Hadisler yükleniyor…
Hadisler yükleniyor…
Sahîh-i Müslim · 5. Bölüm
395 hadis, 14 sayfada. Arapça asılları ve Türkçe tercümeleriyle.
30 hadis14 dk okuma
Bize Mincâb b. Haris Et-Temimi rivayet etti. (Dediki) : Bize İbni Müshir, A'meş'deıı, o da İbrahim'den, o da Alkame'den, o da Abdullah'dan naklen haber verdi. Abdullah şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namaz kıldırdıda, yâ ziyâde yaptı yâ noksan bıraktı. (İbrahim: Bu vehim bendendir demiş) bunun üzerine: — Yâ Resûlâllah! Namaza bir şeymi ziyâde edildi? denildi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Ben ancak sizin gibi bir insanım; sizin unuttuğunuz gibi unuturum. Bîriniz unuttuğu vakit oturduğu yerden iki secde yapı versin!» buyurdu. Sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (Kıbleye) dönerek iki secde yaptı
وَحَدَّثَنَا مِنْجَابُ بْنُ الْحَارِثِ التَّمِيمِيُّ، أَخْبَرَنَا ابْنُ مُسْهِرٍ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَلْقَمَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ صَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَزَادَ أَوْ نَقَصَ - قَالَ إِبْرَاهِيمُ وَالْوَهْمُ مِنِّي - فَقِيلَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَزِيدَ فِي الصَّلاَةِ شَىْءٌ فَقَالَ " إِنَّمَا أَنَا بَشَرٌ مِثْلُكُمْ أَنْسَى كَمَا تَنْسَوْنَ فَإِذَا نَسِيَ أَحَدُكُمْ فَلْيَسْجُدْ سَجْدَتَيْنِ وَهُوَ جَالِسٌ " . ثُمَّ تَحَوَّلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَسَجَدَ سَجْدَتَيْنِ .
Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile Ebu Kureyb rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Ebu Muâviye rivayet etti. H. Bize ibni Numeyr de rivayet etti. (Dediki) : Bize Hafs ile Ebu Muâviye, A'meş'den, o da İbrahim'den, o da Âlkame'den, o da AbdulIah'dan naklen rivayet etti ki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) iki secde-i sehvi selâm ve kelâmdan sonra yapmış
وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَأَبُو كُرَيْبٍ قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، ح قَالَ وَحَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا حَفْصٌ، وَأَبُو مُعَاوِيَةَ عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَلْقَمَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم سَجَدَ سَجْدَتَىِ السَّهْوِ بَعْدَ السَّلاَمِ وَالْكَلاَمِ .
Bana Kaasim b. Zekeriyyâ rivayet etti. (Dediki): Bize Hüseyin b. Alî El-Cufî, Zâide'den, o da Süleyman'dan, o da İbrahim'den, o da Âlkame'den, o da Abdullah'dan naklen rivayet etti. Abdullah şeyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikde namaz kıldık. (Namazda) yâ ziyâde yaptı, yâ noksan! (İbrahim: Allah'a yemin olsun ki bu tereddüd ancak benim tarafımdan gelmişdir; demiş). Bunun Üzerine biz: — Yâ Resûlallah! Namaz hakkında yeni bir şeymi zuhur etti?» dedik. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Hayır!» cevâbını verdiler. Biz. yaptığını kendisine söyleyince: «Bir kimse (Namazında) ziyâde veya noksan yaparsa iki secde ediversin!» buyurdu. Sonra iki secde yapatı
وَحَدَّثَنِي الْقَاسِمُ بْنُ زَكَرِيَّاءَ، حَدَّثَنَا حُسَيْنُ بْنُ عَلِيٍّ الْجُعْفِيُّ، عَنْ زَائِدَةَ، عَنْ سُلَيْمَانَ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَلْقَمَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ صَلَّيْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَإِمَّا زَادَ أَوْ نَقَصَ - قَالَ إِبْرَاهِيمُ وَايْمُ اللَّهِ مَا جَاءَ ذَاكَ إِلاَّ مِنْ قِبَلِي - قَالَ فَقُلْنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ أَحَدَثَ فِي الصَّلاَةِ شَىْءٌ فَقَالَ " لاَ " . قَالَ فَقُلْنَا لَهُ الَّذِي صَنَعَ فَقَالَ " إِذَا زَادَ الرَّجُلُ أَوْ نَقَصَ فَلْيَسْجُدْ سَجْدَتَيْنِ " . قَالَ ثُمَّ سَجَدَ سَجْدَتَيْنِ .
Bana Amrûn-Nâkıd ile Züheyr b. Harb hep birden ibni Uyeyne'den rivayet ettiler. Amr Dediki: Bize Süfyân b. Uyeyne rivayet etti. (Dediki) : Bize Eyyûb rivayet etti. Dediki: Ben Muhammed b. Sîrîn'i şöyle derken işitdim: Ben Ebu Hureyre'yi şöyle derken işitdim: Bize Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gün devrildikden sonra kılınan namazlardan birini, yâ öğleyi yâ ikindiyi kıldırdı da iki rek'âtda selâm verdi. Sonra mescidin kıblesindeki bir hurma kütüğüne gelerek kızgın bir tavırla ona dayandı. Cemaatın içinde Ebu Bekir ile Ömer de vardı. Bunlar konuşmakdan çekindiler. Cemaatın aceleci takımı dışarı çıktılar. (Ve kendi kendilerine gâlibâ) namaz kısaltıldı; dediler. Derken Zülyedeyn ayağa kalkarak: — Yâ Resûlâllah! Namaz kısaltıldımı yoksa unuttun mu?» dedi. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sağa ve sola bakarak: «Zülyedeyn ne diyor?» buyurdu. Ashâb: — Doğru söyledi. Çünkü sen ancak iki rek'ât namaz kıldın! Cevâbını verdiler. Bunun üzerine iki rek'ât namaz kıldı ve selâm verdi. Sonra tekbîr alarak secde etti. Sonra yine tekbir alarak secdeden başını kaldırdı. Sonra tekbîr alarak secdeye gitti. Sonra yine tekbir alarak başını secdeden kaldırdı. Râvî İbni Sîrîn demiş ki: «İmrân b. Husayn'dan haber aldığıma göre o: «Selâm da verdi» demiş
حَدَّثَنِي عَمْرٌو النَّاقِدُ، وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، جَمِيعًا عَنِ ابْنِ عُيَيْنَةَ، - قَالَ عَمْرٌو حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، - حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، قَالَ سَمِعْتُ مُحَمَّدَ بْنَ سِيرِينَ، يَقُولُ سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ صَلَّى بِنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِحْدَى صَلاَتَىِ الْعَشِيِّ إِمَّا الظُّهْرَ وَإِمَّا الْعَصْرَ فَسَلَّمَ فِي رَكْعَتَيْنِ ثُمَّ أَتَى جِذْعًا فِي قِبْلَةِ الْمَسْجِدِ فَاسْتَنَدَ إِلَيْهَا مُغْضَبًا وَفِي الْقَوْمِ أَبُو بَكْرٍ وَعُمَرُ فَهَابَا أَنْ يَتَكَلَّمَا وَخَرَجَ سَرَعَانُ النَّاسِ قُصِرَتِ الصَّلاَةُ فَقَامَ ذُو الْيَدَيْنِ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَقُصِرَتِ الصَّلاَةُ أَمْ نَسِيتَ فَنَظَرَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَمِينًا وَشِمَالاً فَقَالَ " مَا يَقُولُ ذُو الْيَدَيْنِ " . قَالُوا صَدَقَ لَمْ تُصَلِّ إِلاَّ رَكْعَتَيْنِ . فَصَلَّى رَكْعَتَيْنِ وَسَلَّمَ ثُمَّ كَبَّرَ ثُمَّ سَجَدَ ثُمَّ كَبَّرَ فَرَفَعَ ثُمَّ كَبَّرَ وَسَجَدَ ثُمَّ كَبَّرَ وَرَفَعَ . قَالَ وَأُخْبِرْتُ عَنْ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ أَنَّهُ قَالَ وَسَلَّمَ .
Bize Ebu'r-Rabî' Ez-Zehrânî rivayet etti, (Dediki): Bize Hammâd rivayet etti. (Dediki) : Bize Eyyûb, Muhammed'den, o da' Ebu Hureyre'den naklen rivayet etti. Ebu Hureyre: «Bize Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ye Sellem) gün devrildikden sonra kılınan iki namazdan birini kaldırdı...» diyerek Süfyân hadîsi mânâsında rivâyetde bulunmuş
حَدَّثَنَا أَبُو الرَّبِيعِ الزَّهْرَانِيُّ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنْ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ صَلَّى بِنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِحْدَى صَلاَتَىِ الْعَشِيِّ . بِمَعْنَى حَدِيثِ سُفْيَانَ .
Bize Kuteybe b. Said Malik b. Enes’ten oda Davud b. Husayn’dan oda ibn-i Ebi Ahmed’in azatlısı Ebu Süfyan’dan naklen rivayet etti, Ebu Süfyan şöyle demiş: Ben Ebu Hureyreyi şöyle derken işittim: Resulullah sallallahu aleyhi ve selem bize ikindiyi kıldırdı. Fakat iki rek’atta selam verdi. Bunun üzerine Zu’l-yedeyn ayağa kalkarak: — Namaz mı kısaltıldı Ya Resulallah ! yoksa unuttun mu ?. Resulullah sallallahu aleyhi ve selem: «Bunların hiçbiri olmadı.» Buyurdu. Zu’l-Yedeyn: — Hayır, biri muhakkak oldu Ya Resulallah! Dedi. Bunun üzerine Resulullah sallallahu aleyhi ve selem cemaat’a dönerek: «Zu’l-Yedeyn doğru mu söyledi?» buyurdu,. Cemaat: — Evet Yâ Resûlallah! Dediler. Müteakiben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazdan kalan mikdârı tamamladı. Selam verdikten sonra da oturduğu yerden iki secde yaptı
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ، عَنْ دَاوُدَ بْنِ الْحُصَيْنِ، عَنْ أَبِي سُفْيَانَ، مَوْلَى ابْنِ أَبِي أَحْمَدَ أَنَّهُ قَالَ سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ صَلَّى لَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم صَلاَةَ الْعَصْرِ فَسَلَّمَ فِي رَكْعَتَيْنِ فَقَامَ ذُو الْيَدَيْنِ فَقَالَ أَقُصِرَتِ الصَّلاَةُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَمْ نَسِيتَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " كُلُّ ذَلِكَ لَمْ يَكُنْ " . فَقَالَ قَدْ كَانَ بَعْضُ ذَلِكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ . فَأَقْبَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى النَّاسِ فَقَالَ " أَصَدَقَ ذُو الْيَدَيْنِ " . فَقَالُوا نَعَمْ يَا رَسُولَ اللَّهِ . فَأَتَمَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَا بَقِيَ مِنَ الصَّلاَةِ ثُمَّ سَجَدَ سَجْدَتَيْنِ وَهُوَ جَالِسٌ بَعْدَ التَّسْلِيمِ .
{….} Bana Haccac b. Şair rivayet etti. (Dediki): Bize Harun b. İsmail el-Hazzaz rivayet etti. (Dediki): Bize Alî (yani İbni Mubarek) rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Seleme rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Hureyre rivayet ettikî: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem öğle namazından iki rek'at kılarak selam vermiş. Müteakiben kendisine Benî Süleym'den bir adam gelerek: — Yâ Resûlallah namaz mı kısaltıldı yoksa sen mi unuttun?» ve hadîsi rivayet etmiş
وَحَدَّثَنِي حَجَّاجُ بْنُ الشَّاعِرِ، حَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ الْخَزَّازُ، حَدَّثَنَا عَلِيٌّ، - وَهُوَ ابْنُ الْمُبَارَكِ - حَدَّثَنَا يَحْيَى، حَدَّثَنَا أَبُو سَلَمَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم صَلَّى رَكْعَتَيْنِ مِنْ صَلاَةِ الظُّهْرِ ثُمَّ سَلَّمَ فَأَتَاهُ رَجُلٌ مِنْ بَنِي سُلَيْمٍ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَقُصِرَتِ الصَّلاَةُ أَمْ نَسِيتَ وَسَاقَ الْحَدِيثَ .
Bana îshâk b. Mansûr rivayet etti. (Dediki) : Bize Ubeydullah b. Mûsâ, Şeyban'dan, o da Yahya'dan, o da Ebu Seleme'den, o da Ebu Hureyre'den naklen haber verdi. Ebu Hureyre: «Bir defa ben Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikde öğle namazını kılıyordum. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (Yanlışlıkla) iki rek'âtda selam verdi. Bunun üzerine Benî Süleym'den bir zât ayağa kalktı...» diyerek hadîs'i olduğu gibi rivayet etmiş
وَحَدَّثَنِي إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى، عَنْ شَيْبَانَ، عَنْ يَحْيَى، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ بَيْنَا أَنَا أُصَلِّي، مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم صَلاَةَ الظُّهْرِ سَلَّمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنَ الرَّكْعَتَيْنِ فَقَامَ رَجُلٌ مِنْ بَنِي سُلَيْمٍ . وَاقْتَصَّ الْحَدِيثَ .
Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile Züheyr b. Harb hep birden İbni Uleyye'den rivayet ettiler. Züheyr Dediki: Bize İsmail b. İbrâhîm, Hâlid'den, o da Ebu Kılâbe'den, o da Ebu'l-Mühelleb'den, o da İmrân b; Husayn'dan naklen rivayet etti ki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ikindiyi kıldırmış ve üç rek'âtda selâm vermiş. Sonra evine girmiş. Arkasından Hırbâk denilen ve ellerinde bir parça uzunluk bulunan bir adam kalkarak ona varmış ve: »Yâ Resûlallah!» diyerek yaptığını kendisine anlatmış. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kızgın bir hâlde cübbesini sürükleyerek dışarıya çıkmış ve cemaatın yanına gelerek: «Bu doğru mu söyledi?» demiş. Ashâb: — Evet! Cevâbını vermişler. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir rek'ât daha kılmış; sonra selam vermiş; sonra iki secde yapmış; sonra selam vermiş
وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، جَمِيعًا عَنِ ابْنِ عُلَيَّةَ، - قَالَ زُهَيْرٌ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، - عَنْ خَالِدٍ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَبِي الْمُهَلَّبِ، عَنْ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم صَلَّى الْعَصْرَ فَسَلَّمَ فِي ثَلاَثِ رَكَعَاتٍ ثُمَّ دَخَلَ مَنْزِلَهُ فَقَامَ إِلَيْهِ رَجُلٌ يُقَالُ لَهُ الْخِرْبَاقُ وَكَانَ فِي يَدَيْهِ طُولٌ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ . فَذَكَرَ لَهُ صَنِيعَهُ . وَخَرَجَ غَضْبَانَ يَجُرُّ رِدَاءَهُ حَتَّى انْتَهَى إِلَى النَّاسِ فَقَالَ " أَصَدَقَ هَذَا " . قَالُوا نَعَمْ . فَصَلَّى رَكْعَةً ثُمَّ سَلَّمَ ثُمَّ سَجَدَ سَجْدَتَيْنِ ثُمَّ سَلَّمَ .
Bize İshâk b. İbrahım rivayet etti. (Dediki) : Bize Abdülvehhâb Es-Sekafî haber verdi. (Dediki) : Bize Hâlid —ki Hazzâ'dır — «Ebu Kılâbe'den, o da Ebu'l - Mühelleb'den, o da İmrân b. Husayn'den naklen rivayet etti. Imrân şöyle demiş: — Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ikindinin üç rek'atında selam verdi. Sonra kalkarak hücreye girdi. Arkasından elleri uzunca bir adam kalkarak: — Namaz kısaltıldı mı Yâ Resûlallah? dedi. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kızgın bir hâlde dışarıya çıktı ve bıraktığı rek'âtı kıldı. Sonra selam verdi. Sonra iki secde-i sehvi yaptı; sonra selam verdi. İzah için buraya tıklayın
وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ الثَّقَفِيُّ، حَدَّثَنَا خَالِدٌ، - وَهُوَ الْحَذَّاءُ - عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَبِي الْمُهَلَّبِ، عَنْ عِمْرَانَ بْنِ الْحُصَيْنِ، قَالَ سَلَّمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي ثَلاَثِ رَكَعَاتٍ مِنَ الْعَصْرِ ثُمَّ قَامَ فَدَخَلَ الْحُجْرَةَ فَقَامَ رَجُلٌ بَسِيطُ الْيَدَيْنِ فَقَالَ أَقُصِرَتِ الصَّلاَةُ يَا رَسُولَ اللَّهِ . فَخَرَجَ مُغْضَبًا فَصَلَّى الرَّكْعَةَ الَّتِي كَانَ تَرَكَ ثُمَّ سَلَّمَ ثُمَّ سَجَدَ سَجْدَتَىِ السَّهْوِ ثُمَّ سَلَّمَ .
Bana Züheyr b. Harb ile Ubeydullah b. Saîd ve Muhammed b. El-Müsennâ hep birden Yahya El-Kattân'dan rivayet ettiler. Züheyr Dediki: Bize Yahya b. Saîd, Ubeydullah'dan rivayet etti. Demişki: Bana Nâfî', ibni Ömer'den naklen şöyle haber verdi: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Kur'ân-ı okur; içinde secde bulunan bir sure de okur ve secde ederdi. Biz de onunla beraber secde ederdik. Hattâ bâzılarımız alnını koyacak yer bulamazdı
حَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَعُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، كُلُّهُمْ عَنْ يَحْيَى الْقَطَّانِ، - قَالَ زُهَيْرٌ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، - عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، قَالَ أَخْبَرَنِي نَافِعٌ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَقْرَأُ الْقُرْآنَ فَيَقْرَأُ سُورَةً فِيهَا سَجْدَةٌ فَيَسْجُدُ وَنَسْجُدُ مَعَهُ حَتَّى مَا يَجِدُ بَعْضُنَا مَوْضِعًا لِمَكَانِ جَبْهَتِهِ .
Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki) : Bize Muhammed b, Bişr rivayet etti. (Dediki) : Bize Ubeydullah b. Ömer, Nâfi'den, o da İbni Ömer'den naklen rivayet etti. Demiş ki: Çok defa Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Kur'ân'ı okur. Secde âyetine tesadüf ettiği zaman bize de secde ettirirdi. Biz onun yanına o kadar üşüşürdük ki namazda olmadığı hâlde birimiz secde edecek yer bulamazdı
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بِشْرٍ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ رُبَّمَا قَرَأَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْقُرْآنَ فَيَمُرُّ بِالسَّجْدَةِ فَيَسْجُدُ بِنَا حَتَّى ازْدَحَمْنَا عِنْدَهُ حَتَّى مَا يَجِدُ أَحَدُنَا مَكَانًا لِيَسْجُدَ فِيهِ فِي غَيْرِ صَلاَةٍ .
Bize Muhammed b. El-Müsennâ ile Muhammed b. Beşşâr rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki) : Bize Şu'be, Ebu îshâk'dan rivayet etti. Demişki: Ben Esved'i Abdullah'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rirâ-yet ederken dinledim. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) necim suresini okumuş ve arkasından secde etmiş. Beraberindekiler de onunla birlikde secde etmişler. Yalnız ihtiyar bir adam bir avuç çakıl veya toprak alarak onu alnına kaldırmış ve: «Bana bu kadar yeter.» demiş. Abdullah: «Vallahi o adamı sonraları gördüm. Kâfir olarak öldürüldü!..» demiş. İzah Bu hadisi Bûhârî «Sücûdü'l - Kur'an» bahsinin müteaddid yerlerinde ve «Kitâbü'l -Megâzî» ile «Kitâbü't - Tefsir» de; Ebu Dâvûd, Tirmizî ve Nesâî de «Namaz» bahsinde; ayrıca Nesâî «Kitâbti't - Tefsir» de muhtelif râvîlerden tahrîc etmişlerdir. Buhârî’nin rivayetinde içersinde Necm sûresi okunan bu namazın Mekke'de kılındığı tasrîh edilmektedir. Hadîsde ismi tasrih edilmeyen ancak çakıl veya toprak alarak alnına götürdüğü bildirilen ihtiyardan murâd bir rivayete göre Ummeyye b. Halef'dir. Başka bir rivayette Velîd b. El-Mugîre olduğu bildiriliyorsa da bu rivayet söz götürür. Çünkü Velîd b. El-Mugîre öldürülmemişdir. Bu adamın Utbetü'bnü Rabîa ve Saîdü'bnü'l-Âs olduğu dahî söylenmektedir. Bedir harbinde o adamın müşrik olduğu hâlde öldürüldüğünü gören zât, Abdullah b. Mes'ûd (Radiyaliahû anh) dır. Buhârî'nin, İbni Abbâs rivayetinde Necm suresindeki secde âyeti okununca Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in ve yanında bulunan müslumanlarla müşriklerin, insücinnin hep birlikde secde ettikleri bildiriliyor. İbni Abbâs kıssası iîe İbni Mes'ûd rivayetinin, aynı hâdise olduğu anlaşılmaktadır. Nevevî, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikde secde eden müslümanlarla, müşriklerden, insücinden murâd orada hâzır bulunanlardır; demişse de Aynî kelimelerin başlarındaki Elîf lâm'ların cinse delâlet ettiklerini, binâenaleyh orada hâzır bulunsun bulunmasın bütün insücinne mu'min ve müşrike şâmil olduklarını yâni bunların hepsinin secde etmiş olması gerektiğini söylemişdir. Necm suresindeki secde âyetine varınca bütün insücinnin, ağaçların hattâ mürekkeple kalemin dahî secde ettiğini bildiren rivayetlerde vardır. Bunların isnâdları sahîhdir. Müşriklerin secde etmesi bâzı ulemânın beyânına göre surede Lât ve Uzzâ gibi putlarının zikri geçmesindendir
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَمُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، قَالَ سَمِعْتُ الأَسْوَدَ، يُحَدِّثُ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَرَأَ { وَالنَّجْمِ} فَسَجَدَ فِيهَا وَسَجَدَ مَنْ كَانَ مَعَهُ غَيْرَ أَنَّ شَيْخًا أَخَذَ كَفًّا مِنْ حَصًى أَوْ تُرَابٍ فَرَفَعَهُ إِلَى جَبْهَتِهِ وَقَالَ يَكْفِينِي هَذَا . قَالَ عَبْدُ اللَّهِ لَقَدْ رَأَيْتُهُ بَعْدُ قُتِلَ كَافِرًا .
Bize Yahya b. Yahya ile Yahya b. Eyyûb, Kuteybetü'bnü Saîd ve ibni Hucr rivayet ettiler. Yahya b. Yahya (Bize haber verdi.) tâbirini kullandı. Ötekiler: Bize İsmail — ki İbni Câ'fer'dir — Yezîd b. Husayfe'den, o da ibni Kuseyt'dan, o da Atâ' b. Yesâr'dan naklen rivayet etti... dediler. Atâ', kendisinin Zeyd b. Sabit'e (Namazda) imamla birlikde cemaata kıraat lâzım mı, değil mi diye sorduğunu İbni Kuseyt'e haber vermiş. Zeyd b. Sabit: «Hiç bir namazda imam ile beraber kıraat yokdur» demiş. Ve kendisinin Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e Necm sûresini okuduğunu fakat secde etmediğini söylemiş
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، وَيَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، وَقُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، وَابْنُ، حُجْرٍ قَالَ يَحْيَى بْنُ يَحْيَى أَخْبَرَنَا وَقَالَ الآخَرُونَ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، وَهُوَ ابْنُ جَعْفَرٍ عَنْ يَزِيدَ بْنِ خُصَيْفَةَ، عَنِ ابْنِ قُسَيْطٍ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، أَنَّهُ أَخْبَرَهُ أَنَّهُ، سَأَلَ زَيْدَ بْنَ ثَابِتٍ عَنِ الْقِرَاءَةِ، مَعَ الإِمَامِ فَقَالَ لاَ قِرَاءَةَ مَعَ الإِمَامِ فِي شَىْءٍ . وَزَعَمَ أَنَّهُ قَرَأَ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم { وَالنَّجْمِ إِذَا هَوَى} فَلَمْ يَسْجُدْ .
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Mâlik'e, Esved b. Süfyân'ın âzâdlısı, Abdullah b. Yezid'den dinlediğim, onun da Ebu Selemete'bnü Abdirrahmân'dan naklen rivayet ettiği şu hadîsi okudum: Ebu Seleme ile arkadaşlarına Ebu Hureyre İnşikâk sûresini okumuş da secde etmiş. Secdeyi yaptıkdan sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in bu sûrede secde ettiğini kendilerine haber vermiş
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ يَزِيدَ، مَوْلَى الأَسْوَدِ بْنِ سُفْيَانَ عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ، قَرَأَ لَهُمْ { إِذَا السَّمَاءُ انْشَقَّتْ} فَسَجَدَ فِيهَا فَلَمَّا انْصَرَفَ أَخْبَرَهُمْ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم سَجَدَ فِيهَا .
{….} Bana İbrahim b. Mûsâ rivayet etti. (Dediki) : Bize İsa, Evzâi'den naklen haber verdi. H. Bize Muhammed b. El - Müsennâ da rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Ebî Adîy, Hişâm'dan rivayet etti. Evzâi ile Hişâm'ın ikisi birden Yahya b. Ebi Kesirden, o da Ebu Seleme'den, o da Ebu Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'den yukarki hadîsin mislini rivayet etmişlerdir
وَحَدَّثَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ مُوسَى، أَخْبَرَنَا عِيسَى، عَنِ الأَوْزَاعِيِّ، ح قَالَ وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنْ هِشَامٍ، كِلاَهُمَا عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِهِ .
Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile Amrûn Nâkıd rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Süfyân b. Uyeyne, Eyyûb b. Musa'dan, o da Ata' b. Mîna'dan, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet etti. Ebu Hureyre: «Biz Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikde înşikâk ve Alâk sûrelerinde secde ettik, demiş
وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَمْرٌو النَّاقِدُ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ أَيُّوبَ بْنِ مُوسَى، عَنْ عَطَاءِ بْنِ مِينَاءَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ سَجَدْنَا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي { إِذَا السَّمَاءُ انْشَقَّتْ} وَ { اقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ}
Bize Muhammed b. Rumh rivayet etti. (Dediki): Bize Leys, Yezîd b. Ebî Habîb'den, o da Safvân b. Süleym'den, o da Beni Mahzûm'un âzâdhsı Abdurrahmân El-A'rac'dan, o da Ebu Hureyre'den naklen haber verdi ki şöyle demiş: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) înşikâk ve Alâk sûrelerinde secde etti.»
وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَخْبَرَنَا اللَّيْثُ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، عَنْ صَفْوَانَ بْنِ سُلَيْمٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الأَعْرَجِ، مَوْلَى بَنِي مَخْزُومٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّهُ قَالَ سَجَدَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي { إِذَا السَّمَاءُ انْشَقَّتْ} وَ { اقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ}
{….} Bana Harmeletü'bnü Yahya da rivayet etti. (Dediki) : Bize İbni Vehb rivayet etti. (Dediki) : Bana Amr b. Haris, Ubeydullah b. Ebl Ca'fer'den, o da Abdurrahmân El - A'râc'dan, o da Ebu Hureyre'den o da Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'den yukarki hadîsin mislini haber verdi
وَحَدَّثَنِي حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي عَمْرُو بْنُ الْحَارِثِ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي جَعْفَرٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِثْلَهُ .
Bize Ubeydulah b. Muâz ile Muhammed b. Abdi'l-A'lâ rivayet ettiler. Dedilerki: Bize El - Mu'temir, babasından, o da Bekir den, o da Ebu Râfi'den naklen rivayet etti. Ebu Râfi' şöyle demiş: «Ben Ebu Hureyre ile beraber yatsı namazını kıldım, da İnşikak sûresini okudu ve secde etti. Kendisine: Bu secde ne oluyor? dedim. Ebu Hureyre: — «Ben onu Ebu'l-Kaasim (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in arkasında yapmışımdır. Binaenaleyh ona kavuşuncaya kadar da yapmakda devam edeceğim!» cevâbını verdi. İbni Abdi'l - A'lâ: «Binaenaleyh ben o secdeyi yapmakda devam ediyorum;» dedi
وَحَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالاَ حَدَّثَنَا الْمُعْتَمِرُ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ بَكْرٍ، عَنْ أَبِي رَافِعٍ، قَالَ صَلَّيْتُ مَعَ أَبِي هُرَيْرَةَ صَلاَةَ الْعَتَمَةِ فَقَرَأَ { إِذَا السَّمَاءُ انْشَقَّتْ} فَسَجَدَ فِيهَا . فَقُلْتُ لَهُ مَا هَذِهِ السَّجْدَةُ فَقَالَ سَجَدْتُ بِهَا خَلْفَ أَبِي الْقَاسِمِ صلى الله عليه وسلم فَلاَ أَزَالُ أَسْجُدُ بِهَا حَتَّى أَلْقَاهُ . وَقَالَ ابْنُ عَبْدِ الأَعْلَى فَلاَ أَزَالُ أَسْجُدُهَا .
{….} Bana Amru'n - Nâkıd rivayet etti. (Dediki) : Bize îsâ b. Yûnus rivayet etti. H. Bize Ebu Kâmil de rivayet etti. (Dediki) : Bize Yezîd (yâni îbni Zürey) rivayet etti. H. Bize Ahmed b. Abde dâhi rivayet etti. (Dediki) : Bize Süleym b. Ahdar rivayet etti. Bu râvilerin hepsi Teymî'den bu isnâdla rivayette bulunmuşlardır. Yalnız bunlar: «Ebu'l-Kaasim (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in arkasında- dememişlerdir
حَدَّثَنِي عَمْرٌو النَّاقِدُ، حَدَّثَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، ح قَالَ وَحَدَّثَنَا أَبُو كَامِلٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ، - يَعْنِي ابْنَ زُرَيْعٍ - ح قَالَ وَحَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدَةَ، حَدَّثَنَا سُلَيْمُ بْنُ أَخْضَرَ، كُلُّهُمْ عَنِ التَّيْمِيِّ، بِهَذَا الإِسْنَادِ . غَيْرَ أَنَّهُمْ لَمْ يَقُولُوا خَلْفَ أَبِي الْقَاسِمِ صلى الله عليه وسلم .
Bana Muhammed b. El -Müsennâ ile İbni Beşşâr rivayet ettiler. (Dedilerki) : Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki) : Bize Şu'be, Atâ' b. Ebî Meymûne'den, o da Ebu Râfi'den naklen rivayet etti. Ebu Râfi şöyle demiş: «Ben Ebu Hureyre'yi İnşikâk sûresini okuduğunda secde ederken gördüm de: Bu sûrede secde mi ediyorsun? dedim. Ebu Hureyre: — Evet! Ben Halîlim (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i bu sûrede secde ederken gördüm. Binaenaleyh ona kavuşuncaya kadar bunda secde edip duracağım! dedi. Şu'be: «Ben: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i mi görmüş.» dedim. Ata': — «Evet!» cevâbını verdi
وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ، بَشَّارٍ قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ أَبِي مَيْمُونَةَ، عَنْ أَبِي رَافِعٍ، قَالَ رَأَيْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ يَسْجُدُ فِي { إِذَا السَّمَاءُ انْشَقَّتْ} فَقُلْتُ تَسْجُدُ فِيهَا فَقَالَ نَعَمْ رَأَيْتُ خَلِيلِي صلى الله عليه وسلم يَسْجُدُ فِيهَا فَلاَ أَزَالُ أَسْجُدُ فِيهَا حَتَّى أَلْقَاهُ . قَالَ شُعْبَةُ قُلْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم . قَالَ نَعَمْ .
Bize Muhammed b. Ma'mer b. Ribl El-Kaysî rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Hîşâm EI-Mahzûmî, Abdülvâhid'den —ki îbni Ziyâd'dır — rivayet etti. (Demiş ki): Bize Osman b. Hakim rivayet etti. (Dediki): Bana Amir b. Abdillah b, Zübeyr, babasından rivayet etti. Demişki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazda oturduğu vakit sol ayağını uyluğu ile baldırın arasına koyar, sağ ayağını yere döşerdi. Sol elini sol dizinin üzerine, sağ elini de sağ uyluğunun üzerine koyar; parmağı ile işaret de ederdi
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَعْمَرِ بْنِ رِبْعِيٍّ الْقَيْسِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو هِشَامٍ الْمَخْزُومِيُّ، عَنْ عَبْدِ الْوَاحِدِ، - وَهُوَ ابْنُ زِيَادٍ - حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ حَكِيمٍ، حَدَّثَنِي عَامِرُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا قَعَدَ فِي الصَّلاَةِ جَعَلَ قَدَمَهُ الْيُسْرَى بَيْنَ فَخِذِهِ وَسَاقِهِ وَفَرَشَ قَدَمَهُ الْيُمْنَى وَوَضَعَ يَدَهُ الْيُسْرَى عَلَى رُكْبَتِهِ الْيُسْرَى وَوَضَعَ يَدَهُ الْيُمْنَى عَلَى فَخِذِهِ الْيُمْنَى وَأَشَارَ بِإِصْبَعِهِ .
Bize Kuteybe rivayet etti. (Dediki) : Bize Leys, Îbni Aclân'dan rivayet etti. H. Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe de rivayet etti. Lâfız onundur. Dediki: Bize Ebu Hâlid El - Ahmar, îbni Aclân'dan, o da Âmir b. Abdillah b. Zübeyr'den, o da babasından naklen rivayet etti. Demiş ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) teşehhud duasını okumak için oturduğu vakit sağ elini sağ uyluğunun üzerine, sol elini de sol uyluğunun üzerine koyar şehâdet parmağı ile işaret ederdi. Baş parmağını da orta parmağı üzerine koyardı. Sol ovucunu dizinin üzerine sarkıtırdı. İzah 580 de
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا لَيْثٌ، عَنِ ابْنِ عَجْلاَنَ، ح قَالَ وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو خَالِدٍ الأَحْمَرُ، عَنِ ابْنِ عَجْلاَنَ، عَنْ عَامِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا قَعَدَ يَدْعُو وَضَعَ يَدَهُ الْيُمْنَى عَلَى فَخِذِهِ الْيُمْنَى وَيَدَهُ الْيُسْرَى عَلَى فَخِذِهِ الْيُسْرَى وَأَشَارَ بِإِصْبَعِهِ السَّبَّابَةِ وَوَضَعَ إِبْهَامَهُ عَلَى إِصْبَعِهِ الْوُسْطَى وَيُلْقِمُ كَفَّهُ الْيُسْرَى رُكْبَتَهُ .
Bana Muhammed b. Râfi' ile Abd b. Humeyd rivayet ettiler. Abd (Bize haber verdi) tâbirini kullandı. İbni Râfi* ise (bize Abdürrezzâk rivayet etti) dedi. Abdürrezzâk: Bize Ma'mer, Ubeydullah b. Ömer'den, o da Nâfi'den, o da İbni Ömer'den naklen haber verdi ki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazda oturduğu vakit ellerini dizleri üzerine koyar, baş parmakdan sonra gelen parmağını kaldırırda onunla duâ eder, sol elini yayarak sol dizinin üzerine koyarmış
وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، وَعَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، قَالَ عَبْدٌ أَخْبَرَنَا وَقَالَ ابْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا جَلَسَ فِي الصَّلاَةِ وَضَعَ يَدَيْهِ عَلَى رُكْبَتَيْهِ وَرَفَعَ إِصْبَعَهُ الْيُمْنَى الَّتِي تَلِي الإِبْهَامَ فَدَعَا بِهَا وَيَدَهُ الْيُسْرَى عَلَى رُكْبَتِهِ الْيُسْرَى بَاسِطُهَا عَلَيْهَا .
Bize Abd b. Humeyd rivayet etti. (Dediki) : Bite Yûnus b. Muhammed rivayet etti. (Dediki) : Bize Hammâd b. Seleme, Eyyûb'dan, o da Nâfi'den, o da İbni Ömer'den naklen rivayet etti ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) teşehhudde oturduğu vakit sol elini sol dizinin üzerine koyar; sağ elini de sağ dizinin üzerine koyar ve elliüç (53) işareti yaparmış. Şehâdet parmağı ile de işaret edermiş
وَحَدَّثَنَا عَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا قَعَدَ فِي التَّشَهُّدِ وَضَعَ يَدَهُ الْيُسْرَى عَلَى رُكْبَتِهِ الْيُسْرَى وَوَضَعَ يَدَهُ الْيُمْنَى عَلَى رُكْبَتِهِ الْيُمْنَى وَعَقَدَ ثَلاَثَةً وَخَمْسِينَ وَأَشَارَ بِالسَّبَّابَةِ .
Bize Yahyft b. Yahya rivayet etti. Dediki: Mâlikle, Müslim b. Ebî Meryem'den dinlediğim, onun da Ali b. Abdirrahmân El-Muâvî'den rivayet ettiği şu hadîsi okudum: Alî şöyle demiş: Beni, Abdullah b. Ömer namazda çakıl taşları ile oynarken gördü. Namazdan çıkınca beni (bundan) nehiy ederek: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) nasıl yapıyordu ise sen de öyle yap! dedi. Ben: — Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) nasıl yapıyordu ki? dedim. — Namazda oturduğu vakit sağ elini sağ uyluğunun üzerine koyar; bütün parmaklarını yumar; baş parmakdan sonra gelen parmağı ile işaret ederdi. Sol elini de sol uyluğunun üzerine koyardı... dedi
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنْ مُسْلِمِ بْنِ أَبِي مَرْيَمَ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْمُعَاوِيِّ، أَنَّهُ قَالَ رَآنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ وَأَنَا أَعْبَثُ بِالْحَصَى فِي الصَّلاَةِ فَلَمَّا انْصَرَفَ نَهَانِي فَقَالَ اصْنَعْ كَمَا كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَصْنَعُ . فَقُلْتُ وَكَيْفَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَصْنَعُ قَالَ كَانَ إِذَا جَلَسَ فِي الصَّلاَةِ وَضَعَ كَفَّهُ الْيُمْنَى عَلَى فَخِذِهِ الْيُمْنَى وَقَبَضَ أَصَابِعَهُ كُلَّهَا وَأَشَارَ بِإِصْبَعِهِ الَّتِي تَلِي الإِبْهَامَ وَوَضَعَ كَفَّهُ الْيُسْرَى عَلَى فَخِذِهِ الْيُسْرَى .
{….} Bize ibni Ebî Ömer rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân, Müslim b. Ebî Meryem'den, o da Alî b. Abdirrahmân El-Muâvî'den naklen rivayet etti. Ali: «İbni Ömer'in yanı başında namaz kıldım...» diyerek Mâlik'in hadisi tarzında rivâyetde bulunmuş. Yalnız «Süfyân Dediki: Yahya b. Saîd bize bu hadisi Müslim'den rivayet etmişti. Sonra onu, bana Müslim de rivayet etti.» ifâdesini ziyâde etmiştir. İzah için buraya tıklayın
حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ مُسْلِمِ بْنِ أَبِي مَرْيَمَ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْمُعَاوِيِّ، قَالَ صَلَّيْتُ إِلَى جَنْبِ ابْنِ عُمَرَ . فَذَكَرَ نَحْوَ حَدِيثِ مَالِكٍ وَزَادَ قَالَ سُفْيَانُ فَكَانَ يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ حَدَّثَنَا بِهِ عَنْ مُسْلِمٍ ثُمَّ حَدَّثَنِيهِ مُسْلِمٌ .
Bize Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Saîd, Şu'be'den, o da Hakem île Mansûr'dan, onlar da Mücâhid'den, o da Ebu Ma'mer'den naklen rivayet ettiki: Mekke'de emirlik yapan bir zat (Namazdan çıkarken) iki defa selam verirmiş. Bunun üzerine Abdullah b. Mes'ûd: «Bu zat, bu doğru sünneti nereden elde etti ?» demiş. Hakem kendi hadîsinde: «Hakîkaten Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bunu yapardı.» demişdir
حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنِ الْحَكَمِ، وَمَنْصُورٍ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ أَبِي مَعْمَرٍ، أَنَّ أَمِيرًا، كَانَ بِمَكَّةَ يُسَلِّمُ تَسْلِيمَتَيْنِ فَقَالَ عَبْدُ اللَّهِ أَنَّى عَلِقَهَا قَالَ الْحَكَمُ فِي حَدِيثِهِ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَفْعَلُهُ .
Bana Ahmed b. Hanbel rivayet etti. (Dediki) : Bize Yahya b. Saîd, Şu'be'den, o da Hakem'den, o da Mücahid'den, o da Ebu Mâmer'den o da Abdullah'dan naklen rivayet etti. Şu'be (bir defasında bu hadîsi Abdullah b. Mes*ûd'a ref ederek) şunu söylemiş: Hakikaten bir emir veya bir zât (namazdan çıkarken) iki kere selâm vermiş de Abdullah: —Bu zât, bu doğru sünneti nereden elde etti!, demiş. İzah 582 de
وَحَدَّثَنِي أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنِ الْحَكَمِ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ أَبِي مَعْمَرٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، - قَالَ شُعْبَةُ - رَفَعَهُ مَرَّةً - أَنَّ أَمِيرًا أَوْ رَجُلاً سَلَّمَ تَسْلِيمَتَيْنِ فَقَالَ عَبْدُ اللَّهِ أَنَّى عَلِقَهَا