Hadisler yükleniyor…
Hadisler yükleniyor…
Sünen-i İbn Mâce · 5. Bölüm
626 hadis, 21 sayfada. Arapça asılları ve Türkçe tercümeleriyle.
30 hadis12 dk okuma
Daif
Abdullah bin Mes'ud (r.a.)'den; şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), akşam farzından sonraki iki rek'atte (Fatiha'dan sonra): قل يا أيها الكافرون، وقل هو اللَّه أحد (Kafirun ve İhlas surelerin)i okurdu
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ الأَزْهَرِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ وَاقِدٍ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُؤَمَّلِ بْنِ الصَّبَّاحِ، حَدَّثَنَا بَدَلُ بْنُ الْمُحَبَّرِ، قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا عَاصِمُ بْنُ بَهْدَلَةَ، عَنْ زِرٍّ، وَأَبِي، وَائِلٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يَقْرَأُ فِي الرَّكْعَتَيْنِ بَعْدَ صَلاَةِ الْمَغْرِبِ {قُلْ يَا أَيُّهَا الْكَافِرُونَ} وَ {قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ } " .
Very Daif
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), şöyle buyurmuştur : «Kim akşam namazın (ın farzın) dan sonra altı rekat (sünnet)'i, arasında fena söz söylemeden kılarsa bu (sünnet), onun için on iki yıllık ibadete denk tutulur.» Diğer tahric: Tirmizi ve İbn-i Huzeyme
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو الْحُسَيْنِ الْعُكْلِيُّ، أَخْبَرَنِي عُمَرُ بْنُ أَبِي خَثْعَمٍ الْيَمَامِيُّ، أَنْبَأَنَا يَحْيَى بْنُ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " مَنْ صَلَّى بَعْدَ الْمَغْرِبِ سِتَّ رَكَعَاتٍ لَمْ يَتَكَلَّمْ بَيْنَهُنَّ بِسُوءٍ عُدِلْنَ لَهُ بِعِبَادَةِ ثِنْتَىْ عَشْرَةَ سَنَةً " .
Daif
Harice bin Huzafe el-Adevi (r.a.)'den; şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), (sabah namazı için evinden çıkıp) yanımıza geldi ve: «Şüphesiz Allah, hakkınızda dünya ve içindekilerin tümünden daha hayırlı olan bir namaz ile size ihsanda bulunmuştur. Bu, vitir namazıdır. Allah Teala bu namazı yatsı namazıyla fecr'in doğuşu arasında kılmayı size meşru' etmiştir.» buyurdu. Diğer tahric: Tirmizi, Ebu Davud, Ahmed, Beyhaki, Darekutni ve ,Hakim
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ الْمِصْرِيُّ، أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ رَاشِدٍ الزَّوْفِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي مُرَّةَ الزَّوْفِيِّ، عَنْ خَارِجَةَ بْنِ حُذَافَةَ الْعَدَوِيِّ، قَالَ خَرَجَ عَلَيْنَا النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ " إِنَّ اللَّهَ قَدْ أَمَدَّكُمْ بِصَلاَةٍ، لَهِيَ خَيْرٌ لَكُمْ مِنْ حُمُرِ النَّعَمِ. الْوِتْرُ، جَعَلَهُ اللَّهُ لَكُمْ فِيمَا بَيْنَ صَلاَةِ الْعِشَاءِ إِلَى أَنْ يَطْلُعَ الْفَجْرُ " .
Sahih
Ali bin Ebi Ta'lib (r.a.)'den; şöyle demiştir: Şüphesiz vitir namazı behemahal yapılması gerekli değildir. Farz namazlarınız gibi de değildir. Lakin Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) vitir namazı kılmış, sonra buyurmuştur ki: «Ey Kur'an ehli! Vitir namazını kılınız. Çünkü Allah vitir'dir (= tektir) ve vitri sever.»
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ عَيَّاشٍ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ ضَمْرَةَ السَّلُولِيِّ، قَالَ قَالَ عَلِيُّ بْنُ أَبِي طَالِبٍ إِنَّ الْوِتْرَ لَيْسَ بِحَتْمٍ وَلاَ كَصَلاَتِكُمُ الْمَكْتُوبَةِ وَلَكِنْ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَوْتَرَ . ثُمَّ قَالَ " يَا أَهْلَ الْقُرْآنِ أَوْتِرُوا. فَإِنَّ اللَّهَ وِتْرٌ يُحِبُّ الْوِتْرَ " .
Sahih
Abdullah bin Mes'ud (r.a.)'den rivayet edildiğine göre (kendisi) Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sel/em)'in şöyle buyurduğunu söylemiş : «Şüphesiz Allah vitirdir (tek'tir), vitri sever. Ey Kur'an ehli! Vitir namazınızı kılınız.» Bir A'rabi, Abdullah (r.a.)'a: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ne buyuruyor? diye sormuş ! Abdullah (r.a.): Bu hüküm ne sanadır, ne de arkadaşlarınadır. demiştir
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو حَفْصٍ الأَبَّارُ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ، عَنْ أَبِي عُبَيْدَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " إِنَّ اللَّهَ وِتْرٌ يُحِبُّ الْوِتْرَ فَأَوْتِرُوا يَا أَهْلَ الْقُرْآنِ " . فَقَالَ أَعْرَابِيٌّ مَا يَقُولُ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " لَيْسَ لَكَ وَلاَ لأَصْحَابِكَ " .
Sahih
Ubeyy bin Ka'b (r.a.)'den: şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) vitir namazını (Fatiha’dan sonra): سبح اسم ربك الأعلى، وقل يا أيها الكافرون، وقل هو اللَّه أحد (ilk rek’atta: A’la, ikincide, Kafirun, üçüncüde, İhlas) sureleriyle kılardı." AÇIKLAMA 1173’te
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو حَفْصٍ الأَبَّارُ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ طَلْحَةَ، وَزُبَيْدٍ، عَنْ ذَرٍّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبْزَى، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أُبَىِّ بْنِ كَعْبٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يُوتِرُ بِـ {سَبِّحِ اسْمَ رَبِّكَ الأَعْلَى} وَ {قُلْ يَا أَيُّهَا الْكَافِرُونَ} وَ {قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ} .
Sahih
İbn-i Abbas (r.a.)'dan; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) vitir namazını (Fatiha'dan sonra): سبح اسم ربك الأعلى، وقل يا أيها الكافرون، وقل هو اللَّه أحد (ilk rek’atta: A’la, ikincide, Kafirun, üçüncüde, İhlas) sureleriyle kılardı." AÇIKLAMA 1173’te
حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ الْجَهْضَمِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو أَحْمَدَ، حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يُوتِرُ بِـ {سَبِّحِ اسْمَ رَبِّكَ الأَعْلَى } وَ {قُلْ يَا أَيُّهَا الْكَافِرُونَ } وَ {قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ } . حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنْصُورٍ أَبُو بَكْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شَبَابَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ نَحْوَهُ .
Sahih
Abdülaziz bin Güreye (r.a.)'den; şöyle demiştir : Biz Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in vitir namazında (Fatiha'dan sonra) ne okuduğunu Aişe (r.anha)'ya sorduk. Dedi ki: O Fatiha'dan sonra ilk rekatte: سبح اسم ربك الأعلى. A’la, ikinci rek'atte; قل يا أيها الكافرون. Kafirun ve üçüncü rek'atte; قل هو اللَّه أحد والمعوذتين İhlas ve Muavvizeteyn surelerini okurdu, diye cevap verdi
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، وَأَبُو يُوسُفَ الرَّقِّيُّ مُحَمَّدُ بْنُ أَحْمَدَ الصَّيْدَلاَنِيُّ قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ خُصَيْفٍ، عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ جُرَيْجٍ، قَالَ سَأَلْنَا عَائِشَةَ بِأَىِّ شَىْءٍ كَانَ يُوتِرُ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَتْ كَانَ يَقْرَأُ فِي الرَّكْعَةِ الأُولَى بِـ {سَبِّحِ اسْمَ رَبِّكَ الأَعْلَى} وَفِي الثَّانِيَةِ {قُلْ يَا أَيُّهَا الْكَافِرُونَ} وَفِي الثَّالِثَةِ {قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ} وَالْمُعَوِّذَتَيْنِ .
Sahih
Abdullah bin Ömer (r.a.)''dan; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gece namazını ikişer ikişer rek'at olarak kılardı ve bir rek'at vitir kılardı. Diğer tahric: Buhari, Müslim ve Tirmizi AÇIKLAMA 1175’te
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدَةَ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ سِيرِينَ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يُصَلِّي مِنَ اللَّيْلِ مَثْنَى مَثْنَى. وَيُوتِرُ بِرَكْعَةٍ .
Sahih
Ebu Miclez (r.a.)'in, (Abdullah) bin Ömer (r.a.)'dan rivayet ettiğine göre; İbn-i Ömer, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), şöyle buyurdu, demiştir : «Gece namazı ikişer, ikişer (rek'at) dır, vitir (namazı) da bir rek'attir.» Ebu Miclez: Ben, İbn-i Ömer (r.a.)'a: Söyleyiver! Eğer uykudan gözümü açamazsam,. Söyle bakalım! Ya eğer uyuya kalsam? dedim. İbn-i Ömer (r.a.), bana: — (Vitrini) Şu yıldızın (gözükmesi) vaktinde kılıversene, dedi. — Ben başımı (semaya) kaldırdım. Baktım ki (işaret ettiği) Simak yıldızı (görülüyor.) Sonra İbn-i Ömer (r.a.) hadisi tekrarlıyarak: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), şöyle buyurdu, dedi: «Gece namazı ikişer ikişer rek'attir. Vitir (namazı) da fecirden önce (kılınan) bir rek'attir.» Diğer tahric: Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesai, Malik ve Tahavi de benzer lafızlarla bu hadis'i rivayet etmişlerdir. Ancak Kütüb-i Sitte'deki rivayetlerde İbn-i Ömer (r.a.) ile ravisi Ebu Miclez (r.a.) arasında cereyan eden konuşma rivayet edilmemiştir
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ أَبِي الشَّوَارِبِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ بْنُ زِيَادٍ، حَدَّثَنَا عَاصِمٌ، عَنْ أَبِي مِجْلَزٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " صَلاَةُ اللَّيْلِ مَثْنَى مَثْنَى وَالْوِتْرُ رَكْعَةٌ " قُلْتُ أَرَأَيْتَ إِنْ غَلَبَتْنِي عَيْنِي أَرَأَيْتَ إِنْ نِمْتُ قَالَ اجْعَلْ أَرَأَيْتَ عِنْدَ ذَلِكَ النَّجْمِ . فَرَفَعْتُ رَأْسِي فَإِذَا السِّمَاكُ ثُمَّ أَعَادَ فَقَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " صَلاَةُ اللَّيْلِ مَثْنَى مَثْنَى. وَالْوِتْرُ رَكْعَةٌ قَبْلَ الصُّبْحِ " .
Daif
El-Muttalib bin Abdülah (r.a.)'dan; şöyle demiştir: Bir adam, İbn-i Ömer (r.a.)'a: Ben vitir namazını nasıl kılayım? diye sordu. İbn-i Ömer (r.a.): Tek bir rek'at vitir kıl, diye cevap verince, adam: Halkın (kılacağım tek rek'atli namaza) büteyra (kısa) demelerinden korkarım, dedi. İbn-i Ömer (r.a.) : Allah’ın sünnetidir ve Resulünün. dedi. Yani: (Tek bir rek'atli) bu namaz, Allah ve Resulünün sünnetidir. (Meşru kıldıkları bir ibadettir.) Not: Zevaid'de belirtildiğine göre, hadisin isnadındaki raviler sikadır. Fakat sened munkatidir. Nitekim Buhari : El-Muttalib'in her hangi bir sahabiden hadis dinlediğini bilemiyeceğim, demiştir
حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الدِّمَشْقِيُّ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، حَدَّثَنَا الْمُطَّلِبُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ سَأَلَ ابْنَ عُمَرَ رَجُلٌ فَقَالَ كَيْفَ أُوتِرُ قَالَ أَوْتِرْ بِوَاحِدَةٍ . قَالَ إِنِّي أَخْشَى أَنْ يَقُولَ النَّاسُ الْبُتَيْرَاءُ فَقَالَ سُنَّةُ اللَّهِ وَرَسُولِهِ . يُرِيدُ هَذِهِ سُنَّةُ اللَّهِ وَرَسُولِهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ .
Sahih
Aişe (r.anha)'dan; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) her iki rek'atın sonunda selam verirdi ve bir tek rek'at olarak vitir kılardı. Not: İsnadın sahih ve ricalinin sika oldukları Zevaid'de bildirilmiştir
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا شَبَابَةُ، عَنِ ابْنِ أَبِي ذِئْبٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يُسَلِّمُ فِي كُلِّ ثِنْتَيْنِ وَيُوتِرُ بِوَاحِدَةٍ .
Sahih
“... Hasan bin Ali (bin Ebî Tâlib) (radıyallahü anhüma)'dan; Şöyle demiştir: (namazı) kunutunda okumakta olduğum şu cümleleri bana, dedem Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem), öğretmiştir: (Allah'ım! Dünyada ve âhirette dertten âzâd eylediklerin meyânında beni de azat eyle. (Veya sevdiğin) adamlar meyânında benim işlerimi de düzenle (veya beni de sev), hidâyete erdirdiklerinle beraber beni de erdir. Kaderin şerrinden beni sen koru. bana verdiğin nimetleri bereketlendir. Şüphesiz (dilediğinle) hükmedersin, sana hükmedilemez. Şüphesiz sevdiğin (kul) zelil olmaz, sen her tür eksikliklerden paksın. Ey Rabbimiz! İhsan (ve iyiliğin) boldur, zâtına lâyık olmayan her şeyden nezih ve temizsin
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا شَرِيكٌ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ بُرَيْدِ بْنِ أَبِي مَرْيَمَ، عَنْ أَبِي الْحَوْرَاءِ، عَنِ الْحَسَنِ بْنِ عَلِيٍّ، قَالَ عَلَّمَنِي جَدِّي رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَلِمَاتٍ أَقُولُهُنَّ فِي قُنُوتِ الْوِتْرِ " اللَّهُمَّ عَافِنِي فِيمَنْ عَافَيْتَ وَتَوَلَّنِي فِيمَنْ تَوَلَّيْتَ وَاهْدِنِي فِيمَنْ هَدَيْتَ وَقِنِي شَرَّ مَا قَضَيْتَ وَبَارِكْ لِي فِيمَا أَعْطَيْتَ إِنَّكَ تَقْضِي وَلاَ يُقْضَى عَلَيْكَ إِنَّهُ لاَ يَذِلُّ مَنْ وَالَيْتَ سُبْحَانَكَ رَبَّنَا تَبَارَكْتَ وَتَعَالَيْتَ " .
Sahih
Ali bin Ebi Talib (r.a.)'den; şöyle demiştir : Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), vitir namazın'ın selamın) dan sonra şöyle derdi: «Allah'ım! Senin öfkenden, senin rızana sığınırım. Senin asabından senin afvine sığınırım, sentin cezan)dan sana sığınırım. Şana Iayıkı veçhile hamd-ü sena edemem. Sen zatını övdüğün yüce vasıflara ve üstün kemalata sahipsin.» Diğer tahric: Tirmizi, Ebu Davud, Nesai, Hakim, İbn-i Hibban ve İbn-i Huzeyme
حَدَّثَنَا أَبُو عُمَرَ، حَفْصُ بْنُ عَمْرٍو حَدَّثَنَا بَهْزُ بْنُ أَسَدٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، حَدَّثَنِي هِشَامُ بْنُ عَمْرٍو الْفَزَارِيُّ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْحَارِثِ بْنِ هِشَامٍ الْمَخْزُومِيِّ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ، . أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يَقُولُ فِي آخِرِ وِتْرِهِ " اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِرِضَاكَ مِنْ سُخْطِكَ وَأَعُوذُ بِمُعَافَاتِكَ مِنْ عُقُوبَتِكَ وَأَعُوذُ بِكَ مِنْكَ لاَ أُحْصِي ثَنَاءً عَلَيْكَ أَنْتَ كَمَا أَثْنَيْتَ عَلَى نَفْسِكَ " .
Sahih
Enes bin Malik (r.a.)'den; şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), yağmur duasından başka hiç bir duasında ellerini (havaya) kaldırmazdı. (Yağmur duasında) koltuk altlarının beyazlığı görülecek kadar ellerini (havaya) kaldırırdı. Diğer tahric: Buhari, Müslim, Ebu Davud. Darekutni, Hakim ve Beyhaki
حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ الْجَهْضَمِيُّ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي عَرُوبَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ نَبِيَّ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ لاَ يَرْفَعُ يَدَيْهِ فِي شَىْءٍ مِنْ دُعَائِهِ إِلاَّ عِنْدَ الاِسْتِسْقَاءِ فَإِنَّهُ كَانَ يَرْفَعُ يَدَيْهِ حَتَّى يُرَى بَيَاضُ إِبْطَيْهِ .
Daif
(Abdullah) bin Abbas (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : «Sen dua ettiğin zaman avuçlarının içini havaya kaldırmak) ile dua et. Avuçlarının dışları (nı havaya kaldırmak) ile dua etme. Duaya son verdiğin zaman avuçlarının içlerini, yüzüne sür.» Not; Ravi Salih bin Hassan'ın zayıflığı dolayısıyla isnadının zayıflığı Zevaid'de belirtilmiştir
حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، قَالاَ حَدَّثَنَا عَائِذُ بْنُ حَبِيبٍ، عَنْ صَالِحِ بْنِ حَسَّانَ الأَنْصَارِيِّ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ كَعْبٍ الْقُرَظِيِّ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " إِذَا دَعَوْتَ اللَّهَ فَادْعُ بِبَاطِنِ كَفَّيْكَ وَلاَ تَدْعُ بِظُهُورِهِمَا فَإِذَا فَرَغْتَ فَامْسَحْ بِهِمَا وَجْهَكَ " .
Sahih
Ubeyy bin Ka'b (r.a.)den: şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), vitir namazını kılardı, (vitrin son rek'atinde) rüku'dan önce Kunut okurdu. Diğer tahric: Ebu Davud ve Nesai
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مَيْمُونٍ الرَّقِّيُّ، حَدَّثَنَا مَخْلَدُ بْنُ يَزِيدَ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ زُبَيْدٍ الْيَامِيِّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبْزَى، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أُبَىِّ بْنِ كَعْبٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يُوتِرُ فَيَقْنُتُ قَبْلَ الرُّكُوعِ .
Sahih
Enes bin Malik (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Kendisine sabah namazındaki Kunut hakkında soru sorulmuş; Kendisi: Biz rüku'dan önce de sonra da Kunut okurduk, diye cevap vermiştir." Zevaid de: Bu hadis’in isnadı sahih, ricali sikadır, deniyor
حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ الْجَهْضَمِيُّ، حَدَّثَنَا سَهْلُ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا حُمَيْدٌ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ سُئِلَ عَنِ الْقُنُوتِ، فِي صَلاَةِ الصُّبْحِ فَقَالَ كُنَّا نَقْنُتُ قَبْلَ الرُّكُوعِ وَبَعْدَهُ .
Sahih
Muhammed (bin Sirin) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Ben Enes bin Malik (r.a.)'e (sabah namazındaki) Kunut durumunu sordum. Dedi ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) rüku'dan sonra Kunut okumuştur. AÇIKLAMA (1182, 1183, 1184): Ubeyy (r.a.)'ın 1182 nolu hadisini Ebu Davud ve Nesai de rivayet etmişlerdir. Vitir namazında Kunut duasının rüku'dan önce okunduğuna hükmeden Hanefi alimleri, bu hadisi delil göstermişlerdir. Enes (r.a.)'in 1183 nolu hadisi Zevaid türündendir. Tahavi de rivayet etmiştir. İkinci hadisini Buhari, Müslim, Nesai, Ebu Davud ve Tahavi de rivayet etmişlerdir. Ebu Davud'un rivayeti mealen şöyledir: "Nebi (s.a.v.) sabah namazında Kunut okumuş mu? diye Enes (r.a.)'a sorulmuş, kendisi: Evet diye cevap vermiş. Bunun üzerine: rüku'dan önce mi, sonra mı? diye sorulmuş, kendisi: rüku'dan sonra diye cevap vermiştir. Ravi Müsedded: (Kunut okunması) az bir müddet (sürmüş)' kaydını ilave etmiştir ... Enes (r.a.)'in ilk (1183.) hadisi, sabah namazında Kunut'un rüku'dan önce de, sonra da okunabileceğine delildir. İkinci hadisi ise, Kunut'un rüku'dan sonra okunmasına delildir. Sabah namazında Kunut okunup okunmaması ihtilaflı bir mes'eledir. 117. bab'ta anlattığım gibi sahabilerden ve tabiilerden bir cemaat, sabah namazında Kunufun meşru olduğuna hükmetmişlerdir. Malik ve Şafii'nin kavli de budur. Yine sahabilerden ve tabiilerden bir cemaat: Bir bela olmadıkça sabah namazında Kunut okumak meşru değildir, demişlerdir. EI-Menhel yazarı, iki grubun delillerini uzunca nakletmiştir. Sabah namazında Kunut vardır, diyen alimlerin bir kısmı: rüku'dan sonra okunur, demişlerdir. Böyle hükmedenlerin başında Hulefa-i Raşidin, Ebu Kılabe, Şafii ve Malikiler'den İbn-i Habib bulunur. Rüku'dan öncıdir, diyen alimlerin başında İbn-i Abbas, Bera', Ömet bin Abdülaziz, İbn-i Ebi Leyla, Malik ve İshak (r.a.) bulunur. \ EI-Müdevvene'de beyan edildiğine göre sabah namazındaki Kunut hakkında Malik: Kunut, rüku'dan önce de, sonra da okunabilir. Ben şahsen: rüku'dan önce okumayı tercih: ederim, demiştir. El-Menhel yazarı; Kunut'un rüku'dan sonra okunması tercihe şayandır. Çünkü merfu' hadislerle sabittir, demiştir. El-Hakim'in rivayetine göre Hasen-i Basri: Ben Bedir ehlinden yirmisekiz zat'ın arkasında sabah namazını kıldım. Hepsi rüku'dan sonra Kunut okurdu, demiştir. Fakat El-Hafız, bu hadisin isnadının zayıf olduğunu söylemiştir. Dört mezhebin bu husustaki görüşlerini 1178 nolu hadisin izahında anlatmıştık
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنْ مُحَمَّدٍ، قَالَ سَأَلْتُ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ عَنِ الْقُنُوتِ، فَقَالَ قَنَتَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ بَعْدَ الرُّكُوعِ .
Sahih
Mesruk (r.a.)'den: şöyle demiştir: Ben, Aişe (r.anha)'ye, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in vitir namazını (ne vakit kıldığını) sordum. Aişe (r.anha) dedi ki : O, gecenin evvelinde, ortasında, her vaktinde vitir kılmıştır. Ömrünün sonlarında vitir namazı seher vaktine doğru biterdi. Bu Hadis’i Kütüb-i Sitte sahipleri, Ahmed ve Beyhaki. rivayet etmişlerdir
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ عَيَّاشٍ، عَنْ أَبِي حُصَيْنٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ وَثَّابٍ، عَنْ مَسْرُوقٍ، قَالَ سَأَلْتُ عَائِشَةَ عَنْ وِتْرِ، رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَتْ: مِنْ كُلِّ اللَّيْلِ قَدْ أَوْتَرَ. مِنْ أَوَّلِهِ وَأَوْسَطِهِ، وَانْتَهَى وِتْرُهُ، حِينَ مَاتَ، فِي السَّحَرِ .
Hasan Sahih
Ali (bin Ebi Talib) (r.a.)'den; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), gecenin her vaktinde, gecenin evvelinde ve ortasında vitir namazını kılmıştır. Vitri seher vaktine doğru sona ermiştir
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ ضَمْرَةَ، عَنْ عَلِيٍّ قَالَ: مِنْ كُلِّ اللَّيْلِ قَدْ أَوْتَرَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم. مِنْ أَوَّلِهِ وَأَوْسَطِهِ، وَانْتَهَى وِتْرُهُ إِلَى السَّحَرِ .
Sahih
Cabir (r.a.)'den rivayet edildiğine göre, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Gece uyanamıyacağından korkanlarınız, gece'nin evvelinde vitir namazını kılsın, sonra uyusun. Gece sonunda uyanacağını umanlarınız vitir namazını gece'nin sonunda kılsın. Çünkü gece sonundaki Kur'an okumada melekler hazır olur. Gece sonunda Kur'an okumak efdaldır.» Diğer tahric: Müslim, Tirmizi ve Ahmed AÇIKLAMA (1185, 1186, 1187): Bu hadis, Nebi (s.a.v.)'in gecenin muhtelif zamanlarında vitir namazını kıldığına ve ömrünün sonlarında vitir namazını gecenin sonuna bıraktığına delalet eder. Ömrünün sonunda vitir namazını gecenin sonuna bıraktığı için efdal olanı budur. Bu hadis, gecenin tümünün vitir namazı için vakit olduğuna delalet eder. Lakin cumhur'a göre vitir namazı vaktinin başlangıcı yatsı namazından sonradır. Yani yatsı farzı kılınmadıkça vitir namazı vakti girmiş olmaz. Ebu Hanife'ye göre yatsı vakti olunca vitir namazı vakti olmuş olur. Lakin bile bile vitir namazı yatsı namazından önce kılınamaz. Ali (r.a.)'in hadisi, Aişe (r.anha)'nın hadisine benziyor. Müelliften başka kim tarafından rivayet edildiğini bilemedim. Zevaid türünden olması muhtemeldir. Cabir (r.a.)'in hadisini Müslim, Tirmizi ve Ahmed de rivayet etmişlerdir. Tirmizi'nin rivayetinde hadisin son kısmı şöyledir; ''Çünkü gecenin sonunda Kur'an okuma mahduredir. (= Yani rahmet melekleri hazır bulunup dinlerler). Gece sonundaki kıraet efdaldir ... Müslim'in rivayetinde son cümle şöyledir: ''Çünkü gece sonundaki namaz meşhudedir. (= Yani kılınırken rahmet melekleri hazır bulunup şehadet ederler.) Bu vakitteki namaz efdaldır ... Bu hadis, gecenin sonunda uyanamamaktan korkan kimsenin gece uyumadan önce vitir namazını kılmasını ve gece sonunda uyanacağını ümid edenin vitrini o vakte bırakmasını hükme bağlar. Nevevi, bu hadisin altında şöyle der: 'Gece sonunda uyanacağına güvenen kimsenin vitrini bu vakte tehir etmesinin ve buna güvenemeyenin uyumadan önce kılmasının efdal olduğuna açık delildir. Doğrusu budur. Mutlak olan hadisler buna göre yorumlanma!ıdır
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي غَنِيَّةَ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ أَبِي سُفْيَانَ، عَنْ جَابِرٍ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " مَنْ خَافَ مِنْكُمْ أَنْ لاَ يَسْتَيْقِظَ مِنْ آخِرِ اللَّيْلِ، فَلْيُوتِرْ مِنْ أَوَّلِ اللَّيْلِ ثُمَّ لْيَرْقُدْ. وَمَنْ طَمِعَ مِنْكُمْ أَنْ يَسْتَيْقِظَ مِنْ آخِرِ اللَّيْلِ، فَلْيُوتِرْ مِنْ آخِرِ اللَّيْلِ. فَإِنَّ قِرَاءَةَ آخِرِ اللَّيْلِ مَحْضُورَةٌ. وَذَلِكَ أَفْضَلُ " .
Sahih
Ebu Said-i Hurin (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şiiyle buyurdu, demiştir: «Her kim vitir namazını kılmadan (fecir doğuncaya kadar) uyuyakalırsa veya unutursa, sabahladığı zaman veya hatırına geldiği zaman kılsın.» Diğer tahric: Tirmizi, Ebu Davud ve Hakim
حَدَّثَنَا أَبُو مُصْعَبٍ، أَحْمَدُ بْنُ أَبِي بَكْرٍ الْمَدِينِيُّ وَسُوَيْدُ بْنُ سَعِيدٍ قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " مَنْ نَامَ عَنِ الْوِتْرِ أَوْ نَسِيَهُ، فَلْيُصَلِّ إِذَا أَصْبَحَ، أَوْ ذَكَرَهُ " .
Sahih
Ebu Said-i Hudri (r.a.)'den rivayet edildiğine göre, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Henüz sabahlamamışken (= fecir doğmamışken) vitir namazım kılınız.» Diğer tahric: Müslim, Tirmizi ve Nesai
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، وَأَحْمَدُ بْنُ الأَزْهَرِ، قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَنْبَأَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ أَبِي نَضْرَةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " أَوْتِرُوا قَبْلَ أَنْ تُصْبِحُوا " . قَالَ مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى فِي هَذَا الْحَدِيثَ دَلِيلٌ عَلَى أَنَّ حَدِيثَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ وَاهٍ .
Sahih
Ebu Eyyub el-Ensari (r.a.)'den rivayet edildiğine göre. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şÖyle buyurdu, demiştir : «Vitir (namazı ilahi) bir haktır. Artık dileyen beş rek'at vitir kılsın, dileyen üç rek'at vitir kılsın, dileyen bir rek'at vitir kılsın.» Diğer tahric: Ebu Davud, Nesai, Tahavi, Darekutni, Beyhaki ve El-Hakim
حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الدِّمَشْقِيُّ، حَدَّثَنَا الْفِرْيَابِيُّ، عَنِ الأَوْزَاعِيِّ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَزِيدَ اللَّيْثِيِّ، عَنْ أَبِي أَيُّوبَ الأَنْصَارِيِّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " الْوِتْرُ حَقٌّ. فَمَنْ شَاءَ فَلْيُوتِرْ بِخَمْسٍ. وَمَنْ شَاءَ فَلْيُوتِرْ بِثَلاَثٍ. وَمَنْ شَاءَ فَلْيُوتِرْ بِوَاحِدَةٍ " .
Sahih
Said bin Hişam (bin amir el-Ensari) (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: — Ben Aişe (r.anha)'ya: Ey Mu'minlerin anası! Bana Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in vitir namazını(n nasıl olduğunu, vaktini ve rek'at sayısını) anlatıver, diye dilekte bulundum. Dedi ki: Biz Onun için misvakını ve abdest suyunu hazırlardık. Geceleyin Allah dilediği zaman Onu uykudan kaldırırdı. (Uykudan uyanınca) misvak kullanır, abdest alır ve dokuz rek'atı (üst üste ve aralarında selam vermeden) kılardı. Sekizinci rek'ate kadar teşehhüde oturmazdı. Sekizinci rek'atten sonra (teşehhüde) oturup, Rabbine dua ederdi. Allah'ı zikreder, hamdeder ve Ona dua ederdi. Sonra selam vermeden ayağa kalkarak, ayakta dururdu. Dokuzuncu rek'atı kıldıktan sonra oturup Allah'ı anar, Ona hamdeder, Rabbine dua eder ve Peygamber'ine salavat getirirdi. Sonra bize duyuracak şekilde selam verirdi. Selam'dan sonra iki rek'atı oturarak kılardı. İşte hepsi on bir rek'attir. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yaşlanıp etlenince yedi rek'at vitir kılardı. Ve bundan selam verdikten sonra iki rek'atı (oturarak) kılardı." Diğer tahric: Müslim, Ebu Davud, Nesai, Ahmed ve Tahav
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بِشْرٍ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي عَرُوبَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ زُرَارَةَ بْنِ أَوْفَى، عَنْ سَعْدِ بْنِ هِشَامٍ، قَالَ سَأَلْتُ عَائِشَةَ قُلْتُ يَا أُمَّ الْمُؤْمِنِينَ أَفْتِنِي عَنْ وِتْرِ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ . قَالَتْ كُنَّا نُعِدُّ لَهُ سِوَاكَهُ وَطَهُورَهُ فَيَبْعَثُهُ اللَّهُ فِيمَا شَاءَ أَنْ يَبْعَثَهُ مِنَ اللَّيْلِ فَيَتَسَوَّكُ وَيَتَوَضَّأُ ثُمَّ يُصَلِّي تِسْعَ رَكَعَاتٍ لاَ يَجْلِسُ فِيهَا إِلاَّ عِنْدَ الثَّامِنَةِ فَيَدْعُو رَبَّهُ فَيَذْكُرُ اللَّهَ وَيَحْمَدُهُ وَيَدْعُوهُ ثُمَّ يَنْهَضُ وَلاَ يُسَلِّمُ ثُمَّ يَقُومُ فَيُصَلِّي التَّاسِعَةَ ثُمَّ يَقْعُدُ فَيَذْكُرُ اللَّهَ وَيَحْمَدُهُ وَيَدْعُو رَبَّهُ وَيُصَلِّي عَلَى نَبِيِّهِ ثُمَّ يُسَلِّمُ تَسْلِيمًا يُسْمِعُنَا ثُمَّ يُصَلِّي رَكْعَتَيْنِ بَعْدَ مَا يُسَلِّمُ وَهُوَ قَاعِدٌ فَتِلْكَ إِحْدَى عَشْرَةَ رَكْعَةً فَلَمَّا أَسَنَّ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَأَخَذَ اللَّحْمُ أَوْتَرَ بِسَبْعٍ وَصَلَّى رَكْعَتَيْنِ بَعْدَ مَا سَلَّمَ .
Sahih
Ümmü Seleme (r.a.)'dan; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), yedi veya beş (rek'at) olarak vitir kılardı. Bu rek'atler arasında ne selam ne de konuşmakla ara verirdi. Diğer tahric: Nesai ve Ahmed
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا حُمَيْدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ زُهَيْرٍ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنِ الْحَكَمِ، عَنْ مِقْسَمٍ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يُوتِرُ بِسَبْعٍ أَوْ بِخَمْسٍ لاَ يَفْصِلُ بَيْنَهُنَّ بِتَسْلِيمٍ وَلاَ كَلاَمٍ .
Very Daif
Salim bahası (Abdullah bin Ömer) (r.a.)'dan; şöyle demiştir : Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yolculukta (dört rek'atlı farzları) iki rek'ut olarak kılardı. Bu iki rek'ate bir şey ilave etmezdi. Geceleyin teheccüd namazını kılardı. (Salim diyor ki) ben (babama) dedim ki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), (yolculukta vitir namazını da kılıyor (muy) du? Babam: Evet, dedi. Not: İsnadında Cabir el-Cu'fi'nin bulunduğu ve kezzabın biri olduğu Zevaid'de bildirilmiştir
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ سِنَانٍ، وَإِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَنْبَأَنَا شُعْبَةُ، عَنْ جَابِرٍ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ: كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يُصَلِّي فِي السَّفَرِ رَكْعَتَيْنِ. لاَ يَزِيدُ عَلَيْهِمَا. وَكَانَ يَتَهَجَّدُ مِنَ اللَّيْلِ . قُلْتُ وَكَانَ يُوتِرُ؟ قَالَ: نَعَمْ .
Very Daif
(Abdullah) bin Abbas ve (Abdullah) bin Ömer (r.anhuma)'dan: şöyle demiştir : Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), (dört rek'atlı farzları) yolculuk halinde iki rek'at olarak meşru kılmıştır. İki rek'at, tamdır, kısaltılmış değildir. Yolculukta vitir namazını kılmak sünnettir
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا شَرِيكٌ، عَنْ جَابِرٍ، عَنْ عَامِرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، وَابْنِ، عُمَرَ قَالاَ سَنَّ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ صَلاَةَ السَّفَرِ رَكْعَتَيْنِ وَهُمَا تَمَامٌ غَيْرُ قَصْرٍ وَالْوِتْرُ فِي السَّفَرِ سُنَّةٌ .
Sahih
Ümmü Seleme (r.anha)'dan\ şöyle demiştir: Nebi (Sallailahu Aleyhi ve Sellem), vitir'den sonra hafif tuttuğu iki rek'at (nafileyi) oturarak kılardı." Not: Zevaid'de şöyle denmiştir: Bunun isnadı aleyhinde konuşulmuştur. çünkü seneddeki ravilerden Meymun bin Musa hakkında Ahmed: Ben bunun rivayetinde bir beis görmüyorum, demiş, Ebu Hatim: O çok doğru sözlüdür, demiş. Ebu Davud: Bunun rivayetinde beis yoktur, demiştir. Bazıları ise onu gevşek görmüştür. İbn-i Hibban onu hem sikalar arasında hem de zayıflar arasında zikretmiş ve: Yalnız rivayet ettiğinde onun hadisleri hüccet olmaz, hadisleri münkerdir, demiştir. AÇIKLAMA 1196’da
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ مَسْعَدَةَ، حَدَّثَنَا مَيْمُونُ بْنُ مُوسَى الْمَرَئِيُّ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ أُمِّهِ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يُصَلِّي بَعْدَ الْوِتْرِ رَكْعَتَيْنِ خَفِيفَتَيْنِ، وَهُوَ جَالِسٌ .