Hadisler yükleniyor…
Hadisler yükleniyor…
Sünen-i İbn Mâce · 34. Bölüm
65 hadis, 3 sayfada. Arapça asılları ve Türkçe tercümeleriyle.
30 hadis17 dk okuma
Hasan Sahih
Enes bin Malik (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir adam'ın ''Allahım! Ben hamdin sana mahsus olup senden başka ilah olmadığını, senin tek olup hiç bir ortağın vulunmadığını, senin bol ni'met verdiğini, göklerin ve yerin yoktan var edicisi olduğunu, azamet, hakimiyet ve sonsuz ikram sahibi olduğunu kesinlikle itiraf ederek şüphesiz senden dilerim'' diye dua ederken sesini işittive bunun üzerine şöyle buyurdu: «(And olsun ki) Şüphesiz bu adam Allah'tan İsm-i A'zam'ı istedi o İsm-i A'zam ki onunla Allah'tan istenince verir ve onunla çağrıldığı zaman dua'yı kabul buyurur.»
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا أَبُو خُزَيْمَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ سِيرِينَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ سَمِعَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ رَجُلاً يَقُولُ اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ بِأَنَّ لَكَ الْحَمْدَ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ وَحْدَكَ لاَ شَرِيكَ لَكَ الْمَنَّانُ بَدِيعُ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضِ ذُو الْجَلاَلِ وَالإِكْرَامِ فَقَالَ " لَقَدْ سَأَلَ اللَّهَ بِاسْمِهِ الأَعْظَمِ الَّذِي إِذَا سُئِلَ بِهِ أَعْطَى وَإِذَا دُعِيَ بِهِ أَجَابَ " .
Daif
Aişe (r.anha)'dan şöyle demiştir: Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in: «Allahım! Benin senin pak, güzel, mubarek ve zatına en sevimli ismin ile şüphesiz senden dilerim, o isim ki onunla çağrıldığın zaman icabet edersin, onunla senden istendiği zaman verirsin, onunla senden, onunla senden rahmet taleb edildiği zaman rahmet eylersin ve sıkıntıdan kurtulmak için onunla senden yardım dilediği zaman sıkıntıdan kurtarırsın.» diye dua ederken sesini işittim. Aişe demiştir ki: Ve Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir gün: «Ya Aişe Allah'ın hangi isimle çağrıldığı zaman duayı kabul buyuracağını bana gösterip bildirdiğini bilirmisin?» buyurdu. Aişe demiştir ki: Ben: Ya Resulallah! Babam anam sana feda olsun O İsmi bana öğret, dedim. O: «Ya Aişe O İsmin öğretilmesi sana uygun değildir.» buyurdu. Aişe demiştir ki: Bunun üzerine ben uzaklaşıp bir saat oturdum. Sonra kalktım ve O'nun başını öptüm. Daha sonra: Ya Resulallah! O İsmi bana öğret, diye ricada bulundum. O: «Ya Aişe O İsmin sana öğretmem sana uygun değildir. Çünkü şüphesiz senin O İsimle dünyalık bir şey istemen senin için uygun olmaz.» buyurdu. Aişe demiştir ki: Bunun üzerine ben de kalkıp abdest aldım ve iki rek'at namaz kıldıktan sonra: Allahım! Şüphesiz ben seni Allah, diye çağırırım, er-Rahman diye çağırırım, el-Berr, er-Rahim, diye çağırırım ve seni bildiğim ve bilemediğim Esma-ı Hüsna'nın hepsiyle çağırırım ki beni mağfiret edesin ve bana rahmet edesin, diyerek dua ve dilekte bulundum. Aişe demiştir ki: Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) güldü. Sonra buyurdu ki: «Şüphesiz O İsim senin duada andığın isimler içindedir.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedi hakkında konuşulur, RAvi Abdullah bin Ukeym'i, el-Hatib güvenilir kabul ederek sahabller arasında saymıştır. Fakat Nebi (s.a.v.)'den hadis dinlediği sağlıklı bir rivayetle sabit değildir. Ravi Ebu Şeybe'ye gelince; Ben onu ne yeren ne de güvenilir sayan kimseyi görmedim. senedln kalan ravileri güvenilir zatlardır
حَدَّثَنَا أَبُو يُوسُفَ الصَّيْدَلاَنِيُّ، مُحَمَّدُ بْنُ أَحْمَدَ الرَّقِّيُّ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنِ الْفَزَارِيِّ، عَنْ أَبِي شَيْبَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُكَيْمٍ الْجُهَنِيِّ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ " اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ بِاسْمِكَ الطَّاهِرِ الطَّيِّبِ الْمُبَارَكِ الأَحَبِّ إِلَيْكَ الَّذِي إِذَا دُعِيتَ بِهِ أَجَبْتَ وَإِذَا سُئِلْتَ بِهِ أَعْطَيْتَ وَإِذَا اسْتُرْحِمْتَ بِهِ رَحِمْتَ وَإِذَا اسْتُفْرِجْتَ بِهِ فَرَّجْتَ " . قَالَتْ وَقَالَ ذَاتَ يَوْمٍ " يَا عَائِشَةُ هَلْ عَلِمْتِ أَنَّ اللَّهَ قَدْ دَلَّنِي عَلَى الاِسْمِ الَّذِي إِذَا دُعِيَ بِهِ أَجَابَ " . قَالَتْ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ بِأَبِي أَنْتَ وَأُمِّي فَعَلِّمْنِيهِ . قَالَ " إِنَّهُ لاَ يَنْبَغِي لَكِ يَا عَائِشَةُ " . قَالَتْ فَتَنَحَّيْتُ وَجَلَسْتُ سَاعَةً ثُمَّ قُمْتُ فَقَبَّلْتُ رَأْسَهُ ثُمَّ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ عَلِّمْنِيهِ . قَالَ " إِنَّهُ لاَ يَنْبَغِي لَكِ يَا عَائِشَةُ أَنْ أُعَلِّمَكِ إِنَّهُ لاَ يَنْبَغِي لَكِ أَنْ تَسْأَلِي بِهِ شَيْئًا مِنَ الدُّنْيَا " . قَالَتْ فَقُمْتُ فَتَوَضَّأْتُ ثُمَّ صَلَّيْتُ رَكْعَتَيْنِ ثُمَّ قُلْتُ اللَّهُمَّ إِنِّي أَدْعُوكَ اللَّهَ وَأَدْعُوكَ الرَّحْمَنَ وَأَدْعُوكَ الْبَرَّ الرَّحِيمَ وَأَدْعُوكَ بِأَسْمَائِكَ الْحُسْنَى كُلِّهَا مَا عَلِمْتُ مِنْهَا وَمَا لَمْ أَعْلَمْ أَنْ تَغْفِرَ لِي وَتَرْحَمَنِي . قَالَتْ فَاسْتَضْحَكَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ثُمَّ قَالَ " إِنَّهُ لَفِي الأَسْمَاءِ الَّتِي دَعَوْتِ بِهَا " .
Hasan Sahih
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu demiştir: «Şüphesiz Allahın doksan dokuz (yani) yüz eksi bir ismi vardır. Kim bu isimleri (tamamen) sayarsa cennet'e girer.» Diğer tahric edenler: Buhari, Müslim, Tirmizi, Nesai
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرٍو، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " إِنَّ لِلَّهِ تِسْعَةً وَتِسْعِينَ اسْمًا مِائَةً إِلاَّ وَاحِدًا مَنْ أَحْصَاهَا دَخَلَ الْجَنَّةَ " .
Sahih
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Şüphesiz Allahın 99 (yani) yüzden bir eksik ismi vardır. Allah, şüphesiz tektir, tek olanı sever.Kim O 99 ismi hıfzedip ezberlerse cennet'e girer. O isimler: ALLAH, EL-VAHİD, ES-SAMED, EL-EVVEL, EL-AHİR, EZ-ZAHİR, EL-BATIN, EL-HALIK, EL-BARİ, EL-MUSAVVİR, EL-MELİK, EL-HAKK, ES-SELAM, EL-MU'MİN, EL-MUHAYMİN, EL-AZİZ, EL-CEBBAR, EL-MÜTEKEBBİR, ER-RAHMAN, ER-RAHİM, EL-LATİF, EL-HABİR, ES-SEMİ', EL-BASİR, EL-ALİM, EL-AZİM, EL-BARR, EL-MÜTEAL, EL-CELİL, EL-CEMİL, EL-HAYY, EL-KAYYİM, EL-KADİR, ELKAHİR, EL-ALİ, EL-HAKİM, EL-KARİB, EL-MUCİB, ELĞANİ, EL-VAHHAB,EL-VEDUD, EŞ-ŞEKUR, EL-MUCİD, EL-VACİD, EL-VALİ, ER-RAŞİD, EL-AFUVV, ELĞAFUR, EL-HALİM, EL-KERİM, ET-TEVVAB, ER-RABB, EL-MECİD, EL-VELİYY, EŞ-ŞEHİD, EL-MUBİN, EL-BURHAN, ER-RAUF, ER-RAHİM, EL-MUBDİ, EL-MUİD, EL-BAİS,, EL-VARİS, EL-KAVİYY, EŞ-ŞEDİD, ED-DARR, EN-NAFİ', EL-BAKİ, EL-VAKİ, EL-HAFID, ER-RAFİ', EL-KABID, , EL-BASİT, EL-MUİZZ, EL-MUZİLL, EL-MUKSIT, ER-REZZAK, ZU'L-KUVVE, EL-METİN, EL-KAİM, ED-DAİM, EL-HAFIZ, EL-VEKİL, EL-FATIR, ES-SAMİ', EL-MU'Tİ, EL-MUHYİ, EL-MUMİT, EL-MANİ, EL-CAMİ, EL-HADİ, EL-KAFİ, EL-EBED, EL-ALİM, ES-SADIK, EN-NUR, EL-MÜNİR, ET-TAMM, EL-KADİM, EL-VİTR, EL-AHED, ES-SAMED. Öyle Allah ki doğurmadı, doğurulmadı ve hiçbir kimse O'nun dengi olamaz. Zübeyr demiştir ki: Bana bir çok ilim adamları tarafından ulaştığına göre Esma-i Hüsna'nın evveline şu zikirle başlanır. La ilahe illallahu vahdehu la şerike lehu. Lehu'l-mulk ve lehu'l-hamd biyedihi'l-hayru ve huve ala kulli şey'in kadir. La ilahe illallah. Lehu'l-Esmau'l-Husna. » Meali: Allah'tan başka ilah yoktur. O tektir, ortağı yoktur. Mülk O'nundur, hamd de O'nundur. Hayır ancak O'nın elindedir ve O her şey'e kadirdir. Allah'tan başka ilah yoktur. Esma-i Hüsna onadır. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: İbn-i Mace ve Tirmizi'den başka. altı imamdan hiçbirisi Allah'ın Esma-i Husna'sını ne bu vecihle ne de başka türlü tadad etmemiştir (yani sayarak rivayet etmemiştir). İbn-i Mace ile Tirmizi'nin saydıkları isimlerin sırasında takdim ve tehir vardır. Bu konuya dair senedlerin en sıhhatlisi Tirmizi'ninkidir, İbn-i Mace'nin senedi, ravi Abdülmelik bin Muhammed'in Zayıflığı sebebiyle zayıf bir seneddir
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ مُحَمَّدٍ الصَّنْعَانِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو الْمُنْذِرِ، زُهَيْرُ بْنُ مُحَمَّدٍ التَّمِيمِيُّ حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ عُقْبَةَ، حَدَّثَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ الأَعْرَجُ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " إِنَّ لِلَّهِ تِسْعَةً وَتِسْعِينَ اسْمًا مِائَةً إِلاَّ وَاحِدًا إِنَّهُ وِتْرٌ يُحِبُّ الْوِتْرَ مَنْ حَفِظَهَا دَخَلَ الْجَنَّةَ وَهِيَ اللَّهُ الْوَاحِدُ الصَّمَدُ الأَوَّلُ الآخِرُ الظَّاهِرُ الْبَاطِنُ الْخَالِقُ الْبَارِئُ الْمُصَوِّرُ الْمَلِكُ الْحَقُّ السَّلاَمُ الْمُؤْمِنُ الْمُهَيْمِنُ الْعَزِيزُ الْجَبَّارُ الْمُتَكَبِّرُ الرَّحْمَنُ الرَّحِيمُ اللَّطِيفُ الْخَبِيرُ السَّمِيعُ الْبَصِيرُ الْعَلِيمُ الْعَظِيمُ الْبَارُّ الْمُتَعَالِ الْجَلِيلُ الْجَمِيلُ الْحَىُّ الْقَيُّومُ الْقَادِرُ الْقَاهِرُ الْعَلِيُّ الْحَكِيمُ الْقَرِيبُ الْمُجِيبُ الْغَنِيُّ الْوَهَّابُ الْوَدُودُ الشَّكُورُ الْمَاجِدُ الْوَاجِدُ الْوَالِي الرَّاشِدُ الْعَفُوُّ الْغَفُورُ الْحَلِيمُ الْكَرِيمُ التَّوَّابُ الرَّبُّ الْمَجِيدُ الْوَلِيُّ الشَّهِيدُ الْمُبِينُ الْبُرْهَانُ الرَّءُوفُ الرَّحِيمُ الْمُبْدِئُ الْمُعِيدُ الْبَاعِثُ الْوَارِثُ الْقَوِيُّ الشَّدِيدُ الضَّارُّ النَّافِعُ الْبَاقِي الْوَاقِي الْخَافِضُ الرَّافِعُ الْقَابِضُ الْبَاسِطُ الْمُعِزُّ الْمُذِلُّ الْمُقْسِطُ الرَّزَّاقُ ذُو الْقُوَّةِ الْمَتِينُ الْقَائِمُ الدَّائِمُ الْحَافِظُ الْوَكِيلُ الْفَاطِرُ السَّامِعُ الْمُعْطِي الْمُحْيِي الْمُمِيتُ الْمَانِعُ الْجَامِعُ الْهَادِي الْكَافِي الأَبَدُ الْعَالِمُ الصَّادِقُ النُّورُ الْمُنِيرُ التَّامُّ الْقَدِيمُ الْوِتْرُ الأَحَدُ الصَّمَدُ الَّذِي لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ " . قَالَ زُهَيْرٌ فَبَلَغَنَا عَنْ غَيْرِ وَاحِدٍ مِنْ أَهْلِ الْعِلْمِ أَنَّ أَوَّلَهَا يُفْتَحُ بِقَوْلِ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ بِيَدِهِ الْخَيْرُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ لَهُ الأَسْمَاءُ الْحُسْنَى .
Hasan
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Üç (çeşid) dua kabul olunur, onlar(ın kabul olunmasın) da şüphe yoktur: Mazlumun duası, misafir'in duası ve baba'nın çocuğuna duası.»
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ بَكْرٍ السَّهْمِيُّ، عَنْ هِشَامٍ الدَّسْتَوَائِيِّ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ أَبِي جَعْفَرٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " ثَلاَثُ دَعَوَاتٍ يُسْتَجَابُ لَهُنَّ لاَ شَكَّ فِيهِنَّ دَعْوَةُ الْمَظْلُومِ وَدَعْوَةُ الْمُسَافِرِ وَدَعْوَةُ الْوَالِدِ لِوَلَدِهِ " .
Daif
Ümmü Hakim bint-i Vedda el-Huzaiyye (r.a.)'den şöyle demiştir: Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den şu buyruğu işittim: «Babanın duası kabul makamına ulaşır.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedi söz götürür. Çünkü senedde bulunan kadınlann hiçbirini ne cerh eden, ne de güvenilir sayan kimseyi görmedim. Ravi Ebu Selerne, et.-Tebuzkl olan zattır. Adı da Musa bin İsmail'dir, güvenilir bir zattır. Onun ravisi de böyledir. Diğer tahric: Bu hadis'in Ebu Hureyre rivayetini Tirmizi ve Ebu Davud tahric etmiştir
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا أَبُو سَلَمَةَ، حَدَّثَتْنَا حَبَابَةُ ابْنَةُ عَجْلاَنَ، عَنْ أُمِّهَا أُمِّ حَفْصٍ، عَنْ صَفِيَّةَ بِنْتِ جَرِيرٍ، عَنْ أُمِّ حَكِيمٍ بِنْتِ وَدَاعٍ الْخُزَاعِيَّةِ، قَالَتْ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ " دُعَاءُ الْوَالِدِ يُفْضِي إِلَى الْحِجَابِ " .
Sahih
Ebu Naame (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Abdullah bin Muğaffel (r.a.), oğlunun: ''Allahım! Ben cennet'e girince senden cennet'in sağ tarafından beyaz köşk isterim.'' diye dua ettiğini işitti. Bunun üzerine: Ey oğulcuğum Allah'tan cennet iste ve cehennem ateşinden O'na sığın. Çünkü ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den şu buyruğu işittim, dedi: «Dua'da haddi tecavüz eden bir kavim olacaktır.» Bu hadisin benzerini Ebu Davud ve Ahmed de tahric ettiler. EBU DAVUD RİVAYETİ VE İZAH İÇİN BURAYA TIKLAYIN
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَفَّانُ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، أَنْبَأَنَا سَعِيدٌ الْجُرَيْرِيُّ، عَنْ أَبِي نَعَامَةَ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ مُغَفَّلٍ، سَمِعَ ابْنَهُ، يَقُولُ اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْقَصْرَ الأَبْيَضَ عَنْ يَمِينِ الْجَنَّةِ، إِذَا دَخَلْتُهَا . فَقَالَ أَىْ بُنَىَّ سَلِ اللَّهَ الْجَنَّةَ وَعُذْ بِهِ مِنَ النَّارِ فَإِنِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ " سَيَكُونُ قَوْمٌ يَعْتَدُونَ فِي الدُّعَاءِ " .
Sahih
Selman(-ı Farisi) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: «Şüphesiz sizin Rabbiniz haya eder. İkramı boldur, kulunun O'na ellerini havaya kaldırıp da bunları boş çevirmekten (veya dediki) haybete uğratmanktan haya eder (yani boş çevirmez).» Diğer tahric edenler: Tirmizi, dua; Ebu Davud, vitr; Beyhaki ve Hakim. TİRMİZİ RİVAYETİ İÇİN BURAYA TIKLAYIN EBU DAVUD RİVAYETİ ve İZAH İÇİN TIKLAYIN
حَدَّثَنَا أَبُو بِشْرٍ، بَكْرُ بْنُ خَلَفٍ حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنْ جَعْفَرِ بْنِ مَيْمُونٍ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ، عَنْ سَلْمَانَ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " إِنَّ رَبَّكُمْ حَيِيٌّ كَرِيمٌ يَسْتَحْيِي مِنْ عَبْدِهِ أَنْ يَرْفَعَ إِلَيْهِ يَدَيْهِ فَيَرُدَّهُمَا صِفْرًا - أَوْ قَالَ خَائِبَتَيْنِ " .
Daif
İbn-i Abbas (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: «Allah'a dua ettiğin zaman ellerinin içlerini açarak dua et ve ellerinin ters yüzünü havaya kaldırarak dua etme. Sonra dua'nı bitirince ellerini yüzüne sür.» Diğer tahric: Ebu Davud ve Hakim tahric ettiler. EBU DAVUD HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLAYIN
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، حَدَّثَنَا عَائِذُ بْنُ حَبِيبٍ، عَنْ صَالِحِ بْنِ حَسَّانَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ كَعْبٍ الْقُرَظِيِّ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " إِذَا دَعَوْتَ اللَّهَ فَادْعُ بِبُطُونِ كَفَّيْكَ وَلاَ تَدْعُ بِظُهُورِهِمَا فَإِذَا فَرَغْتَ فَامْسَحْ بِهِمَا وَجْهَكَ " .
Sahih
Ebu Ayyaş ez-Züraki (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Kim sabahleyin ''La ilahe illallahu vahdehu la şerike leh. Lehu'l-mulu ve lehu'l-hamdu ve huve ala kulli şey'in kadir'' derse bu o kimse için İsmail A.S.'ın evladından bier rakabe (köle) yi azadlamak kadar (sevaplı) olur. O kimsenin on hatası (küçük günahı) silinir, onun için on derece terfi yapılır ve o gün akşama kadar o kimse şeytandan korunmuş olur. Akşamleyin de bu zikri okuyunca ertesi günün sabahına kadar anılan şeylerin mislini kazanır.» Ravi dediki: Sonra bir adam Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i rüyasında görüp: Ya Resulallah! Ebu Ayyaş senden şöyle şöyle bir hadis rivayet eder, demiş. Bunun üzerine Resul-i Ekrem de: Ebu Ayyaş doğru söyledi, buyurmuştur. Zikrin Meali: Allah'tan başka ilah yoktur. O, tektir, ortğı yoktur. Mülk O'nundur. Hamd O'na mahsustur. Ve O, her şey'e kadirdir. Diğer tahric: Ebu Davud da rivayet etmiştir. Nesai de bunu "Amelu'l-Yevme ve'l-Leyle" de rivayet etmiştir
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ، حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ سُهَيْلِ بْنِ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي عَيَّاشٍ الزُّرَقِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " مَنْ قَالَ حِينَ يُصْبِحُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ - كَانَ لَهُ عَدْلَ رَقَبَةٍ مِنْ وَلَدِ إِسْمَاعِيلَ وَحُطَّ عَنْهُ عَشْرُ خَطِيئَاتٍ وَرُفِعَ لَهُ عَشْرُ دَرَجَاتٍ وَكَانَ فِي حِرْزٍ مِنَ الشَّيْطَانِ حَتَّى يُمْسِيَ وَإِذَا أَمْسَى فَمِثْلُ ذَلِكَ حَتَّى يُصْبِحَ " . قَالَ فَرَأَى رَجُلٌ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فِيمَا يَرَى النَّائِمُ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ أَبَا عَيَّاشٍ يَرْوِي عَنْكَ كَذَا وَكَذَا . فَقَالَ " صَدَقَ أَبُو عَيَّاشٍ " .
Sahih
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Sabah'a ulaştığınız zaman: ''Allahumme bike asbahna ve bike emseyna ve bike nahya ve bike nemutu.'' deyiniz. Akşam'a ulaştığınız zaman da : Allahumme bike emseyna ve bike asbahna ve bike nahya ve bike nemutu ve ileyke'l-mesir,'' deyiniz.» Meali: Sabah: Allahım, Biz ancak senin (himayen veya nimetlerin) ile sabah'a ulaştık. Ve Ancak senin (himayen veya nimetlerin) ile (dünkü) akşam'a ulaştık (veya bu gün akşama ulaşabiliriz.) Ancak semim (iznin) ile yaşarız ve senin (iznin) ile ölürüz. '' Akşam: Allahım! Biz ancak senin (himayen veya nimetlerin) ile akşam'a ulaştık ve ancak senin (himayen veya nimetlerin) ile sabah'a ulaştık (veya yarınki sabah'a ulaşabiliriz.) Ancak senin (iznin) ile yaşarız ve ancak senin (iznin) ile ölürüz. Dönüş ancak sanadır
حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ حُمَيْدِ بْنِ كَاسِبٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ سُهَيْلٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " إِذَا أَصْبَحْتُمْ فَقُولُوا اللَّهُمَّ بِكَ أَصْبَحْنَا وَبِكَ أَمْسَيْنَا وَبِكَ نَحْيَى وَبِكَ نَمُوتُ وَإِذَا أَمْسَيْتُمْ فَقُولُوا اللَّهُمَّ بِكَ أَمْسَيْنَا وَبِكَ أَصْبَحْنَا وَبِكَ نَحْيَى وَبِكَ نَمُوتُ وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ " .
Sahih
“. Osman bin Affân (radıyallahü anh)'den rivâyet edildiğine göre kendisi Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den : günün sabahında ve her gelenin akşamında "Bismillahi'l-lezi lâ yedurru maasmihi şey’ün fi'l-Ardı ve lâ fi's-Semâi ve huve's-Semiu'l-Alîm = (Eziyyet edici her şeyden) Allah'ın ismiyle (korunurum) . Öyle Allah ki, O'nun İsmiyle beraber (olununca) ne yerde bulunan ne de gökte (n inecek) olan hiçbir şey zarar veremez. (Her şeyi) işitici O'dur, bilici O'dur." zikrini üç defa söyleyip de kendisine herhangi bir şey zarar veren hiç bir (mü'min) kul yoktur,) buyruğu işitmişti
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي الزِّنَادِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبَانَ بْنِ عُثْمَانَ، قَالَ سَمِعْتُ عُثْمَانَ بْنَ عَفَّانَ، يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ " مَا مِنْ عَبْدٍ يَقُولُ فِي صَبَاحِ كُلِّ يَوْمٍ وَمَسَاءِ كَلِّ لَيْلَةٍ بِسْمِ اللَّهِ الَّذِي لاَ يَضُرُّ مَعَ اسْمِهِ شَىْءٌ فِي الأَرْضِ وَلاَ فِي السَّمَاءِ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ ثَلاَثَ مَرَّاتٍ - فَيَضُرَّهُ شَىْءٌ " . قَالَ وَكَانَ أَبَانُ قَدْ أَصَابَهُ طَرَفٌ مِنَ الْفَالِجِ فَجَعَلَ الرَّجُلُ يَنْظُرُ إِلَيْهِ فَقَالَ لَهُ أَبَانُ مَا تَنْظُرُ إِلَىَّ أَمَا إِنَّ الْحَدِيثَ كَمَا قَدْ حَدَّثْتُكَ وَلَكِنِّي لَمْ أَقُلْهُ يَوْمَئِذٍ لِيُمْضِيَ اللَّهُ عَلَىَّ قَدَرَهُ .
Daif
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in hizmetçisi Ebu Sellam (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: «Akşam'a ulaştığı zaman ve sabaha ulaştığı zaman: Raditu billah'i Rabben ve bi'l-İslami dinen ve bi Muhammedi Nebiyyen'' diyen hiç bir müslüman veya insan yada kul yoktur ki kıyamet günü o kimseyi razı etmek Allah üzerinde bir hak olmasın.» Zikrin Meali: Rab olarak Allah'ı (C.C.), din olarak İslam'ı Nebi olarak da Muhammed'i (s.a.v.) seçtim. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedi sahih olup ravileri güvenilir zatlardır
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بِشْرٍ، حَدَّثَنَا مِسْعَرٌ، حَدَّثَنَا أَبُو عَقِيلٍ، عَنْ سَابِقٍ، عَنْ أَبِي سَلاَّمٍ، خَادِمِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " مَا مِنْ مُسْلِمٍ أَوْ إِنْسَانٍ أَوْ عَبْدٍ يَقُولُ حِينَ يُمْسِي وَحِينَ يُصْبِحُ رَضِيتُ بِاللَّهِ رَبًّا وَبِالإِسْلاَمِ دِينًا وَبِمُحَمَّدٍ نَبِيًّا - إِلاَّ كَانَ حَقًّا عَلَى اللَّهِ أَنْ يُرْضِيَهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ " .
Sahih
İbn-i Ömer (r.a.)'den şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) akşam'a ulaştığı zaman ve sabah'a ulaştığı zaman şu duaları bırakmazdı. «Allahım! Ben senden dünyada ve ahirette af ve afiyet dilerim. Allahım! Ben senden dinim, dünyam, aile ferdlerim ve malım (hususun) da af ve afiyet dilerim. Allahım! Ayıplarımı ört, beni korkutacak şeylerden emin kıl ve benim önümden, arkamdan, sağımdan solumdan ve üstümden koru. Altımdan muaheze edilmemden sana sığınırım.» Ravi Veki' demiştir ki: (alttan muaheze ile) yere batırmayı kasdediyor. Diğer tahric: Ebu Davud, Nesai
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ الطَّنَافِسِيُّ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا عُبَادَةُ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا جُبَيْرُ بْنُ أَبِي سُلَيْمَانَ بْنِ جُبَيْرِ بْنِ مُطْعِمٍ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ عُمَرَ، يَقُولُ لَمْ يَكُنْ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَدَعُ هَؤُلاَءِ الدَّعَوَاتِ حِينَ يُمْسِي وَحِينَ يُصْبِحُ " اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْعَفْوَ وَالْعَافِيَةَ فِي الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْعَفْوَ وَالْعَافِيَةَ فِي دِينِي وَدُنْيَاىَ وَأَهْلِي وَمَالِي اللَّهُمَّ اسْتُرْ عَوْرَاتِي وَآمِنْ رَوْعَاتِي وَاحْفَظْنِي مِنْ بَيْنِ يَدَىَّ وَمِنْ خَلْفِي وَعَنْ يَمِينِي وَعَنْ شِمَالِي وَمِنْ فَوْقِي وَأَعُوذُ بِكَ أَنْ أُغْتَالَ مِنْ تَحْتِي " . قَالَ وَكِيعٌ يَعْنِي الْخَسْفَ .
Sahih
Büreyde (b. el-Husayb) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) mealen: «Allahumme ente Rabbi. La İlahe illa ente. Halekteni ve ene abduke ve ene ala ahdike ve va'dike mesteta'tu. Euzu bike min şerri ma sana'ta. Euzu bi ni'metike ve ebuu bi zenbi. Fağfir li Fe innehu la yağfiru'z-zunube illa ente » duasını okurdu. Büreyde dediki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: «Kim bu dua'yı gününde ve gecesinde okuyupta da sonra o gün veya o gece ölürse İnşaallah Teala o kimse cennet'e girer.» Dua'nın meali: Allahım! Rabbin sensin. Senden başka ilah yoktur. Sen beni yarattın. Ben senin kulunum ve gücüm yettiği kadar sana verdiğim ahd'e, söz'e sadakat gösteririm ve (mu'min olarak ölenlere verdiğin mağfiretle vennet'e dair) va'd (-i ilahine) inanç üzereyim. İşlediğimin şerrinden sana sığınırım. Senin ni'metini itiraf ederim. Günahımı da itiraf ederim. Bu itibarla günahımı bağışla. Çünkü şüphesiz günahları ancak sen bağışlarsın. Diğer tahric: Ebu Davud, Nesai
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ عُيَيْنَةَ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ ثَعْلَبَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ ابْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " اللَّهُمَّ أَنْتَ رَبِّي لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ خَلَقْتَنِي وَأَنَا عَبْدُكَ وَأَنَا عَلَى عَهْدِكَ وَوَعْدِكَ مَا اسْتَطَعْتُ أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا صَنَعْتُ أَبُوءُ بِنِعْمَتِكَ وَأَبُوءُ بِذَنْبِي فَاغْفِرْ لِي فَإِنَّهُ لاَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلاَّ أَنْتَ " . قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " مَنْ قَالَهَا فِي يَوْمِهِ وَلَيْلَتِهِ فَمَاتَ فِي ذَلِكَ الْيَوْمِ أَوْ تِلْكَ اللَّيْلَةِ دَخَلَ الْجَنَّةَ إِنْ شَاءَ اللَّهُ تَعَالَى " .
Sahih
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle dua ederdi: «Ey göklerin ve yer'in Rabbi, her şey'in Rabbi, tane'yi ve hurma çekirdeğini yarıp filizlendiren, Tevrat, İncil ve Kur'an-ı Azimi'i indiren Allah. Ben Hükümranlığın altında bulunan yerde yerde yürüyen bütün canlıların şerrinden sana sığınırım. Evvel sensin senden önce olan hiçbir şey yoktur. Ahir de sensin senden sonra da hiç bir şey yoktur. Zahir sensin varlığı seninkinden daha aşikar hiç bir şey yoktur. Batın da sensin, senden daha gizli hiç bir şey yoktur. Borcumu sen öde ve beni fakirlikten kurtarıp zenginleştir.» Diğer tahric: Müslim, Tirmizi, Ebu Davud ve Nesai de rivayet etmişlerdir
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ أَبِي الشَّوَارِبِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ الْمُخْتَارِ، حَدَّثَنَا سُهَيْلٌ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَنَّهُ كَانَ يَقُولُ إِذَا أَوَى إِلَى فِرَاشِهِ " اللَّهُمَّ رَبَّ السَّمَوَاتِ وَرَبَّ الأَرْضِ وَرَبَّ كُلِّ شَىْءٍ فَالِقَ الْحَبِّ وَالنَّوَى مُنْزِلَ التَّوْرَاةِ وَالإِنْجِيلِ وَالْقُرْآنِ الْعَظِيمِ أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ كُلِّ دَابَّةٍ أَنْتَ آخِذٌ بِنَاصِيَتِهَا أَنْتَ الأَوَّلُ فَلَيْسَ قَبْلَكَ شَىْءٌ وَأَنْتَ الآخِرُ فَلَيْسَ بَعْدَكَ شَىْءٌ وَأَنْتَ الظَّاهِرُ فَلَيْسَ فَوْقَكَ شَىْءٌ وَأَنْتَ الْبَاطِنُ فَلَيْسَ دُونَكَ شَىْءٌ اقْضِ عَنِّي الدَّيْنَ وَأَغْنِنِي مِنَ الْفَقْرِ " .
Sahih
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: «Sizden birisi yatağında yatmak istediği zaman izarının iç kenarını çıkarıp onunla yatağını silsin, Çünkü yatacak adam kendisinden sonra neyin onun yerine yatağına girdiğini bilemez. Sonra sağ tarafı üstünde yatsın. Sonra şöyle dua etsin : ''Ey Rabbim! Senin ismin ile yan tarafımı yere koydum. Senin (ismin) ile kaldırırım. Eğer ruhumu alırsan ona rahmet eyle. Eğer hayatta bırakacaksan nefsimi salih kullarını muhafaza ettiğin himaye-muvaffakiyetle muhafaza eyle''» Bu hadis, Kütüb-i Sitte'nin hepsinde rivayet edilmiştir
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " إِذَا أَرَادَ أَحَدُكُمْ أَنْ يَضْطَجِعَ عَلَى فِرَاشِهِ فَلْيَنْزِعْ دَاخِلَةَ إِزَارِهِ ثُمَّ لْيَنْفُضْ بِهَا فِرَاشَهُ فَإِنَّهُ لاَ يَدْرِي مَا خَلَفَهُ عَلَيْهِ ثُمَّ لْيَضْطَجِعْ عَلَى شِقِّهِ الأَيْمَنِ ثُمَّ لْيَقُلْ رَبِّ بِكَ وَضَعْتُ جَنْبِي وَبِكَ أَرْفَعُهُ فَإِنْ أَمْسَكْتَ نَفْسِي فَارْحَمْهَا وَإِنْ أَرْسَلْتَهَا فَاحْفَظْهَا بِمَا حَفِظْتَ بِهِ عِبَادَكَ الصَّالِحِينَ " .
Sahih
Aişe (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yatağına yattığı zaman ellerine üfler, muavvizeteyn surelerini okur ve ellerini vücuduna sürerdi. Diğer tahric: (benzeri;) Buhari, Müslim, Tirmizi ve Ebu Davud
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ، حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ مُحَمَّدٍ، وَسَعِيدُ بْنُ شُرَحْبِيلَ، أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَنَّ عُرْوَةَ بْنَ الزُّبَيْرِ، أَخْبَرَهُ عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ إِذَا أَخَذَ مَضْجَعَهُ نَفَثَ فِي يَدَيْهِ وَقَرَأَ بِالْمُعَوِّذَتَيْنِ وَمَسَحَ بِهِمَا جَسَدَهُ .
Sahih
EI-Bera bin Azib (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Nebi (Sallallalıu Aleylıi ve Sellem) bir adama: «Yatağında yerleştiğin veya yatağına vardığın zaman: "Allahumme eslemtu vechi ileyke ve elce'tu zahri ileyke ve revvadtu emri ileyke rağbeten ve rehbeten Heyke. La melcee ve la mencee minke illa ileyke. Amentu bi kitabike'l-lezi enzelte ve Nebiyyike'l¬lezi erselte'' de. (Sen böyle söyledikten) sonra eğer o gece ölürsrn fıtrat (yani İslam dini üzerine ölürsün. Şayet sabaha ulaşıırsan çok hayır kazanmış olarak sabaha ulaşmış olursun,» buyurdu." Dua'nın Meali: Allahım! Ben sen Cin rızanh dileyerek ve sen <in aza¬bın) dan korkarak kendimi sana teslim ettim: sırtımı sana dayadım ve (tüm) işimi sana bıraktım, Sen Cin tazibin) den ancak sana (yanİ rahmetine) iltica edilir, sığınılır, başka kurtuluş yolu yoktur. İndirdiğin Kitab'a ve gönderdiğin Nebi'ye iman ettim," Diğer tahric: (benzerini) Buhari de rivayet etmiştir. Ayrıca kalan Kütüb-i Sitte'nin hepsinde bunun benzeri gene Bera (r.a.)'den rivayet edilmiştir
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ لِرَجُلٍ " إِذَا أَخَذْتَ مَضْجَعَكَ أَوْ أَوَيْتَ إِلَى فِرَاشِكَ فَقُلِ اللَّهُمَّ أَسْلَمْتُ وَجْهِي إِلَيْكَ وَأَلْجَأْتُ ظَهْرِي إِلَيْكَ وَفَوَّضْتُ أَمْرِي إِلَيْكَ رَغْبَةً وَرَهْبَةً إِلَيْكَ لاَ مَلْجَأَ وَلاَ مَنْجَى مِنْكَ إِلاَّ إِلَيْكَ آمَنْتُ بِكِتَابِكَ الَّذِي أَنْزَلْتَ وَنَبِيِّكَ الَّذِي أَرْسَلْتَ فَإِنْ مِتَّ مِنْ لَيْلَتِكَ مِتَّ عَلَى الْفِطْرَةِ وَإِنْ أَصْبَحْتَ أَصْبَحْتَ وَقَدْ أَصَبْتَ خَيْرًا كَثِيرًا " .
Sahih
Abdullah (bin Mes'ud) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yatağına girdiği zaman elini (yani sağ elini sağ) yanağının altına kordu. Sonra: «Allahumme Kıni azabeke yevme teb'asu (ev tecmau) ibadeke Dua'nın meali: Allahım! Kullarını diriIteceğin (veya toplayacağın) gün beni azabından koru» duasını okurdu. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedinin ravileri güveniıır zatlar• dır. Fakat sened munkati (kopuk)tur. Çünkü Ebli Ubeyde, babası (İbn•l-Mes'ud) (r.a.)'dan hiçbir hadis işitmemiştir. Bu, yani AbduIIah (r.a.)'ın hadisi Zevaid türündendir. Ancak bunun bir benzerini Ebu Davud, Hz. Hafsa (r.anha)'dan rivayet etmiştir. Oradaki metin mealen şöyledir: "Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yatmak istediği zaman sağ elini (sağ) yanağının aItına kor, sonra: -Allahım! Kullarını dirilteceğin gün beni azabından koru. duasını üç kere okurdu
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ إِسْرَائِيلَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ أَبِي عُبَيْدَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ إِذَا أَوَى إِلَى فِرَاشِهِ وَضَعَ يَدَهُ - يَعْنِي الْيُمْنَى - تَحْتَ خَدِّهِ ثُمَّ قَالَ " اللَّهُمَّ قِنِي عَذَابَكَ يَوْمَ تَبْعَثُ - أَوْ تَجْمَعُ - عِبَادَكَ " .
Sahih
Ubade bin es-$amit (r.a.)'den rivayet ediIdiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Kim geceleyin uykudan uyanır (veya bir taraftan diğer tarafa dönerek uyanır) da uyandığı zaman: "La ilahe illallahu vahdehu la şerike leh. Lehu'l-Mulku ve lehu'l-hamdu ve huve ala kulli şey'in kadir. Sübhanallahi ve'l-hamdu lillahi ve la ilahe illallahu vallahu ekber ve la havle ve la kuvvete illa bilIahi'l-Aliyyu'l-Azim'' deyip sonra "Rabbiğfir li'' diye dua ederse günahları bağışlanır.» Ravi el-Velid: Veya O, (bu son cümle yerine): "Sonra dua ederse onun duası (muhakkak) kabul olunur» buyurdu, demiştir. (Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) daha sonra şöyle buyurdu: Eğer adam (yukardaki dullları okuduktan) sonra kalkıp abdest alır, sonra namaz kılarsa namazı (muhakkak) kabul olunur. Meali: Allah'tan başka ilah yoktur, O tekdir, ortağı yoktur. Mülk (hakimiyet) O'nundur, hamd O'nundur ve O, her şeye kadirdir. Ben Allah'ın her türlü noksanlıklardan ve eksikliklerden pak ve nezih olduğuna inanırım, hamd Allah'adır, Allah'tan başka ilah yoktur, Allah her şey'den büyüktür. Günahlardan dönüş ve kulluk görevinin ifasına güç ancak yüksek ve azametli Allah (ın yardımı) iledir. - Ey Rabbim, beni bağışla Diğer tahric:; Buhari, Tirmizi, Ebu Davud ve Nesai de rivayet etmişlerdir
حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الدِّمَشْقِيُّ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، حَدَّثَنِي عُمَيْرُ بْنُ هَانِئٍ، حَدَّثَنِي جُنَادَةُ بْنُ أَبِي أُمَيَّةَ، عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " مَنْ تَعَارَّ مِنَ اللَّيْلِ فَقَالَ حِينَ يَسْتَيْقِظُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ سُبْحَانَ اللَّهِ وَالْحَمْدُ لِلَّهِ وَلاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَاللَّهُ أَكْبَرُ وَلاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللَّهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ ثُمَّ دَعَا رَبِّ اغْفِرْ لِي - غُفِرَ لَهُ " . قَالَ الْوَلِيدُ أَوْ قَالَ " دَعَا اسْتُجِيبَ لَهُ فَإِنْ قَامَ فَتَوَضَّأَ ثُمَّ صَلَّى قُبِلَتْ صَلاَتُهُ " .
Sahih
Rebia bin Malik (bin Ka'b) el-Eslemi (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Kendisi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kapısı yanında gecelerdi ve Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in geceleyin uzun süre «Sübhanaılahi Rabbilalemin = Alemlerin Rabbı olan AIlah'ı tesbih ederim (her türlü noksanlıklardan ve eksikliklerden pak olduğuna inanırım) zikrini, daha sonra da (uzun süre) Sübhanallahi ve bi hamdihi = AIlah'a hamdederek O'nu tesbih ederim» zikrini işitirdi. Bu hadisin benzerini; Nesai, Tirmizi ve Ahmed de rivayet etmişlerdir
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ بْنُ هِشَامٍ، أَنْبَأَنَا شَيْبَانُ، عَنْ يَحْيَى، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، أَنَّ رَبِيعَةَ بْنَ كَعْبٍ الأَسْلَمِيَّ، أَخْبَرَهُ أَنَّهُ، كَانَ يَبِيتُ عِنْدَ بَابِ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَكَانَ يَسْمَعُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ مِنَ اللَّيْلِ " سُبْحَانَ اللَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ " . الْهَوِيَّ ثُمَّ يَقُولُ " سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ " .
Sahih
Huzeyfe (bin el-Yeman) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) geceleyin uyandığı zaman: "El-hamdu lillahi'l-lezi ahyana ba'de ma ematena ve ileyhi'n-nuşur = Bizi öldürdükten (Yami uyuttuktan) sonra dirilten (yani uyandıran) Allah'a hamd olsun, öldükten sonra dirilmek de (böylece) O'na (ait) dir." dedi, Bu Hadisi ayrıca Buhari. Tirmizi ve Ahmed de rivayet etmişlerdir
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنْ رِبْعِيِّ بْنِ حِرَاشٍ، عَنْ حُذَيْفَةَ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ إِذَا انْتَبَهَ مِنَ اللَّيْلِ قَالَ " الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي أَحْيَانَا بَعْدَ مَا أَمَاتَنَا وَإِلَيْهِ النُّشُورُ " .
Sahih
Muaz bin Cebel (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Abdestli olarak geceleyin yatan, sonra geceleyin uykudan uyanan (veya uykuda iken bir taraftan diğer tarafa dönerek uyanan) ve uyandığında dünya işlerinden veya ahiret işlerinden (hayırlı) bir şeyi Allah'tan isteyen hiçbir (müslüman) kul yoktur ki Allah onun istediğini vermesin.» (Yani mutlaka verir), Bu hadis ayrıca: Ebu Davud ve Nesai tarafından da rivayet edilmiştir
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو الْحُسَيْنِ، عَنْ حَمَّادِ بْنِ سَلَمَةَ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ أَبِي النَّجُودِ، عَنْ شَهْرِ بْنِ حَوْشَبٍ، عَنْ أَبِي ظَبْيَةَ، عَنْ مُعَاذِ بْنِ جَبَلٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " مَا مِنْ عَبْدٍ بَاتَ عَلَى طُهُورٍ ثُمَّ تَعَارَّ مِنَ اللَّيْلِ فَسَأَلَ اللَّهَ شَيْئًا مِنْ أَمْرِ الدُّنْيَا أَوْ مِنْ أَمْرِ الآخِرَةِ إِلاَّ أَعْطَاهُ " .
Sahih
Esma bint-i Umeys (r.a.)'dan; Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana üzüntü zamanında söyleyeceğim kelimeleri öğretti: "Allahu, Allahu Rabbi La uşriku bihi aheda" (Allah, Allah Rabbimdir O'na hiçbir şeyi ortak koşmam.,.) Diğer tahric: Bu hadisi; Ebu Davud, Nesai ve Tabari de rivayet etmişlerdir. Tabari' de bu zikrin üç defa okunması kaydı vardır
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بِشْرٍ، ح وَحَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، جَمِيعًا عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ عُمَرَ بْنِ عَبْدِ الْعَزِيزِ، حَدَّثَنِي هِلاَلٌ، مَوْلَى عُمَرَ بْنِ عَبْدِ الْعَزِيزِ عَنْ عُمَرَ بْنِ عَبْدِ الْعَزِيزِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ جَعْفَرٍ، عَنْ أُمِّهِ، أَسْمَاءَ ابْنَةِ عُمَيْسٍ قَالَتْ عَلَّمَنِي رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَلِمَاتٍ أَقُولُهُنَّ عِنْدَ الْكَرْبِ " اللَّهُ اللَّهُ رَبِّي لاَ أُشْرِكُ بِهِ شَيْئًا " .
Sahih
İbn-i Abbas (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem). sıkıntı, meşakkat olduğunda şu zikri yapardı: "LA ilahe illallahu'I-HaIimu'I-Kerim. Sübhanallahi Rabbi'l-Arşi'l¬Azim. Sübhanallahi Rabbi's-semavati's-seb'i ve Rabbi'I-Arşi'I-kerim.'' Meali: Halim, Kerim olan Allah'tan başka ilah yoktur. Ben azametli Arş'ın Rabbı olan Allah'ı tesbih (noksanlıklardan tenzih) ederim, Ben yedi göğün Rabbı ve güzel Arş'ın Rabbı olan Allah'ı tesbih ederim. Ravi Veki, bu zikrin hepsinde "La ilahe ilIallah" kelimesini bir defa söylemiştir." Diğer tahric: Bu hadisi; Buhari, Müslim, Tirmizi ve Nesai de rivayet etmişlerdir. (zikir lafızları farklıdır)
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ هِشَامٍ، صَاحِبِ الدَّسْتَوَائِيِّ عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَبِي الْعَالِيَةِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يَقُولُ عِنْدَ الْكَرْبِ " لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ الْحَلِيمُ الْكَرِيمُ سُبْحَانَ اللَّهِ رَبِّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ سُبْحَانَ اللَّهِ رَبِّ السَّمَوَاتِ السَّبْعِ وَرَبِّ الْعَرْشِ الْكَرِيمِ " . قَالَ وَكِيعٌ مَرَّةً لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ فِيهَا كُلِّهَا .
Sahih
Ümmü Seleme (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) evinden çıktığı zaman: « اللّهُمَّ! إِنِّي أَعُوذُ بِكَ أَنْ أَضِلَّ أَوْ أَزِلَّ، أَوْ أَظْلِمَ أَوْ أُظْلَمَ. أَوْ أَجْهَلَ أَوْ يُجْهَلَ عَلَيَّ ''Allahumme inni euzu bike en adille ev eziIle ev azlime ev uzlame ev echile ev yüchele aleyye''» diyerek dua ederdi. Meali: Allahım! Ben dalalete düşmekten, ayak kaymasınden, (kimseye) zulüm etmekten, (kimse tarafından) bana zulüm edilmekten, cahilce davranınaktan ve (başkası tarafından) aleyhimde cahilce davranılmaktan şüphesiz sana sığınınm. Diğer tahric: Bu hadisi; Tirmizi, Ebu. Davud ve Nesai de rivayet etmişlerdir
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبِيدَةُ بْنُ حُمَيْدٍ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، . أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ إِذَا خَرَجَ مِنْ مَنْزِلِهِ قَالَ " اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ أَنْ أَضِلَّ أَوْ أَزِلَّ أَوْ أَظْلِمَ أَوْ أُظْلَمَ أَوْ أَجْهَلَ أَوْ يُجْهَلَ عَلَىَّ " .
Daif
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) evinden çıktığı zaman ‘’ بِسْمِ اللهِ، لاَحَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ باللهِ. التُّكْلانُ عَلَى اللهِ Bismillahi, la havle ve la kuvvete illa billah. Et-Tuklanu alallah’’ duasını okurdu. Dua’nın Meali:Allah'ın isminden yardım dilerim. Günahlardan dönüş ve kulluk görevine takat ancak Allah'ın yardımıyladır, Dayanmak Allah'adır." Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun isnadında bulunan Abdullah bin Hüseyin'i Ebü Zur'a, Buhri ve İbn-i Hibban zayı! saymışjardır
حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ حُمَيْدِ بْنِ كَاسِبٍ، حَدَّثَنَا حَاتِمُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ حُسَيْنِ بْنِ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ سُهَيْلِ بْنِ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ إِذَا خَرَجَ مِنْ بَيْتِهِ قَالَ " بِسْمِ اللَّهِ لاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللَّهِ التُّكْلاَنُ عَلَى اللَّهِ " .
Daif
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: «Adam evinin kapısından çıktığı zaman görevlendirilmiş iki melek onunla beraber olurlar. Bu itibarla adam "Bismillah = Allah'ın ismiyle" dediği zaman o iki melek kendisine: Hidayete, doğru yola erdirildin, derler. Sonra adam "La havle ve la kuvvete illa billah = Günahlardan dönüş ve kulluk görevine kuvvet ancak Allah'ın yardımıyladır" deyince melekler ona: Korundun, derler. Adam: "Tevekkeltu alallah O Allah'a dayandırn" deyince de melekler ona: işin görüldü, derler. (Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyruğuna devamla şöyle der) Sonra iki karini (yani onu günaha sürüklemek isteyen insi ve cinni iki şeytanı) ona rastlarlar. Melekler (o şeytanlara): Hidayete erdirilen, işi (Allah tarafından) görülen ve muhafaza edilen bir adam'dan ne istersiniz? derler. (yani onu sapıtamazsınız).' Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedinde Harun bin Harun bin AbdilIalı bulunur. Bu ravi zayıftır
حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الدِّمَشْقِيُّ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي فُدَيْكٍ، حَدَّثَنِي هَارُونُ بْنُ هَارُونَ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " إِذَا خَرَجَ الرَّجُلُ مِنْ بَابِ بَيْتِهِ - أَوْ مِنْ بَابِ دَارِهِ - كَانَ مَعَهُ مَلَكَانِ مُوَكَّلاَنِ بِهِ فَإِذَا قَالَ بِسْمِ اللَّهِ . قَالاَ هُدِيتَ . وَإِذَا قَالَ لاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللَّهِ . قَالاَ وُقِيتَ . وَإِذَا قَالَ تَوَكَّلْتُ عَلَى اللَّهِ قَالاَ كُفِيتَ قَالَ فَيَلْقَاهُ قَرِينَاهُ فَيَقُولاَنِ مَاذَا تُرِيدَانِ مِنْ رَجُلٍ قَدْ هُدِيَ وَكُفِيَ وَوُقِيَ " .
Sahih
Cabir bin Abdillah (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre kendisi Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den şu buyruğu işitmiştir: Adam kendi evine girip de girdiği zaman ve (akşam) yemeğini yediği zaman Allah'ı anınca şeytan, (yardımcılarına): (bu evde) sizin için ne gecelenecek yer ne de akşam yemeği var, der. Adam (evine) girip de girdiği zaman Allah'ı anmayınca, şeytan (yardımcılarına): Geceyi geçireceğiniz yere kavuştunuz, der. Sonra adam (akşam) yemeğini yiyeceği zaman Allah'ı anmayınca şeytan (yardımeııarına): Geceleyeceğiniz yere ve akşam yemeğine ulaştınız, der. Diğer tahric: Bu hadisi; Müslim, Ebu Davud ve Ahmed bin Hanbel de rivayet etmişlerdir
حَدَّثَنَا أَبُو بِشْرٍ، بَكْرُ بْنُ خَلَفٍ حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي أَبُو الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّهُ سَمِعَ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ " إِذَا دَخَلَ الرَّجُلُ بَيْتَهُ فَذَكَرَ اللَّهَ عِنْدَ دُخُولِهِ وَعِنْدَ طَعَامِهِ قَالَ الشَّيْطَانُ لاَ مَبِيتَ لَكُمْ وَلاَ عَشَاءَ . وَإِذَا دَخَلَ وَلَمْ يَذْكُرِ اللَّهَ عِنْدَ دُخُولِهِ قَالَ الشَّيْطَانُ أَدْرَكْتُمُ الْمَبِيتَ . فَإِذَا لَمْ يَذْكُرِ اللَّهَ عِنْدَ طَعَامِهِ قَالَ أَدْرَكْتُمُ الْمَبِيتَ وَالْعَشَاءَ " .