Hadisler yükleniyor…
Hadisler yükleniyor…
Sünen-i İbn Mâce · 5. Bölüm
626 hadis, 21 sayfada. Arapça asılları ve Türkçe tercümeleriyle.
30 hadis14 dk okuma
Sahih
Aişe (r.anha)'dan; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), vitrin tek rek'atını kılardı. Sonra İki rek'atı kılardı. Bu iki rek'atın kıraatini oturarak ederdi. Kıraatten sonra rüku' etmek istediği zaman ayağa kalkar, sonra rüku'a varırdı. Not: Bunun isnadının sahih ve ricalinin sika oldukları Zevaid'de bildirilmiştir. AÇIKLAMA (1195 ve 1196): Bu babtaki iki hadisin Zevaid türünden olduğu Zevaid'de bildirilmiştir. Ancak ikinci hadisin benzeri Müslim, Ebu Davud ve, Nesai'de mevcuttur. Müslim'in rivayeti şöyledir: Aişe (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir : "Resulullah (s.a.v.) (gece) orıüç rck'at namaz kılardı (önce) sekiz rek'at kılardı. Sonra (tek rek'at) vitir kılardı. Sonra iki rek'atı oturarak kılardı. Bunda rüku etmek istediği zaman, ayağa kalktıktan sonra rüku ederdi. Sonra sabah namazının ezanı ile kameti arasında iki rek'at kılardı." EI-Menhel yazarı 'Gece namazı' babında rivayet olunan bu hadis bahsinde şöyle der:
حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الدِّمَشْقِيُّ، حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ عَبْدِ الْوَاحِدِ، حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، قَالَ حَدَّثَتْنِي عَائِشَةُ، قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يُوتِرُ بِوَاحِدَةٍ. ثُمَّ يَرْكَعُ رَكْعَتَيْنِ يَقْرَأُ فِيهِمَا وَهُوَ جَالِسٌ. فَإِذَا أَرَادَ أَنْ يَرْكَعَ، قَامَ فَرَكَعَ .
Sahih
Aişe (r.anha)'dan; şöyle demiştir: Ben, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i gecenin sonunda ancak yanımda yatmış olarak bulurdum. (Veya —Ona— rastlardım.) Ravi, Veki dediki: Yani vitr’den sonra
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ مِسْعَرٍ، وَسُفْيَانَ، عَنْ سَعْدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ مَا كُنْتُ أُلْفِي - أَوْ أَلْقَى - النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ مِنْ آخِرِ اللَّيْلِ إِلاَّ وَهُوَ نَائِمٌ عِنْدِي . قَالَ وَكِيعٌ تَعْنِي بَعْدَ الْوِتْرِ .
Hasan Sahih
Aişe (r.anha)'dan; şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sabah sünnetini kıldığı zaman sağ yanı üstünde yatardı. Bu Hadis'i: Buhari, Müslim ve Tirmizi benzer lafızlarla rivayet etmişlerdir. Tirmizi'nin rivayetinde "Nebi (s.a.v.)'in sabah sünnetini evinde kıldığı" kaydı da mevcuttur. AÇIKLAMA 1199’da
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ ابْنُ عُلَيَّةَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ إِسْحَاقَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ إِذَا صَلَّى رَكْعَتَىِ الْفَجْرِ اضْطَجَعَ عَلَى شِقِّهِ الأَيْمَنِ .
Hasan Sahih
Ebu Hureyre (r.a.)den; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sabah sünnetini kıldığı zaman (sağ) yanı üstünde yatardı. Bu Hadis'i: Ebu Davud, Tirmizi, Ahmed ve Beyhaki de benzer lafızlarla rivayet etmişlerdir AÇIKLAMA (1198 ve 1199): Tirmizi ve Ebu Davud'un rivayetleri kavli hadis mahiyetinde olup meali şöyledir: 'ResuluIlah (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki: "Sizden birisi sabah sünnetini kıldığı zaman sağ yanı üzerinde yatsın.... '' İbn-i Hazm, mealini hadisteki emri, vaciblik için yorumlamakla sabah sünnetinden sonraki yatışın vacip olduğunu söylemiştir. Cumhur, bu emri müstahablık için yorumlamıştır. Cumhur'un delili de Buhari, Müslim, Ebu Davud ve başkalarının rivayet ettiği Aişe (r.anha)'nın şu mealdeki hadisidir: "Nebi (SalIalIahu Aleyhi ve Sellem) sabah sünnetini kıldığı zaman eğer ben uykuda isem sağ yanı üzerinde yatardı. Şayet ben uyanık isem benimle konuşurdu." Bu hadisin zahirine göre Aişe (r.anha) uyanık olduğu zaman Nebi (s.a.v.) yatmazdı. Şu halde yatmak vacib değildir. EI-Menhel yazarı, sabah sünnetinden sonra yatmak hakkında alimlerin ihtilaf ettiklerini söyleyerek, bu husustaki görüşleri şöyle nakleder: 1- Sabah sünnetinden sonra sağ yanı üzerinde yatmak sünnettir. Ebu Musa El-Eş'ari, Rafi' bin Hadic, Enes, Ebu Hureyre ve başka sahabiler (r.anhum) ile İbn-i Sirin, Said bin El-Müseyyeb, Urve bin Zübeyr ve başka tabiinin kavli budur. Şafii ve Ahmed de böyle hükmetmişlerdir .. 2- Vacibtir. Bu kavlin sahibi İbn-i Hazm'dır. 3- Abdullah bin Mes'ud ve İbn-i Ömer (r.a.)'e göre bid'attır. Tabiilerden Esved bin Yezid, İbrahim Nehai ve Said bin Cübeyr'in bunu mekruh gördükleri rivayet olunmuştur. Malik ve Cumhur'un da bunu mekruh saydıklarını Kadı iyaz nakletmiştir. Bunlara göre Nebi (s.a.v.)'in yatışı, yorgunluk nedeniyledir. 4- Gece namazına kalkan kimsenin dinlenmesi için yatması müstahabtır. Gece namazına kalkmamış olan için meşru değildir. İbnü'l-Arabi bunu seçmiştir. 5- Sabah sünnetini evinde kılan kimse için evinde yatması müstahabtır. Mescidde bunu yapmak müstahab değildir. Selef alimlerinin bir kısmı bununla hükmetmiştir. İbn-i Ömer (r.a.)'in de böyle dediği rivayet olunmuştur. Nebi (s.a.v.)'in mescidde böyle yaptığına dair her hangi bir rivayetin olmaması, bu görüşü te'yid eder. Bunun içindir ki İbn-i Ömer (r.a.), mescidde böyle yapmayı yasaklıyarak: Bu, bid'attır demiştir. Eğer Nebi (s.a.v.) mescidde böyle yapsaydı İbn-i Ömer (r.a.) ve İbn-i Mes'ud (r.a.) gibi zatların bundan haberdar olmamaları akıldan uzaktır. Zaten bilindiği gibi Nebi (s.a.v.), sünnetleri evde kılardı. Bu yatış, sabah sünnetinden hemen sonra olduğu için evde yapılırdı
حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ هِشَامٍ، حَدَّثَنَا النَّضْرُ بْنُ شُمَيْلٍ، أَنْبَأَنَا شُعْبَةُ، حَدَّثَنِي سُهَيْلُ بْنُ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ إِذَا صَلَّى رَكْعَتَىِ الْفَجْرِ اضْطَجَعَ .
Sahih
Said bin Yesar (r.a.)'den; şöyle demiştir: (Mekke'ye yapılan bir yolculukta) ben (Abdullah) bin Ömer (r.a.)'ın beraberinde idim. (Gece sonuna doğru) geride kalarak vitrimi kıldım. Sonra (Ona yetişince) niçin geri kaldın? diye sordu. Ben: Vitir namazını kıldım, diye cevap verince kendisi; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), senin için bir güzel örnek değil mi? dedi. Ben: Evet (güzel örnektir.) dedim. Kendisi: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), devesi üstünde vitir kılardı, dedi
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ سِنَانٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، عَنْ مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ، عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ عُمَرَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ يَسَارٍ، قَالَ كُنْتُ مَعَ ابْنِ عُمَرَ فَتَخَلَّفْتُ فَأَوْتَرْتُ فَقَالَ مَا خَلَفَكَ قُلْتُ أَوْتَرْتُ . فَقَالَ أَمَا لَكَ فِي رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ قُلْتُ بَلَى . قَالَ فَإِنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يُوتِرُ عَلَى بَعِيرِهِ .
Sahih
(Abdullah) bin Abbas (r.a.)'dan; şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) vitir namazını devesi üstünde kılardı. Not: İsnadındaki Abbad bin Mansur'un zayıflığı Zevaid'de bildirilmiştir
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَزِيدَ الأَسْفَاطِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، حَدَّثَنَا عَبَّادُ بْنُ مَنْصُورٍ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يُوتِرُ عَلَى رَاحِلَتِهِ .
Hasan Sahih
“... Câbir bin Abdillâh (radıyallahü anhümâ)'dan; Şöyle demiştir : (sallallahü aleyhi ve sellem) Ebû Bekir (radıyallahü anh)'a: vitrini ne zaman kılarsın?) diye sordu. Ebû Bekir (radıyallahü anh) : Yatsıdan sonra, gecenin evvelinde diye cevap verdi. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) : Yâ Ömer! (ne zaman kılarsın?) diye sordu. Ömer (radıyallahü anh) : Gecenin sonunda, diye cevap verdi. Bunun üzerine Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: Ebâ Bekir! Sen mazbut (ihtiyatlı) olanı tutmuşsun. Yâ Ömer! Sen de kuvvet (yolunu) tutmuşsun. ) ... İbn-i Ömer (radıyallahü anhümâ)'dan rivâyet edildiğine göre; Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), Ebû Bekir (radıyallahü anh)'a şöyle buyurdu, demiş ve bunun mislini anlatmıştır
حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، سُلَيْمَانُ بْنُ تَوْبَةَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَبِي بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا زَائِدَةُ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ عَقِيلٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ لأَبِي بَكْرٍ " أَىَّ حِينٍ تُوتِرُ " قَالَ أَوَّلَ اللَّيْلِ بَعْدَ الْعَتَمَةِ . قَالَ " فَأَنْتَ يَا عُمَرُ " . فَقَالَ آخِرَ اللَّيْلِ . فَقَالَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " أَمَّا أَنْتَ يَا أَبَا بَكْرٍ فَأَخَذْتَ بِالْوُثْقَى وَأَمَّا أَنْتَ يَا عُمَرُ فَأَخَذْتَ بِالْقُوَّةِ " . حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، سُلَيْمَانُ بْنُ تَوْبَةَ أَنْبَأَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبَّادٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سُلَيْمٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ لأَبِي بَكْرٍ . فَذَكَرَ نَحْوَهُ .
Sahih
Abdullah (bin Mes'ud) (r.a.)'den; şöyle söylemiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namaz kıldırdı. Ya fazla yaptı, ya eksik yaptı. (Ravi İbrahim: Bu tereddüt bendendir, demiştir.) Bunun üzerine: — Ya Resulallah! Namaza bir şey mi ilave edildi? denildi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ben ancak bir insanım. Siz unuttuğunuz gibi ben de unuturum. Biriniz unuttuğu vakit, oturduğu halde iki secde yapıversin» buyurdu. Sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kıble ye dönerek iki secde etti. Diğer tahric: Müslim, Ebu Davud, Nesai ve Ahmed AÇIKLAMA 1204’te:
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَامِرِ بْنِ زُرَارَةَ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَلْقَمَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ صَلَّى رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَزَادَ أَوْ نَقَصَ - قَالَ إِبْرَاهِيمُ وَالْوَهْمُ مِنِّي - فَقِيلَ لَهُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَزِيدَ فِي الصَّلاَةِ شَىْءٌ قَالَ " إِنَّمَا أَنَا بَشَرٌ. أَنْسَى كَمَا تَنْسَوْنَ. فَإِذَا نَسِيَ أَحَدُكُمْ فَلْيَسْجُدْ سَجْدَتَيْنِ وَهُوَ جَالِسٌ " . ثُمَّ تَحَوَّلَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَسَجَدَ سَجْدَتَيْنِ .
Sahih
İyaz (r.a.)'den rivayet edildiğine göre, kendisi Ebu Said-i Hudri (r.a.)'e : Birimiz namaz kılıyor da kaç rek'at kıldığını bilemiyor, diyerek soru sormuş. Ebu Said-i Hudri (r.a.) de: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Sizden birisi namaz kılacağı zaman kaç rek'at kıldığını bilemezse, (kesin bildiği rek'at sayısına göre namazını tamamlasın ve selam'dan önce) oturduğu halde iki secde etsin.» Diğer tahric: Müslim, Ebu Davud, Tirmizi ve Ahmed
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ ابْنُ عُلَيَّةَ، عَنْ هِشَامٍ، حَدَّثَنِي يَحْيَى، حَدَّثَنِي عِيَاضٌ، أَنَّهُ سَأَلَ أَبَا سَعِيدٍ الْخُدْرِيَّ فَقَالَ أَحَدُنَا يُصَلِّي فَلاَ يَدْرِي كَمْ صَلَّى . فَقَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " إِذَا صَلَّى أَحَدُكُمْ فَلَمْ يَدْرِ كَمْ صَلَّى، فَلْيَسْجُدْ سَجْدَتَيْنِ وَهُوَ جَالِسٌ " .
Sahih
Abdullah (bin Mes'ud) (r.a.)'den; şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), bize öğle namazını beş rek'at olarak kıldırdı. Selam verince kendisine: — Namaz (rek'atlerın) da ilave mi yapıldı? denildi. Efendimiz: «Ne o ?» diye sordu. Kendisine durum anlatıldı. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bacağını bükerek (secdeye hazırlandı), iki secde etti. Diğer tahric: Buhari, Müslim, Tirmizi, Nesai, Ebu Davud ve Ahmed
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ خَلاَّدٍ قَالاَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ شُعْبَةَ، حَدَّثَنِي الْحَكَمُ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَلْقَمَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ: صَلَّى النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ الظُّهْرَ خَمْسًا. فَقِيلَ لَهُ: أَزِيدَ فِي الصَّلاَةِ؟ قَالَ " وَمَا ذَاكَ؟ " . فَقِيلَ لَهُ . فَثَنَى رِجْلَهُ، فَسَجَدَ سَجْدَتَيْنِ .
Sahih
(Abdullah) bin Buhayne (r.a.)'den: şöyle demiştir : Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (bize) bir namaz kıldırdı. Zannımca öğle namazıydı. İkinci rek'atte olunca (teşehhüde) oturmadan ayağa kalktı. Sonra selam vermeden önce iki secde etti. AÇIKLAMA 1206’da
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ، وَأَبُو بَكْرٍ ابْنَا أَبِي شَيْبَةَ وَهِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ قَالُوا حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنِ ابْنِ بُحَيْنَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ صَلَّى صَلاَةً أَظُنُّ أَنَّهَا الظُّهْرُ (العَصْرُ) فَلَمَّا كَانَ فِي الثَّانِيَةِ قَامَ قَبْلَ أَنْ يَجْلِسَ فَلَمَّا كَانَ قَبْلَ أَنْ يُسَلِّمَ سَجَدَ سَجْدَتَيْنِ .
Sahih
(Abdullah) bin Buhayne (r.a.)'den; şöyle demiştir : Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) öğle namazının ikinci rek'atinde oturmayı unutarak ayağa kalktı. Namazını bitirip selam vereceği zaman iki sehiv secdesi yaptı ve selam verdi. AÇIKLAMA (1206 ve 1207): Kütüb-i Sitte sahipleri ve Beyhaki, İbn-i Buhayne (r.a.)'in hadisini az lafız farkıyla rivayet etmişlerdir. Bütün rivayetlerden çıkarılan sonuç şudur: Nebi (s.a.v.) bir öğle farzının ikinci rek'atinden sonra teşehhüde oturmadan ayağa kalkmış ve namazını . tamamlayarak selam'dan önce sehiv için iki secde yapmış, sonra selam vermiştir. Hadis, namazdaki eksiklik sebebiyle selam'dan önce secde edilir, diyenler için delildir. Ayrıca ilk teşehhüd ve onun için oturuşun, namaz'ın farzlarından olmadığına delalet eder. Çünkü eğer bunlar farz olsaydı, diğer farzlar gibi sehiv secdesiyle tamir edilemezdi. Sahabilerle tabiilerin cumhuru, Ebu Hanife, Malik ve Şafii böyle demişlerdir. Ahmed ve Zahiriye mezhebi mensupları: Bunlar namazm vaciblerindendir. Sehiv secdesi ile tamir edilir, demişlerdir. Tirmizi ve Buhari'nin rivayetinde 'cemaatın da Nebi (s.a.v.) ile beraber bu iki secdeyi yaptıkları' ilavesi vardır
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، وَابْنُ، فُضَيْلٍ وَيَزِيدُ بْنُ هَارُونَ ح وَحَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو خَالِدٍ الأَحْمَرُ، وَيَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، وَأَبُو مُعَاوِيَةَ كُلُّهُمْ عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الأَعْرَجِ، أَنَّ ابْنَ بُحَيْنَةَ، أَخْبَرَهُ أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَامَ فِي ثِنْتَيْنِ مِنَ الظُّهْرِ نَسِيَ الْجُلُوسَ حَتَّى إِذَا فَرَغَ مِنْ صَلاَتِهِ إِلاَّ أَنْ يُسَلِّمَ سَجَدَ سَجْدَتَىِ السَّهْوِ وَسَلَّمَ .
Sahih
El-Muğire bin Şu'be (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Seliem) şöyle buyurdu, demiştir: «Biriniz (ilk teşehhüde oturmadan) ikinci rek'atten (üçüncü rek'ate) kalktığı zaman tam doğrulmadan (farkına varırsa) hemen oturuversin. Ve tam doğrulunca (farkına varırsa) artık oturmasın. (Namazın sonunda) sehvin iki secdesini yapsın.» Diğer tahric: Ebu Davud, Ahmed, Beyhaki, Tahavi ve Darekutni de bu hadisi benzer cümlelerle rivayet etmişlerdir
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ جَابِرٍ، عَنِ الْمُغِيرَةِ بْنِ شُبَيْلٍ، عَنْ قَيْسِ بْنِ أَبِي حَازِمٍ، عَنِ الْمُغِيرَةِ بْنِ شُعْبَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " إِذَا قَامَ أَحَدُكُمْ مِنَ الرَّكْعَتَيْنِ فَلَمْ يَسْتَتِمَّ قَائِمًا فَلْيَجْلِسْ فَإِذَا اسْتَتَمَّ قَائِمًا فَلاَ يَجْلِسْ وَيَسْجُدْ سَجْدَتَىِ السَّهْوِ " .
Sahih
Abdurrahman bin Avf (r.a.)'den rivayet edildiğine göre kendisi: Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den şöyle buyururken işittim, demiştir: «Biriniz (namaz kılarken) bir (rek'at mi) iki rek'at mi) üç (rek*at mi kıldığın) da şek edince kıldığını İki rek'at saysın. Ve üç (rek'at mi) dört (rek'at mi kıldığın) da şek ettiği zaman onu üç rek'at saysın. Sonra (bütün bu hallerde) namazından kalan (rek'atler)ı tamamlasın. Ta ki fazla kıldığında şüphesi olsun. Sonra selam vermeden önce oturduğu yerde iki secde etsin.» Diğer tahric: Tirmizi ve Ahmed bin Hanbel Müsned AÇIKLAMA 1210’da
حَدَّثَنَا أَبُو يُوسُفَ الرَّقِّيُّ، مُحَمَّدُ بْنُ أَحْمَدَ الصَّيْدَلاَنِيُّ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ، عَنْ مَكْحُولٍ، عَنْ كُرَيْبٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ " إِذَا شَكَّ أَحَدُكُمْ فِي الثِّنْتَيْنِ وَالْوَاحِدَةِ فَلْيَجْعَلْهَا وَاحِدَةً وَإِذَا شَكَّ فِي الثِّنْتَيْنِ وَالثَّلاَثِ فَلْيَجْعَلْهَا ثِنْتَيْنِ وَإِذَا شَكَّ فِي الثَّلاَثِ وَالأَرْبَعِ فَلْيَجْعَلْهَا ثَلاَثًا ثُمَّ لْيُتِمَّ مَا بَقِيَ مِنْ صَلاَتِهِ حَتَّى يَكُونَ الْوَهْمُ فِي الزِّيَادَةِ ثُمَّ يَسْجُدْ سَجْدَتَيْنِ وَهُوَ جَالِسٌ قَبْلَ أَنْ يُسَلِّمَ " .
Hasan Sahih
Ebu Said-i Hudri (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Biriniz namazının rek'atlerinde şek ettiği zaman şekki atsın ve şüphesiz bildiği (rek'atleri)ne bina etsin. (Rek'atlerin) tamam olduğuna inandığı zaman (selamdan önce) iki secde etsin. Eğer namazı tam idiyse (fazla) (iki sehiv secdesi ile beraber) bir nafile olur. Eğer namazı noksan idiyse o rek'at, namazını tamamlamak için olmuş olur. Ve namaz sonunda yaptığı iki (sehiv) secdesi de şeytan burnunun toprağa sürünmesi için olmuş olur.» Diğer tahric: Müslim, Ahmed, İbn-i Hibban, Hakim, Beyhaki ve Darekutni
حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا أَبُو خَالِدٍ الأَحْمَرُ، عَنِ ابْنِ عَجْلاَنَ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " إِذَا شَكَّ أَحَدُكُمْ فِي صَلاَتِهِ فَلْيُلْغِ الشَّكَّ وَلْيَبْنِ عَلَى الْيَقِينِ فَإِذَا اسْتَيْقَنَ التَّمَامَ سَجَدَ سَجْدَتَيْنِ فَإِنْ كَانَتْ صَلاَتُهُ تَامَّةً كَانَتِ الرَّكْعَةُ نَافِلَةً وَإِنْ كَانَتْ نَاقِصَةً كَانَتِ الرَّكْعَةُ لِتَمَامِ صَلاَتِهِ وَكَانَتِ السَّجْدَتَانِ رَغْمَ أَنْفِ الشَّيْطَانِ " .
Sahih
Abdullah bin .Mes'ud (r.a.)'den: şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (bize) bir namaz kıldırdı. Fazla mı kıldı, eksik mi kıldı bilemiyeceğim. Efendimiz, namazdan sonra (durumu bize) sordu. Biz O'na (durumu) anlattık. Bunun üzerine Efendimiz bacağını büktü ve kıble'ye dönerek iki secde etti. Sonra selam verdi. Selamdan sonra yüzünü bize çevirerek : «Eğer namaz hakkında yeni bir şey olsaydı ben size onu haber verirdim. Ben de ancak bir insanım sizin gibi unuturum. Bunun için ben unuttuğum zaman bana hatırlatınız. Ve hanginiz namaz (rek'atlerin)da şek ederse doğruya en yakın olanı taharri etsin (araştırsın) de namazını onun üzerine tamamlasın. Selam versin ve iki defa secde etsin» buyurdu." Diğer tahric: Buhari, Müslim, Nesai ve Ahmed
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ مَنْصُورٍ، قَالَ شُعْبَةُ كَتَبَ إِلَىَّ وَقَرَأْتُهُ عَلَيْهِ قَالَ أَخْبَرَنِي إِبْرَاهِيمُ عَنْ عَلْقَمَةَ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ قَالَ صَلَّى رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ صَلاَةً لاَ يَدْرِي أَزَادَ أَوْ نَقَصَ . فَسَأَلَ فَحَدَّثْنَاهُ فَثَنَى رِجْلَهُ وَاسْتَقْبَلَ الْقِبْلَةَ وَسَجَدَ سَجْدَتَيْنِ ثُمَّ سَلَّمَ ثُمَّ أَقْبَلَ عَلَيْنَا بِوَجْهِهِ فَقَالَ " لَوْ حَدَثَ فِي الصَّلاَةِ شَىْءٌ لأَنْبَأْتُكُمُوهُ وَإِنَّمَا أَنَا بَشَرٌ أَنْسَى كَمَا تَنْسَوْنَ فَإِذَا نَسِيتُ فَذَكِّرُونِي وَأَيُّكُمْ مَا شَكَّ فِي الصَّلاَةِ فَلْيَتَحَرَّ أَقْرَبَ ذَلِكَ مِنَ الصَّوَابِ فَيُتِمَّ عَلَيْهِ وَيُسَلِّمَ وَيَسْجُدَ سَجْدَتَيْنِ " .
Sahih
Abdullah bin Mes'ud (r.a.)'den; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur : «Biriniz namaz rek'atleri sayısında şek ettiği zaman doğruyu taharri etsin, sonra iki secde etsin.» Tanefasi; Asıl olan budur. Bunu reddetmeye kimsenin gücü yetmez, demiştir
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ مِسْعَرٍ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَلْقَمَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " إِذَا شَكَّ أَحَدُكُمْ فِي الصَّلاَةِ فَلْيَتَحَرَّ الصَّوَابَ ثُمَّ يَسْجُدْ سَجْدَتَيْنِ " . قَالَ الطَّنَافِسِيُّ هَذَا الأَصْلُ وَلاَ يَقْدِرُ أَحَدٌ يَرُدُّهُ .
Sahih
(Abdullah) bin Ömer (r.a.)'dan: şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), (öğle veya ikindi namazında) iki rek'atte(n sonra) unutarak selam verdi. Zülyedeyn denilen bir adam. Efendimize: — Ya Resulallah! Namaz kısaldı mı, yoksa unuttun mu? diye sordu. Efendimiz: — «Ne namaz kısaldı, ne de ben unuttum.» buyurdu. Zülyedeyn: Efendimize : — O halde (arzedeyim): Sen iki rek'at namaz kıldın!, dedi. Efendimiz, (bu kere orada bulunanlara) : — «Zülyedeynin dediği gibi midir?» diye sordu. (Sahabiler:) — Evet diye cevap verdiler. Bunun üzeıine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) öne geçerek iki rek'at (daha) kıldırdı. Sonra sehvin iki secdesini etti. Diğer tahric: Ebu Davud AÇIKLAMA 1213’te
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، وَأَبُو كُرَيْبٍ وَأَحْمَدُ بْنُ سِنَانٍ قَالُوا حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ سَهَا فَسَلَّمَ فِي الرَّكْعَتَيْنِ . فَقَالَ لَهُ رَجُلٌ يُقَالُ لَهُ ذُو الْيَدَيْنِ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَقَصُرَتِ الصَّلاَةُ أَمْ نَسِيتَ؟ قَالَ " مَا قَصُرَتْ وَمَا نَسِيتُ " . قَالَ إِنَّكَ صَلَّيْتَ رَكْعَتَيْنِ . قَالَ " أَكَمَا يَقُولُ ذُو الْيَدَيْنِ؟ " . قَالُوا نَعَمْ . فَتَقَدَّمَ فَصَلَّى رَكْعَتَيْنِ. ثُمَّ سَلَّمَ ثُمَّ سَجَدَ سَجْدَتَىِ السَّهْوِ .
Sahih
İbn-i Sirin (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Ebu Hureyre (r.a.) şöyle demiştir : Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (bir defa) bize öğle ve ikindi namazlarından birisini iki rek'at olarak kıldırıp selam verdi. Sonra mescidin içinde bulunan ve (hutbe okunurken) dayandığı hurma kütüğüne doğru kalkıp ona dayandı. Cemaatın acele edenleri: Namaz kısaldı dedikleri halde mescidden çıktılar. Cemaatin içinde Ebu Bekir (r.a.) ile Ömer (r.a.) de vardı. Bu iki zat. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e birşey söylemekten çekindiler. Cemaat arasında Zulyedeyn ismi verilen elleri uzun bir adam da bulunuyordu. Bu adam: — Ya Resulallah! Namaz kısaldı mı? Yoksa sen unuttun mu diye sordu. Bunun Üzerine Efendimiz: — «Namaz kısalmadı, ben de unutmadım» diye cevap buyurdu. Zulyedeyn (r.a.) : — Şüphesiz sen ancak iki rek'at kıldın, dedi. (Bu defa) Efendimiz : — «Zülyedeyn'in dediği gibi midir?» diye (oradakilere) sordu. (Onlar:) — Evet, dediler, Ebu Hureyre (r.a.) demiştir ki i Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namaza kalktı. İki rek'at daha kıldı, sonra selam verdi, sonra iki secde etti, sonra selam verdi. Diğer tahric: Tirmizi dışındaki diğer Kütüb-i Sitte sahipleri, Malik, Darekutni ve İbn-i Hibban
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنِ ابْنِ عَوْنٍ، عَنِ ابْنِ سِيرِينَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ صَلَّى بِنَا رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ إِحْدَى صَلاَتَىِ الْعَشِيِّ رَكْعَتَيْنِ ثُمَّ سَلَّمَ ثُمَّ قَامَ إِلَى خَشَبَةٍ كَانَتْ فِي الْمَسْجِدِ يَسْتَنِدُ إِلَيْهَا فَخَرَجَ سَرَعَانُ النَّاسِ يَقُولُونَ قَصُرَتِ الصَّلاَةُ . وَفِي الْقَوْمِ أَبُو بَكْرٍ وَعُمَرُ فَهَابَاهُ أَنْ يَقُولاَ لَهُ شَيْئًا وَفِي الْقَوْمِ رَجُلٌ طَوِيلُ الْيَدَيْنِ يُسَمَّى ذَا الْيَدَيْنِ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَقَصُرَتِ الصَّلاَةُ أَمْ نَسِيتَ؟ فَقَالَ " لَمْ تَقْصُرْ وَلَمْ أَنْسَ " . قَالَ فَإِنَّمَا صَلَّيْتَ رَكْعَتَيْنِ . فَقَالَ " أَكَمَا يَقُولُ ذُو الْيَدَيْنِ؟ " . قَالُوا نَعَمْ . قَالَ فَقَامَ فَصَلَّى رَكْعَتَيْنِ ثُمَّ سَلَّمَ ثُمَّ سَجَدَ سَجْدَتَيْنِ ثُمَّ سَلَّمَ .
Sahih
İmran bin el-Husayn (r.a.)'den; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (birgün) ikindi farzının Üç rek'atinde selam verdi. Sonra kalkıp evine girdikten sonra elleri uzun bir adam olan el-Hırbak ayağa kalkarak: Ya Resulallah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)! namaz kısaldı mı? diye seslendi. Bunun üzerine Efendimiz hiddetli ve izarını sürükleyerek hemen çıkıverdi de (ne olduğunu) sordu. (Durum) anlatılınca, efendimiz, terk etmiş olduğu o rek'atı kıldı. Sonra selam verdi. Sonra İki secde etti. Sonra selam verdi. Diğer tahric: Müslim, Ebu Davud, Nesai, Tirmizi ve Ahmed
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَأَحْمَدُ بْنُ ثَابِتٍ الْجَحْدَرِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ، حَدَّثَنَا خَالِدٌ الْحَذَّاءُ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَبِي الْمُهَلَّبِ، عَنْ عِمْرَانَ بْنِ الْحُصَيْنِ، قَالَ سَلَّمَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فِي ثَلاَثِ رَكَعَاتٍ مِنَ الْعَصْرِ ثُمَّ قَامَ فَدَخَلَ الْحُجْرَةَ فَقَامَ الْخِرْبَاقُ رَجُلٌ بَسِيطُ الْيَدَيْنِ فَنَادَى يَا رَسُولَ اللَّهِ أَقَصُرَتِ الصَّلاَةُ؟ فَخَرَجَ مُغْضَبًا يَجُرُّ إِزَارَهُ. فَسَأَلَ، فَأُخْبِرَ. فَصَلَّى تِلْكَ الرَّكْعَةَ الَّتِي كَانَ تَرَكَ. ثُمَّ سَلَّمَ. ثُمَّ سَجَدَ سَجْدَتَيْنِ. ثُمَّ سَلَّمَ .
Hasan Sahih
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur : «Şüphesiz, şeytan birinize namaz esnasında gelerek, kendisi ile kalbi arasına girer (—namazını karıştırır.) Hatta (biriniz) fazla veya noksan kıldığını bilemez. Artık bu hal olacağı zaman selam vermeden önce iki secde ediversin. Sonra selam versin.»
حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ وَكِيعٍ، حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ إِسْحَاقَ، حَدَّثَنِي الزُّهْرِيُّ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " إِنَّ الشَّيْطَانَ يَأْتِي أَحَدَكُمْ فِي صَلاَتِهِ، فَيَدْخُلُ بَيْنَهُ وَبَيْنَ نَفْسِهِ حَتَّى لاَ يَدْرِي زَادَ أَوْ نَقَصَ. فَإِذَا كَانَ ذَلِكَ، فَلْيَسْجُدْ سَجْدَتَيْنِ قَبْلَ أَنْ يُسَلِّمَ. ثُمَّ يُسَلِّمْ " .
Hasan Sahih
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur : «Şüphesiz şeytan ademoğlu ile kalbi arasına girer. (Maksadından uzaklaştırır.) Artık, kaç rek'at kıldığını bilemez. Bu hal adam'ın başına geleceği zaman selam vermeden önce iki secde etsin.»
حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ وَكِيعٍ، حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ إِسْحَاقَ، أَخْبَرَنِي سَلَمَةُ بْنُ صَفْوَانَ بْنِ سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " إِنَّ الشَّيْطَانَ يَدْخُلُ بَيْنَ ابْنِ آدَمَ وَبَيْنَ نَفْسِهِ فَلاَ يَدْرِي كَمْ صَلَّى فَإِذَا وَجَدَ ذَلِكَ فَلْيَسْجُدْ سَجْدَتَيْنِ قَبْلَ أَنْ يُسَلِّمَ " .
Sahih
Alkame (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: (Abdullah) bin Mes'ud (r.a.), sehiv secdelerini selamdan sonra yapmış ve Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in öyle yaptığını anlatmıştır. AÇIKLAMA 1219’da
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ خَلاَّدٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَلْقَمَةَ، أَنَّ ابْنَ مَسْعُودٍ، سَجَدَ سَجْدَتَىِ السَّهْوِ بَعْدَ السَّلاَمِ وَذَكَرَ أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَعَلَ ذَلِكَ .
Hasan
Sevban (r.a.)'den rivayet edildiğine göre kendisi: Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den işittim, şöyle buyurdu, demiştir: «Her sehiv için selamdan sonra iki secde vardır.»
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، وَعُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَة��، قَالاَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَيَّاشٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُبَيْدٍ، عَنْ زُهَيْرِ بْنِ سَالِمٍ الْعَنْسِيِّ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ جُبَيْرِ بْنِ نُفَيْرٍ، عَنْ ثَوْبَانَ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ " فِي كُلِّ سَهْوٍ سَجْدَتَانِ بَعْدَ مَا يُسَلِّمُ " .
Hasan Sahih
Ebu Hureyre (r.a.)'den; şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (bir defa) namaza geldi. İftitah tekbirini aldıktan sonra cemaata (vaziyetlerini bozmadan yerlerinde beklemeleri için mübarek eli ile işaret etti. Bunun üzerine cemaat durup bekledi. O, da gidip boy abdestini aldıktan sonra (mubarek) başından su damladığı halde (gelip) cemaata namaz kıldırdı. Namaz'dan dönüp gidince cemaata : «Ben (evden) yanınıza cünüp olarak geldim ve namaza girinceye kadar (durumu) hatırlamadım.» buyurdu. Not: Zevaid'de: Ravi Usame bin Zeyd, zayıf olduğundan bunun senedi zayıftır. Darekutni de, süneninde bunu Usame bin Zeyd yoluyla rivayet etmiştir, denilmiştir
حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ حُمَيْدِ بْنِ كَاسِبٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى التَّيْمِيُّ، عَنْ أُسَامَةَ بْنِ زَيْدٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ يَزِيدَ، مَوْلَى الأَسْوَدِ بْنِ سُفْيَانَ عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ ثَوْبَانَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ خَرَجَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ إِلَى الصَّلاَةِ وَكَبَّرَ ثُمَّ أَشَارَ إِلَيْهِمْ فَمَكَثُوا ثُمَّ انْطَلَقَ فَاغْتَسَلَ وَكَانَ رَأْسُهُ يَقْطُرُ مَاءً فَصَلَّى بِهِمْ فَلَمَّا انْصَرَفَ قَالَ " إِنِّي خَرَجْتُ إِلَيْكُمْ جُنُبًا. وَإِنِّي نَسِيتُ حَتَّى قُمْتُ فِي الصَّلاَةِ " .
Daif
Aişe (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : «Namaz içinde iken bulantısız kusma, burun kanaması, bulantılı kusma ve mezi çıkması hallerinden birisi kimin başına gelirse hemen dönüp abdest alsın. Sonra (gelip) namazının üzerine bina etsin (kalan kısmını tamamlasın) ve bu esnada hiç konuşmasın.» Not: Zevaid'de: Bunun senedinde bulunan İsmail bin Ayyaş, bwıu hicazlı (İbn-i Cüreyc)den rivayet etmiştir. Hicazlılardan olan rivayeti zayıftır. diye bilgi verilmiştir
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا الْهَيْثَمُ بْنُ خَارِجَةَ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَيَّاشٍ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، عَنِ ابْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " مَنْ أَصَابَهُ قَىْءٌ أَوْ رُعَافٌ أَوْ قَلَسٌ أَوْ مَذْىٌ، فَلْيَنْصَرِفْ، فَلْيَتَوَضَّأْ. ثُمَّ لْيَبْنِ عَلَى صَلاَتِهِ، وَهُوَ فِي ذَلِكَ لاَ يَتَكَلَّمُ " .
Sahih
“... Aîşe (radıyallahü anhâ)’dım rivâyet edildiğine göre: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: namaz kılarken abdesti bozulunca elile burnunu tutsun sonra ayrılıp gitsin. ) ... ..... Senedi ile Âişe (radıyallahü anhâ) bunun mislini Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’den rivâyet etmiştir
حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ شَبَّةَ بْنِ عَبِيدَةَ بْنِ زَيْدٍ، حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ عَلِيٍّ الْمُقَدَّمِيُّ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " إِذَا صَلَّى أَحَدُكُمْ فَأَحْدَثَ، فَلْيُمْسِكْ عَلَى أَنْفِهِ، ثُمَّ لْيَنْصَرِفْ " . حَدَّثَنَا حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ قَيْسٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ نَحْوَهُ .
Sahih
İmran bin Husayn (r.a.)'dan: şöyle demiştir : Ben basur hastalığına mübtela idim. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e namazı (nasıl kılacağımı) sordum. Buyurdu ki: «Ayakta kıl. gücün yetmezse oturarak, buna da gücün yetmezse yan yatarak kı!.» Diğer tahric: Bu Hadis’i Müslim'den başka Kütüb-i Sitte'nin hepsinde rivayet edilmiştir
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ طَهْمَانَ، عَنْ حُسَيْنٍ الْمُعَلِّمِ، عَنِ ابْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ، قَالَ كَانَ بِي النَّاصُورُ فَسَأَلْتُ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَنِ الصَّلاَةِ فَقَالَ " صَلِّ قَائِمًا. فَإِنْ لَمْ تَسْتَطِعْ فَقَاعِدًا. فَإِنْ لَمْ تَسْتَطِعْ، فَعَلَى جَنْبٍ " .
Daif
Vail bin Hucr (r.a.)'den, şöyle demiştir: Ben Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i hastalığında oturduğu yerde sağ yana eğilmiş vaziyette namaz kılarken gördüm. Not: Bunun senedindeki ravi Cabir el-Ca'fi'nin itham edilmiş bir kimse olduğu Zevaid'de belirtilmiştir
حَدَّثَنَا عَبْدُ الْحَمِيدِ بْنُ بَيَانٍ الْوَاسِطِيُّ، حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ الأَزْرَقُ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ جَابِرٍ، عَنْ أَبِي حَرِيزٍ، عَنْ وَائِلِ بْنِ حُجْرٍ، قَالَ رَأَيْتُ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ صَلَّى جَالِسًا عَلَى يَمِينِهِ وَهُوَ وَجِعٌ .
Sahih
Ünımü Seleme (r.a.)'dan; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in mübarek ruhunu kabzeden (Allah) a yemin ederim ki Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), vefatına doğru kıldığı namazların ekserisini oturarak kılardı. Ve kendisince en sevimli amel, az bile olsa kulun devamlı işlediği salih amel idi. Bu Hadis’i Nesai’de tahric etti
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، قَالَتْ وَالَّذِي ذَهَبَ بِنَفْسِهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ مَا مَاتَ حَتَّى كَانَ أَكْثَرُ صَلاَتِهِ وَهُوَ جَالِسٌ وَكَانَ أَحَبُّ الأَعْمَالِ إِلَيْهِ الْعَمَلَ الصَّالِحَ الَّذِي يَدُومُ عَلَيْهِ الْعَبْدُ وَإِنْ كَانَ يَسِيرًا .