5 paragraf2 dk okuma
Kur'an-ı Kerîm'de iman ile salih amel çoğu zaman birlikte zikredilir: “İman edip salih amel işleyenler…” İman bir ağaç, amel ise onun meyvesi gibidir. İman kalpte kökleşir, amel ise onu besler, güçlendirir ve dışa yansıtır. Amelsiz bir iman zayıf kalır; imansız bir amel ise Allah katında makbul değildir.
İmam Ebû Hanîfe ve Mâtürîdî âlimlere göre iman, kalp ile tasdik ve dil ile ikrardan ibarettir; ameller imanın cüzü (parçası) değildir. Kur'an'da iman ve amelin ayrı ayrı zikredilmesi, amellerin imana atfedilmesi ve günah işleyenlere yine “mü'min” diye hitap edilmesi bu görüşün delillerindendir. Eş'arî âlimler de imanın özünü tasdik olarak kabul eder. Muhaddislerin “iman söz, amel ve itikaddır” şeklindeki ifadesi ise imanın kemalini anlatır; bu yüzden onlar da amelini terk eden veya büyük günah işleyen mü'mini imandan çıkmış saymaz. Bu bakımdan ihtilafın önemli bir kısmı lafzîdir.
Ehl-i Sünnet'e göre büyük günah işleyen bir mü'min, o günahı helal saymadıkça imandan çıkmaz ve kâfir olmaz; günahkâr bir mü'mindir (fâsık). Allah dilerse onu affeder, dilerse günahı ölçüsünde cezalandırır; ancak cehennemde ebedî kalmaz. Bu görüş, büyük günah işleyeni kâfir sayan Hâricîler ile iman ve küfür arasında bir ara konumda gören Mu'tezile'den Ehl-i Sünnet'i ayıran temel ilkelerdendir.
Ehl-i Sünnet, tekfir (bir Müslümanı kâfirlikle itham etme) konusunda son derece ihtiyatlıdır. İmam Tahâvî'nin akidesinde ifade edildiği gibi, “Ehl-i kıbleden hiç kimseyi, helal saymadıkça işlediği bir günahtan dolayı tekfir etmeyiz.” Peygamber Efendimiz ﷺ de “Bir kimse din kardeşine ‘Ey kâfir!’ derse, bu söz ikisinden birine döner” (Buhârî, Edeb; Müslim, Îmân) buyurarak bu konuda uyarmıştır.
Bu ölçülü anlayış, bir yandan günah işleyenleri ümitsizliğe düşürmeyip tövbe kapısını açık tutar, diğer yandan ümmetin birliğini korur. Mü'mine düşen, günahtan sakınmak, işlediği kusurlar için tövbe etmek, başkalarının imanı hakkında hüküm vermekten kaçınıp kendi amellerini düzeltmeye gayret etmektir.
Kavramlar
Arapça aslı, adı ve kısa açıklaması. “Kendini sına” ile önce hatırlamayı dene.
İmanın tanımı
Hanefî-Mâtürîdî görüşe göre iman, kalp ile tasdik ve dil ile ikrardır; özü kalbin tasdikidir.
Amelin yeri
Salih ameller imanın cüzü değil, onun kemali ve meyvesidir; kulun Allah katındaki derecesini yükseltir.
Büyük günah
Büyük günah işleyen mü'min, onu helal saymadıkça imandan çıkmaz; günahkâr bir mü'mindir.
Tövbe ve ümit
Allah, şirk dışındaki günahları dilediği kimse için bağışlar; tövbe kapısı ölüm anına kadar açıktır.
Tekfirden sakınma
Ehl-i kıbleden hiç kimse işlediği günah sebebiyle tekfir edilmez; bu konuda hüküm vermek ilim ve ihtiyat gerektirir.
Kur’an’dan
Şüphesiz Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz. Bunun dışında kalan (günah)ları ise dilediği kimseler için bağışlar.
Eğer mü'minlerden iki topluluk birbiriyle vuruşursa aralarını düzeltin.
Ey iman edenler! Allah yolunda sefere çıktığınız zaman, (savaşacağınız kimseleri) iyice araştırın. Size selâm veren kimseye, dünya hayatının geçici menfaatine göz dikerek, “Sen mü'min değilsin” demeyin.