İslam Tevhid

Siyer-i Nebî

Âlemlere rahmet Peygamber

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafâ’nın ﷺ hayatı; doğumundan vefatına, ahlâkından ashâbına.

مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللَّهِ ﷺ

Siyer yolculuğu

Mekke’deki doğumdan Refîk-ı A’lâ’ya, tarih sırasıyla üç dönem. Bir durağa dokun, olayın tamamını oku; videosu varsa orada izle.

Olay
41
Dönem
3
Büyük durak
12
Videolu olay
41

Tam ekran, olay olay: dokun ya da kaydır.

“Andolsun, Allah’ın Resûlünde sizin için; Allah’a ve âhiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çok ananlar için güzel bir örnek vardır.”
Ahzâb 33/21

1. dönem 3 dönemden

Nübüvvet Öncesi

571 – 610

8 olay · 1 büyük durak · 8 videolu olay

  1. 571Büyük durak

    Mübarek Doğum

    Peygamber Efendimiz ﷺ, Ebrehe'nin fillerle Kâbe'yi yıkmaya geldiği ve bu yüzden “Fil Yılı” olarak anılan yılda, Rebîülevvel ayında bir pazartesi günü Mekke'de dünyaya geldi. Yaygın rivayete göre doğum günü Rebîülevvel'in 12. gecesidir. Babası Abdullah, o doğmadan birkaç ay önce Medine'de vefat etmişti. Annesi Âmine, dedesi Abdülmuttalib ise Kureyş'in Hâşimoğulları kolundandır. Dedesi ona, o güne kadar Araplar arasında pek bilinmeyen “Muhammed” adını verdi.

    Canlandırma+1

  2. 571-575

    Süt Annesi Halîme'nin Yanında

    Mekke'nin soylu ailelerinin geleneğine uyularak çocukluk yılları, sağlıklı bir ortamda büyümesi ve fasih Arapçayı öğrenmesi için çöldeki Benî Sa'd yurdunda, süt annesi Halîme es-Sa'diyye'nin yanında geçti. Halîme, onun gelişiyle evlerine bereket geldiğini anlatmıştır. Göğsünün melekler tarafından açılıp temizlendiğini bildiren “şakk-ı sadr” hadisesi de bu yıllarda rivayet edilir.

    Canlandırma+1

  3. 577

    Annesi Âmine'nin Vefatı

    Altı yaşındayken annesi Âmine, onu Medine'deki akrabalarını ve babasının kabrini ziyarete götürdü. Dönüş yolunda Mekke ile Medine arasındaki Ebvâ köyünde Hz. Âmine vefat etti. Küçük Muhammed'i dadısı Ümmü Eymen Mekke'ye getirerek dedesi Abdülmuttalib'e teslim etti.

    Canlandırma+1

  4. 579

    Dedesi Abdülmuttalib'in Vefatı

    Onu büyük bir şefkatle koruyan dedesi Abdülmuttalib, Efendimiz sekiz yaşındayken vefat etti. Vasiyeti üzerine amcası Ebû Tâlib onun himayesini üstlendi. Ebû Tâlib, maddi imkânları kısıtlı olmasına rağmen yeğenini kendi çocuklarından ayırmadı ve ömrünün sonuna kadar onu korudu.

    Canlandırma

  5. 583

    İlk Şam Yolculuğu ve Rahip Bahîrâ

    On iki yaşlarındayken amcası Ebû Tâlib'in ticaret kervanıyla Şam'a doğru yola çıktı. Kervan Busrâ'da konakladığında Hıristiyan rahip Bahîrâ, kitaplarında okuduğu vasıflara dayanarak bu çocukta nübüvvet alametleri gördüğünü söyledi ve Ebû Tâlib'e onu iyi korumasını tavsiye etti.

    Canlandırma+1

  6. 590 civarı

    Hılfü'l-fudûl (Erdemliler Cemiyeti)

    Mekke'de haksızlığa uğrayan yabancı bir tüccarın hakkının aranması üzerine Kureyş'in ileri gelenleri Abdullah b. Cüd'ân'ın evinde toplanarak, Mekke'de zulme uğrayan yerli ya da yabancı herkesin hakkını alıncaya kadar mazlumun yanında yer alacaklarına dair ahitleştiler. Genç yaşında bu cemiyete katılan Efendimiz ﷺ, nübüvvetten sonra da “Abdullah b. Cüd'ân'ın evinde öyle bir antlaşmada bulundum ki onu kırmızı develere değişmem; İslâm döneminde de böyle bir ahde çağrılsam icabet ederdim” buyurarak bu anlaşmayı övmüştür.

    Sohbet

  7. 595

    Hz. Hatice ile Evlilik

    Dürüstlüğü ve güvenilirliği sebebiyle “el-Emîn” diye anılan Efendimiz, Mekke'nin saygın tüccarlarından Hz. Hatice'nin kervanıyla Şam'a gitti ve ticaretten büyük kazançla döndü. Yolculukta ona eşlik eden Meysere'nin anlattıklarından etkilenen Hz. Hatice evlenme teklif etti. Yaygın rivayete göre Efendimiz yirmi beş, Hz. Hatice kırk yaşındayken evlendiler. Hz. Hatice hayatta olduğu sürece Efendimiz başka bir evlilik yapmadı; İbrâhim dışındaki bütün çocukları ondan dünyaya geldi.

    Canlandırma+1

  8. 605

    Kâbe Tamiri ve Hakemlik

    Sel sebebiyle zarar gören Kâbe yeniden inşa edilirken, Hacerülesved'i yerine koyma şerefinin hangi kabileye ait olacağı konusunda çıkan anlaşmazlık kan dökülme noktasına geldi. Harem'e ilk girecek kişinin hakem olması kararlaştırıldı ve kapıdan ilk giren otuz beş yaşındaki Muhammed el-Emîn oldu. Taşı bir örtünün ortasına koydu, her kabile reisinin örtünün bir ucundan tutmasını istedi ve taşı kendi elleriyle yerine yerleştirdi. Böylece bütün kabileleri memnun eden bu hakemlik, büyük bir fitneyi önledi.

    Canlandırma+1

2. dönem 3 dönemden

Mekke Dönemi

610 – 622

13 yıl

13 olay · 4 büyük durak · 13 videolu olay

  1. 610Hicretten 13 yıl önceBüyük durak

    İlk Vahiy: Hira Mağarası

    Kırk yaşına yaklaştığında yalnızlığı sever olmuş, Nur Dağı'ndaki Hira mağarasında tefekkür ve ibadetle vakit geçirmeye başlamıştı. Ramazan ayında, Kadir gecesi olduğu kabul edilen bir gecede Cebrâil (a.s.) gelerek “Oku!” dedi ve Alak sûresinin ilk beş âyetini tebliğ etti: “Yaratan Rabbinin adıyla oku!” Heyecan içinde evine dönen Efendimizi Hz. Hatice teselli etti ve ilk iman eden kişi oldu. Böylece nübüvvet dönemi başladı.

    Canlandırma+1

  2. 610-613

    Gizli Davet Dönemi

    İlk yıllarda davet, güvenilir yakın çevreyle sınırlı tutuldu. Kadınlardan Hz. Hatice, çocuklardan Hz. Ali, azatlılardan Zeyd b. Hârise ve hür erkeklerden Hz. Ebû Bekir ilk Müslümanlar oldu. Hz. Ebû Bekir'in gayretiyle Hz. Osman, Zübeyr b. Avvâm, Abdurrahman b. Avf, Sa'd b. Ebî Vakkâs ve Talha b. Ubeydullah gibi sahâbîler İslâm'a girdi. Müslümanlar bir süre Safâ tepesi yakınındaki Dârü'l-Erkam'da toplanarak Kur'an ve dini öğrendiler.

    Canlandırma+1

  3. 613Büyük durak

    Açık Davet

    “En yakın akrabanı uyar” (Şuarâ 26/214) âyetinin inmesiyle Efendimiz ﷺ önce yakınlarını bir yemekte topladı, ardından Safâ tepesine çıkarak Kureyş'i tevhide davet etti. Bu açık davetle birlikte putperest Mekke ileri gelenlerinin alayı, baskısı ve işkenceleri başladı. Hz. Bilâl, Ammâr b. Yâsir ve ailesi gibi kimsesiz Müslümanlar ağır eziyetlere maruz kaldı; Hz. Sümeyye İslâm'ın ilk şehidi oldu.

    Canlandırma+1

  4. 615

    Habeşistan'a Birinci Hicret

    Nübüvvetin beşinci yılında, artan işkenceler karşısında Efendimiz, adaletiyle tanınan Habeşistan hükümdarı Necâşî'nin ülkesine hicret edilmesine izin verdi. Aralarında Hz. Osman ile eşi Hz. Rukiyye'nin de bulunduğu on bir erkek ve dört kadından oluşan ilk kafile Habeşistan'a sığındı. Bu, İslâm tarihindeki ilk hicrettir.

    Canlandırma+1

  5. 616

    Habeşistan'a İkinci Hicret

    Sayıları seksenden fazla erkek ve bir grup kadına ulaşan ikinci kafile, Hz. Ca'fer b. Ebî Tâlib'in başkanlığında Habeşistan'a göç etti. Kureyş'in muhacirleri geri istemek için gönderdiği elçiler karşısında Hz. Ca'fer, Necâşî'nin huzurunda İslâm'ın getirdiklerini anlattı ve Meryem sûresinden âyetler okudu. Necâşî, Müslümanları teslim etmeyi reddederek onları himayesine aldı.

    Canlandırma+1

  6. 616

    Hz. Hamza ve Hz. Ömer'in Müslüman Olması

    Nübüvvetin altıncı yılında, Efendimize yapılan hakareti duyup öfkelenen amcası Hz. Hamza Müslüman oldu. Kısa bir süre sonra, Efendimizi öldürmek niyetiyle yola çıkan Hz. Ömer, kız kardeşi Fâtıma'nın evinde Tâhâ sûresinin âyetlerini dinleyerek Dârü'l-Erkam'a gitti ve İslâm'a girdi. Bu iki güçlü şahsiyetin iman etmesiyle Müslümanlar Kâbe'de açıkça namaz kılabilir hâle geldi.

    Canlandırma+1

  7. 617-619

    Boykot Yılları

    İslâm'ın yayılmasını durduramayan Kureyş, Hâşimoğulları ve Muttaliboğulları ile alışverişi, evlenmeyi ve her türlü ilişkiyi yasaklayan bir antlaşma yazarak Kâbe'ye astı. Müslümanlar ve onları koruyan akrabaları yaklaşık üç yıl boyunca Ebû Tâlib mahallesinde (Şi'b-i Ebî Tâlib) büyük açlık ve sıkıntı içinde yaşadı. Boykot, Kureyş'ten bazı insaflı kimselerin girişimiyle sona erdi.

    Canlandırma+1

  8. 619

    Hüzün Yılı (Âmü'l-hüzn)

    Boykotun kalkmasından kısa süre sonra, nübüvvetin onuncu yılında, Efendimizi dışarıda koruyan amcası Ebû Tâlib ile evinde en büyük destekçisi olan hanımı Hz. Hatice birkaç ay arayla vefat etti. Bu iki acı kayıp sebebiyle bu yıla “Hüzün Yılı” denilmiştir. Ebû Tâlib'in vefatından sonra Kureyş'in baskıları daha da arttı.

    Canlandırma+1

  9. 619

    Tâif Yolculuğu

    Mekke'de davete kapıların kapanması üzerine Efendimiz, azatlısı Zeyd b. Hârise ile birlikte Tâif'e giderek Sakīf kabilesini İslâm'a davet etti. Ancak Tâif'in ileri gelenleri onu reddetmekle kalmayıp çocukları ve ayak takımını üzerine saldırttılar; mübarek ayakları taşlarla kanadı. Bu ağır durumda bile beddua etmeyip onların neslinden Allah'a iman edecek kimselerin çıkmasını umdu. Dönüşte bir bağda sığındığında Ninovalı Hıristiyan köle Addâs'ın iman ettiği rivayet edilir.

    Canlandırma+1

  10. 620

    Medineli İlk Müslümanlar

    Hac mevsiminde Mekke'ye gelen kabileleri İslâm'a davet eden Efendimiz, Akabe mevkiinde Yesrib'den (Medine) gelen Hazrec kabilesinden altı kişiyle görüştü. Yahudi komşularından bir peygamber geleceğini işitmiş olan bu kişiler, davete hemen icabet ederek Müslüman oldular ve Medine'ye dönüp İslâm'ı anlatmaya başladılar.

    Canlandırma+1

  11. 621Büyük durak

    İsrâ ve Mi'râc

    Hicretten önceki bir gecede Efendimiz ﷺ, Mescid-i Harâm'dan Mescid-i Aksâ'ya götürüldü (İsrâ), oradan da semaya yükseltildi (Mi'râc). Tarihi hakkında farklı rivayetler bulunmakla birlikte yaygın kanaate göre Recep ayının 27. gecesidir. Bu mucizevi yolculukta beş vakit namaz farz kılındı, Bakara sûresinin son âyetleri verildi ve Allah'a şirk koşmadan ölen ümmetin bağışlanacağı müjdelendi. Hz. Ebû Bekir, olayı duyar duymaz tereddütsüz tasdik ettiği için “es-Sıddîk” lakabıyla anıldı.

    Canlandırma+1

  12. 621

    Birinci Akabe Biatı

    Ertesi yıl hac mevsiminde, Evs ve Hazrec'ten on iki Medineli, Akabe'de Efendimize Allah'a şirk koşmamak, hırsızlık ve zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, iftira etmemek ve iyilikte ona itaat etmek üzere biat etti. Efendimiz ﷺ, Medine'de Kur'an öğretmek ve İslâm'ı tebliğ etmek üzere Mus'ab b. Umeyr'i onlarla birlikte gönderdi.

    Canlandırma+1

  13. 622Büyük durak

    İkinci Akabe Biatı

    Mus'ab b. Umeyr'in gayretiyle Medine'de İslâm hızla yayıldı. Nübüvvetin on üçüncü yılındaki hac mevsiminde yetmiş üç erkek ve iki kadından oluşan Medineli Müslümanlar, Akabe'de gizlice toplanarak Efendimizi Medine'ye davet ettiler ve onu kendi canlarını, ailelerini korudukları gibi koruyacaklarına söz verdiler. Bu biat, hicretin ve Medine'de kurulacak İslâm toplumunun zeminini hazırladı.

    Canlandırma+1

3. dönem 3 dönemden

Medine Dönemi

622 – 632

10 yıl

20 olay · 7 büyük durak · 20 videolu olay

  1. 622h. 1Büyük durak

    Hicret

    Müslümanlar küçük gruplar hâlinde Medine'ye göç ederken Kureyş, Dârü'n-Nedve'de Efendimizi öldürme kararı aldı. Efendimiz ﷺ, yatağına Hz. Ali'yi bırakarak Hz. Ebû Bekir ile birlikte Mekke'den ayrıldı ve üç gün Sevr mağarasında kaldı. Takipçiler mağaranın ağzına kadar geldiğinde endişelenen arkadaşına “Üzülme, çünkü Allah bizimle beraberdir” (Tevbe 9/40) buyurdu. Rebîülevvel ayında Medine yakınlarındaki Kuba'ya ulaştı. Hz. Ömer döneminde hicretin gerçekleştiği yıl, İslâm takviminin başlangıcı kabul edildi.

    Canlandırma+1

  2. 622h. 1

    Kuba Mescidi ve İlk Cuma

    Efendimiz Kuba'da kaldığı günlerde, İslâm tarihinde inşa edilen ilk mescit olan Kuba Mescidi'nin temelini attı. Kuba'dan Medine'ye hareket ettiği cuma günü, Benî Sâlim b. Avf yurdunda ilk cuma namazını kıldırdı ve ilk cuma hutbesini okudu. Medine'ye girişinde halk onu büyük bir sevinçle karşıladı; devesinin çöktüğü yerin yakınındaki Ebû Eyyûb el-Ensârî'nin evinde misafir oldu.

    Sohbet

  3. 622-623h. 1

    Mescid-i Nebevî'nin İnşası

    Devenin çöktüğü arsa satın alınarak Mescid-i Nebevî inşa edildi; Efendimiz ﷺ inşaatta bizzat çalıştı. Kerpiç duvarlar, hurma kütüğünden direkler ve hurma dallarından örülmüş bir tavanla yapılan bu mescit; ibadet yeri olmanın yanında eğitim merkezi, meclis ve devlet yönetim merkezi oldu. Mescidin bir köşesindeki “Suffe”de kimsesiz sahâbîler kalarak ilim öğrendi. Aynı yıl, namaz vakitlerini bildirmek için ezan meşru kılındı.

    Sohbet

  4. 622-623h. 1

    Muâhât (Kardeşlik)

    Mekke'den her şeylerini bırakarak gelen muhacirlerle onlara kucak açan Medineli ensar arasında, Efendimiz ﷺ tarafından ikişer ikişer kardeşlik bağı kuruldu. Ensar, mallarını ve evlerini muhacir kardeşleriyle paylaştı. Bu kardeşlik, yeni kurulan Medine toplumunun sosyal ve ekonomik dayanışmasının temeli oldu.

    Canlandırma+1

  5. 622-623h. 1

    Medine Vesikası

    Efendimiz ﷺ, Medine'de yaşayan muhacirler, ensar, Yahudi kabileleri ve diğer unsurlar arasındaki hak ve sorumlulukları belirleyen yazılı bir antlaşma (Sahîfe) hazırlattı. Bu vesika; din ve vicdan hürriyetini tanıyor, şehrin ortak savunmasını düzenliyor, anlaşmazlıklarda son merci olarak Resûlullah'ı gösteriyordu. Tarihin ilk yazılı anayasal metinlerinden biri kabul edilir.

    Canlandırma+1

  6. 624h. 2

    Kıblenin Değişmesi ve Orucun Farz Kılınması

    Hicretten sonra yaklaşık on altı-on yedi ay boyunca Kudüs'teki Mescid-i Aksâ'ya yönelerek namaz kılan Müslümanlar için, Efendimizin gönlünden geçen arzuya uygun olarak kıble Kâbe'ye çevrildi: “Artık yüzünü Mescid-i Harâm tarafına çevir” (Bakara 2/144). Kıblenin değiştiği sırada namaz kılınan mescit “Mescid-i Kıbleteyn” (iki kıbleli mescit) adıyla anılır. Aynı yıl Ramazan orucu ve fıtır sadakası farz kılındı.

    Radyo tiyatrosu

  7. 624h. 2Büyük durak

    Bedir Savaşı

    Ramazan ayının 17'sinde Bedir kuyuları başında, üç yüz küsur kişilik mütevazı İslâm ordusu, yaklaşık bin kişilik ve çok daha iyi donanımlı Mekke ordusuyla karşılaştı. Allah'ın meleklerle yardımıyla Müslümanlar büyük bir zafer kazandı; Ebû Cehil başta olmak üzere Kureyş'in önde gelenlerinin çoğu öldürüldü. Kur'an'da “Furkān günü” olarak anılan Bedir, İslâm'ın varlığını kabul ettirdiği dönüm noktasıdır. Bedir'e katılan sahâbîler “Ehl-i Bedir” diye ayrı bir fazilet ile anılır.

    Canlandırma+1

  8. 625h. 3Büyük durak

    Uhud Savaşı

    Bedir'in intikamını almak isteyen Kureyş, üç bin kişilik bir orduyla Medine'ye yürüdü. Uhud dağının eteğinde yapılan savaşın başında Müslümanlar üstün geldi; ancak Aynayn tepesine yerleştirilen okçuların çoğunun, “ne olursa olsun yerinizden ayrılmayın” emrine rağmen ganimet için mevzilerini terk etmesi üzerine savaşın seyri değişti. Efendimiz ﷺ yaralandı; amcası Hz. Hamza başta olmak üzere yetmiş civarında sahâbî şehit oldu. Uhud, itaatin ve sabrın önemini gösteren derin bir ibret olarak hatırlanır.

    Canlandırma+1

  9. 627h. 5

    Hendek (Ahzâb) Savaşı

    Kureyş ve müttefik Arap kabileleri, on bin kişiyi bulan büyük bir orduyla Medine'yi kuşattı. Selmân-ı Fârisî'nin önerisiyle şehrin açık olan kuzey tarafına hendek kazıldı; Efendimiz ﷺ kazıda sahâbîleriyle birlikte bizzat çalıştı. Yaklaşık bir ay süren kuşatma, şiddetli soğuk ve fırtına ile müttefikler arasındaki güvensizlik sonucu dağıldı. Bu savaştan sonra Efendimiz, “Artık biz onlara gideceğiz, onlar bize gelemeyecek” buyurdu.

    Canlandırma+1

  10. 628h. 6Büyük durak

    Hudeybiye Antlaşması

    Efendimiz ﷺ, umre yapmak niyetiyle yaklaşık bin dört yüz sahâbîyle Mekke'ye doğru yola çıktı; ancak Kureyş onları Hudeybiye'de durdurdu. Hz. Osman'ın öldürüldüğü haberi üzerine sahâbîler bir ağacın altında “Rıdvan Biatı”nı yaptı. Ardından, ilk bakışta Müslümanların aleyhine görünen şartlar taşıyan on yıllık bir barış antlaşması imzalandı. Dönüş yolunda inen Fetih sûresi bu antlaşmayı “apaçık bir fetih” olarak müjdeledi. Barış ortamında İslâm, önceki yıllardan çok daha hızlı yayıldı.

    Canlandırma+1

  11. 628h. 6-7

    Hükümdarlara Davet Mektupları

    Hudeybiye'den sonra Efendimiz ﷺ, İslâm'ı tebliğ etmek üzere dönemin hükümdarlarına “Muhammedün Resûlullah” yazılı mührüyle mühürlenmiş mektuplar gönderdi. Bizans İmparatoru Herakleios'a Dihye el-Kelbî, İran Kisrâsı Hüsrev Pervîz'e Abdullah b. Huzâfe, Mısır Mukavkısı'na Hâtıb b. Ebî Beltea ve Habeş Necâşîsi'ne Amr b. Ümeyye elçi olarak gönderildi. Bu mektuplar, İslâm'ın evrensel bir davet olduğunun açık bir ifadesidir.

    Canlandırma+1

  12. 628h. 7

    Hayber'in Fethi

    Medine'ye yönelik düşmanca faaliyetlerin merkezi hâline gelen, kuzeydeki müstahkem Hayber kaleleri kuşatılarak fethedildi. Kamus kalesinin fethinde Hz. Ali büyük kahramanlık gösterdi. Fetihten sonra arazi, ürününün yarısı Müslümanlara verilmek şartıyla Hayberlilere bırakıldı. Aynı günlerde Hz. Ca'fer ve Habeşistan muhacirleri Medine'ye döndü; Efendimiz “Hangisine daha çok sevineceğimi bilmiyorum: Hayber'in fethine mi, Ca'fer'in gelişine mi?” buyurdu.

    Canlandırma+1

  13. 629h. 7

    Umretü'l-kazâ

    Hudeybiye Antlaşması'nın şartları gereği, bir önceki yıl yapılamayan umre, iki binden fazla sahâbîyle birlikte Zilkade ayında kaza edildi. Müslümanlar yedi yıl aradan sonra ilk defa Kâbe'yi tavaf etti; Mekke'de üç gün kalınarak antlaşmaya uygun şekilde şehirden ayrıldı. Bu umre, Mekkelilerin gözünde Müslümanların güç ve disiplinini açıkça ortaya koydu.

    Sohbet

  14. 629h. 8

    Mûte Savaşı

    Efendimizin elçisinin Bizans'a bağlı bir Gassânî emîri tarafından öldürülmesi üzerine, üç bin kişilik bir ordu Suriye taraflarına gönderildi. Mûte'de çok büyük bir Bizans ve müttefik ordusuyla yapılan savaşta sırasıyla komutanlar Zeyd b. Hârise, Ca'fer b. Ebî Tâlib ve Abdullah b. Revâha şehit oldu. Komutayı alan Hâlid b. Velîd, ustaca bir manevrayla orduyu kurtardı ve Efendimiz tarafından “Seyfullah” (Allah'ın kılıcı) lakabıyla anıldı.

    Canlandırma+1

  15. 630h. 8Büyük durak

    Mekke'nin Fethi

    Kureyş'in müttefiklerinin, Müslümanların müttefiki Huzâa kabilesine saldırmasıyla Hudeybiye Antlaşması bozuldu. Efendimiz ﷺ on bin kişilik bir orduyla Ramazan ayında Mekke'ye yürüdü ve şehir neredeyse hiç kan dökülmeden fethedildi. Kâbe'deki putları “Hak geldi, bâtıl yok oldu. Şüphesiz bâtıl yok olmaya mahkûmdur” (İsrâ 17/81) âyetini okuyarak devirdi. Yıllarca kendisine ve ashabına eziyet eden Mekkelilere “Bugün size kınama yok; gidiniz, hepiniz serbestsiniz” diyerek genel af ilan etti.

    Canlandırma+1

  16. 630h. 8

    Huneyn Savaşı ve Tâif Kuşatması

    Mekke'nin fethinden kısa süre sonra Hevâzin ve Sakīf kabileleri büyük bir ordu topladı. Huneyn vadisinde, sayılarının çokluğuna güvenen Müslümanlar pusuya düşürülerek ilk anda dağıldı; ancak Efendimizin sebatı ve çağrısıyla toparlanan ordu zafer kazandı (Tevbe 9/25-26). Ardından kuşatılan Tâif, bir süre sonra kendiliğinden İslâm'a girmek üzere heyet gönderdi. Efendimiz, Ci'râne'de ganimetleri paylaştırdı ve oradan umre yaptı.

    Canlandırma+1

  17. 630h. 9

    Tebük Seferi

    Bizans'ın Arabistan'a saldırı hazırlığında olduğu haberi üzerine, kıtlık ve şiddetli sıcağa rağmen otuz bin kişilik bir orduyla Tebük'e kadar gidildi. Bu yüzden ordu “Ceyşü'l-usre” (zorluk ordusu) olarak anılır; Hz. Osman ordunun donatımına büyük katkı sağladı, Hz. Ebû Bekir ise bütün malını getirdi. Bizans ordusu karşılarına çıkmadı; bölgedeki birçok kabile ile antlaşmalar yapılarak dönüldü. Bu, Efendimizin katıldığı son seferdir.

    Canlandırma+1

  18. 630-631h. 9

    Heyetler Yılı

    Mekke'nin fethi ve Tebük seferinden sonra Arabistan'ın dört bir yanından kabileler, İslâm'ı kabul etmek veya antlaşma yapmak için Medine'ye heyetler gönderdi. Bu yüzden hicretin dokuzuncu yılına “Senetü'l-vüfûd” (Heyetler Yılı) denir. Aynı yıl Hz. Ebû Bekir hac emîri olarak görevlendirildi ve müşriklerin bundan böyle Kâbe'yi tavaf edemeyeceği ilan edildi.

    Sohbet

  19. 632h. 10Büyük durak

    Vedâ Haccı ve Vedâ Hutbesi

    Efendimiz ﷺ, hicretin onuncu yılında yüz bini aşkın Müslümanla birlikte ilk ve son haccını yaptı. Zilhicce'nin dokuzunda Arafat'ta, Kasvâ adlı devesinin üzerinde, can, mal ve namus dokunulmazlığını, kadın haklarını, faizin ve cahiliye kan davalarının kaldırıldığını, insanların eşitliğini ve Allah'ın Kitabı'na sarılmayı vurgulayan Vedâ Hutbesi'ni irad etti. Bu hacda “Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim, size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm'ı beğendim” (Mâide 5/3) âyeti nazil oldu.

    Canlandırma+1

  20. 632h. 11Büyük durak

    Refîk-ı A'lâ'ya Yolculuk

    Vedâ Haccı'ndan dönüşten yaklaşık üç ay sonra hastalanan Efendimiz ﷺ, son günlerinde Hz. Ebû Bekir'e namaz kıldırmasını emretti. Rebîülevvel ayında bir pazartesi günü, altmış üç yaşında, Hz. Âişe'nin odasında “Allahümme'r-refîka'l-a'lâ” (Allah'ım, en yüce dosta) diyerek vefat etti ve vefat ettiği odaya defnedildi. Son tavsiyeleri arasında namaza ve ellerinin altındakilere (hizmetçi, köle ve zayıflara) dikkat edilmesi vardı. Kabr-i şerifleri bugün Mescid-i Nebevî'nin içindeki Ravza-i Mutahhara'dadır.

    Canlandırma+1

Yolun sonu

41 durak, 3 dönem

Kendini dene

Kendini dene

Yolculukta okuduklarını küçük bir oyunla pekiştir: olayları sırala ya da yılını bul.

Olayları sırala

Beş olay karışık gelir. Önce yaşanandan başlayarak sırayla dokun; yanlış dokunduğunu yeniden dokunarak geri al.

Videolarla siyer

Sıralı seriler, ders gibi: kaldığın bölüm ve izlediklerin hatırlanır.

  • Canlandırmasinematik anlatım · 2 seri
  • Sohbetvideo dersleri · 3 seri
  • Radyo tiyatrosusesli anlatım
  • Çocuklar içinaile ile izle

Sinematik anlatım · Canlandırma

Hira'dan Vedâ'ya

HTP Pictures'ın Peygamber Efendimiz'in ﷺ hayatını baştan sona yapay zekâ ile üretilmiş sahnelerle anlatan film serisi; Mekke dönemi filmi kanalın kendi ayırdığı beş parçayla, ardından Medine ve Vedâ filmleriyle 7 bölüm.

Uzunluk
7 bölüm · 3 saat 16 dakika
YouTube’da aç

0/ 7 bölüm izlendi

1. bölüm · İlk Vahiy ve Peygamberliğin Başlangıcı

Bölüm 1 / 7 · Mekke dönemi15:18

İlk Vahiy ve Peygamberliğin Başlangıcı

HTP Pictures · YouTube’da aç

Bölümler 0 / 7

Mekke dönemi0 / 4
Medine dönemi0 / 3

Videolar YouTube’dan, kanalın kendi yayınından oynatılır; oynat’a basana kadar YouTube’a bağlanılmaz. İzleme ilerlemen yalnız bu cihazda saklanır.

Şemâil-i Şerîf

Peygamber Efendimizin ﷺ görünüşü ve ahlâkı

4 paragraf1 dk okuma

  1. Şemâil, Peygamber Efendimizin ﷺ dış görünüşünü, ahlâkını, yeme-içme, giyinme, konuşma ve oturup kalkma gibi günlük hâllerini anlatan ilim dalıdır. Bu alanda en tanınmış eser, İmam Tirmizî'nin “eş-Şemâilü'l-Muhammediyye” adlı kitabıdır. Sahâbîlerin ondan aktardığı en ince ayrıntılar bile, onu ne kadar büyük bir sevgi ve dikkatle gözlemlediklerini gösterir.

  2. Rivayetlere göre Efendimiz ﷺ orta boylu idi; ne çok uzun ne de kısaydı. Teni beyaz, pembeye çalar bir renkteydi. Saçları ne kıvırcık ne de dümdüzdü; hafif dalgalıydı. Başı iri, omuzları genişti. Gözleri siyah ve iri, kirpikleri uzundu. Yüzü ay gibi parlak ve güler yüzlüydü. İki kürek kemiği arasında “nübüvvet mührü” denilen bir ben bulunurdu. Yürüdüğünde yokuş aşağı iner gibi, kararlı ve ileriye doğru meyilli yürürdü.

  3. Konuşması tane tane ve açıktı; dinleyen, kelimelerini sayabilecek kadar ağır konuşurdu. Çoğu zaman tebessüm eder, kahkahayla gülmezdi. Birine döndüğünde bütün vücuduyla dönerdi. Kendisini ilk defa gören heybetinden etkilenir, onu tanıyan ise severdi. Hz. Enes, onun elinden daha yumuşak bir ipek, kokusundan daha güzel bir koku bilmediğini söyler.

  4. Hz. Âişe'ye Efendimizin ahlâkı sorulduğunda “Onun ahlâkı Kur'an'dı” (Müslim) cevabını vermiştir. Kur'an-ı Kerîm de onu şöyle över: “Şüphesiz sen yüce bir ahlâk üzeresin.” (Kalem 68/4)

Bir bakışta6

  • Boyu

    Orta boylu, dengeli ve mütenasip bir yapıya sahipti.

  • Yüzü

    Nurlu, parlak, ay gibi aydınlık ve güler yüzlüydü.

  • Saçı ve sakalı

    Hafif dalgalı siyah saçları ve gür sakalı vardı; vefat ettiğinde saç ve sakalında yirmi kadar beyaz kıl bulunduğu rivayet edilir.

  • Nübüvvet mührü

    İki kürek kemiği arasında, önceki kitaplarda da haber verildiği bildirilen bir ben bulunurdu.

  • Konuşması

    Az ve öz, açık ve anlaşılır konuşur; gerektiğinde sözünü üç defa tekrarlardı.

  • Gülüşü

    Genellikle tebessüm ederdi; ashabı onu en çok tebessüm eden kimse olarak anlatır.

Ehl-i Beyt

Hanımları ve çocukları

3 paragraf1 dk okuma

  1. Ehl-i Beyt, “ev halkı” demektir ve Peygamber Efendimizin ﷺ ailesini ifade eder. Kur'an-ı Kerîm'de “Ey Ehl-i Beyt! Allah sizden günahı gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor” (Ahzâb 33/33) buyrulur. Âlimler bu kavramın, Efendimizin hanımlarını ve Hz. Ali, Hz. Fâtıma, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'i kapsadığını ifade etmiştir.

  2. Efendimizin hanımları, Kur'an'da “mü'minlerin anneleri” (Ahzâb 33/6) olarak nitelenir ve bu yüzden “Ümmehâtü'l-mü'minîn” diye anılır. Onun evliliklerinin önemli bir kısmı; dul kalan kadınları himaye etmek, kabileler arasında bağ kurmak ve özellikle kadınlara dair dinî hükümlerin ümmete aktarılmasını sağlamak gibi hikmetler taşır.

  3. Ehl-i Beyt'i sevmek, Ehl-i Sünnet anlayışında imanın gereği ve Efendimize duyulan sevginin bir parçası kabul edilir. Onun soyu, Hz. Fâtıma'dan olan torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin vasıtasıyla devam etmiştir.

Hanımları ve çocukları18

  • Hz. Hatice bint Hüveylid

    İlk eşi ve ilk iman eden kişi. Efendimizin İbrâhim dışındaki bütün çocuklarının annesidir; hicretten yaklaşık üç yıl önce Mekke'de vefat etti.

  • Hz. Sevde bint Zem'a

    Hz. Hatice'nin vefatından sonra evlendiği, ilk Müslümanlardan olan ve Habeşistan'a hicret etmiş dul bir hanımdır.

  • Hz. Âişe bint Ebî Bekir

    Hz. Ebû Bekir'in kızıdır. İlmi ve zekâsıyla öne çıkmış, en çok hadis rivayet eden sahâbîlerdendir.

  • Hz. Hafsa bint Ömer

    Hz. Ömer'in kızıdır. Hz. Ebû Bekir döneminde bir araya getirilen Kur'an nüshası ona emanet edilmiştir.

  • Hz. Zeyneb bint Huzeyme

    Fakirlere yardımı ve cömertliğiyle “Ümmü'l-mesâkîn” (yoksulların annesi) diye anılmıştır; evlilikten kısa süre sonra vefat etti.

  • Hz. Ümmü Seleme

    Kocası Ebû Seleme'nin şehadetinden sonra evlendi. Aklı ve isabetli görüşleriyle tanınır; Hudeybiye'de Efendimize verdiği tavsiye meşhurdur.

  • Hz. Zeyneb bint Cahş

    Efendimizin halasının kızıdır. İbadete düşkünlüğü ve el emeğiyle kazandığını sadaka olarak dağıtmasıyla bilinir.

  • Hz. Cüveyriye bint Hâris

    Benî Mustalik kabilesi reisinin kızıdır. Bu evlilik vesilesiyle kabilesinden pek çok esir serbest bırakılmıştır.

  • Hz. Ümmü Habîbe bint Ebî Süfyân

    Habeşistan'a hicret etmiş ilk Müslümanlardandır. Nikâhı Habeşistan'da, Necâşî'nin vekâletiyle kıyılmıştır.

  • Hz. Safiyye bint Huyey

    Hayber'in fethinden sonra Müslüman olup Efendimizle evlendi; ağır başlılığı ve sabrıyla tanınır.

  • Hz. Meymûne bint Hâris

    Umretü'l-kazâ sırasında evlendiği, Efendimizin son evlendiği hanımıdır.

  • Hz. Kāsım

    Efendimizin ilk çocuğudur; Efendimiz onun adıyla “Ebü'l-Kāsım” künyesiyle anılır. Küçük yaşta Mekke'de vefat etti.

  • Hz. Zeyneb

    Büyük kızıdır. Ebü'l-Âs b. Rebî' ile evlendi; hicretin sekizinci yılında Medine'de vefat etti.

  • Hz. Rukiyye

    Hz. Osman ile evlendi, onunla birlikte Habeşistan'a hicret etti. Bedir Savaşı günlerinde Medine'de vefat etti.

  • Hz. Ümmü Külsûm

    Kız kardeşi Rukiyye'nin vefatından sonra Hz. Osman ile evlendi; bu sebeple Hz. Osman “Zinnûreyn” (iki nur sahibi) lakabını almıştır.

  • Hz. Fâtıma

    En küçük kızıdır. Hz. Ali ile evlendi; Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'in annesidir. Efendimizin vefatından yaklaşık altı ay sonra vefat etti.

  • Hz. Abdullah

    Nübüvvetten sonra doğduğu için “Tayyib” ve “Tâhir” lakaplarıyla da anılır; küçük yaşta vefat etti.

  • Hz. İbrâhim

    Hz. Mâriye'den doğan oğludur; hicretin onuncu yılında on sekiz aylıkken vefat etti. Efendimiz onun vefatında “Göz yaşarır, kalp hüzünlenir; biz ancak Rabbimizin razı olacağı sözü söyleriz” buyurmuştur.

Hulefâ-i Râşidîn

Dört halife dönemi (632-661)

2 paragraf1 dk okuma

  1. Hulefâ-i Râşidîn, “doğru yolda olan halifeler” demektir. Peygamber Efendimizin ﷺ vefatından sonra İslâm toplumunu yöneten Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali'yi ifade eder. Efendimiz ﷺ, “Benden sonra benim sünnetime ve doğru yolda olan râşid halifelerin sünnetine sarılın” (Ebû Dâvûd, Tirmizî) buyurmuştur.

  2. Ehl-i Sünnet vel-Cemaat'e göre dört halifenin hilafeti meşrudur ve faziletteki sıralamaları da hilafetteki sıralamaları gibidir. Bu dönemde Kur'an-ı Kerîm mushaf hâlinde bir araya getirilmiş ve çoğaltılmış, İslâm; Suriye, Irak, İran ve Mısır'a ulaşmıştır.

Dört halife4

  1. Hz. Ebû Bekir es-Sıddîk (632-634)

    Hür erkeklerden ilk Müslüman olan, hicret yolculuğunda Efendimizin yol arkadaşı olan sahâbîdir. Kısa hilafeti döneminde ridde (irtidat) hareketlerini bastırmış, Kur'an'ı mushaf hâlinde bir araya getirtmiştir.

  2. Hz. Ömer el-Fârûk (634-644)

    Hakkı bâtıldan ayıran anlamında “Fârûk” lakabıyla anılır. Döneminde Suriye, Irak, İran ve Mısır fethedilmiş; divan teşkilatı kurulmuş ve hicrî takvim başlatılmıştır. Adaletiyle meşhurdur.

  3. Hz. Osman Zinnûreyn (644-656)

    Efendimizin iki kızıyla evlendiği için “Zinnûreyn” diye anılır. Hayâsı ve cömertliğiyle bilinir. Döneminde Kur'an nüshaları çoğaltılarak İslâm beldelerine gönderilmiştir; evinde Kur'an okurken şehit edilmiştir.

  4. Hz. Ali el-Murtazâ (656-661)

    Efendimizin amcasının oğlu ve damadı, çocuklardan ilk Müslüman olandır. İlmi, cesareti ve takvasıyla tanınır; “ilim şehrinin kapısı” olarak anılır. Kûfe'de sabah namazına giderken şehit edilmiştir.

Aşere-i Mübeşşere

Cennetle müjdelenen on sahâbî

2 paragraf1 dk okuma

  1. Aşere-i Mübeşşere, Peygamber Efendimizin ﷺ bir hadis-i şerifte isimlerini tek tek sayarak cennetle müjdelediği on sahâbîdir (Tirmizî, Ebû Dâvûd). Efendimiz bunlardan başka pek çok sahâbîyi de farklı vesilelerle cennetle müjdelemiştir; ancak bu on kişinin aynı hadiste birlikte anılması sebebiyle bu isim onlar için yaygınlaşmıştır.

  2. Bu sahâbîlerin hepsi İslâm'ın ilk yıllarında Müslüman olmuş, Efendimizle birlikte zorluklara katlanmış ve İslâm'ın yayılmasında büyük hizmetler görmüş kimselerdir.

On sahâbî10

  • Hz. Ebû Bekir

    İlk halife, Efendimizin mağara arkadaşı ve “Sıddîk” lakaplı sadık dostu.

  • Hz. Ömer

    İkinci halife; adaleti ve hakkı bâtıldan ayırmasıyla “Fârûk” lakabını almıştır.

  • Hz. Osman

    Üçüncü halife; cömertliği, hayâsı ve Kur'an nüshalarını çoğaltmasıyla tanınır.

  • Hz. Ali

    Dördüncü halife; Efendimizin amcasının oğlu, damadı ve ilmiyle meşhur sahâbî.

  • Hz. Talha b. Ubeydullah

    Uhud'da vücudunu Efendimize siper ederek çok sayıda yara almıştır; cömertliğiyle bilinir.

  • Hz. Zübeyr b. Avvâm

    Efendimizin halası Safiyye'nin oğludur; Efendimiz onu “havârîm” diye nitelemiştir.

  • Hz. Abdurrahman b. Avf

    İlk Müslümanlardandır; ticaretteki başarısı ve servetini Allah yolunda cömertçe harcamasıyla tanınır.

  • Hz. Sa'd b. Ebî Vakkās

    Allah yolunda ilk ok atan sahâbîdir; Kādisiye zaferinin komutanıdır.

  • Hz. Saîd b. Zeyd

    İlk Müslümanlardandır; Hz. Ömer'in eniştesidir. Hz. Ömer, onun evinde okunan âyetlerle İslâm'a girmiştir.

  • Hz. Ebû Ubeyde b. Cerrâh

    Efendimiz tarafından “bu ümmetin emîni” (güvenilir kişisi) olarak nitelenmiştir; Suriye fetihlerinin komutanlarındandır.

Ahlâkı ve Sünneti

Âlemlere rahmet olan örnek hayat

3 paragraf1 dk okuma

  1. Allah Teâlâ, Peygamber Efendimizi ﷺ bütün insanlığa örnek olarak göstermiştir: “Andolsun, Allah'ın Resûlünde sizin için; Allah'a ve âhiret gününe kavuşmayı uman ve Allah'ı çokça zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır.” (Ahzâb 33/21) Efendimiz de gönderiliş gayesini “Ben ancak güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim” (Muvatta, Ahmed b. Hanbel) sözleriyle ifade etmiştir.

  2. Sünnet; Efendimizin sözleri, fiilleri ve onayladığı davranışların bütünüdür. Kur'an'ın açıklayıcısı ve uygulaması olan sünnet, Kur'an'dan sonra dinin ikinci temel kaynağıdır. “De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin” (Âl-i İmrân 3/31) âyeti, ona uymanın Allah sevgisinin gereği olduğunu bildirir.

  3. Onun ahlâkı, hayatın her alanını kuşatır: Ailesine karşı şefkatli, çocuklara karşı merhametli, düşmanına karşı bile adaletliydi. On yıl ona hizmet eden Hz. Enes, bu süre içinde Efendimizin kendisine bir kez olsun “öf” bile demediğini anlatır (Buhârî, Müslim). Kur'an onu şöyle tanıtır: “(Ey Muhammed!) Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.” (Enbiyâ 21/107)

Ahlâkından8

  • Doğruluk ve güvenilirlik

    Nübüvvetten önce bile “el-Emîn” diye anılırdı; ona düşman olanlar dahi emanetlerini ona bırakırdı.

  • Tevazu

    Ev işlerinde ailesine yardım eder, elbisesini diker, ayakkabısını tamir ederdi. Meclisinde kendisine ayrı bir yer ayrılmasını istemezdi.

  • Merhamet

    Çocukları sever, onlara selam verirdi; hayvanlara bile şefkatle davranılmasını emrederdi.

  • Cömertlik

    Kendisinden bir şey istendiğinde “yok” demez, elindekini ihtiyaç sahipleriyle paylaşırdı.

  • Adalet

    Hukuk önünde herkesi eşit tutar, yakınları söz konusu olsa bile adaletten ayrılmazdı.

  • Affedicilik

    Kendi nefsi için intikam almaz; Mekke'nin fethinde yıllarca ona eziyet edenleri bağışladı.

  • Sabır

    Tâif'te taşlandığında, Uhud'da yaralandığında ve evlatlarını kaybettiğinde sabrın en güzel örneğini gösterdi.

  • İbadete düşkünlük

    Geçmiş ve gelecek günahları bağışlandığı hâlde ayakları şişinceye kadar namaz kılar, “Şükreden bir kul olmayayım mı?” buyururdu (Buhârî, Müslim).

Vedâ Hutbesi'nden

Arafat'ta insanlığa son öğütler (h. 10 / 632)

2 paragraf1 dk okuma

  1. Peygamber Efendimiz ﷺ, hicretin onuncu yılında yaptığı Vedâ Haccı sırasında Arafat'ta ve Mina'da ashabına hitap ederek İslâm'ın temel ilkelerini bir kez daha özetledi. Bu hutbe, hadis kaynaklarında (başta Buhârî, Müslim ve Ahmed b. Hanbel'in Müsned'i olmak üzere) farklı rivayetlerle parça parça aktarılmıştır.

  2. Hutbe; can, mal ve namus dokunulmazlığı, insanların eşitliği, kadın hakları, emanet ve adalet gibi evrensel değerleri öne çıkarır. Efendimiz sözlerini her defasında “Tebliğ ettim mi?” diye sormuş, ashabın “Evet” cevabı üzerine “Şahit ol yâ Rabbi!” buyurmuştur.

Hutbeden sözler7

  • Can, mal ve namus dokunulmazlığı
    “Bu gününüz, bu ayınız, bu şehriniz nasıl mukaddes ise canlarınız, mallarınız ve namuslarınız da öylece birbirinize haramdır, dokunulmazdır.”
  • Cahiliye âdetlerinin kaldırılması
    “Cahiliye'den kalma bütün âdetler ayaklarımın altındadır. Cahiliye devrinde güdülen kan davaları da kaldırılmıştır.”
  • Faizin kaldırılması
    “Cahiliye'den kalma faizin her türlüsü kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk faiz, amcam Abbas b. Abdülmuttalib'in faizidir.”
  • Kadınların hakları
    “Kadınlar hususunda Allah'tan korkun! Siz onları Allah'ın emaneti olarak aldınız.”
  • Allah'ın Kitabı
    “Size bir şey bırakıyorum ki ona sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız: Allah'ın Kitabı.”
  • İnsanların eşitliği
    “Ey insanlar! Rabbiniz birdir, babanız da birdir. Arap'ın Arap olmayana, Arap olmayanın da Arap'a; kırmızı tenlinin siyaha, siyahın da kırmızıya bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvadadır.”
  • Tebliğ emri
    “Burada bulunanlar, bulunmayanlara tebliğ etsin.”