaman) beni sağ tarafında durdurdu. Kadın da bizim arkamızda namaza durdu." Diğer tahric: Müslim, Ebu Davud, Nesai ve Beyhaki
حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْمُخْتَارِ، عَنْ مُوسَى بْنِ أَنَسٍ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ صَلَّى رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ بِامْرَأَةٍ مِنْ أَهْلِهِ، وَبِي، فَأَقَامَنِي عَنْ يَمِينِهِ وَصَلَّتِ الْمَرْأَةُ خَلْفَنَا .
Sahih
Ebu Mes'ud el-Ensari (r.a.)'den; şöyle demiştir: Namaz (a durduğumuz) da (Saffın düzgünlüğünü bilmek için) Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) omuzlarımıza ellerdi ve: «(Saflarda) karışık durmayınız ki kalbleriniz de karmakarışık olmasın. Sizden en akıllı olanlar (namazda) bana yakın dursun. Sonra (akıllılık bakımından) onlara yakın olanlar dursunlar. Daha sonra, oldukça onlara yakın olanlar dursun.» buyururdu. Diğer tahric: Müslim, Ebu Davıd. Tirmizi. Ahmed ve Nesai de bu hadisi az lafız farkıyla rivayet etmişlerdir
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، أَنْبَأَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ عُمَارَةَ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنْ أَبِي مَعْمَرٍ، عَنْ أَبِي مَسْعُودٍ الأَنْصَارِيِّ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَمْسَحُ مَنَاكِبَنَا فِي الصَّلاَةِ وَيَقُولُ " لاَ تَخْتَلِفُوا، فَتَخْتَلِفَ قُلُوبُكُمْ، لِيَلِيَنِي مِنْكُمْ أُولُو الأَحْلاَمِ وَالنُّهَى، ثُمَّ الَّذِينَ يَلُونَهُمْ، ثُمَّ الَّذِينَ يَلُونَهُمْ " .
Sahih
Enes (bin Malik) (r.a.)'den rivayet edildiğine güre şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), muhacirlerin ve Ensarın, (namaz hükümlerini) kendisinden almaları için (namazda) zatına yakın durmalarından hoşlanırdı." Not: Ravilerinin sika oldukları Zevaid'de bildirilmiştir. Diğer Tahric: Tirmizi bu hadisin rivayet olunduğunu söyleyerek yalnız metnini manayı etkiIemeyen az bir lafız farkı ile rivayet etmiştir. Camiü's-Sağir de beyan edildiğine göre Ahmed bin Hanbel ve Hakim de bu hadisi rivayet etmişlerdir
حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ الْجَهْضَمِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ، حَدَّثَنَا حُمَيْدٌ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ يُحِبُّ أَنْ يَلِيَهُ الْمُهَاجِرُونَ وَالأَنْصَارُ، لِيَأْخُذُوا عَنْهُ .
Sahih
Ebu Said(-i Hudri) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir ; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Ashabında bir gerileme (= Ön safta durmaktan kaçınma) gördü ve onlara: «İleri geliniz ve bana uyunuz. Sizden sonrakiler de size uysunlar. (Ön saftan) geri durmaya devam eden bir kavmi nihayet Allah geriletir.» Diğer tahric: Müslim, Ebu Davud, Nesai ve Beyhaki
حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي زَائِدَةَ، عَنْ أَبِي الأَشْهَبِ، عَنْ أَبِي نَضْرَةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ رَأَى فِي أَصْحَابِهِ تَأَخُّرًا فَقَالَ " تَقَدَّمُوا فَأْتَمُّوا بِي، وَلْيَأْتَمَّ بِكُمْ مَنْ بَعْدَكُمْ، لاَ يَزَالُ قَوْمٌ يَتَأَخَّرُونَ حَتَّى يُؤَخِّرَهُمُ اللَّهُ " .
Sahih
Malik bin el-Huveyris (r.a.)'den; şöyle söylemiştir: Ben bir arkadaşımla beraber Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına vardık. Geri dönmek istediğimiz zaman O, bize : «Namaz vakti olunca ezan okuyunuz, ikamet ediniz ve (yavaşça) büyük olanınız size namaz kıldırsın.» buyurdu. Diğer tahric: Buhari. Müslim. Tirmizi, Ebu Davud ve Beyhaki de bunu uzun ve kısa metin halinde rivayet etmişlerdir
حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ هِلاَلٍ الصَّوَّافُ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، عَنْ خَالِدٍ الْحَذَّاءِ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ مَالِكِ بْنِ الْحُوَيْرِثِ، قَالَ أَتَيْتُ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَنَا وَصَاحِبٌ لِي فَلَمَّا أَرَدْنَا الاِنْصِرَافَ قَالَ لَنَا " إِذَا حَضَرَتِ الصَّلاَةُ فَأَذِّنَا وَأَقِيمَا، وَلْيَؤُمَّكُمَا أَكْبَرُكُمَا " .
Sahih
Ebu Mes'ud (el-Bedri) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: «Allah'ın kitabını en çok bilen kişi kavmine imamlık eder. (etsin) Eğer onların Kur'an bilgisi eşit ise (Mekke'den Medine'ye) önce hicret eden imamlık etsin. Şayet hicretleri beraber ise yaşça büyük olanı imamlık etsin. Evinde ve hükmü altındaki yerde adama imamlık edilmesin. Oturması için evinde kendisine tahsis edilmiş olan yerinde de oturulmasın. Ancak onun izni ile (bu işler) olur.» Diğer tahric: Müslim, Ebu Davud, Ahmed ve İbn-i Hibban
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ رَجَاءٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَوْسَ بْنَ ضَمْعَجٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا مَسْعُودٍ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " يَؤُمُّ الْقَوْمَ أَقْرَؤُهُمْ لِكِتَابِ اللَّهِ، فَإِنْ كَانَتْ قِرَاءَتُهُمْ سَوَاءً، فَلْيَؤُمَّهُمْ أَقْدَمُهُمْ هِجْرَةً، فَإِنْ كَانَتِ الْهِجْرَةُ سَوَاءً، فَلْيَؤُمَّهُمْ أَكْبَرُهُمْ سِنًّا، وَلاَ يُؤَمَّ الرَّجُلُ فِي أَهْلِهِ وَلاَ فِي سُلْطَانِهِ، وَلاَ يُجْلَسْ عَلَى تَكْرِمَتِهِ فِي بَيْتِهِ، إِلاَّ بِإِذْنٍ، أَوْ بِإِذْنِهِ " .
Sahih
Ebu Hazm (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Sehl bin Sa'd-i Saidi (r.a.) kavminin gençlerini namaz kıldırmak için öne geçirirdi. Kendisine: İslamiyet'te yüce bir kıdemin bulunduğu halde sen (niçin böyle) yapıyorsun? (Kendin namaz kıldırmıyorsun) denildi. O şöyle dedi: Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken işittim : «İmam zamin (kefil)dir. Eğer namazı iyi kıldırırsa sevap hem onadır hem cemaatadır. Şayet fena kıldırırsa vebali onadır. Yani cemaata değildir.» Not: Zevaid'de: Bunun isnadında bulunan ravi Abdülhaınid'in zayıflığına alimler ittifak etmişlerdir, denmiştir
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ سُلَيْمَانَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْحَمِيدِ بْنُ سُلَيْمَانَ، أَخُو فُلَيْحٍ حَدَّثَنَا أَبُو حَازِمٍ، قَالَ كَانَ سَهْلُ بْنُ سَعْدٍ السَّاعِدِيُّ يُقَدِّمُ فِتْيَانَ قَوْمِهِ يُصَلُّونَ بِهِمْ فَقِيلَ لَهُ تَفْعَلُ وَلَكَ مِنَ الْقِدَمِ مَا لَكَ قَالَ إِنِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ " الإِمَامُ ضَامِنٌ، فَإِنْ أَحْسَنَ، فَلَهُ وَلَهُمْ، وَإِنْ أَسَاءَ - يَعْنِي - فَعَلَيْهِ وَلاَ عَلَيْهِمْ " .
Daif
Haraşa kardeşi Selamet binti'l-Hür (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir : Ben, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken işittim: «İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki ayakta bir saat bekliyecekler de onlara namaz kıldıracak bir imam bulamıyacaklardır.»
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ أُمِّ غُرَابٍ، عَنِ امْرَأَةٍ، يُقَالُ لَهَا عَقِيلَةُ عَنْ سَلاَمَةَ بِنْتِ الْحُرِّ، أُخْتِ خَرَشَةَ قَالَتْ سَمِعْتُ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ " يَأْتِي عَلَى النَّاسِ زَمَانٌ يَقُومُونَ سَاعَةً، لاَ يَجِدُونَ إِمَامًا يُصَلِّي بِهِمْ " .