Hadisler yükleniyor…
Hadisler yükleniyor…
Sahîh-i Buhârî · 56. Bölüm
293 hadis, 10 sayfada. Arapça asılları ve Türkçe tercümeleriyle.
30 hadis11 dk okuma
Cabir İbn Abdullah r.a. şöyle demiştir: "İnsanlar Uhud savaşında sabah içkisini içmiş ve daha sonra savaşta öldürülüp şehit olmuşlardı." Süfyan İbn Uyeyne'ye: "Peki Cabir'in sözünde 'bu o günün sonunda olmuştu' diye bir ifade varmı?" diye sormuşlar, o da: "Hayır, bu rivayette böyle bir açıklama yok" diye cevap vermiştir. Tekrar: 4044, 4618 باب: ظل الملائكة على الشهيد. 20. MELEKLERİN ŞEHİDE GÖLGE OLMASI
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرٍو، سَمِعَ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنهما ـ يَقُولُ اصْطَبَحَ نَاسٌ الْخَمْرَ يَوْمَ أُحُدٍ، ثُمَّ قُتِلُوا شُهَدَاءَ. فَقِيلَ لِسُفْيَانَ مِنْ آخِرِ ذَلِكَ الْيَوْمِ قَالَ لَيْسَ هَذَا فِيهِ.
Cabir İbn Abdulah şöyle demiştir: "Uhud savaşında şehit edilerek musle yapılan babam Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına getirilerek önüne konmuştu, Ben yüzünü açmak üzere babamın cesedine doğru gittiğimde akrabalarım bana engeloldu. Bu sırada Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir çığlık ve ağıt sesi duydu ve: (Ravi ağıt yakan konusunda: "Galiba Amr'ın kızı veya kız kardeşi olduğu söylenmişti" demiştir.) şöyle buyurdu: "Bu kadın niçin ağlar kil? Melekler hala kanatlarıyla ona gölge yapıyorlar!" İmam Buhari, hadisin ravilerinden Sadaka İbnü'l-fadl el-Mervezı'ye: "Bu rivayetle 'ruhu yükselene kadarı ifadesi var mıydı?" diye sormuş, O da şöyle cevap vermiştir: "Süfyan İbn Uyeyne dedi ki: "Galiba Cabir bunu söylemişti
حَدَّثَنَا صَدَقَةُ بْنُ الْفَضْلِ، قَالَ أَخْبَرَنَا ابْنُ عُيَيْنَةَ، قَالَ سَمِعْتُ مُحَمَّدَ بْنَ الْمُنْكَدِرِ، أَنَّهُ سَمِعَ جَابِرًا، يَقُولُ جِيءَ بِأَبِي إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَقَدْ مُثِّلَ بِهِ وَوُضِعَ بَيْنَ يَدَيْهِ، فَذَهَبْتُ أَكْشِفُ عَنْ وَجْهِهِ، فَنَهَانِي قَوْمِي، فَسَمِعَ صَوْتَ صَائِحَةٍ فَقِيلَ ابْنَةُ عَمْرٍو، أَوْ أُخْتُ عَمْرٍو. فَقَالَ " لِمَ تَبْكِي أَوْ لاَ تَبْكِي، مَا زَالَتِ الْمَلاَئِكَةُ تُظِلُّهُ بِأَجْنِحَتِهَا ". قُلْتُ لِصَدَقَةَ أَفِيهِ حَتَّى رُفِعَ قَالَ رُبَّمَا قَالَهُ.
Enes İbn Malik'in naklettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Cennete girip de dünyadaki her şey kendisine verilse bile tekrar dünyaya dönmeyi isteyecek hiç kimse yoktur. Sadece şehitler Allah'ın kendilerine lutfettiği ikramları gördüğü için dünyaya tekrar dönmeyi ve onlarca kez Allah yolunda öldürülmeyi arzular
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ سَمِعْتُ قَتَادَةَ، قَالَ سَمِعْتُ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَا أَحَدٌ يَدْخُلُ الْجَنَّةَ يُحِبُّ أَنْ يَرْجِعَ إِلَى الدُّنْيَا وَلَهُ مَا عَلَى الأَرْضِ مِنْ شَىْءٍ، إِلاَّ الشَّهِيدُ، يَتَمَنَّى أَنْ يَرْجِعَ إِلَى الدُّنْيَا فَيُقْتَلَ عَشْرَ مَرَّاتٍ، لِمَا يَرَى مِنَ الْكَرَامَةِ ".
Ömer İbn Ubeydullah'ın kölesi ve katibi olan Salim Ebu'n-Nadr şöyle demiştir: Abdullah İbn Ebi Evfa bir defasında Ömer İbn Ubeydullah'a mektup yazarak şöyle demiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdu ki: "Şunu iyi biliniz ki, cennet kılıçların gölgesi altındadır. " Tekrar:
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ بْنُ عَمْرٍو، حَدَّثَنَا أَبُو إِسْحَاقَ، عَنْ مُوسَى بْنِ عُقْبَةَ، عَنْ سَالِمٍ أَبِي النَّضْرِ، مَوْلَى عُمَرَ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ وَكَانَ كَاتِبَهُ قَالَ كَتَبَ إِلَيْهِ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي أَوْفَى ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " وَاعْلَمُوا أَنَّ الْجَنَّةَ تَحْتَ ظِلاَلِ السُّيُوفِ ". تَابَعَهُ الأُوَيْسِيُّ عَنِ ابْنِ أَبِي الزِّنَادِ عَنْ مُوسَى بْنِ عُقْبَةَ.
Ebu Hureyre'den nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Bir defasında Hz. Süleyman (A.S.): "Bu gece yüz -başka bir rivayette bu ifade doksan dokuz diye zikredilmiştir- eşimle birlikte olacağım ve her biri Allah yolunda cihad edecek birer yiğit süvari doğuracak" dedi. Yanında bulunan dostu ona: "Bunun için inşaallah demelisin" diye hatırlattı. Ancak o, inşaallah demedi. Hz. Süleyman'ın o gece birlikte olduğu eşlerinden sadece biri hamile kaldı ve o da özürlü bir çocuk doğurdu. Muhammed'in canını elinde tutan Allah'a yemin ederim ki, Hz. Süleyman eğer inşaallah deseydi (eşlerinden her biri bir yiğit doğuracak ve) hepsi bir süvari birliği olup Allah yolunda cihad ederdi. " Tekrar:
وَقَالَ اللَّيْثُ حَدَّثَنِي جَعْفَرُ بْنُ رَبِيعَةَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ هُرْمُزَ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " قَالَ سُلَيْمَانُ بْنُ دَاوُدَ ـ عَلَيْهِمَا السَّلاَمُ ـ لأَطُوفَنَّ اللَّيْلَةَ عَلَى مِائَةِ امْرَأَةٍ ـ أَوْ تِسْعٍ وَتِسْعِينَ ـ كُلُّهُنَّ يَأْتِي بِفَارِسٍ يُجَاهِدُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ، فَقَالَ لَهُ صَاحِبُهُ إِنْ شَاءَ اللَّهُ. فَلَمْ يَقُلْ إِنْ شَاءَ اللَّهُ. فَلَمْ يَحْمِلْ مِنْهُنَّ إِلاَّ امْرَأَةٌ وَاحِدَةٌ، جَاءَتْ بِشِقِّ رَجُلٍ، وَالَّذِي نَفْسُ مُحَمَّدٍ بِيَدِهِ، لَوْ قَالَ إِنْ شَاءَ اللَّهُ، لَجَاهَدُوا فِي سَبِيلِ اللَّهِ فُرْسَانًا أَجْمَعُونَ ".
Enes İbn Malik şöyle demiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem insanların en güzeli, en cesuru ve en cömerti idi. Bir defasında Medine halkı gece duyulan şiddetli bir gürültü dolayısıyla büyük bir korkuya kapılmıştı ve Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem herkesten önce atına atlayıp korkuya sebep olan şeyi araştırmaya koşmuştu. Biz onun atının fırtına gibi estiğini gördük
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ وَاقِدٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسٍ، رضى الله عنه قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَحْسَنَ النَّاسِ وَأَشْجَعَ النَّاسِ وَأَجْوَدَ النَّاسِ، وَلَقَدْ فَزِعَ أَهْلُ الْمَدِينَةِ، فَكَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم سَبَقَهُمْ عَلَى فَرَسٍ، وَقَالَ " وَجَدْنَاهُ بَحْرًا ".
Muhammed İbn Cübeyr dediki: "Bana Cübeyr İbn Mut'im haber verdi: Bir defasında Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Huneyn'den dönüyorduk. Yanında bir çok kimse vardı. Orada bulunanlar öylesine ısrarlı bir şekilde Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den bir şeyler istiyorlardı ki bu baskı sonucunda Semure'ye kadar gitmek zorunda kaldı. O da Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ridasını kapıp aldı. Bunun üzerine Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Boynumdan aldığınız ridayı geri verin! Eğer şu dikenli çalılar sayısınca güzel develerim olsa şüphesiz hepsini size dağıtırdım. Sonra da benim cimri, yalancı ve korkak olmadığımı görürdünüz
حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي عُمَرُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ جُبَيْرِ بْنِ مُطْعِمٍ، أَنَّ مُحَمَّدَ بْنَ جُبَيْرٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي جُبَيْرُ بْنُ مُطْعِمٍ، أَنَّهُ بَيْنَمَا هُوَ يَسِيرُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَمَعَهُ النَّاسُ، مَقْفَلَهُ مِنْ حُنَيْنٍ، فَعَلِقَهُ النَّاسُ يَسْأَلُونَهُ حَتَّى اضْطَرُّوهُ إِلَى سَمُرَةٍ فَخَطِفَتْ رِدَاءَهُ، فَوَقَفَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " أَعْطُونِي رِدَائِي، لَوْ كَانَ لِي عَدَدُ هَذِهِ الْعِضَاهِ نَعَمًا لَقَسَمْتُهُ بَيْنَكُمْ، ثُمَّ لاَ تَجِدُونِي بَخِيلاً وَلاَ كَذُوبًا وَلاَ جَبَانًا ".
Amr İbn Meymun el-Evdi anlatıyor: "Sa'd, oğullarına şu sözleri bir öğretmenin öğrencisine okuma - yazmayı öğretmesi gibi öğretiyor ve Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in namazdan sonra bu şekilde Allah'a sığındığını söylüyordu: "Allahım, korkaklıktan sana sığınırım. Erzel-i ömürden (yani Hayatın en kötü ve çekilmez olduğu yaşlılıktan) sana sığınırım. Allahım, dünyanın fitne ve sınamasından ve kabir azabından da sana sığınırım." Ben bunu Mus'ab'a anlattım ve doğru olduğunu söyledi. " Tekrar:
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ عُمَيْرٍ، سَمِعْتُ عَمْرَو بْنَ مَيْمُونٍ الأَوْدِيَّ، قَالَ كَانَ سَعْدٌ يُعَلِّمُ بَنِيهِ هَؤُلاَءِ الْكَلِمَاتِ كَمَا يُعَلِّمُ الْمُعَلِّمُ الْغِلْمَانَ الْكِتَابَةَ، وَيَقُولُ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَتَعَوَّذُ مِنْهُنَّ دُبُرَ الصَّلاَةِ " اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْجُبْنِ، وَأَعُوذُ بِكَ أَنْ أُرَدَّ إِلَى أَرْذَلِ الْعُمُرِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ الدُّنْيَا، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ ". فَحَدَّثْتُ بِهِ مُصْعَبًا فَصَدَّقَهُ.
Enes İbn Malik'in naklettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle demiştir: "Allahım, aciz duruma düşmekten ve tembellikten sana sığınırım. Sana sığınırım Allahım, korkaklıktan ve yaşlılıktan. Allahım, hayatın ve ölümün fitnesinden ve kabir azabından sana sığınırım. " Tekrar:
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا مُعْتَمِرٌ، قَالَ سَمِعْتُ أَبِي قَالَ، سَمِعْتُ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْعَجْزِ وَالْكَسَلِ وَالْجُبْنِ وَالْهَرَمِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ الْمَحْيَا وَالْمَمَاتِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ ".
Saib bin Yezid şöyle demiştir: "Ben Talha İbn Ubeydullah, Sad, Mikdad İbnü'l-Esved ve Abdurrahman İbn Avf (r.anhum) ile birlikte bulunup sohbetlerine katıldım. Ben onlardan hiç birinin Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den bir şeyler naklettiklerini duymadım. Sadece Talha, Uhud savaşında yaşadıklarını anlatmıştı
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا حَاتِمٌ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ يُوسُفَ، عَنِ السَّائِبِ بْنِ يَزِيدَ، قَالَ صَحِبْتُ طَلْحَةَ بْنَ عُبَيْدِ اللَّهِ وَسَعْدًا وَالْمِقْدَادَ بْنَ الأَسْوَدِ وَعَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ عَوْفٍ ـ رضى الله عنهم ـ فَمَا سَمِعْتُ أَحَدًا، مِنْهُمْ يُحَدِّثُ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم، إِلاَّ أَنِّي سَمِعْتُ طَلْحَةَ يُحَدِّثُ عَنْ يَوْمِ أُحُدٍ.
İbn Abbas'ın naklettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke fethedildiği gün şöyle buyurmuştur: "Artık fetihten sonra hicret yoktur. Ancak cihad ve niyet devamlıdır. Eğer savaşa çağırılırsanız derhal savaşa çıkın
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَنْصُورٌ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ يَوْمَ الْفَتْحِ " لاَ هِجْرَةَ بَعْدَ الْفَتْحِ وَلَكِنْ جِهَادٌ وَنِيَّةٌ، وَإِذَا اسْتُنْفِرْتُمْ فَانْفِرُوا ".
Ebu Hureyre'den nakledildiğine göre Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Allah Teala, biri diğerini öldüren şu iki kişinin durumuna güler: Bunlardan biri Allah yolunda cihad etmektedir ve düşmanı tarafından öldürülür. Sonra Allah Teala öldüren kişiye tevbe nasip eder (o da Müslüman olup cihada katılır) ve şehadet şerbetini içer
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، رضى الله عنه أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " يَضْحَكُ اللَّهُ إِلَى رَجُلَيْنِ يَقْتُلُ أَحَدُهُمَا الآخَرَ يَدْخُلاَنِ الْجَنَّةَ، يُقَاتِلُ هَذَا فِي سَبِيلِ اللَّهِ فَيُقْتَلُ، ثُمَّ يَتُوبُ اللَّهُ عَلَى الْقَاتِلِ فَيُسْتَشْهَدُ ".
Ebu Hureyre'nin şöyle dediği nakledilmiştir: Müslümanlar Hayberİ fethettikten sonra oraya ResuI-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına vardım ve: "Ey Allah'ın Resulü, bana da ganimetten pay ver!" dedim. Said İbnü'l-As oğullarından birisi ise: "Ey Allah'ın Resulü, ona pay verme!" diyerek araya girdi. Ben: "Vay vay, bu sözü söyleyen İbn Kavkal'in katili değil mi ki!" dedim. Bana: "Bak hele şu çöl sıçanına! Dağ başından gelmiş de beni kınıyor! Hem de benim sayemde Allah'ın kendisine şehadet lutfettiği bir adam yüzünden! Halbuki Allah Teala onun eliyle beni cezalandırıp zelil ve hakir kılmamıştır." (Süfyan İbn Uyeyne veya daha sonraki ravilerden biri) şöyle dedi: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ona pay verip vermediğini bilmiyorum." Tekrar:
حَدَّثَنَا الْحُمَيْدِيُّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، حَدَّثَنَا الزُّهْرِيُّ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَنْبَسَةُ بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ أَتَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهْوَ بِخَيْبَرَ بَعْدَ مَا افْتَتَحُوهَا، فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَسْهِمْ لِي. فَقَالَ بَعْضُ بَنِي سَعِيدِ بْنِ الْعَاصِ لاَ تُسْهِمْ لَهُ يَا رَسُولَ اللَّهِ. فَقَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ هَذَا قَاتِلُ ابْنِ قَوْقَلٍ. فَقَالَ ابْنُ سَعِيدِ بْنِ الْعَاصِ وَاعَجَبًا لِوَبْرٍ تَدَلَّى عَلَيْنَا مِنْ قَدُومِ ضَأْنٍ، يَنْعَى عَلَىَّ قَتْلَ رَجُلٍ مُسْلِمٍ أَكْرَمَهُ اللَّهُ عَلَى يَدَىَّ وَلَمْ يُهِنِّي عَلَى يَدَيْهِ. قَالَ فَلاَ أَدْرِي أَسْهَمَ لَهُ أَمْ لَمْ يُسْهِمْ لَهُ. قَالَ سُفْيَانُ وَحَدَّثَنِيهِ السَّعِيدِيُّ عَنْ جَدِّهِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ. قَالَ أَبُو عَبْدِ اللَّهِ السَّعِيدِيُّ عَمْرُو بْنُ يَحْيَى بْنِ سَعِيدِ بْنِ عَمْرِو بْنِ سَعِيدِ بْنِ الْعَاصِ.
Enes İbn Malik şöyle demiştir: "Ebu Talha Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem zamanında düşmanla savaşıldığı için nafile oruç tutmazdı. Fakat Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in vefatından sonra da oruç tutmadığı bir gün olmadı. Sadece Ramazan bayramı ilk günü veya Kurban bayramı günleri oruç tutmazdı
حَدَّثَنَا آدَمُ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، حَدَّثَنَا ثَابِتٌ الْبُنَانِيُّ، قَالَ سَمِعْتُ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ كَانَ أَبُو طَلْحَةَ لاَ يَصُومُ عَلَى عَهْدِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِنْ أَجْلِ الْغَزْوِ، فَلَمَّا قُبِضَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم لَمْ أَرَهُ مُفْطِرًا، إِلاَّ يَوْمَ فِطْرٍ أَوْ أَضْحَى.
Ebu Hureyre'den nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Şu beş grup insan şehittir: Veba hastalığından ölenler, karın ağrısından ölenler, boğulanlar, göçük - yıkık altında kalanlar ve Allah yolunda savaşırken şehid edilenler
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ سُمَىٍّ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " الشُّهَدَاءُ خَمْسَةٌ الْمَطْعُونُ، وَالْمَبْطُونُ، وَالْغَرِقُ وَصَاحِبُ الْهَدْمِ، وَالشَّهِيدُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ ".
Enes İbn Malik'in naklettiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Veba hastalığından ölen her Müslüman şehittir. / Veba hastalığından ölmek her Müslüman için şehadettir
حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ مُحَمَّدٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا عَاصِمٌ، عَنْ حَفْصَةَ بِنْتِ سِيرِينَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " الطَّاعُونُ شَهَادَةٌ لِكُلِّ مُسْلِمٍ ".
Ebu İshak dedi: Bera'nın şöyle dediğini duydum: "Mu'minierden cihada katılmayanlar / oturup kalanlar asla bir olamaz" ayeti inince Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Zeyd bin Sabit'i çağırdı ve o da getirmiş olduğu bir kürek kemiğine bu ayeti yazdı. Daha sonra İbn Ümmi Mektum kör olduğunu beyan ederek Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e dert yandı. Bunun üzerine "Mu'minierden - mazeret sahibi olanlar dışında - cihada katılmayanlar / oturup kalanlar asla bir olamaz" ayeti indi
حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، قَالَ سَمِعْتُ الْبَرَاءَ ـ رضى الله عنه ـ يَقُولُ لَمَّا نَزَلَتْ {لاَ يَسْتَوِي الْقَاعِدُونَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ} دَعَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم زَيْدًا، فَجَاءَ بِكَتِفٍ فَكَتَبَهَا، وَشَكَا ابْنُ أُمِّ مَكْتُومٍ ضَرَارَتَهُ فَنَزَلَتْ {لاَ يَسْتَوِي الْقَاعِدُونَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ غَيْرُ أُولِي الضَّرَرِ }.
Sehl İbn Sa'd es-Saidi'nin şöyle dediği nakledilmiştir: Mervan İbnü'lHakem'in mescitte oturduğunu gördüm. Ben de ona doğru gidip yanına oturdum. Bana şunu anlattı: "Zeyd İbn Sabit bana dedi ki: "Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Müminierden cihada katılmayanlar / oturup kalanlar ile Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenler asla bir olamaz" ayetini bana yazdırdı. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem tam bana bu ayeti yazdırırken Abdullah İbn Ümmi Mektum çıkageldi ve: "Ey Allah'ın Resulü, eğer benim cihada katılmaya gücüm yetseydi muhakkak cihada koşardım" dedi. İbn Ümmi Mektum gözleri görmediği için böyle söylemişti. Bunun üzerine Allah Teala "mazeret sahibi olanlar dışında" kaydını indirdi. Vahiy inerken Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in uyluğu benim uyluğumun üzerinde idi. Öylesine bir ağırlık hissettim ki bacağımın kopacağını sandım. Sonra vahyin inmesi tamamlanınca Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem'deki bu ağırlık hali kalkmış ve rahatlamıştı
حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ الزُّهْرِيُّ، قَالَ حَدَّثَنِي صَالِحُ بْنُ كَيْسَانَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ السَّاعِدِيِّ، أَنَّهُ قَالَ رَأَيْتُ مَرْوَانَ بْنَ الْحَكَمِ جَالِسًا فِي الْمَسْجِدِ، فَأَقْبَلْتُ حَتَّى جَلَسْتُ إِلَى جَنْبِهِ، فَأَخْبَرَنَا أَنَّ زَيْدَ بْنَ ثَابِتٍ أَخْبَرَهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَمْلَى عَلَيْهِ لاَ يَسْتَوِي الْقَاعِدُونَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُجَاهِدُونَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ قَالَ فَجَاءَهُ ابْنُ أُمِّ مَكْتُومٍ وَهُوَ يُمِلُّهَا عَلَىَّ، فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ، لَوْ أَسْتَطِيعُ الْجِهَادَ لَجَاهَدْتُ. وَكَانَ رَجُلاً أَعْمَى، فَأَنْزَلَ اللَّهُ تَبَارَكَ وَتَعَالَى عَلَى رَسُولِهِ صلى الله عليه وسلم وَفَخِذُهُ عَلَى فَخِذِي، فَثَقُلَتْ عَلَىَّ حَتَّى خِفْتُ أَنْ تَرُضَّ فَخِذِي، ثُمَّ سُرِّيَ عَنْهُ، فَأَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ {غَيْرُ أُولِي الضَّرَرِ}.
Salim İbn Nadr naklediyor: Abdullah İbn Ebu Evfa yazmış ve ben de okumuştum. Şöyle yazıyordu: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdu ki: "Düşmanla karşı karşıya geldiğiniz zaman sabredin
حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ بْنُ عَمْرٍو، حَدَّثَنَا أَبُو إِسْحَاقَ، عَنْ مُوسَى بْنِ عُقْبَةَ، عَنْ سَالِمٍ أَبِي النَّضْرِ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ أَبِي أَوْفَى، كَتَبَ فَقَرَأْتُهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا لَقِيتُمُوهُمْ فَاصْبِرُوا ".
Enes İbn Malik'in şöyle dediği nakeedilmiştir: "Bir defasında ResuIullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hendek savaşı için hazırlıkIar yapılırken kazıIan hendekIerin başına geIdi. Muhacirlerin ve ensarın çok soğuk bir sabah vaktinde hendek kazdıkIarını gördü. OnIardan hiçbirinin köIesi de yoktu ki onIarı çalıştırsınIar. ResuI-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem onIarın çektiği sıkıntıyı, açlık ve susuzIukIarını görünce şöyIe buyurdu: "Allahım, yoktur ahiret hayatından başka yaşanası hayat; Allahım, Ensarı ve muhacirleri mağfiret et!" OnIar da Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e şu şekilde cevap verdiler: "Biziz bey'at eden Muhammed'e; Yaşadığımız sürece cihad etmek üzere hem ta ebede!" Tekrar:
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ بْنُ عَمْرٍو، حَدَّثَنَا أَبُو إِسْحَاقَ، عَنْ حُمَيْدٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَنَسًا ـ رضى الله عنه ـ يَقُولُ خَرَجَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلَى الْخَنْدَقِ فَإِذَا الْمُهَاجِرُونَ وَالأَنْصَارُ يَحْفِرُونَ فِي غَدَاةٍ بَارِدَةٍ، فَلَمْ يَكُنْ لَهُمْ عَبِيدٌ يَعْمَلُونَ ذَلِكَ لَهُمْ، فَلَمَّا رَأَى مَا بِهِمْ مِنَ النَّصَبِ وَالْجُوعِ قَالَ اللَّهُمَّ إِنَّ الْعَيْشَ عَيْشُ الآخِرَهْ فَاغْفِرْ لِلأَنْصَارِ وَالْمُهَاجِرَهْ. فَقَالُوا مُجِيبِينَ لَهُ نَحْنُ الَّذِينَ بَايَعُوا مُحَمَّدًا عَلَى الْجِهَادِ مَا بَقِينَا أَبَدًا
Enes İbn Malik'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Muhacirler ve Ensar Medine'nin etrafına hendek kazıyor, çıkan toprakları da omuzlarında taşıyorlardı. Bir taraftan da: "Biziz bey'at eden Muhammed'e; yaşadığımız sürece İslam'da sebat etmek üzere hem ta ebede!" diyorlardı. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ise onlara şöyle mukabelede bulunmuştu: "Allahım, yoktur ahiret hayırlarından başka hayır; Allahım, Ensara ve muhacirlere bereketler ver
حَدَّثَنَا أَبُو مَعْمَرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ جَعَلَ الْمُهَاجِرُونَ وَالأَنْصَارُ يَحْفِرُونَ الْخَنْدَقَ حَوْلَ الْمَدِينَةِ، وَيَنْقُلُونَ التُّرَابَ عَلَى مُتُونِهِمْ وَيَقُولُونَ نَحْنُ الَّذِينَ بَايَعُوا مُحَمَّدًا عَلَى الإِسْلاَمِ مَا بَقِينَا أَبَدًا وَالنَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يُجِيبُهُمْ وَيَقُولُ اللَّهُمَّ إِنَّهُ لاَ خَيْرَ إِلاَّ خَيْرُ الآخِرَهْ فَبَارِكْ فِي الأَنْصَارِ وَالْمُهَاجِرَهْ.
Bera İbn Azib'in naklettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem hendek kazılırken bir taraftan çıkan toprakları taşıyor bir taraftan da: "Allahrm! Sen olmasaydın biz hidayet yolunu bulamazdık!" diyordu. Tekrar:
حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، سَمِعْتُ الْبَرَاءَ ـ رضى الله عنه ـ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَنْقُلُ وَيَقُولُ " لَوْلاَ أَنْتَ مَا اهْتَدَيْنَا ".
Bera İbn Azib'in şöyle dediği nakledilmiştir: Hendek savaşı hazırlıkları yapılırken Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kazıda çıkan toprakları taşıdığını gördüm. Topraklar karnına bulaşmıştı. Çalışırken bir taraftan da Allah Teala'ya şöyle yalvarıyordu: "Allah'ım Sen olmasaydın biz hidayet yolunu bulamazdık; ne sadaka verebilir ne de namaz kılabilirdik. Üzerimize sekinetini yağdır, düşmanla karşı karşıya gelirsek ayaklarımızı sabit kıl! Onlar haksız ve azgın bir şekilde bize karşı saldırıya geçtiler; onlar fitne çıkarmak istiyorlarsa da biz istemiyoruz
حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الْبَرَاءِ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ الأَحْزَابِ يَنْقُلُ التُّرَابَ وَقَدْ وَارَى التُّرَابُ بَيَاضَ بَطْنِهِ، وَهُوَ يَقُولُ لَوْلاَ أَنْتَ مَا اهْتَدَيْنَا وَلاَ تَصَدَّقْنَا وَلاَ صَلَّيْنَا. فَأَنْزِلِ السَّكِينَةَ عَلَيْنَا وَثَبِّتِ الأَقْدَامَ إِنْ لاَقَيْنَا. إِنَّ الأُلَى قَدْ بَغَوْا عَلَيْنَا إِذَا أَرَادُوا فِتْنَةً أَبَيْنَا.
Enes İbn Malik şöyle dedi: "Biz Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Tebuk savaşından döndük." Tekrar:
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، حَدَّثَنَا حُمَيْدٌ، أَنَّ أَنَسًا، حَدَّثَهُمْ قَالَ رَجَعْنَا مِنْ غَزْوَةِ تَبُوكَ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم.
Enes İbn Malik'ten nakledildiğine göre Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir savaş sırasında şöyle buyurmuştur: "Medine'de bizim arkamızda kalan öyle insanlar var ki, aştığımız her dağda ve vadide bizimle birlikteler'! Onları bize katılmaktan mazeretleri alıkoymuştur
حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ ـ هُوَ ابْنُ زَيْدٍ ـ عَنْ حُمَيْدٍ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ فِي غَزَاةٍ فَقَالَ " إِنَّ أَقْوَامًا بِالْمَدِينَةِ خَلْفَنَا، مَا سَلَكْنَا شِعْبًا وَلاَ وَادِيًا إِلاَّ وَهُمْ مَعَنَا فِيهِ، حَبَسَهُمُ الْعُذْرُ ". وَقَالَ مُوسَى حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ حُمَيْدٍ، عَنْ مُوسَى بْنِ أَنَسٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم. قَالَ أَبُو عَبْدِ اللَّهِ الأَوَّلُ أَصَحُّ.
Ebu Said el-Hudri dedi: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu işittim: "Kim Allah yolunda bir gün oruç tutarsa Allah onun yüzünü cehennem ateşinden yetmiş yıl uzaklaştırır
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ نَصْرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، وَسُهَيْلُ بْنُ أَبِي صَالِحٍ، أَنَّهُمَا سَمِعَا النُّعْمَانَ بْنَ أَبِي عَيَّاشٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " مَنْ صَامَ يَوْمًا فِي سَبِيلِ اللَّهِ بَعَّدَ اللَّهُ وَجْهَهُ عَنِ النَّارِ سَبْعِينَ خَرِيفًا ".
Ebu Hureyre'nin naklettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir defasında şöyle buyurmuştu: "Kim Allah yolunda bir çift eşyasını infak ederse cennetin kapısındaki görevli melek ona: "Ey falanca, hadi gel, buradan!" diye seslenir." Bunun üzerine Hz. Ebu Bekir: "Ey Allah'ın Resulü, bu öylesine büyük bir alış veriş ki asla kayıp yok, kesinlikle helak yok!" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona hitaben: "Umarım sen onlardan olursun" buyurdu
حَدَّثَنَا سَعْدُ بْنُ حَفْصٍ، حَدَّثَنَا شَيْبَانُ، عَنْ يَحْيَى، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ أَنْفَقَ زَوْجَيْنِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ دَعَاهُ خَزَنَةُ الْجَنَّةِ، كُلُّ خَزَنَةِ باب أَىْ فُلُ هَلُمَّ ". قَالَ أَبُو بَكْرٍ يَا رَسُولَ اللَّهِ، ذَاكَ الَّذِي لاَ تَوَى عَلَيْهِ. فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " إِنِّي لأَرْجُو أَنْ تَكُونَ مِنْهُمْ ".
Ebu Said el-Hudri anlatıyor: "Bir gün Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem minbere çıkıp ayakta durarak: "Benden sonra yeryüzünün ni'metlerinin sizlere olanca genişliği ile açılmasından korkuyorum" buyurdu ve dünyanın insanı cezbeden süslerinden, güzelliklerinden ve vereceği bereketlerden söz etti. Orada bulunanlardan birisi kalkıp: "Ey Allah'ın Resulü, hayır şerre mi dönüşecek, lütfedilen nimetler ceza haline mi gelecek?" diye sordu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir süre sustu. Biz kendisine vahiy geldiğini düşündük. Cemaat de susmuştu; sanki başlarının üzerinde kuşlar varmış gibi hiç ses çıkmıyordu. Sonra Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem yüzünün terini sildi ve: "Az önce soruyu soran nerede?! Hiç mal gerçekten, tümüyle hayır olur mu? (Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunu üç defa söyledi) Gerçek hayır, hayırdan başka bir sonuç doğurmaz / hayır sadece hayır getirir. Dünya malı baharda biten yeşil/ikler gibidir. Onu doyumsuzca yiyen hayvanlar çatlayıp ölür ya da ölecek hale gelir. Onlar karınları doyunca Güneşe doğru dönerek arka bacaklarını dikip pislerler ve idrarlarını yaparlar sonra da yeniden otlamaya başlarlar. İşte bu dünya malı da yeşilliktir, tatlıdır. Dünya malına sahip olup da onu hakka uygun bir şekilde ve gereği gibi elde ederek Allah yolunda ve yetimler ile miskinler için sarf eden bir Müslüman ne güzel, ne iyi bir insandır. Dünya malını hakka uygun bir şekilde, gereği gibi elde etmeyenler ise yediği halde doymayan insanlara benzerler. Böyle kimseler için kazandıkları mallar kıyamet gününde aleyhte şahilik edeceklerdir" buyurdu
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سِنَانٍ، حَدَّثَنَا فُلَيْحٌ، حَدَّثَنَا هِلاَلٌ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَامَ عَلَى الْمِنْبَرِ فَقَالَ " إِنَّمَا أَخْشَى عَلَيْكُمْ مِنْ بَعْدِي مَا يُفْتَحُ عَلَيْكُمْ مِنْ بَرَكَاتِ الأَرْضِ ". ثُمَّ ذَكَرَ زَهْرَةَ الدُّنْيَا، فَبَدَأَ بِإِحْدَاهُمَا وَثَنَّى بِالأُخْرَى، فَقَامَ رَجُلٌ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَوَيَأْتِي الْخَيْرُ بِالشَّرِّ فَسَكَتَ عَنْهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم قُلْنَا يُوحَى إِلَيْهِ. وَسَكَتَ النَّاسُ كَأَنَّ عَلَى رُءُوسِهِمِ الطَّيْرَ، ثُمَّ إِنَّهُ مَسَحَ عَنْ وَجْهِهِ الرُّحَضَاءَ، فَقَالَ " أَيْنَ السَّائِلُ آنِفًا أَوَخَيْرٌ هُوَ ـ ثَلاَثًا ـ إِنَّ الْخَيْرَ لاَ يَأْتِي إِلاَّ بِالْخَيْرِ، وَإِنَّهُ كُلُّ مَا يُنْبِتُ الرَّبِيعُ مَا يَقْتُلُ حَبَطًا أَوْ يُلِمُّ كُلَّمَا أَكَلَتْ، حَتَّى إِذَا امْتَلأَتْ خَاصِرَتَاهَا اسْتَقْبَلَتِ الشَّمْسَ، فَثَلَطَتْ وَبَالَتْ ثُمَّ رَتَعَتْ، وَإِنَّ هَذَا الْمَالَ خَضِرَةٌ حُلْوَةٌ، وَنِعْمَ صَاحِبُ الْمُسْلِمِ لِمَنْ أَخَذَهُ بِحَقِّهِ، فَجَعَلَهُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَالْيَتَامَى وَالْمَسَاكِينِ، وَمَنْ لَمْ يَأْخُذْهُ بِحَقِّهِ فَهْوَ كَالآكِلِ الَّذِي لاَ يَشْبَعُ، وَيَكُونُ عَلَيْهِ شَهِيدًا يَوْمَ الْقِيَامَةِ ".
Zeyd İbn Halid'in naklettiğine göre ResuI-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Kim Allah yolunda bir savaşçının savaş teçhizatını hazırlayıp donatırsa kendisi de savaşmış demektir. Kim savaşa giden bir kimsenin işlerini en güzel şekilde yerine getirir ve ona hayırlı bir hale! olursa kendisi de savaşmış demektir
حَدَّثَنَا أَبُو مَعْمَرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، حَدَّثَنَا الْحُسَيْنُ، قَالَ حَدَّثَنِي يَحْيَى، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو سَلَمَةَ، قَالَ حَدَّثَنِي بُسْرُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنِي زَيْدُ بْنُ خَالِدٍ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ جَهَّزَ غَازِيًا فِي سَبِيلِ اللَّهِ فَقَدْ غَزَا، وَمَنْ خَلَفَ غَازِيًا فِي سَبِيلِ اللَّهِ بِخَيْرٍ فَقَدْ غَزَا ".
Enes İbn Malik anlatıyor: ResuI-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem Medine'de eşleri dışında hiçbir kadının evine girmezdL Bunun sadece bir istisnası vardı: Ümmü Süleym. ResuI-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem onun evine giderdi. Kendisine bu konu sorulduğunda şöyle buyurdu: "Ben ona çok acıyorum. Onun kardeşi benimle birlikte iken öldürüldü
حَدَّثَنَا مُوسَى، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم لَمْ يَكُنْ يَدْخُلُ بَيْتًا بِالْمَدِينَةِ غَيْرَ بَيْتِ أُمِّ سُلَيْمٍ، إِلاَّ عَلَى أَزْوَاجِهِ فَقِيلَ لَهُ، فَقَالَ " إِنِّي أَرْحَمُهَا، قُتِلَ أَخُوهَا مَعِي ".