Hadisler yükleniyor…
Hadisler yükleniyor…
Sahîh-i Müslim · 5. Bölüm
395 hadis, 14 sayfada. Arapça asılları ve Türkçe tercümeleriyle.
30 hadis15 dk okuma
Bize Asım b. Nadir Et-Teymî rivayet etti. (Dediki): Bize El-Mutemir rivayet etti. (Dediki): Bize Ubeydullâh rivayet etti. H. Bize Kuteybetü'bnü Saîd de rivayet etti. (Dediki): Bize Leys, İbni Adân'dan rivayet etti. Bunların ikisi de Sümey'den, o da Ebu Sâlih'den, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet ettiler. (Bu hadîs Küteybe'nindir.)ki: Muhacirlerin fakirleri Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek: Varlık sahipleri yüksek dereceleri ve daimî nimetleri alıp gittiler, demişler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Neymiş o?» diye sormuş. Muhacirler : — (Ne olacak) onlar da bizim kıldığımız gibi namaz kılıyor; bizim tuttuğumuz gibi oruç tutuyor, (amma) onlar sadaka veriyor; biz veremiyoruz; onlar köle azâd ediyor, biz edemiyoruz» demişler. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ben size bir şey öğreteyim mi? Onunla sizi geçenlere yetişir; sizden sonrakileri de geçersiniz. Hem hiç bir kimse sizden daha faziletli olamaz; meğer ki sizin yaptığınız gibi yapmış olsun» buyurmuş. Muhacirler: — Hay hay Yâ Resülâllah! demişler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Her namazdan sonra otuzüç kere tesbîh, tekbîr ve tahmîd edersiniz.» Ebu Salih demiş ki: «Bunun üzerine fakir muhacirler Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e dönerek; «Mal, mülk sahibi din kardeşlerimiz bizim yaptığımızı işitmiş; bunun mislini onlar da yaptılar!» demişler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «(Ne yapalım) Bu, Allah'ın bir fadl-u keremidir; onu dilediğine verir.» buyurmuşlar. Kuteybe'den başkaları bu hadîsde Leys'den, o da ibni Aclân'dan naklen şunu da ziyâde etmişlerdir: Sümey Dediki: Ben bu hadîsi yakınlarımdan birine söyledimde: — Yanılıyorsun! Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ancak: «Otuz uç kere tesbîh çeker; otuz üç kere tahmîd eder; otuz uç kere de tekbîr eylersin!» buyurmuşdur; dedi. Bunun üzerine Ebu Salih'e dönerek bu mes'eleyî ona da söyledim. Ebu Salih elimden tutarak şunları söyledi: — Allâhû Ekber, Sübhânallah, Elhamdüllillâh; Allâhu Ekber, Sübhânallah, Elhamdulillah... (diye diye) bunların hepsinden otuz üçe varacaksın-» dedi. İbni Aclân demiş ki: «Ben bu hadisi Recâ' b. Hayve'ye rivayet ettim; o da onun mislini Ebu Sâlih'den, o da Ebu Hureyre'den, o da Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti.»
حَدَّثَنَا عَاصِمُ بْنُ النَّضْرِ التَّيْمِيُّ، حَدَّثَنَا الْمُعْتَمِرُ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، ح قَالَ وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا لَيْثٌ، عَنِ ابْنِ عَجْلاَنَ، كِلاَهُمَا عَنْ سُمَىٍّ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، - وَهَذَا حَدِيثُ قُتَيْبَةَ أَنَّ فُقَرَاءَ، الْمُهَاجِرِينَ أَتَوْا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالُوا ذَهَبَ أَهْلُ الدُّثُورِ بِالدَّرَجَاتِ الْعُلَى وَالنَّعِيمِ الْمُقِيمِ . فَقَالَ " وَمَا ذَاكَ " . قَالُوا يُصَلُّونَ كَمَا نُصَلِّي وَيَصُومُونَ كَمَا نَصُومُ وَيَتَصَدَّقُونَ وَلاَ نَتَصَدَّقُ وَيُعْتِقُونَ وَلاَ نُعْتِقُ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَفَلاَ أُعَلِّمُكُمْ شَيْئًا تُدْرِكُونَ بِهِ مَنْ سَبَقَكُمْ وَتَسْبِقُونَ بِهِ مَنْ بَعْدَكُمْ وَلاَ يَكُونُ أَحَدٌ أَفْضَلَ مِنْكُمْ إِلاَّ مَنْ صَنَعَ مِثْلَ مَا صَنَعْتُمْ " . قَالُوا بَلَى يَا رَسُولَ اللَّهِ . قَالَ " تُسَبِّحُونَ وَتُكَبِّرُونَ وَتَحْمَدُونَ دُبُرَ كُلِّ صَلاَةٍ ثَلاَثًا وَثَلاَثِينَ مَرَّةً " . قَالَ أَبُو صَالِحٍ فَرَجَعَ فُقَرَاءُ الْمُهَاجِرِينَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالُوا سَمِعَ إِخْوَانُنَا أَهْلُ الأَمْوَالِ بِمَا فَعَلْنَا فَفَعَلُوا مِثْلَهُ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " ذَلِكَ فَضْلُ اللَّهِ يُؤْتِيهِ مَنْ يَشَاءُ " . وَزَادَ غَيْرُ قُتَيْبَةَ فِي هَذَا الْحَدِيثِ عَنِ اللَّيْثِ عَنِ ابْنِ عَجْلاَنَ قَالَ سُمَىٌّ فَحَدَّثْتُ بَعْضَ أَهْلِي هَذَا الْحَدِيثَ فَقَالَ وَهِمْتَ إِنَّمَا قَالَ " تُسَبِّحُ اللَّهَ ثَلاَثًا وَثَلاَثِينَ وَتَحْمَدُ اللَّهَ ثَلاَثًا وَثَلاَثِينَ وَتُكَبِّرُ اللَّهَ ثَلاَثًا وَثَلاَثِينَ " . فَرَجَعْتُ إِلَى أَبِي صَالِحٍ فَقُلْتُ لَهُ ذَلِكَ فَأَخَذَ بِيَدِي فَقَالَ اللَّهُ أَكْبَرُ وَسُبْحَانَ اللَّهِ وَالْحَمْدُ لِلَّهِ وَاللَّهُ أَكْبَرُ وَسُبْحَانَ اللَّهِ وَالْحَمْدُ لِلَّهِ حَتَّى تَبْلُغَ مِنْ جَمِيعِهِنَّ ثَلاَثَةً وَثَلاَثِينَ . قَالَ ابْنُ عَجْلاَنَ فَحَدَّثْتُ بِهَذَا الْحَدِيثِ رَجَاءَ بْنَ حَيْوَةَ فَحَدَّثَنِي بِمِثْلِهِ عَنْ أَبِي صَالِحٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم .
Bana Ümeyyetüb'nü Bistâm El-Ayşi rivayet etti. (Dediki): Bize Yezîd b. Zürey rivayet etti. (Dediki): Bize Ravh, Süheyl'den, o da babasından, o da Ebu Hureyre'den, o da Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti ki: Fakîr muhacirler: — Yâ Resûlallah! Varlık sahipleri yüksek dereceleri ve dâimi nimetleri alıp gitti...» demişler. Râvî hadîsi Kuteybe'nin, Leys'den rivayet ettiği gibi anlatmış; şu kadar var ki: Ebu Hureyre hadîsine, Ebu Salih'in: «Sonra fakîr muhacirler dönerek ilâ ahir...» sözünü katmış. Hadîse şunu da ziyâde eylemişdir: «Süheyl diyorki: (Zikirler) onbirer onbirer olacak, bütün bunların mec'mûu otuzüç eder.» İzah 597 de
وَحَدَّثَنِي أُمَيَّةُ بْنُ بِسْطَامَ الْعَيْشِيُّ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا رَوْحٌ، عَنْ سُهَيْلٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُمْ قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ ذَهَبَ أَهْلُ الدُّثُورِ بِالدَّرَجَاتِ الْعُلَى وَالنَّعِيمِ الْمُقِيمِ . بِمِثْلِ حَدِيثِ قُتَيْبَةَ عَنِ اللَّيْثِ إِلاَّ أَنَّهُ أَدْرَجَ فِي حَدِيثِ أَبِي هُرَيْرَةَ قَوْلَ أَبِي صَالِحٍ ثُمَّ رَجَعَ فُقَرَاءُ الْمُهَاجِرِينَ . إِلَى آخِرِ الْحَدِيثِ وَزَادَ فِي الْحَدِيثِ يَقُولُ سُهَيْلٌ إِحْدَى عَشْرَةَ إِحْدَى عَشْرَةَ فَجَمِيعُ ذَلِكَ كُلِّهُ ثَلاَثَةٌ وَثَلاَثُونَ .
Bize Hasen b. îsâ rivayet etti. (Dediki): Bize ibni Mübarek haber verdi. (Dediki): Bize Mâlik b. Migvel haber verdi. Dediki: Ben Hakem b. Uteybe'yi, Abdurrahmân b. Ebî Leylâ'dan, o da Kâ'b b. Ucre'den, o da Resulullah (Sailallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet ederken işitdim. Efendimiz şöyle buyurmuşlar: «Bir takım muakkıbât vardır ki onları her farz namazın ardından söyleyen — yahut yapan— hiç bir vakit haybete uğramaz (Bunlar) otuzüç defa tesbîh çekmek, otuzüç defa tahmîd etmek, otuzdört defa da tekbîr getirmekdır.»
وَحَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عِيسَى، أَخْبَرَنَا ابْنُ الْمُبَارَكِ، أَخْبَرَنَا مَالِكُ بْنُ مِغْوَلٍ، قَالَ سَمِعْتُ الْحَكَمَ بْنَ عُتَيْبَةَ، يُحَدِّثُ عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي لَيْلَى، عَنْ كَعْبِ بْنِ عُجْرَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مُعَقِّبَاتٌ لاَ يَخِيبُ قَائِلُهُنَّ - أَوْ فَاعِلُهُنَّ - دُبُرَ كُلِّ صَلاَةٍ مَكْتُوبَةٍ ثَلاَثٌ وَثَلاَثُونَ تَسْبِيحَةً وَثَلاَثٌ وَثَلاَثُونَ تَحْمِيدَةً وَأَرْبَعٌ وَثَلاَثُونَ تَكْبِيرَةً " .
Bana Abdülhamîd b. Beyân El-Vâsıtî rivayet etti. (Dediki): Bize Hâlid b. Abdillâh, Süheyl'den, o da Ebu Ubeyd El-Mezhacî'den (Müslim der ki: Ebu Ubeyd, Süleyman b. Abdilmelik'in âzâdlısıdır.), o da Ata' b. Yezîd El-Leysî'den, o da Ebu Hureyre'den, o da Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen haber verdi. (Efendimiz şöyle buyurmuşlar.) «Bir kimse her namazın sonunda Allah'a otuzöç defa tesbîh, otuzüç defa hamd eder, otuzüç defa da tekbîrde bulunursa bunların mecmuu doksandokuz eder. Yüzün tamâmında da: Allah'dan başka hiç bir ilâh yokdur. Yalnız o vardır. Şeriki yokdur. Mülk onundur; Hamd de ona mahsusdur; hem o her şey'e kaadirdir; derse günahları denizin köpüğü kadar bile olsa (yine) affolunur.»
حَدَّثَنِي عَبْدُ الْحَمِيدِ بْنُ بَيَانٍ الْوَاسِطِيُّ، أَخْبَرَنَا خَالِدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ سُهَيْلٍ، عَنْ أَبِي عُبَيْدٍ الْمَذْحِجِيِّ، - قَالَ مُسْلِمٌ أَبُو عُبَيْدٍ مَوْلَى سُلَيْمَانَ بْنِ عَبْدِ الْمَلِكِ - عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَزِيدَ اللَّيْثِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ سَبَّحَ اللَّهَ فِي دُبُرِ كُلِّ صَلاَةٍ ثَلاَثًا وَثَلاَثِينَ وَحَمِدَ اللَّهَ ثَلاَثًا وَثَلاَثِينَ وَكَبَّرَ اللَّهَ ثَلاَثًا وَثَلاَثِينَ فَتِلْكَ تِسْعَةٌ وَتِسْعُونَ وَقَالَ تَمَامَ الْمِائَةِ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ غُفِرَتْ خَطَايَاهُ وَإِنْ كَانَتْ مِثْلَ زَبَدِ الْبَحْرِ " .
{….} Bize Muhammed b. Sabbâh rivayet etti. (Dediki) : Bize İsmail b. Zekeriyyâ, Süheyl'den, o da Ebu Ubeyd'den, o da Atâ'dan, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet etti. Ebu Hureyre: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu...» diyerek bu hadîsin mislini rivayet etmiş. İzah için buraya tıklayın
وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ زَكَرِيَّاءَ، عَنْ سُهَيْلٍ، عَنْ أَبِي عُبَيْدٍ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِهِ .
Müslim derki: Bana Yahya b. Hassan ile Yûnus El-Müeddib ve başkaları tarafından rivayet olundu. Dedilerki: Bize Abdülvâhid b. Ziyâd rivayet etti. Dediki: Bana Umâratü'bnü Ka'kaa' rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Zür'a rivayet etti. Dediki: Ben Ebu Hureyre'yi şöyle derken işitdim: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ikinci rek'ât 'dan kalkdığı zaman kirâete, fâtiha'dan başlar; sükût etmezdi.»
قَالَ مُسْلِمٌ وَحُدِّثْتُ عَنْ يَحْيَى بْنِ حَسَّانَ، وَيُونُسَ الْمُؤَدِّبِ، و غَيْرِهِمَا قَالُوا حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ بْنُ زِيَادٍ، قَالَ حَدَّثَنِي عُمَارَةُ بْنُ الْقَعْقَاعِ، حَدَّثَنَا أَبُو زُرْعَةَ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا نَهَضَ مِنَ الرَّكْعَةِ الثَّانِيَةِ اسْتَفْتَحَ الْقِرَاءَةَ بِـ { الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ} وَلَمْ يَسْكُتْ .
Bana Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize Affân rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd rivayet etti. (Dediki): Bize Katâde ile Sabit ve Humeyd, Enes'den naklen haber verdilerki: Bir adam nefes nefese (mescide) gelerek saffa girmiş ve: الحمد لله حمدا كثيرا طيبا مباركا فيه Allah'a hayırlı, halisane çok hamd olsun! demiş. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazını bitirince : «O sözleri söyleyen hanginizdi?» diye sormuş. Cemaat sükût etmişler. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) tekrar: «Bunları söyleyen hanginizdi? Zira zararlı bir şey söylemedi.» buyurmuşlar. Derken bir adam: — Soluk soluğa (koşarak) yetişdim de onları ben söyledim.» demiş. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Gerçekten oniki Melek gördüm ki bunları hangisi Allah'a evvelâ arz edecek diye yarış ediyorlardı.» buyurmuş İzah için buraya tıklayın:
وَحَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا عَفَّانُ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، أَخْبَرَنَا قَتَادَةُ، وَثَابِتٌ، وَحُمَيْدٌ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ رَجُلاً، جَاءَ فَدَخَلَ الصَّفَّ وَقَدْ حَفَزَهُ النَّفَسُ فَقَالَ الْحَمْدُ لِلَّهِ حَمْدًا كَثِيرًا طَيِّبًا مُبَارَكًا فِيهِ . فَلَمَّا قَضَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم صَلاَتَهُ قَالَ " أَيُّكُمُ الْمُتَكَلِّمُ بِالْكَلِمَاتِ " . فَأَرَمَّ الْقَوْمُ فَقَالَ " أَيُّكُمُ الْمُتَكَلِّمُ بِهَا فَإِنَّهُ لَمْ يَقُلْ بَأْسًا " . فَقَالَ رَجُلٌ جِئْتُ وَقَدْ حَفَزَنِي النَّفَسُ فَقُلْتُهَا . فَقَالَ " لَقَدْ رَأَيْتُ اثْنَىْ عَشَرَ مَلَكًا يَبْتَدِرُونَهَا أَيُّهُمْ يَرْفَعُهَا " .
Bize Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize İsmail b. Uleyye rivayet etti. Dediki: Bana Haccâc b. Ebî Osman, Ebu'z-Zübeyr'den, o da Avn b. Abdillâh b. Utbe'den, o da ibni Ömer'den naklen haber verdi. İbni Ömer şöyle demiş: Bir defa biz Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikde namaz kılarken birden cemaatdan biri » Allah en büyükdür; ona çok hamd olsun! Allâhı akşam sabah tesbih eylerim; dedi. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Filan ve filan kelimeleri söyleyen kimdir?» diye sordu, cemaatdan biri: — Bendim Yâ Resûlallâh!.. dedi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ben bunlara şaştım, bunlar için gök kapıları açıldı.» buyurdular. İbni Ömer: «Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'în bunu söylediğini duydum duyalı bir daha bu kelimeleri bırakmadım.» dermiş. İzah Hadîs-i şerîfdeki «Kebiran> kelimesi muzmer bir fiilin mef'ûlü olmak üzere nasp edilmişdir. Bâzıları na't-ı maktu, bir takımları da temyiz olmak üzere mansûb olduğunu söylerler. Hâl diyenler de vardır. Na't-ı Maktu' ve temyîz diyenlere i'tirâz olunmuşdur. Hadîs-i şerif aynen bundan önceki hadîs mânâsındadır. Vak'anın bir olması da, müteaddid olması da muhtemeldir. Gök kapılarının açılmasından murâd: Bu kelimelerle yapılan duanın kabulüdür. Çünkü duaların kıblesi gök yüzüdür. îbni Ömer (Radiyallahu anh) Hazretlerinin sözü bu duaların devam üzere yapılmasına teşvîkdir. Allâhu a'lem
حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ ابْنُ عُلَيَّةَ، أَخْبَرَنِي الْحَجَّاجُ بْنُ أَبِي عُثْمَانَ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ عَوْنِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ بَيْنَمَا نَحْنُ نُصَلِّي مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذْ قَالَ رَجُلٌ مِنَ الْقَوْمِ اللَّهُ أَكْبَرُ كَبِيرًا وَالْحَمْدُ لِلَّهِ كَثِيرًا وَسُبْحَانَ اللَّهِ بُكْرَةً وَأَصِيلاً . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنِ الْقَائِلُ كَلِمَةَ كَذَا وَكَذَا " . قَالَ رَجُلٌ مِنَ الْقَوْمِ أَنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ . قَالَ " عَجِبْتُ لَهَا فُتِحَتْ لَهَا أَبْوَابُ السَّمَاءِ " . قَالَ ابْنُ عُمَرَ فَمَا تَرَكْتُهُنَّ مُنْذُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ذَلِكَ
Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile Amrü'n-Nâkıd ve Züheyr b. Harb rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Süfyân b. Uyeyne, Zührî'den, o da Saîd'den, o da Ebu Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti. H. Bana Muhammed b. Cafer İbni Ziyâd da rivayet etti. (Dediki): Bize İbrahim (yâni îbni Sa'd) Zührî'den, o da Saîd ile Ebu Seleme'den, onlar da Ebu Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen haber verdi. H. Bana Harmeletü'bnü Yahya dahî rivayet etti. Lâfız onundur. (Dediki): Bize îbni Vehb haber verdi (Dediki): Bana Yûnus, İbni Şihab'dan naklen haber verdi. Demişki. Bana Ebu Selemetü'bnü Abdirrahmân haber verdiki, Ebu Hureyre şöyle demiş: Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «Namaza ikaamet getirildiği vakit ona koşarak gelmeyin, yürüyerek gelin! Sükûneti iltizâm edin, yetişebildiğiniz kadarını (İmamla) kılın; yetişemediğinizi (kendiniz) tamamlayın!» buyururken işitdim
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَمْرٌو النَّاقِدُ، وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، قَالُوا حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ح قَالَ وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرِ بْنِ زِيَادٍ، أَخْبَرَنَا إِبْرَاهِيمُ، - يَعْنِي ابْنَ سَعْدٍ - عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَعِيدٍ، وَأَبِي، سَلَمَةَ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ح قَالَ وَحَدَّثَنِي حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، - وَاللَّفْظُ لَهُ - أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " إِذَا أُقِيمَتِ الصَّلاَةُ فَلاَ تَأْتُوهَا تَسْعَوْنَ وَأْتُوهَا تَمْشُونَ وَعَلَيْكُمُ السَّكِينَةُ فَمَا أَدْرَكْتُمْ فَصَلُّوا وَمَا فَاتَكُمْ فَأَتِمُّوا " .
Bize Yahya b. Eyyûb ile Kuteybetü'bnü Saîd ve İbni Hucr, İsmail b. Ca'fer'den rivayet ettiler. İbni Eyyûb Dediki: Bize İsmail rivayet etti. (Dediki) : Bana Alâ', babasından, o da Ebu Hureyre'den naklen haber verdiki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ; «Namaz için ikaamet getirildiği vakit ona koşarak gelmeyin; sükûneti İltizâm ederek gelin. Yetişebildiğiniz! (İmamla) kılın, yetişemediğinizi de (kendiniz) tamamlayın! Çünkü sizden bîriniz namaz maksadıyla yola çıkarsa namazda sayılır.» buyurmuşlar
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، وَقُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، وَابْنُ، حُجْرٍ عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ جَعْفَرٍ، - قَالَ ابْنُ أَيُّوبَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، - أَخْبَرَنِي الْعَلاَءُ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا ثُوِّبَ لِلصَّلاَةِ فَلاَ تَأْتُوهَا وَأَنْتُمْ تَسْعَوْنَ وَأْتُوهَا وَعَلَيْكُمُ السَّكِينَةُ فَمَا أَدْرَكْتُمْ فَصَلُّوا وَمَا فَاتَكُمْ فَأَتِمُّوا فَإِنَّ أَحَدَكُمْ إِذَا كَانَ يَعْمِدُ إِلَى الصَّلاَةِ فَهُوَ فِي صَلاَةٍ " .
Bize Muhammed b. Râfi' rivayet etti. (Dediki): Bize Abdürrazzâk rivayet etti. (Dediki) : Bize Ma'mer, Hemmâm b. Münebbih'den naklen rivayet etti. Henamâm: Ebu Hureyre'nin, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den bize rivayet ettikleri şunlardır, diyerek bir takım hadîsler zikretmiş; ezcümle: Resulullah (SalIallahu Aleyhi ve Sellem): «Namaza nida olunduğu vakit ona yürüyerek gelin; sükûneti iltizâm edin! Yetişebildiğiniz kadarını (imamla) kılın, yetişemediğinizi de (kendiniz) tamamlayın!» buyurdular; demişdir
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ هَمَّامِ بْنِ مُنَبِّهٍ، قَالَ هَذَا مَا حَدَّثَنَا أَبُو هُرَيْرَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرَ أَحَادِيثَ مِنْهَا وَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا نُودِيَ بِالصَّلاَةِ فَأْتُوهَا وَأَنْتُمْ تَمْشُونَ وَعَلَيْكُمُ السَّكِينَةُ فَمَا أَدْرَكْتُمْ فَصَلُّوا وَمَا فَاتَكُمْ فَأَتِمُّوا " .
Bize Kuteybetü'bnü Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Fudayl (yani İbni İyâd) Hişam'dan rivayet etti. H. Bana Züheyr b. Harb'da rivayet etti. Lâfız onundur. (Dediki) : Bize İsmail b. İbrahim rivayet etti. (Dediki) : Bize Hişâm b. Hassan, Muhammed b. Sîrin'den, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet etti. Ebu Hureyre şöyle demiş: Resulullah (Salla!lahu Aleyhi ve Sellem) : «Namaza ikaamet getirildiği vakit ona hiç biriniz koşmasın! lâkin sükûnet ve vak'ârı muhafaza ederek yürüsün. Erişebildiğini.(imamla) kıl, yetişemediğini de kaza et!» buyurdular
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا الْفُضَيْلُ، - يَعْنِي ابْنَ عِيَاضٍ - عَنْ هِشَامٍ، ح قَالَ وَحَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ حَسَّانَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سِيرِينَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا ثُوِّبَ بِالصَّلاَةِ فَلاَ يَسْعَ إِلَيْهَا أَحَدُكُمْ وَلَكِنْ لِيَمْشِ وَعَلَيْهِ السَّكِينَةُ وَالْوَقَارُ صَلِّ مَا أَدْرَكْتَ وَاقْضِ مَا سَبَقَكَ " .
Bana İshâk b. Mansûr rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Mübarek Es-Sûrî haber verdi. (Dediki): Bize Muâviyetü'bnü Sellâm, Yahya b. Ebî Kesîr'deıı rivayet etti. (Demişki): Bana Abdullah b. Ebî Katâde haber verdi, ona da babası haber vermiş; Demişki: Bir defa biz Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikde namaz kılıyorduk. Derken bir gürültü işitti ve: «Size ne oluyor?» dedi. Ashâb: — Namaza yetişmek için acele ettik... dediler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Bir daha böyle yapmayın! Namaza geldiğiniz vakit sükûneti iltizâm edin; yetişebildiğiniz kadarını (imamla) kılın; yetişemediğinizi de kendiniz tamamlayın!» buyurdular
حَدَّثَنِي إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُبَارَكِ الصُّورِيُّ، حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ بْنُ سَلاَّمٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، أَخْبَرَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي قَتَادَةَ، أَنَّ أَبَاهُ، أَخْبَرَهُ قَالَ بَيْنَمَا نَحْنُ نُصَلِّي مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَسَمِعَ جَلَبَةً . فَقَالَ " مَا شَأْنُكُمْ " . قَالُوا اسْتَعْجَلْنَا إِلَى الصَّلاَةِ . قَالَ " فَلاَ تَفْعَلُوا إِذَا أَتَيْتُمُ الصَّلاَةَ فَعَلَيْكُمُ السَّكِينَةُ فَمَا أَدْرَكْتُمْ فَصَلُّوا وَمَا سَبَقَكُمْ فَأَتِمُّوا " .
{….} Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Muaviye b. Hişam rivayet etti. (Dediki): Bize Şeyban bu isnadla rivayet etti
وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ بْنُ هِشَامٍ، حَدَّثَنَا شَيْبَانُ، بِهَذَا الإِسْنَادِ .
Bize Hârûn b. Ma'rûf ile Harmeletü'bnü Yahya rivayet ettiler. Dedilerki: Bize ibni Vehb rivayet etti. (Dediki) : Bana Yûnus, İbni Şihâb'dan naklen haber verdi. Demişki: Bana Ehû Selemete'bnü Abdirrahmân b. Avf haber verdi. Kendisi Ebu Hureyre'yi şöyle derken işitmiş: Namaz'a ikaamet getirildi; biz de kalkarak Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yanımıza çıkmadan evvel safları düzelttik. Müteakiben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) geldi. Namazgahına durunca tekbîr almazdan önce (kendisine gusül lâzım geldiğini) hatırladı. Ve hemen oradan ayrıldı, bize de: «Yerinizde durun!» dedi. Biz Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem yanımıza çıkıp gelinceye kadar ayakta kendisini bekledik. Yıkanmışdı; başından su damlıyordu, tekbîr aldı ve bize namazı kıldırdı)
حَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ مَعْرُوفٍ، وَحَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، قَالاَ حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ، سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ أُقِيمَتِ الصَّلاَةُ فَقُمْنَا فَعَدَّلْنَا الصُّفُوفَ قَبْلَ أَنْ يَخْرُجَ إِلَيْنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَتَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَتَّى إِذَا قَامَ فِي مُصَلاَّهُ قَبْلَ أَنْ يُكَبِّرَ ذَكَرَ فَانْصَرَفَ وَقَالَ لَنَا " مَكَانَكُمْ " . فَلَمْ نَزَلْ قِيَامًا نَنْتَظِرُهُ حَتَّى خَرَجَ إِلَيْنَا وَقَدِ اغْتَسَلَ يَنْطِفُ رَأْسُهُ مَاءً فَكَبَّرَ فَصَلَّى بِنَا .
Bana Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki) : Bize Velîd b. Müslim rivayet etti. (Dediki) : Bize Ebu Amr (yâni Evzâî) rivayet etti. (Dediki) : Bize Zührî, Ebu Seleme'den, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet etti. Ebu Hureyre şöyle demiş: Namaza ikaamet getirildi, cemaat saflarını kurdular, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'de (mescide) çıkarak (mihrâbdaki) yerine durdu. Müteakiben eli ile cemaata «yerinizde durun» diye işaret etti. (ve mescidden ayrıldı). Az sonra yıkanmış, başından su damlayarak çıktı geldi ve cemaata namazı kıldırdı
وَحَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا أَبُو عَمْرٍو، - يَعْنِي الأَوْزَاعِيَّ - حَدَّثَنَا الزُّهْرِيُّ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ أُقِيمَتِ الصَّلاَةُ وَصَفَّ النَّاسُ صُفُوفَهُمْ وَخَرَجَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَامَ مَقَامَهُ فَأَوْمَأَ إِلَيْهِمْ بِيَدِهِ أَنْ " مَكَانَكُمْ " . فَخَرَجَ وَقَدِ اغْتَسَلَ وَرَأْسُهُ يَنْطِفُ الْمَاءَ فَصَلَّى بِهِمْ .
Bana İbrahim b. Mûsâ rivayet etti. (Dediki) : Bize Velîd b. Müslim, Evzâî'den, o da Zührî'den naklen haber verdi. Şöyle demiş: Bana Ebu Seleme, Ebu Hureyre'den naklen rivayet ettiki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) için namaza ikaamet getirilir; cemâat da Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yerine geçmeden önce saflarındaki yerlerini alırlarmış. . İzah 606’da
وَحَدَّثَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ مُوسَى، أَخْبَرَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، عَنِ الأَوْزَاعِيِّ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ الصَّلاَةَ، كَانَتْ تُقَامُ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَيَأْخُذُ النَّاسُ مَصَافَّهُمْ قَبْلَ أَنْ يَقُومَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم مَقَامَهُ .
Bana Selemetü'bnü Şebîb rivayet etti. (Dediki): Bize Hasen b. A'yen rivayet etti. (Dediki): Bize Züheyr rivayet etti. (Dediki): Bize Simâk b. Harb, Câbir b. Semura'dan naklen rivayet etti. Demişki: «Bilal gün devrildiği vakit ezân'ı okur, fakat Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bizim yanımıza çıkmadıkça ikâamet getirmezdi. O çıktımı kendisini gördüğü vakit namaza ikaamet getirirdi.» İzah için buraya tıklayın
وَحَدَّثَنِي سَلَمَةُ بْنُ شَبِيبٍ، حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ أَعْيَنَ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، حَدَّثَنَا سِمَاكُ بْنُ حَرْبٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ سَمُرَةَ، قَالَ كَانَ بِلاَلٌ يُؤَذِّنُ إِذَا دَحَضَتْ فَلاَ يُقِيمُ حَتَّى يَخْرُجَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَإِذَا خَرَجَ أَقَامَ الصَّلاَةَ حِينَ يَرَاهُ .
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Mâlik'e, İbni Şihâb'dan dinlediğim, onun da Ebu Selemete'bnü Abdirrahmân'dan, onun da Ebu Hureyre'den naklen rivayet ettiği şu hadisi okudum: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ; «Her kim namazın bir rek'âtına yetişirse, o namaza yetişdi demekdir.» buyurmuşlar
وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ أَدْرَكَ رَكْعَةً مِنَ الصَّلاَةِ فَقَدْ أَدْرَكَ الصَّلاَةَ " .
Bana Harmeletü'bnü Yahya da rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Yûnus, îbni Şihab'dan, o da Ebu Selemete'bnü Abdirrahmân'dan, o da Ebu Hureyre'den naklen haber verdiki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Her kim imamla birlikde kılınan namazın bir rek'âtına yetişirse o namaz'a yetişmiş demekdir.» buyurmuşlar
وَحَدَّثَنِي حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ أَدْرَكَ رَكْعَةً مِنَ الصَّلاَةِ مَعَ الإِمَامِ فَقَدْ أَدْرَكَ الصَّلاَةَ " .
{….} Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile Amrû'n-Nakid ve Züheyr b. Harb rivayet ettiler. Dedilerki: Bize İbni Uyeyne rivayet etti. H. Bize Ebu Kureyb de rivayet etti. (Dediki): Bize İbnü'l-Mübarek, Ma'mer ile Evzâî, Mâlik b. Enes ve Yûnus'dan naklen haber verdi. H. Bize İbni Numeyr dahi rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. H. Bize îbnü'I-Müsennâ da rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülvahhâb rivayet, etti. Bunlar topdan Ubeydullah'dan ve hepsi Zührî'den, o da Ebu Seleme'den, o da Ebu Hureyre'den o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen Yahyâ*nın, Mâlik'den rivayet ettiği hadis gibi rivayet de bulunmuşlardır. Hiç birinin rivayetinde: «İmamla birlikde» kaydı yokdur. Ubeydullah'ın hadisinde: «Namazın bütününe yetişti demekdir,» buyurdu kaydı vardır. İzah 609’da
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَمْرٌو النَّاقِدُ، وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، قَالُوا حَدَّثَنَا ابْنُ عُيَيْنَةَ، ح قَالَ وَحَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، أَخْبَرَنَا ابْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ مَعْمَرٍ، وَالأَوْزَاعِيِّ، وَمَالِكِ بْنِ أَنَسٍ، وَيُونُسَ، ح قَالَ وَحَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي ح، قَالَ وَحَدَّثَنَا ابْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ، جَمِيعًا عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، كُلُّ هَؤُلاَءِ عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِ حَدِيثِ يَحْيَى عَنْ مَالِكٍ وَلَيْسَ فِي حَدِيثِ أَحَدٍ مِنْهُمْ " مَعَ الإِمَامِ " . وَفِي حَدِيثِ عُبَيْدِ اللَّهِ قَالَ " فَقَدْ أَدْرَكَ الصَّلاَةَ كُلَّهَا " .
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. Dediki: Mâlik'e, Zeyd b. Eslem'den dinlediğim, onun da Atâ' b. Yesâr ile Büsr b. Saîd ve A'rac'dan, onların da Ebu Hureyre'den naklen rivayet ettikleri bu hadisi okudum: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Her kim güneş doğmadan sabah namazının bir rek'âtına yetişirse sabah namazına yetişti demektir. Ve her kim güneş batmadan ikindinin bir rek'âtına yetişirse ikindi namazına yetişti demektir.» buyurmuşlar
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، وَعَنْ بُسْرِ بْنِ سَعِيدٍ، وَعَنِ الأَعْرَجِ، حَدَّثُوهُ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ أَدْرَكَ رَكْعَةً مِنَ الصُّبْحِ قَبْلَ أَنْ تَطْلُعَ الشَّمْسُ فَقَدْ أَدْرَكَ الصُّبْحَ وَمَنْ أَدْرَكَ رَكْعَةً مِنَ الْعَصْرِ قَبْلَ أَنْ تَغْرُبَ الشَّمْسُ فَقَدْ أَدْرَكَ الْعَصْرَ "
{….} Bize Abd b. Humeyd de rivayet etti. (Dediki) : Bize Abdürrezzâk haber verdi. (Dediki) : Bize Ma'mer, Zührî'den, o da Ebu Seleme'den» o da Ebu Hureyre'den naklen Mâük'in, Zeyd b. Eslem'den rivayet ettiği hadîsin mislini haber verdi. İzah 609’da
وَحَدَّثَنَا عَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، . بِمِثْلِ حَدِيثِ مَالِكٍ عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ،
Bize Hasen b. Rabî' rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Mübarek, Yûnus b. Yezid'den, o da Zührî'den naklen rivayet etti. Demişki: Bize Urve, Âişe'den rivayet etti. Âişe: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu., demiş. H. Bana Ebü't-Tâhir ile Harmele ikisi birden ibni Vehb'den rivayet ettiler. Lâfız Harmelenindir. Dediki: Bana Yûnus ibni Şihâb'dan naklen haber verdi, ona da Urvetü'bnü Zübeyr, Urve'ye de Âişe rivayet etmiş. Demişki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Her kim güneş kavuşmazdan önce ikindinin bir secdesine yahut güneş doğmazdan önce sabah namazının bir secdesine yetişirse, o namaza yetişmiş demekdir.» buyurdular. Secde: rek'at’dan ibaretdir
وَحَدَّثَنَا حَسَنُ بْنُ الرَّبِيعِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ يُونُسَ بْنِ يَزِيدَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ حَدَّثَنَا عُرْوَةُ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ح قَالَ وَحَدَّثَنِي أَبُو الطَّاهِرِ، وَحَرْمَلَةُ، كِلاَهُمَا عَنِ ابْنِ وَهْبٍ، - وَالسِّيَاقُ لِحَرْمَلَةَ - قَالَ أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَنَّ عُرْوَةَ بْنَ الزُّبَيْرِ، حَدَّثَهُ عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ أَدْرَكَ مِنَ الْعَصْرِ سَجْدَةً قَبْلَ أَنْ تَغْرُبَ الشَّمْسُ أَوْ مِنَ الصُّبْحِ قَبْلَ أَنْ تَطْلُعَ فَقَدْ أَدْرَكَهَا " . وَالسَّجْدَةُ إِنَّمَا هِيَ الرَّكْعَةُ .
Bize Hasan b. Rabî' rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Mübarek, Ma'mer'den, o da îbni Tâvûs'dan, o da babasından, o da İbni Abbâs'dan, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet etti. Demişki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Her kim güneş batmadan ikindinin bir rek'âtına yetişirse (o namaza) yetişmiş demektir. Ve her kim güneş doğmadan sabah namazının bir rek'âtına yetişirse (o namaza) yetişmiş demektir.» buyurdular
وَحَدَّثَنَا حَسَنُ بْنُ الرَّبِيعِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنِ ابْنِ طَاوُسٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ أَدْرَكَ مِنَ الْعَصْرِ رَكْعَةً قَبْلَ أَنْ تَغْرُبَ الشَّمْسُ فَقَدْ أَدْرَكَ وَمَنْ أَدْرَكَ مِنَ الْفَجْرِ رَكْعَةً قَبْلَ أَنْ تَطْلُعَ الشَّمْسُ فَقَدْ أَدْرَكَ " .
{….} Bize bu hadîsi Abdü'l-A'lâ b. Hammâd da rivayet etti. (Dediki) : Bize Mu'temir rivayet etti. «Ben Ma'mer'i bu isnâdla rivayet ederken işitdim.» dedi
وَحَدَّثَنَاهُ عَبْدُ الأَعْلَى بْنُ حَمَّادٍ، حَدَّثَنَا مُعْتَمِرٌ، قَالَ سَمِعْتُ مَعْمَرًا، بِهَذَا الإِسْنَادِ .
Bize Kuteybetü'bnü Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Leys rivayet etti. H. Bize İbni Rumh dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Leys, îbni Şihâb'dan naken haber verdiki: Ömer b. Abdilâziz ikindiyi bir parça geciktirmiş. Bunun üzerine Urve, ona: Dikkat et ki Cibril indi de Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e imam olarak namaz kıldı; demiş. Ömer ona : — Söylediğini iyi bil Yâ Urve! demiş. Bu sefer Urve : — Ben Beşîr b. Ebî Mes'ûd'dan dinledim. Şöyle diyordu, demiş: Ebu Mes'ûd'dan işitdim, şöyle diyordu: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den işitdim: «Cibril inerek bana, imam oldu: 1) Ben de onunla namaz kıldım. 2) Sonra (yine) onunla namaz kıldım. 3) Sonra (yine) onunla namaz kıldım. 4) Sonra (yine) onunla namaz kıldım. 5) Sonra (yine) onunla namaz kıldım.» buyuruyor, parmakları İle beş namazı sayıyordu
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا لَيْثٌ، ح قَالَ وَحَدَّثَنَا ابْنُ رُمْحٍ، أَخْبَرَنَا اللَّيْثُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَنَّ عُمَرَ بْنَ عَبْدِ الْعَزِيزِ، أَخَّرَ الْعَصْرَ شَيْئًا فَقَالَ لَهُ عُرْوَةُ أَمَا إِنَّ جِبْرِيلَ قَدْ نَزَلَ فَصَلَّى إِمَامَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم . فَقَالَ لَهُ عُمَرُ اعْلَمْ مَا تَقُولُ يَا عُرْوَةُ . فَقَالَ سَمِعْتُ بَشِيرَ بْنَ أَبِي مَسْعُودٍ يَقُولُ سَمِعْتُ أَبَا مَسْعُودٍ يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " نَزَلَ جِبْرِيلُ فَأَمَّنِي فَصَلَّيْتُ مَعَهُ ثُمَّ صَلَّيْتُ مَعَهُ ثُمَّ صَلَّيْتُ مَعَهُ ثُمَّ صَلَّيْتُ مَعَهُ ثُمَّ صَلَّيْتُ مَعَهُ " . يَحْسُبُ بِأَصَابِعِهِ خَمْسَ صَلَوَاتٍ .
Bize Yahya b. Yahya Et-Temimi haber verdi. Dediki: Mâlik'e, İbni Şihâb'dan duyduğum şu hadîsi okudum: Ömer b. Abdilâziz bir gün namazı geç kılmış. Derken yanına Urvetü'bnü Zübeyr girerek ona şunu haber vermiş. Mugîratü'bnü Şu'be Kûfe'de iken bir gün namazı geç kılmış; bunun üzerine Ebu Mes'ûd-u Ensârî onun yanına girerek: — Bu (yaptığın) nedir Yâ Mugira? Bilmiyormusun ki: 1- Cibril inerek (nasıl) namaz kılmışdı. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'de (ona uyarak), namaz kılmışdı. 2- Sonra o kılmış, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'de (ona uyarak) namaz kılmışdı. 3- Sonra o kılmış, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'de (ona uyarak) namaz kılmışdı. 4- Sonra o kılmış, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de (ona uyarak) namaz kılmışdı. 5- Sonra o kılmış, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'de (ona uyarak) namaz kılmışdı. Sonra Cibril (Aleyhisselâm): «Sen işte bununla emrolundun» buyurmuşdu; demiş. Ömer, Urve'yc: — Ne söylediğini düşün yâ Urve! Acaba namaz vaktini Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e ta'yin eden Cibril (Aleyhisselâm) mıdır?» demiş. Urve: — Beşir b. Ebî Mes'ûd, babasından böyle rivayet ediyordu... cevâbını vermiş. İzah 611 de
أَخْبَرَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى التَّمِيمِيُّ، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَنَّ عُمَرَ بْنَ عَبْدِ الْعَزِيزِ، أَخَّرَ الصَّلاَةَ يَوْمًا فَدَخَلَ عَلَيْهِ عُرْوَةُ بْنُ الزُّبَيْرِ فَأَخْبَرَهُ أَنَّ الْمُغِيرَةَ بْنَ شُعْبَةَ أَخَّرَ الصَّلاَةَ يَوْمًا وَهُوَ بِالْكُوفَةِ فَدَخَلَ عَلَيْهِ أَبُو مَسْعُودٍ الأَنْصَارِيُّ فَقَالَ مَا هَذَا يَا مُغِيرَةُ أَلَيْسَ قَدْ عَلِمْتَ أَنَّ جِبْرِيلَ نَزَلَ فَصَلَّى فَصَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ صَلَّى فَصَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ صَلَّى فَصَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ صَلَّى فَصَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ صَلَّى فَصَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ قَالَ " بِهَذَا أُمِرْتُ " . فَقَالَ عُمَرُ لِعُرْوَةَ انْظُرْ مَا تُحَدِّثُ يَا عُرْوَةُ أَوَإِنَّ جِبْرِيلَ عَلَيْهِ السَّلاَمُ هُوَ أَقَامَ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَقْتَ الصَّلاَةِ فَقَالَ عُرْوَةُ كَذَلِكَ كَانَ بَشِيرُ بْنُ أَبِي مَسْعُودٍ يُحَدِّثُ عَنْ أَبِيهِ .
Urve demiş ki: Vallahi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in ikindiyi, güneş Âişe'nin odasında iken, henüz oradan çıkmadan kılardığını bana zevcesi Âişe rivayet etti
قَالَ عُرْوَةُ وَلَقَدْ حَدَّثَتْنِي عَائِشَةُ، زَوْجُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يُصَلِّي الْعَصْرَ وَالشَّمْسُ فِي حُجْرَتِهَا قَبْلَ أَنْ تَظْهَرَ .
{….} Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile Amrii'n-Nâkıd rivayet ettiler. Amr Dediki: Bize Süfyân, Zührî'den, o da Urve'den, o da Âişe'den naklen rivayet etti. Âişe demişki: «Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ikindiyi güneş benim hücremde görünmekde iken henüz gölge dönmeden kılardı.» Ebu Bekir: «Henüz gölge yayılmadan.» dedi
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَمْرٌو النَّاقِدُ، قَالَ عَمْرٌو حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي الْعَصْرَ وَالشَّمْسُ طَالِعَةٌ فِي حُجْرَتِي لَمْ يَفِئِ الْفَىْءُ بَعْدُ . وَقَالَ أَبُو بَكْرٍ لَمْ يَظْهَرِ الْفَىْءُ بَعْدُ .