Hadisler yükleniyor…
Hadisler yükleniyor…
Sünen-i İbn Mâce · 7. Bölüm
145 hadis, 5 sayfada. Arapça asılları ve Türkçe tercümeleriyle.
30 hadis10 dk okuma
Daif
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Şu on günde Allah Sübhanehu'ya yapılan ibadetten Ona daha sevimli ibadetin yapılacağı günler, dünya günleri içerisinde yoktur. Ve şüphesiz o günlerdeki bir günün orucu, bir yılın orucuna ve onlardaki bir gece, kadir gecesine muhakkak denk gelir.» Diğer tahric: Bu hadisi Tirmizi de rivayet etmiştir
حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ شَبَّةَ بْنِ عَبِيدَةَ، حَدَّثَنَا مَسْعُودُ بْنُ وَاصِلٍ، عَنِ النَّهَّاسِ بْنِ قَهْمٍ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " مَا مِنْ أَيَّامِ الدُّنْيَا أَيَّامٌ، أَحَبُّ إِلَى اللَّهِ سُبْحَانَهُ أَنْ يُتَعَبَّدَ لَهُ فِيهَا، مِنْ أَيَّامِ الْعَشْرِ. وَإِنَّ صِيَامَ يَوْمٍ فِيهَا لَيَعْدِلُ صِيَامَ سَنَةٍ، وَلَيْلَةٍ فِيهَا بِلَيْلَةِ الْقَدْرِ " .
Sahih
Aişe (r.anha)'dan: Söyle demiştir: Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i Zilhicce'nin on gününün orucunu tutmuş olarak hiç görmedim. Diğer tahric: Bu hadisi Müslim, Ebu Davud. Tirmizi, Nesai ve Beyhaki de rivayet etmişlerdir
حَدَّثَنَا هَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ الأَسْوَدِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ: مَا رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ صَامَ الْعَشْرَ قَطُّ .
Sahih
Ebu Katade (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Allah'ın, Arefe günü orucunu ondan önceki yıla ve ondan sonraki yıla kefaret kılmasını umarım.» Diğer tahric: Bu hadisi Müslim, Ebu Davud ve Nesai rivayet etmişlerdir
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدَةَ، أَنْبَأَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، حَدَّثَنَا غَيْلاَنُ بْنُ جَرِيرٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَعْبَدٍ الزِّمَّانِيِّ، عَنْ أَبِي قَتَادَةَ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " صِيَامُ يَوْمِ عَرَفَةَ، إِنِّي أَحْتَسِبُ عَلَى اللَّهِ أَنْ يُكَفِّرَ السَّنَةَ الَّتِي قَبْلَهُ وَالَّتِي بَعْدَهُ " .
Daif
Katade bin N'u'man (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den işittim. Buyurdu ki: «Kim Arefe günü oruç tutarsa onun önündeki yıl ve onun arkasındaki yıl (günahları) mağfiret olunur.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun isnadı zayıftır. Çünkü alimler, ravi İshak bin Abdillah bin Ebi Ferve'nin zayıflığı üzerinde ittifak etmişlerdir. Evet bu hadisin sahih bir şahidi gelmiştir
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَمْزَةَ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ عِيَاضِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، عَنْ قَتَادَةَ بْنِ النُّعْمَانِ، قَالَ: سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ: " مَنْ صَامَ يَوْمَ عَرَفَةَ، غُفِرَ لَهُ سَنَةٌ أَمَامَهُ وَسَنَةٌ بَعْدَهُ " .
Daif
İkrime (r.a.)'den\ Şöyle demiştir: Ben, Ebu Hureyre (r.a.)'ın yanına evinde girdim ve Arafat dağında Arefe günü oruç tutmanın hükmünü ona sordum. Dedi ki; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Arafat'ta Arefe günü oruç tutmaktan nehiy buyurdu. Diğer tahric: Ebu Davud, Nesai, Hakim ve Beyhaki de bunu rivayet etmişlerdir
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنِي حَوْشَبُ بْنُ عَقِيلٍ، حَدَّثَنِي مَهْدِيٌّ الْعَبْدِيُّ، عَنْ عِكْرِمَةَ، قَالَ: دَخَلْتُ عَلَى أَبِي هُرَيْرَةَ فِي بَيْتِهِ فَسَأَلْتُهُ عَنْ صَوْمِ يَوْمِ عَرَفَةَ بِعَرَفَاتٍ؟ فَقَالَ: أَبُو هُرَيْرَةَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَنْ صَوْمِ يَوْمِ عَرَفَةَ بِعَرَفَاتٍ .
Sahih
Aişe (r.anha)'dan: Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Aşure günü oruç tutar ve o gün oruç tutmayı emrederdi. Diğer tahric: Bu Hadisi Kütüb-i Sitte sahipleri, Beyhaki ve Darimi de uzun ve kısa metinler halinde rivayet etmişlerdir. AÇIKLAMA 1734’te
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، عَنِ ابْنِ أَبِي ذِئْبٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ: كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَصُومُ عَاشُورَاءَ، وَيَأْمُرُ بِصِيَامِهِ .
Sahih
İbn-i Abbas (r.a.)'dan; Şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Medine'ye hicret buyurduktan sonra oradaki yahudileri (aşure günü) oruçlu olarak buldu. Ve: «Bu ne oruçtur?» diye sordu. Yahudiler: Bu gün Allah'ın Musa'yı (düşmanlarından) kurtardığı ve Firavun'u boğdurduğu gündür. Musa (A.S.) (Allah'ın bu lütfuna) şükür olarak bu gün oruç tutmuştur, dediler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): *Biz Musa'ya sizden ziyade yakın ve hak sahibiyiz» buyurdu. Ve o gün oruç tuttu. O gün oruç tutmayı da emretti. Diğer tahric: Bu hadisi Tirmizi'den başka Kütüb-İ Sitte sahipleri ve Beyhaki benzer lafızlarla rivayet etmişlerdir
حَدَّثَنَا سَهْلُ بْنُ أَبِي سَهْلٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ: قَدِمَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ الْمَدِينَةَ فَوَجَدَ الْيَهُودَ صُيَّامًا. فَقَالَ: " مَا هَذَا؟ " . قَالُوا: هَذَا يَوْمٌ أَنْجَى اللَّهُ فِيهِ مُوسَى، وَأَغْرَقَ فِيهِ فِرْعَوْنَ، فَصَامَهُ مُوسَى شُكْرًا . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " نَحْنُ أَحَقُّ بِمُوسَى مِنْكُمْ " . فَصَامَهُ، وَأَمَرَ بِصِيَامِهِ .
Sahih
Muhammed bin Sayfi (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Aşure günü bize: «Sizden bugün bir şey yiyen var mı?» diye sordu. Biz: Bizden yiyen de var, yemiyen de var, diye cevap verdik. O: «Artık yemiş olan ve yememiş olan hepiniz, bu gününüzün kalan kısmını (oruçla) tamamlayınız ve Arud halkına haber gönderin. Onlar da günün kalan kısmını (oruçla) tamamlasınlar.» buyurdu. Ravi demiştir ki: Medine dolaylarındaki Arud ehlini kasdetmiştir. Not : Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun isnadı, Buharİ ve Müslim'in şartı üzerine sahih - garibtir. Şa"bi'den başka Kimse Muhammed bin Sayfi (r.a.)'den rivayet etmemiştir. Buhari ve Müslim'de Seleme bin el-Ekva' (r.a.) ve er-Rubeyyi binti Muavviz (r.a.) hadisinden bu hadisin şahidi vardır. El-Müzzi, Nesai'nin de bu hadisi rivayet ettiğini söylemiş ve İbnü's-Seni'nİn rivayetinde yoktur
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فُضَيْلٍ، عَنْ حُصَيْنٍ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ صَيْفِيٍّ، قَالَ: قَالَ لَنَا رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَوْمَ عَاشُورَاءَ: " مِنْكُمْ أَحَدٌ طَعِمَ الْيَوْمَ؟ " . قُلْنَا: مِنَّا طَعِمَ وَمِنَّا مَنْ لَمْ يَطْعَمْ . قَالَ: " فَأَتِمُّوا بَقِيَّةَ يَوْمِكُمْ. مَنْ كَانَ طَعِمَ وَمَنْ لَمْ يَطْعَمْ. فَأَرْسِلُوا إِلَى أَهْلِ الْعَرُوضِ فَلْيُتِمُّوا بَقِيَّةَ يَوْمِهِمْ " . قَالَ يَعْنِي أَهْلَ الْعَرُوضِ حَوْلَ الْمَدِينَةِ .
Sahih
İbn-i Abbas (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «(And olsun) Eğer ben gelecek yıl'a kadar sağ kalacak olursam. Muharrem ayının dokuzuncu günü oruç tutacağım.» buyurdu. Ebu Ali demiştir ki: Ahmed bin Yunus bu hadisi İbn-i Ebi Zi'b' den rivayet ederek şu İlaveyi yapmıştır: Aşure gününü kaçırmak korkusuyla (Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) böyle buyurmuştur.)" Diğer tahric: Bu hadisi Müslim. Ebu Davud ve Beyhaki de rivayet etmişlerdir
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنِ ابْنِ أَبِي ذِئْبٍ، عَنِ الْقَاسِمِ بْنِ عَبَّاسِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَيْرٍ، مَوْلَى ابْنِ عَبَّاسٍ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " لَئِنْ بَقِيتُ إِلَى قَابِلٍ لأَصُومَنَّ الْيَوْمَ التَّاسِعَ " .
Sahih
Abdullah bin Ömer (bin el-Hattab) (r.a.)'rian: Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanında Aşure gününden bahsedildi. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: «Aşure günü, cahiliyyet ehlinin oruç tuttuğu bir gündür. Artık sizden o gün oruç tutmak isteyen tutsun ve o gün oruç tutmak istemiyen de o günün orucunu terketsin.» Diğer tahric: Müslim, Ebu Davud, Tahavi ve İbn-i Huzeyme de bunu benzer lafızlarla rivayet etmişlerdir
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، أَنَّهُ ذُكِرَ عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَوْمُ عَاشُورَاءَ فَقَالَ: رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " كَانَ يَوْمًا يَصُومُهُ أَهْلُ الْجَاهِلِيَّةِ. فَمَنْ أَحَبَّ مِنْكُمْ أَنْ يَصُومَهُ فَلْيَصُمْهُ، وَمَنْ كَرِهَهُ فَلْيَدَعْهُ " .
Sahih
Ebu Kaiade (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Allah'ın, Aşure günü orucuyla ondan önceki yıl(ın günahların) ı bağışlamasını şüphesiz umarım.» Diğer tahric: Müslim, Tirmizi, Nesai ve Ahmed de bunu rivayet etmişlerdir
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدَةَ، أَنْبَأَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، حَدَّثَنَا غَيْلاَنُ بْنُ جَرِيرٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَعْبَدٍ الزِّمَّانِيِّ، عَنْ أَبِي قَتَادَةَ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " صِيَامُ يَوْمِ عَاشُورَاءَ إِنِّي أَحْتَسِبُ عَلَى اللَّهِ أَنْ يُكَفِّرَ السَّنَةَ الَّتِي قَبْلَهُ " .
Sahih
Rebia bin el-Ğaz'dan rivayet edildiğine göre: Kendisi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in (nafile) oruç durumunu Aişe (r.anha)'ya sormuş, Aişe (r.anha) da: O, Pazartesi ve Perşembe (günleri) orucunu öncelikle arzulardı. demiştir. Bu hadisi Tirmizi de rivayet etti. AÇIKLAMA 1740’ta
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَمْزَةَ، حَدَّثَنِي ثَوْرُ بْنُ يَزِيدَ، عَنْ خَالِدِ بْنِ مَعْدَانَ، عَنْ رَبِيعَةَ بْنِ الْغَازِ، أَنَّهُ سَأَلَ عَائِشَةَ عَنْ صِيَامِ، رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَتْ كَانَ يَتَحَرَّى صِيَامَ الاِثْنَيْنِ وَالْخَمِيسِ .
Sahih
Ebu Hureyre (r.a.)'dan; Şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Pazartesi ve Perşembe (günleri) oruç tutardı. Kendisine: Ya Resulallsh! Sen Pazartesi ve Perşembe oruç tutarsın, diye hikmeti soruldu. O buyurdu ki: «Pazartesi ve Perşembe günleri Allah Teala her müslümanı mağfiret eyler. Küs olanlar müstesna. Allah: 'Küs olan bu iki kişi barışıncaya kadar onları bırak' buyurur.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedi sahih-garibtir, Ravi Muhammed bin Rifaa'yı İbn-i Hibban sıkalar arasında zikretmiştir. Ondan yalnız Dahhak bin Mahled rivayet etmiştir, Senedin kalan ravileri Buhari ve Müslim'in şartı üzerinedirler. Ebu Davud ve Nesai'nin rivayet ettikleri Usame bin Zeyd'in hadisi, bu hadis için şahid durumundadır. Tirmizi de bu hadisin bir parçasını kendi süneninde rivayet ederek hasen - garib olduğunu söylemiştir
حَدَّثَنَا الْعَبَّاسُ بْنُ عَبْدِ الْعَظِيمِ الْعَنْبَرِيُّ، حَدَّثَنَا الضَّحَّاكُ بْنُ مَخْلَدٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ رِفَاعَةَ، عَنْ سُهَيْلِ بْنِ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يَصُومُ الاِثْنَيْنِ وَالْخَمِيسَ . فَقِيلَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّكَ تَصُومُ يَوْمَ الاِثْنَيْنِ وَالْخَمِيسِ فَقَالَ " إِنَّ يَوْمَ الاِثْنَيْنِ وَالْخَمِيسِ يَغْفِرُ اللَّهُ فِيهِمَا لِكُلِّ مُسْلِمٍ إِلاَّ مُهْتَجِرَيْنِ يَقُولُ دَعْهُمَا حَتَّى يَصْطَلِحَا " .
Daif
Ebu Mücibe el-Bahili'nin babasından veya amcası (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Ben, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına vararak: Ey Allah'ın Nebisi! Ben geçen yıl senin yanına gelen adamım, dedim. O: «Ne oldu? Ben senin vücudunu zayıf görüyorum.» buyurdu. (Ravi demiştir ki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in muhatabı : — Ya Resulallah! (Geçen yıl seninle görüştüğüm günden bugüne kadar) gündüz hiç yemek yemedim. Yalnız gece yemek yedim, diye cevap verdi. Efendimiz; — «Kim sana kendi nefsini (aç bırakmakla) ta'zib etmeni emretti?» buyurdu. (Adam demiştir ki:) Ben; — Ya Resulallah! Ben güçlüyüm, dedim. O: — «Sabır (Ramazan) ayı ve ondan sonra bir gün oruç tut» buyurdu. Ben : — Şüphesiz benim gücüm (bundan da fazlasına) yeter, dedim. O: — «Sabır ayı ve ondan sonra iki gün oruç tut.» buyurdu. Ben: — Şübhesiz benim gücüm (bundan da fazlasına) yeter dedim. O: — «Sabır ayı, ondan sonra üç gün oruç tut ve haram ayların orucunu tut.» buyurdu. Diğer tahric: Ebu Davud, Nesai ve Beyhaki de bunu rivayet etmişlerdir. Bazı rivayetler daha uzundur. Parentez içi ifadeler, o rivayetlerden alınmadır
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنِ الْجُرَيْرِيِّ، عَنْ أَبِي السَّلِيلِ، عَنْ أَبِي مُجِيبَةَ الْبَاهِلِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، أَوْ عَنْ عَمِّهِ، قَالَ أَتَيْتُ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقُلْتُ يَا نَبِيَّ اللَّهِ أَنَا الرَّجُلُ الَّذِي أَتَيْتُكَ عَامَ الأَوَّلِ . قَالَ " فَمَا لِي أَرَى جِسْمَكَ نَاحِلاً " . قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا أَكَلْتُ طَعَامًا بِالنَّهَارِ مَا أَكَلْتُهُ إِلاَّ بِاللَّيْلِ . قَالَ " مَنْ أَمَرَكَ أَنْ تُعَذِّبَ نَفْسَكَ " . قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي أَقْوَى . قَالَ " صُمْ شَهْرَ الصَّبْرِ وَيَوْمًا بَعْدَهُ . قُلْتُ إِنِّي أَقْوَى . قَالَ " صُمْ شَهْرَ الصَّبْرِ وَيَوْمَيْنِ بَعْدَهُ " . قُلْتُ إِنِّي أَقْوَى . قَالَ " صُمْ شَهْرَ الصَّبْرِ وَثَلاَثَةَ أَيَّامٍ بَعْدَهُ وَصُمْ أَشْهُرَ الْحُرُمِ " .
Sahih
Ebu Hureyre (r.a.)'den: Şöyle demiştir: Bir adam Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek: Ramazan ayından sonra hangi oruç efdaldir? diye sordu. O: «Muharrem dediğimiz Şehrullah (orucu)» buyurdu. Diğer tahric: Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Beyhaki ve Darimi de bunu rivayet etmişlerdir
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا الْحُسَيْنُ بْنُ عَلِيٍّ، عَنْ زَائِدَةَ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْتَشِرِ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْحِمْيَرِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ جَاءَ رَجُلٌ إِلَى النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ أَىُّ الصِّيَامِ أَفْضَلُ بَعْدَ شَهْرِ رَمَضَانَ قَالَ " شَهْرُ اللَّهِ الَّذِي تَدْعُونَهُ الْمُحَرَّمَ " .
Very Daif
İbn-i Abbas (r.a.)'dan; Şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Recep (ayı) orucundan nehiy buyurmuştur. Not: Bunun senedihdeki Davud bin Ata'nın zayıflığı' üzerinde ittifak vardır
حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ الْمُنْذِرِ الْحِزَامِيُّ، حَدَّثَنَا دَاوُدُ بْنُ عَطَاءٍ، حَدَّثَنِي زَيْدُ بْنُ عَبْدِ الْحَمِيدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ زَيْدِ بْنِ الْخَطَّابِ، عَنْ سُلَيْمَانَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ نَهَى عَنْ صِيَامِ رَجَبٍ .
Daif
Muhammed bin İbrahim'den rivayet edildiğine göre: Usame bin Zeyd (r.a.) haram aylar orucunu tutarmış. Sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona; «Şevval ayı oruç tut.» buyurmuş. Bunun üzerine Usame (r.a.) haram aylar orucunu bırakarak vefat edinceye kadar, daima Şevval ayı oruç tutmuştur. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir. Bunun isnadı sahihtir. Ancak Usame bin Zeyd ile Muhammed bin İbrahim bin el-Haris et-Teymi arasında inkıta vardır. (Şevval orucu ile ilgili bilgi 33'ncü babta geçmiştir)
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ الدَّرَاوَرْدِيُّ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أُسَامَةَ بْنِ الْهَادِ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، أَنَّ أُسَامَةَ بْنَ زَيْدٍ، كَانَ يَصُومُ أَشْهُرَ الْحُرُمِ . فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " صُمْ شَوَّالاً " . فَتَرَكَ أَشْهُرَ الْحُرُمِ ثُمَّ لَمْ يَزَلْ يَصُومُ شَوَّالاً حَتَّى مَاتَ .
Daif
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayel edildiğine göee: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Her şeyin bir zekatı vardır. Bedenin zekatı da oruçtur.» Ravi Muhriz kendi rivayetinde Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in: «Oruç sabrın yarısıdır.» buyurduğunu da ilave etmiştir. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: İbn-i Mace'nin bu hadis için zikrettiği her iki yolun isnadı zayıftır. Çünkü isnadda Musa bin Ubeyde ez-Zeyri bulunur. Her iki yolun dönüm noktası bu ravidir. Bunun zayıflığı üzerinde ittifak vardır
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، ح وَحَدَّثَنَا مُحْرِزُ بْنُ سَلَمَةَ الْعَدَنِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُحَمَّدٍ، جَمِيعًا عَنْ مُوسَى بْنِ عُبَيْدَةَ، عَنْ جُمْهَانَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " لِكُلِّ شَىْءٍ زَكَاةٌ وَزَكَاةُ الْجَسَدِ الصَّوْمُ " . زَادَ مُحْرِزٌ فِي حَدِيثِهِ وَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " الصِّيَامُ نِصْفُ الصَّبْرِ " .
Sahih
Zeyd bin Halid el-Cüheni (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) $öyle buyurdu, demiştir: «Oruçlulara iftar (yemeğini) veren kimseye o oruçluların sevablarından hiç bir şey eksiltmeksizin onların sevabının bir misli olmuş olur.» Diğer tahric: Bu hadisi Tirmizi, Nesai, İbn-i Huzeyme ve ibn-i Hibban da bu hadisi rivayet etmişlerdir
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنِ ابْنِ أَبِي لَيْلَى، وَخَالِي، يَعْلَى عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ، وَأَبُو مُعَاوِيَةَ عَنْ حَجَّاجٍ، كُلُّهُمْ عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ خَالِدٍ الْجُهَنِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " مَنْ فَطَّرَ صَائِمًا كَانَ لَهُ مِثْلُ أَجْرِهِمْ مِنْ غَيْرِ أَنْ يَنْقُصَ مِنْ أُجُورِهِمْ شَيْئًا " .
Sahih
Abdullah bin Zübeyr (r.a.)'den: Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Sa'd bin Muaz (r.a.)'ın yanında iftarını açtı. Sonra: أفطر عندكم الصائمون، وأكل طعامكم الأبرار، وصلت عليكم الملائكة buyurdu." Not: Zevaıd'de şöyle denilmiştır: Bu senedde Abdullah bin Zübeyr (r.a.)'den rivayet eden Mus'ab bin Sabit zayıftır
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ يَحْيَى اللَّخْمِيُّ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَمْرٍو، عَنْ مُصْعَبِ بْنِ ثَابِتٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الزُّبَيْرِ، قَالَ أَفْطَرَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عِنْدَ سَعْدِ بْنِ مُعَاذٍ فَقَالَ " أَفْطَرَ عِنْدَكُمُ الصَّائِمُونَ وَأَكَلَ طَعَامَكُمُ الأَبْرَارُ وَصَلَّتْ عَلَيْكُمُ الْمَلاَئِكَةُ " .
Daif
Ümmü Ümare (r.anha)'dan; Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize geldi. Biz Ona yemek sunduk. Onun yanında bulunanlardan birisi oruçluydu. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: «Oruçlunun yanında yemek yenildiği zaman melekler ona dua ve istiğfar ederler.»
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، وَسَهْلٌ، قَالُوا حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ زَيْدٍ الأَنْصَارِيِّ، عَنِ امْرَأَةٍ، يُقَالُ لَهَا لَيْلَى عَنْ أُمِّ عُمَارَةَ، قَالَتْ أَتَانَا رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَرَّبْنَا إِلَيْهِ طَعَامًا فَكَانَ بَعْضُ مَنْ عِنْدَهُ صَائِمًا فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " الصَّائِمُ إِذَا أُكِلَ عِنْدَهُ الطَّعَامُ صَلَّتْ عَلَيْهِ الْمَلاَئِكَةُ " .
Mawdu
Büreyde (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Bilal (r.a.)'a : — «Ya Bilal! Öğle yemeğine (otur.)» buyurdu. Bilal (r.a.) : — Ben oruçluyum, dedi. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Biz rızıklarımızı yiyoruz. Bilal'in rızkının fazlı cennettedir. Ya Bilal! Oruçlunun yanında yemek yiyildiği sürece Onun kemiklerinin tesbih ettiğini ve meleklerin onun için mağfiret dilediklerini bilir misin?» buyurdu. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir; Bunun senedindeki Muhammed bin Abdurrahman'ın zayıflığı hususunda ittifak vardır. İbn-i Hatim ve el-Ezdi Onu yalanlamışlardır
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُصَفَّى، حَدَّثَنَا بَقِيَّةُ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ لِبِلاَلٍ " الْغَدَاءُ يَا بِلاَلُ " . فَقَالَ إِنِّي صَائِمٌ . قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " نَأْكُلُ أَرْزَاقَنَا وَفَضْلُ رِزْقِ بِلاَلٍ فِي الْجَنَّةِ أَشَعَرْتَ يَا بِلاَلُ أَنَّ الصَّائِمَ تُسَبِّحُ عِظَامُهُ وَتَسْتَغْفِرُ لَهُ الْمَلاَئِكَةُ مَا أُكِلَ عِنْدَهُ " .
Sahih
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Biriniz oruçluyken yemeğe davet edildiği zaman: Ben oruçluyum, desin.» Diğer tahric: Bu hadisi Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesai ve Darimi de rivayet etmişlerdir. AÇIKLAMA 1751’de
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " إِذَا دُعِيَ أَحَدُكُمْ إِلَى طَعَامٍ وَهُوَ صَائِمٌ فَلْيَقُلْ إِنِّي صَائِمٌ " .
Sahih
Cabir (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Bir kimse oruçlu olduğu halde yemeğe davet edilirse icabet etsin. Artık dilerse yemek yer, dilerse yemek yemeyi bırakır.» Benzerini Müslim rivayet etti
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُوسُفَ السُّلَمِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، أَنْبَأَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " مَنْ دُعِيَ إِلَى طَعَامٍ وَهُوَ صَائِمٌ فَلْيُجِبْ فَإِنْ شَاءَ طَعِمَ وَإِنْ شَاءَ تَرَكَ " .
Daif
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Üç sınıf insan vardır ki duası Allah katında reddolunmaz: adil devlet reisi, iftar edinceye kadar oruçlu ve mazlumun duası. Allah mazlumun duasını, kıyamet günkü bulutun üstüne yükseltir, gök kapıları Ona açılır ve Allah Teala: «İzzetime yemin ederim ki ey mazlum! Bir süre sonra bile olsa behemahal sana yardım edeceğim» buyurur» Diğer tahric: Bu hadisi Tirmizi ve Hakiın de rivayet etmişlerdir
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سَعْدَانَ الْجُهَنِيِّ، عَنْ سَعْدٍ أَبِي مُجَاهِدٍ الطَّائِيِّ، - وَكَانَ ثِقَةً - عَنْ أَبِي مُدِلَّةَ، - وَكَانَ ثِقَةً - عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " ثَلاَثَةٌ لاَ تُرَدُّ دَعْوَتُهُمُ الإِمَامُ الْعَادِلُ وَالصَّائِمُ حَتَّى يُفْطِرَ وَدَعْوَةُ الْمَظْلُومِ يَرْفَعُهَا اللَّهُ دُونَ الْغَمَامِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَتُفْتَحُ لَهَا أَبْوَابُ السَّمَاءِ وَيَقُولُ بِعِزَّتِي لأَنْصُرَنَّكِ وَلَوْ بَعْدَ حِينٍ " .
Daif
Abdullah bin Amr bin el-As (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şoyle buyurdu, demiştir: «.Şüphesiz her oruçlu için iftarını açtığında reddedilmeyen bir dua vardır.» ibn-i Ebi Müleyke demiştir ki. Abdullah bin Amr bin el-As (r.a.)'ın iftarını açtığı zaman şu duayı okuduğunu kendisinden işittim: «Allahım! Herşeyi kaplayan rahmetin hakkı için bana mağfiret etmeni Senden dilerim.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun isnadı sahihtir. Çünkü Nesai ravi İshak bin Ubeydullah bin el-Haris'in zararsız olduğunu söylemiştir. Ebu Zür'a da: O sika'dır, demiş. İbn-i Hibban da Onu sikalar arasında zikretmiştir. İsnadın kalan ricali, Buhari'nin şartı üzerinedir
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ عُبَيْدِ اللَّهِ الْمَدَنِيُّ، قَالَ سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ أَبِي مُلَيْكَةَ، يَقُولُ سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَمْرِو بْنِ الْعَاصِ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " إِنَّ لِلصَّائِمِ عِنْدَ فِطْرِهِ لَدَعْوَةً مَا تُرَدُّ " . قَالَ ابْنُ أَبِي مُلَيْكَةَ سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَمْرٍو يَقُولُ إِذَا أَفْطَرَ اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ بِرَحْمَتِكَ الَّتِي وَسِعَتْ كُلَّ شَىْءٍ أَنْ تَغْفِرَ لِي .
Daif
Enes bin Malik (r.a.)'den: Şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) birkaç hurma yemedikçe Ramazan bayramı günü (bayram namazına) çıkmazdı. Diğer tahric: Bu hadisi Buhari ile Tirmizi de rivayet etmişlerdir
حَدَّثَنَا جُبَارَةُ بْنُ الْمُغَلِّسِ، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي بَكْرٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ لاَ يَخْرُجُ يَوْمَ الْفِطْرِ حَتَّى يَطْعَمَ تَمَرَاتٍ .
Daif
İbn-i Ömer (r.a.)'dan; Şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ashabına fıtır sadakasından yedirmedikçe Ramazan bayramı günü (bayram namazına) çıkmazdı. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedi zayıftır. Zayıf raviler peşpeşe gelmişlerdir. Çünkü Ömer bin Sahban ve ondan aşağı olanların hepsi zayıftır
حَدَّثَنَا جُبَارَةُ بْنُ الْمُغَلِّسِ، حَدَّثَنَا مِنْدَلُ بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ صُهْبَانَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ لاَ يَغْدُو يَوْمَ الْفِطْرِ حَتَّى يُغَدِّيَ أَصْحَابَهُ مِنْ صَدَقَةِ الْفِطْرِ .
Sahih
Büreyde bin Husayb (r.a.)'dan; Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ramazan bayramı günü (bir şey) yemedikçe (bayram namazına) çıkmazdı ve kurban bayramı günü bayram namazından dönmedikçe (bir şey) yemezdi. Diğer tahric: Bu hadisi Tirmizi, Ahmed, İbn-i Hibban, Darekutni, Hakim ve Beyhaki de rivayet etmişlerdir
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، حَدَّثَنَا ثَوَابُ بْنُ عُتْبَةَ الْمَهْرِيُّ، عَنِ ابْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ لاَ يَخْرُجُ يَوْمَ الْفِطْرِ حَتَّى يَأْكُلَ وَكَانَ لاَ يَأْكُلُ يَوْمَ النَّحْرِ حَتَّى يَرْجِعَ .
Daif
İbn-i Ömer (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Kim ki üzerinde bir ayın oruç (borc)u varken ölürse, ondan bedel olarak her gün yerine bir yoksula (yemek) yedirilsin.» Not: EI-Mlzzi el-Etraf'ta: Müellifin; «Muhammed bin Sirin'den» sözü bir vehimdir. ÇUnkü Tirmizi bunu rivayet etmiş de Muhammed'in kimin oğlu olduğunu belirtmemiş, sonra: Bence bu zat, Muhammed bin Abdirrahman bin Ebi Leyla'dır, demiştir, diye bilgi vermiştir. Tirmizi bu hadisi tahric ettikten sonra: Biz bu hadisi merfu' olarak yalnız bu yoldan tanırız. Sıhhatli olan durum. bunun mevkuf olmasıdır, demiştir. Diğer tahric: Tirmizi. AÇIKLAMA 1759’da
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا عَبْثَرٌ، عَنْ أَشْعَثَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سِيرِينَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " مَنْ مَاتَ وَعَلَيْهِ صِيَامُ شَهْرٍ فَلْيُطْعَمْ عَنْهُ مَكَانَ كُلِّ يَوْمٍ مِسْكِينٌ " .