5 paragraf2 dk okuma
Ehl-i Sünnet vel-Cemaat, “sünnet ve cemaat ehli” demektir. Sünnet, Resûlullah'ın ﷺ yoludur; cemaat ise ashâb-ı kirâm ve onların yolunu izleyen ümmetin büyük çoğunluğudur. Bu isim, hicrî ilk asırlarda ortaya çıkan Hâricîlik, Mu'tezile ve benzeri fırkalar karşısında, Kur'an ve sünneti sahâbenin anladığı şekilde anlamaya devam eden ana gövdeyi ifade etmek için kullanılmıştır.
Ehl-i Sünnet'in itikadi esaslarını sistemleştiren iki büyük imam vardır. İmam Ebû Mansûr el-Mâtürîdî (ö. 333/944), Semerkant'ta yaşamış, İmam Ebû Hanîfe'nin akaid görüşlerini temel alarak Mâtürîdiyye ekolünü oluşturmuştur; bu ekol özellikle Hanefîler arasında, Orta Asya'da ve Türkler arasında yaygınlaşmıştır. İmam Ebü'l-Hasen el-Eş'arî (ö. 324/935-36) ise Basra'da yetişmiş, bir süre Mu'tezile içinde bulunduktan sonra ondan ayrılarak Ehl-i Sünnet akidesini savunmuş ve Eş'ariyye ekolünü kurmuştur; bu ekol daha çok Şâfiî ve Mâlikîler arasında yayılmıştır. Hadis ehlinin selef yolunu izleyen âlimleri de Ehl-i Sünnet içinde değerlendirilir.
Mâtürîdî ve Eş'arî ekolleri, iman esaslarında ve dinin temel meselelerinde tamamen birleşir. Aralarındaki ihtilaflar, âlimlerin ifadesiyle ayrıntıya dair ve önemli bir kısmı lafzî (ifadeye ilişkin) olan meselelerdir; bu yüzden her iki ekol de birbirini Ehl-i Sünnet'ten kabul eder. Başlıca farklılıklar şöyle özetlenebilir: Tekvîn sıfatının ayrı bir sıfat olup olmadığı; aklın, vahiy gelmeden de Allah'ın varlığını bilmekle insanı sorumlu tutup tutamayacağı (Mâtürîdîler akla daha geniş bir alan tanır); imanın artıp eksilmesi (Mâtürîdîlere göre tasdik olarak iman artmaz, eksilmez; Eş'arîlere göre ise kuvvet ve etkileri bakımından artar ve eksilir) ve “İnşallah mü'minim” demenin hükmü (Mâtürîdîler bunu şüphe ifade edeceği gerekçesiyle uygun görmez, Eş'arîler ise akıbete ve teberrüke yönelik olarak caiz görür).
İtikadî mezhep ile fıkhî (amelî) mezhep birbirinden farklıdır. İtikadî mezhepler iman esaslarını, fıkhî mezhepler ise ibadet ve muamelat gibi amelî hükümleri konu edinir. Ehl-i Sünnet içinde kabul gören ve günümüze kadar yaşayan dört fıkıh mezhebi; Hanefî, Mâlikî, Şâfiî ve Hanbelî mezhepleridir. Bu mezhepler arasındaki farklılıklar, delillerin yorumlanmasından kaynaklanan meşru içtihad farklarıdır ve ümmet için bir rahmet ve genişlik olarak görülmüştür.
Türkiye'de Müslümanların büyük çoğunluğu itikadda Mâtürîdî, amelde Hanefî; Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki Müslümanların önemli bir kısmı ise itikadda Eş'arî, amelde Şâfiî mezhebine mensuptur. Mezhepler, dini parçalayan unsurlar değil; Kur'an ve sünnetin doğru anlaşılması için asırlar boyu emek veren âlimlerin oluşturduğu ilmî okullardır. Bir Müslüman, diğer mezheplere saygı göstererek kendi mezhebinin yolunu izler.
Kavramlar
Arapça aslı, adı ve kısa açıklaması. “Kendini sına” ile önce hatırlamayı dene.
- 1
الْإِمَامُ أَبُو مَنْصُورٍ الْمَاتُرِيدِيّ
İmam Mâtürîdî
Semerkant'ta yaşamış (ö. 333/944), Ebû Hanîfe'nin akaid görüşlerini sistemleştiren Mâtürîdiyye ekolünün kurucusudur. “Kitâbü't-Tevhîd” ve “Te'vîlâtü'l-Kur'ân” başlıca eserleridir.
- 2
الْإِمَامُ أَبُو الْحَسَنِ الْأَشْعَرِيّ
İmam Eş'arî
Basra'da yetişmiş (ö. 324/935-36), Mu'tezile'den ayrılarak Ehl-i Sünnet akidesini savunan Eş'ariyye ekolünün kurucusudur. “el-İbâne” ve “el-Lüma'” eserlerinden bazılarıdır.
- 3
الْمَذْهَبُ الْحَنَفِيّ
Hanefî mezhebi
İmam-ı Âzam Ebû Hanîfe Nu'mân b. Sâbit'e (ö. 150/767) nispet edilir. Türkiye, Balkanlar, Orta Asya ve Hint alt kıtasında yaygındır.
- 4
الْمَذْهَبُ الْمَالِكِيّ
Mâlikî mezhebi
Medine imamı Mâlik b. Enes'e (ö. 179/795) nispet edilir. Kuzey ve Batı Afrika'da yaygındır.
- 5
الْمَذْهَبُ الشَّافِعِيّ
Şâfiî mezhebi
İmam Muhammed b. İdrîs eş-Şâfiî'ye (ö. 204/820) nispet edilir. Mısır, Güneydoğu Asya, Doğu Afrika ve Doğu Anadolu'da yaygındır.
- 6
الْمَذْهَبُ الْحَنْبَلِيّ
Hanbelî mezhebi
İmam Ahmed b. Hanbel'e (ö. 241/855) nispet edilir. Daha çok Arap Yarımadası'nda yaygındır.
Kur’an’dan
Hep birlikte Allah'ın ipine sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin.
İşte bu, benim dosdoğru yolumdur. Ona uyun. Başka yollara uymayın. Sonra o yollar sizi Allah'ın yolundan ayırır.