Hadisler yükleniyor…
Hadisler yükleniyor…
Sünen-i İbn Mâce · 34. Bölüm
65 hadis, 3 sayfada. Arapça asılları ve Türkçe tercümeleriyle.
30 hadis14 dk okuma
Hasan
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu demiştir: «Kim Allah Sübhanehu'ya dua etmez ise Allah o kimse'ye gazab eder.»
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا أَبُو الْمَلِيحِ الْمَدَنِيُّ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " مَنْ لَمْ يَدْعُ اللَّهَ سُبْحَانَهُ غَضِبَ عَلَيْهِ " .
Sahih
Nu'man bin Beşir (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Şüphesiz ancak dua ibadettir.» buyurdu. Sonra: ''.. Ve Rabbiniz buyurdu ki: Siz bana dua ediniz ki bende size icabet edeyim. Bana dua etmeye tenezzül etmeyenler. Şüphesiz alçalmış olarak cehennem'e gireceklerdir.'' [Mu'min 60] ayetini okudu. Diğer tahric: Tirmizi, Ebu Davud, Nesai, İbn-i Hibban, Hakim ve Ahmed Müsned
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ ذَرِّ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الْهَمْدَانِيِّ، عَنْ يُسَيْعٍ الْكِنْدِيِّ، عَنِ النُّعْمَانِ بْنِ بَشِيرٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " إِنَّ الدُّعَاءَ هُوَ الْعِبَادَةُ " . ثُمَّ قَرَأَ {وَقَالَ رَبُّكُمُ ادْعُونِي أَسْتَجِبْ لَكُمْ} .
Hasan
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: «(Zikir sözlü ibadetlerden) hiç bir şey Allah sübhanehu katında dua'dan daha faziletli değildir.» Diğer tahric: Tirmizi ve Ahmed Müsned. Buhari de el-Edebu'l-Müfred'de bu hadis'i rivayet etmiştir. Hakim ve İbn-i Hibban bu hadisin sahih olduğunu söylemişlerdir
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، حَدَّثَنَا عِمْرَانُ الْقَطَّانُ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي الْحَسَنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " لَيْسَ شَىْءٌ أَكْرَمَ عَلَى اللَّهِ سُبْحَانَهُ مِنَ الدُّعَاءِ " .
Sahih
İbn-i Abbas (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) duasında mealen şöyle derdi: «Rabbim! Bana yardım et ve aleyhimde (düşmanıma) yardım etme.Yardımını benden esirgeme ve aleyhimde (düşmanımı) destekleme. Düşmanımı cezalandır, beni cezalandırma. Beni hayırlı işlere yönelt ve yayır yolunda ilerlemeyi bana kolaylaştır. Bana zulüm ve haksızlık edene karşı bana yardım et. Ey Rabbim! Beni sana çok şükreden, çok zikreden, senden çok korkan, sana çok itaat eden, sana çok boyun eğip tevazu eden, sana çok yakarıp ağlayarak tevbekar eyle. Ey Rabbim benim tevbemi kabul eyle, günahımı gider, duamı kabul et, kalbimi hidayet üzerine daim kıl, dilimi doğrulukla hakkı söylemekten ayırma, hüccetimi sabit kıl ve kalbimi fenalıktan arındır.» Ebu'l-Hasen et-Tenafisi dediki: Ben Veki'e : Bu duayı vitir namazı kunutunda okuyabilir (miy) im? dedim. Evet dedi. Diğer tahric: Tirmizi, Ebu Davud, Nesai, İbn-i Hibban ve Hakim tarafından da rivayet edilmiştir
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، سَنَةَ إِحْدَى وَثَلاَثِينَ وَمِائَتَيْنِ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، فِي سَنَةِ خَمْسٍ وَتِسْعِينَ وَمِائَةٍ قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ فِي مَجْلِسِ الأَعْمَشِ مُنْذُ خَمْسِينَ سَنَةً حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ مُرَّةَ الْجَمَلِيُّ فِي زَمَنِ خَالِدٍ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْحَارِثِ الْمُكْتِبِ عَنْ طَلِيقِ بْنِ قَيْسٍ الْحَنَفِيِّ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يَقُولُ فِي دُعَائِهِ " رَبِّ أَعِنِّي وَلاَ تُعِنْ عَلَىَّ وَانْصُرْنِي وَلاَ تَنْصُرْ عَلَىَّ وَامْكُرْ لِي وَلاَ تَمْكُرْ عَلَىَّ وَاهْدِنِي وَيَسِّرِ الْهُدَى لِي وَانْصُرْنِي عَلَى مَنْ بَغَى عَلَىَّ رَبِّ اجْعَلْنِي لَكَ شَكَّارًا لَكَ ذَكَّارًا لَكَ رَهَّابًا لَكَ مُطِيعًا إِلَيْكَ مُخْبِتًا إِلَيْكَ أَوَّاهًا مُنِيبًا رَبِّ تَقَبَّلْ تَوْبَتِي وَاغْسِلْ حَوْبَتِي وَأَجِبْ دَعْوَتِي وَاهْدِ قَلْبِي وَسَدِّدْ لِسَانِي وَثَبِّتْ حُجَّتِي وَاسْلُلْ سَخِيمَةَ قَلْبِي " . قَالَ أَبُو الْحَسَنِ الطَّنَافِسِيُّ قُلْتُ لِوَكِيعٍ أَقُولُهُ فِي قُنُوتِ الْوِتْرِ قَالَ نَعَمْ .
Sahih
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: (Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kızı) Fatima (r.anha) Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına Ondan bir hizmetçi istedi. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona: «Yanımda sana verebileceğim (hizmetçi) yoktur.» buyurdu. Fatime de dönüp gitti. Bundan bir süre sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Fatime'nin yanına gelerek: «Senin istediğin (hizmetçi mi) sana daha sevimlidir yoksa ondan daha hayırlı olan şeymidir?» buyurdu. Ali (r.a.) Fatime'ye dediki: Söyle: Hayır. Bilakis ondan daha hayırlı olan şey (daha sevimlidir.) Bunun üzerine Fatime (Ali r.a.'in dediğini) söyledi. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de Fatime'ye şöyle buyurdu: «De ki: Allahım! Ey yedi göğün Rabbi. Azametli Arş'ın Rabbi. bizim Rabbimiz ve her şey'in Rabbi. Ey Tevrat, İncil ve Kur'an-i Azim'i indiren. Evvel sensin senden önce olan hiç bir şey yoktur. Ahir de sensin, senden sonra hiç bir şey yoktur. Zahir sensin, varlığı seninkinden daha aşikar hiç bir şey yoktur. Batın sensin, sen'den daha gizli hiç bir şey yoktur. Borcumuzu öde ve bizi fakirlikten kurtarıp zenginleştir.» Bu hadisini Tirmizi de rivayet etmiştir
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي عُبَيْدَةَ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ أَتَتْ فَاطِمَةُ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ تَسْأَلُهُ خَادِمًا فَقَالَ لَهَا " مَا عِنْدِي مَا أُعْطِيكِ " . فَرَجَعَتْ فَأَتَاهَا بَعْدَ ذَلِكَ فَقَالَ " الَّذِي سَأَلْتِ أَحَبُّ إِلَيْكِ أَوْ مَا هُوَ خَيْرٌ مِنْهُ " . فَقَالَ لَهَا عَلِيٌّ قُولِي لاَ بَلْ مَا هُوَ خَيْرٌ مِنْهُ فَقَالَتْ فَقَالَ " قُولِي اللَّهُمَّ رَبَّ السَّمَوَاتِ السَّبْعِ وَرَبَّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ رَبَّنَا وَرَبَّ كُلِّ شَىْءٍ مُنْزِلَ التَّوْرَاةِ وَالإِنْجِيلِ وَالْقُرْآنِ الْعَظِيمِ أَنْتَ الأَوَّلُ فَلَيْسَ قَبْلَكَ شَىْءٌ وَأَنْتَ الآخِرُ فَلَيْسَ بَعْدَكَ شَىْءٌ وَأَنْتَ الظَّاهِرُ فَلَيْسَ فَوْقَكَ شَىْءٌ وَأَنْتَ الْبَاطِنُ فَلَيْسَ دُونَكَ شَىْءٌ اقْضِ عَنَّا الدَّيْنَ وَأَغْنِنَا مِنَ الْفَقْرِ " .
Sahih
Abdullah (bin Mes'ud) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle dua ederdi: «Allahumme inni es'eluke'l-huda ve't-tuka ve'l-ifafe ve'l-ğina.» Dua’nın Meali: Allahım! Ben senden hidayet, takva, iffet ve (gönülce) zenginlik isterim. Diğer tahric: Müslim ve Tirmizi AÇIKLAMA (3830, 3831, 3832): 3830 nolu hadisin baş kısmında Allah'tan inayet ve nusret isteniyor. Bu bölümün;
حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الدَّوْرَقِيُّ، وَمُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ أَبِي الأَحْوَصِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَنَّهُ كَانَ يَقُولُ " اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْهُدَى وَالتُّقَى وَالْعَفَافَ وَالْغِنَى " .
Sahih
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle dua ederdi: «Allahumme infa'ni bima allemteni ve allimni ma yenfauni ve zidni ilmen ve'l-hamdu lillahi ala kulli halin ve euzu billahi min azabi'n-Nar. » Duanın Meali: Allahım! Bana öğrettiğin ilimden beni yararlandır, menfaatleneceğim bilgileri bana ihsan eyle ve ilmimi arttır. Hamd her hal üzerine Allah'adır. Ben ateş azabından Allah'a sığınırım. Diğer tahric: Bu Hadisi; Tirmizi, Nesai ve Hakim de rivayet etmişlerdir
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، عَنْ مُوسَى بْنِ عُبَيْدَةَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ ثَابِتٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ " اللَّهُمَّ انْفَعْنِي بِمَا عَلَّمْتَنِي وَعَلِّمْنِي مَا يَنْفَعُنِي وَزِدْنِي عِلْمًا وَالْحَمْدُ لِلَّهِ عَلَى كُلِّ حَالٍ وَأَعُوذُ بِاللَّهِ مِنْ عَذَابِ النَّارِ " .
Sahih
Enes bin Malik (r.a.)'den; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Allahumme sebbit kalbi ala dinike (Allah'ım kalbimi dininin üzerinde sabit kıl)» duasını çok söylerdi. Bununun üzerine bir adam: Ya Resulallah! Sana iman ettiğimiz ve getirdiğin (din) hakkında seni tasdik ettiğimiz halde bizim için korkuyor (mu)sun ? dedi. Bunun üzerine Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Kalbler şüphesiz Rahman (olan Allah Azze ve Celle) nin parmaklarından iki parmak arasındadır (dilediği şekilde) döndürür.» buyurdu. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bu hadisin senedinin sıhhat durumu Yezid er-Rakkaşi'nin güvenilirliği durumuna bağlıdır. Bu ravi zayıftır
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ يَزِيدَ الرَّقَاشِيِّ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يُكْثِرُ أَنْ يَقُولَ " اللَّهُمَّ ثَبِّتْ قَلْبِي عَلَى دِينِكَ " . فَقَالَ رَجُلٌ يَا رَسُولَ اللَّهِ تَخَافُ عَلَيْنَا وَقَدْ آمَنَّا بِكَ وَصَدَّقْنَاكَ بِمَا جِئْتَ بِهِ فَقَالَ " إِنَّ الْقُلُوبَ بَيْنَ إِصْبَعَيْنِ مِنْ أَصَابِعِ الرَّحْمَنِ عَزَّ وَجَلَّ يُقَلِّبُهَا " . وَأَشَارَ الأَعْمَشُ بِإِصْبَعَيْهِ .
Sahih
Ebu Bekr-i Sıddık (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Kendisi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e: Ya Resulallah! Bana namazım(ın sonun)da okuyacağım bir duayı öğret, diye ricada bulunmuş. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «''Allahumme inni zalemtu nefsi zulmen kesiren ve la yağfiru'z-zunube illa ente fağfirli mağfireten min indike verhamni inneke ente'l-ğafuru'r-Rahim.'' duasını oku.» buyurdu. Dua'nın meali: Allahım! Şüphesiz ben kendi nefsime çok zulüm ettim. Senden başka hiçbir kimse günahları bağışlayamaz. Bu itibarla katından (ikram olarak) bir mağfiretle beni bağışla ve bana merhamet et. Şüphesiz Ğafur sensin, Rahim sensin. Diğer tahric edenler: Buhari, sıfatu’s-salat, Müslim zikir, Tirmizi, deavat; Nesai, sehv BUHARİ RİVAYETİ VE İZAH İÇİN BURAYA TIKLAYIN
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، عَنْ أَبِي الْخَيْرِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرِو بْنِ الْعَاصِ، عَنْ أَبِي بَكْرٍ الصِّدِّيقِ، . أَنَّهُ قَالَ لِرَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَلِّمْنِي دُعَاءً أَدْعُو بِهِ فِي صَلاَتِي . قَالَ " قُلِ اللَّهُمَّ إِنِّي ظَلَمْتُ نَفْسِي ظُلْمًا كَثِيرًا وَلاَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلاَّ أَنْتَ فَاغْفِرْ لِي مَغْفِرَةً مِنْ عِنْدِكَ وَارْحَمْنِي إِنَّكَ أَنْتَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ " .
Daif
Ebu Ümame el-Bahili (r.a.)'den; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir baston'a dayanmış olarak çıkıp yanımıza geldi. Biz de onu görünce ayağa kalktık. Bunun üzerine: «Faris halkının ulularına karşı yaptıkları gibi yapmayınız.» buyurdu. Biz: Ya Resulallah! Bizim için Allah'a dua etmenizi diliyoruz. dedik. O da: «Allahım bize mağfiret eyle, bize merhamet et. bizden razı ol, (ibadet ve duaları) bizden kabul eyle, bizi cennet'e dahil et, bizi ateşten kurtar ve bizim için her durumumuzu ıslah eyle,» diye dua ett. Ebu Ümame dediki: Bana öyle geliyorki bize daha fazla dua buyurmasını iştiyakla arzuladık. Bunun üçin şöyle buyurdu: «Dilekler işini sizin için toplamadım mı?» (Yani sizin için gerekli herşeyi istemedim mi) Bu hadis'in ilk bölümü yani dua talebi ve dua kısmı hariç kalan kısmını Ebu Davud da rivayet etti
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ مِسْعَرٍ، عَنْ أَبِي مَرْزُوقٍ، عَنْ أَبِي الْعَدَبَّسِ، عَنْ أَبِي أُمَامَةَ الْبَاهِلِيِّ، قَالَ خَرَجَ عَلَيْنَا رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَهُوَ مُتَّكِئٌ عَلَى عَصًا فَلَمَّا رَأَيْنَاهُ قُمْنَا فَقَالَ " لاَ تَفْعَلُوا كَمَا يَفْعَلُ أَهْلُ فَارِسَ بِعُظَمَائِهَا " . قُلْنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ لَوْ دَعَوْتَ اللَّهَ لَنَا . قَالَ " اللَّهُمَّ اغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا وَارْضَ عَنَّا وَتَقَبَّلْ مِنَّا وَأَدْخِلْنَا الْجَنَّةَ وَنَجِّنَا مِنَ النَّارِ وَأَصْلِحْ لَنَا شَأْنَنَا كُلَّهُ " . قَالَ فَكَأَنَّمَا أَحْبَبْنَا أَنْ يَزِيدَنَا فَقَالَ " أَوَلَيْسَ قَدْ جَمَعْتُ لَكُمُ الأَمْرَ " .
Sahih
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle dua ederdi: «Allahım dört şeyden sana sığınırım: Faydasız ilimden, huşu duynayan kalp'ten, doymayan nefis'ten ve işitilmeyen (yani kabul olmayan) dua'dan.» Diğer tahric: Bu hadisi Ebu Davud ve Nesai de tahric ettiler. Benzerini ise Müslim, Zeyd bin Erkam, Tirmizi, İbn-i Amr bin el-As r.a.'dan rivayet ettiler
حَدَّثَنَا عِيسَى بْنُ حَمَّادٍ الْمِصْرِيُّ، أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي سَعِيدٍ الْمَقْبُرِيِّ، عَنْ أَخِيهِ، عَبَّادِ بْنِ أَبِي سَعِيدٍ أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ " اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الأَرْبَعِ مِنْ عِلْمٍ لاَ يَنْفَعُ وَمِنْ قَلْبٍ لاَ يَخْشَعُ وَمِنْ نَفْسٍ لاَ تَشْبَعُ وَمِنْ دُعَاءٍ لاَ يُسْمَعُ " .
Sahih
Aişe (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şu cümlelerle dua ederdi: «Allahım! cehennem ateşinin fitnesinden cehennem ateşinin azabından, kabir fitnesinden, kabir azabından, zenginlik fitnesinin, şerrinden, fakirlik fitnesinin şerrinden ve Deccal-i Mesih'in fitnesinin şerrinden sana sığınırım. Allahım! Günahlarımı kar ve dolu suyu ile yıka. ve beyaz elbiseyi kirden temizler gibi kalbimi hatalardan arındır. Benimle hatalarımın arasını da doğu ile batının arasını uzaklaştırdığın gibi uzak kıl. Allahım! Tembellikten, bunaklık derecesinde ihtiyarlıktan, günahtan ve borç'tan ve borçluluktan sana sığınırım. » Diğer tahric: Bu hadisi; Buhari, Müslim, Tirmizi ve Nesal de rivayet etmişlerdir
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، ح وَحَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، جَمِيعًا عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يَدْعُو بِهَؤُلاَءِ الْكَلِمَاتِ " اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ النَّارِ وَعَذَابِ النَّارِ وَمِنْ فِتْنَةِ الْقَبْرِ وَعَذَابِ الْقَبْرِ وَمِنْ شَرِّ فِتْنَةِ الْغِنَى وَشَرِّ فِتْنَةِ الْفَقْرِ وَمِنْ شَرِّ فِتْنَةِ الْمَسِيحِ الدَّجَّالِ اللَّهُمَّ اغْسِلْ خَطَايَاىَ بِمَاءِ الثَّلْجِ وَالْبَرَدِ وَنَقِّ قَلْبِي مِنَ الْخَطَايَا كَمَا نَقَّيْتَ الثَّوْبَ الأَبْيَضَ مِنَ الدَّنَسِ وَبَاعِدْ بَيْنِي وَبَيْنَ خَطَايَاىَ كَمَا بَاعَدْتَ بَيْنَ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْكَسَلِ وَالْهَرَمِ وَالْمَأْثَمِ وَالْمَغْرَمِ " .
Sahih
Aişe (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle dua ederdi: «Allahım! İşlediğimin şerrinden ve işlemediğimden sana sığınırım.» Diğer tahric: Bu hadisi; Müslim, Ebu Davud ve Nesai de rivAyet etmişlerdir
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ إِدْرِيسَ، عَنْ حُصَيْنٍ، عَنْ هِلاَلٍ، عَنْ فَرْوَةَ بْنِ نَوْفَلٍ، قَالَ سَأَلْتُ عَائِشَةَ عَنْ دُعَاءٍ، كَانَ يَدْعُو بِهِ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَتْ كَانَ يَقُولُ " اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا عَمِلْتُ وَمِنْ شَرِّ مَا لَمْ أَعْمَلْ " .
Hasan Sahih
İbn-i Abbas (r.a.)'den şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize Kur'an'dan olan sureyi öğrettiği gibi bize bu dua'yı da öğretirdi: «Allahım! Cehennem azabından şüphesiz sana sığınırım. Kabir azabından da cidden sana sığınırım ve Deccal-i Mesih'in fitnesinden de gerçekten sana sığınırım. Hayat ve Ölüm fitnesinden de sana sığınırım.» Diğer tahric: Bu hadis; Müslim, Tirmizi, Ebu Davud ve Nesai tarafından da rivayet edilmiştir
حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ الْمُنْذِرِ الْحِزَامِيُّ، حَدَّثَنَا بَكْرُ بْنُ سُلَيْمٍ، حَدَّثَنِي حُمَيْدٌ الْخَرَّاطُ، عَنْ كُرَيْبٍ، مَوْلَى ابْنِ عَبَّاسٍ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يُعَلِّمُنَا هَذَا الدُّعَاءَ كَمَا يُعَلِّمُنَا السُّورَةَ مِنَ الْقُرْآنِ " اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ جَهَنَّمَ وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ الْمَسِيحِ الدَّجَّالِ وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ الْمَحْيَا وَالْمَمَاتِ " .
Sahih
Aişe (r.anha)'dan; şöyle demiştir: Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i bir gece yatağında bulamadım. Bunun üzerine O'nu aradım ve elim O'nun ayağının alt kısmına değdi. O secde halinde idi, her iki ayağı dikilmiş vaziyette idi ve şöyle dua ediyordu: «Allahım! Ben senin hoşnutsuzluğundan rızana ve azabından affına sığınırım. Sen(in azabın)den sana sığınırım. Sana (layıkı vechiyle) hamd - sena etmeye takatim yetmez. Sen zatını övdüğün yüce vasıflara, üstün kemalat'a sahibsin.» Diğer tahric: Bu hadisi Müslim ve Tirmizi de rivayet etmişlerdir
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ يَحْيَى بْنِ حَبَّانَ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ فَقَدْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ذَاتَ لَيْلَةٍ مِنْ فِرَاشِهِ فَالْتَمَسْتُهُ فَوَقَعَتْ يَدِي عَلَى بَطْنِ قَدَمَيْهِ وَهُوَ فِي الْمَسْجِدِ وَهُمَا مَنْصُوبَتَانِ وَهُوَ يَقُولُ " اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِرِضَاكَ مِنْ سَخَطِكَ وَبِمُعَافَاتِكَ مِنْ عُقُوبَتِكَ وَأَعُوذُ بِكَ مِنْكَ لاَ أُحْصِي ثَنَاءً عَلَيْكَ أَنْتَ كَمَا أَثْنَيْتَ عَلَى نَفْسِكَ " .
Sahih
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu demiştir: «Fakirlikten, azlıktan, zilletten, zulüm etmekten ve zulm'e uğramaktan Allah'a sığınırım.» Diğer tahric: Bu hadisi; Ebu Davud ile Nesai de rivayet etmişlerdir
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مُصْعَبٍ، عَنِ الأَوْزَاعِيِّ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ جَعْفَرِ بْنِ عِيَاضٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " تَعَوَّذُوا بِاللَّهِ مِنَ الْفَقْرِ وَالْقِلَّةِ وَالذِّلَّةِ وَأَنْ تَظْلِمَ أَوْ تُظْلَمَ " .
Hasan
Cabir (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Allah'tan yararlı ilim dileyiniz ve yarar sağlamayan ilim'den Allah'a sığınınız.» Not: Zevald'de şöyle denilmiştir: Bunun senedi sahih olup ravileri sika (yani güvenilir zatlar) dır. Ravi Üsame bin Zeyd, el-Leysi el-Müzeni olan Usame'dir. Müslim bu ravinin hadislerin! rivayet etmiştir
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ أُسَامَةَ بْنِ زَيْدٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " سَلُوا اللَّهَ عِلْمًا نَافِعًا وَتَعَوَّذُوا بِاللَّهِ مِنْ عِلْمٍ لاَ يَنْفَعُ " .
Daif
Ömer(r.a.)'den; şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), korkaklıktan, cimrilikten ve ömrün en rezil döneminden ve kalb fitnesinden Allah'a sığınırdı. (Ravi) Veki' dediki: Kalb fitnesi ile bir günah işleyip de ondan dolayı Allah'tan mağfiret dilemeden ölen adamın kalbini kasdetmiştir. Diğer tahric: Bu hadisi Ebu Davud ve Nesai de rivayet etmişlerdir
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ إِسْرَائِيلَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مَيْمُونٍ، عَنْ عُمَرَ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يَتَعَوَّذُ مِنَ الْجُبْنِ وَالْبُخْلِ وَأَرْذَلِ الْعُمُرِ وَعَذَابِ الْقَبْرِ وَفِتْنَةِ الصَّدْرِ . قَالَ وَكِيعٌ يَعْنِي الرَّجُلَ يَمُوتُ عَلَى فِتْنَةٍ لاَ يَسْتَغْفِرُ اللَّهَ مِنْهَا .
Sahih
Tarik (b. Eşyem r.a.)'den rivayet edildiğine göre bir adam Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek, Ya Resulullah! Ben Rabbim'den dilekte bulunmak istediğim zaman nasıl söyleyeyim, dediğinde Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in (adama) şöyle buyurduğuna şahid olmuştur: « De ki : اللّهُمَّ! اغْفِرْ لِي وَارْحَمْنِي وَعَافِنِي وَارْزُقْنِي = Allahumme-ğfirli ve erhamni ve afini ve erzukni. » Ve Resul-i Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) baş parmak hariç dört parmağını birleştirerek: «Şüphesiz şunlar senin için dinini ve dünyanı tıoplar » Dua’nın Meali: De ki: Allahım! Beni bağışla, bana rahmet et, beni afiyette kıl ve beni rızıklandır
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَنْبَأَنَا أَبُو مَالِكٍ، سَعْدُ بْنُ طَارِقٍ عَنْ أَبِيهِ، أَنَّهُ سَمِعَ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَقَدْ أَتَاهُ رَجُلٌ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ كَيْفَ أَقُولُ حِينَ أَسْأَلُ رَبِّي قَالَ " قُلِ اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي وَارْحَمْنِي وَعَافِنِي وَارْزُقْنِي " . وَجَمَعَ أَصَابِعَهُ الأَرْبَعَ إِلاَّ الإِبْهَامَ " فَإِنَّ هَؤُلاَءِ يَجْمَعْنَ لَكَ دِينَكَ وَدُنْيَاكَ " .
Sahih
Aişe (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendisine şu dua'yı öğretmiştir: «Allahım! Şüphesiz ben senden hayrın her çeşidinden isterim, acil olanı, acil olmayanı, bilebildiğim hayrı ve bilemediğim hayrı. Acil olan ve acil olmayan, bilebildiğim ve bilemediğim şerrin hepsinden sana sığınırım. Allahım! Senin kulun ve Nibiinin Sen'den istediği hayır (çeşidlerinden) şüphesiz bende isterim ve senin sevgili kulun ve Nebi'inin sana sığındığı şerlerden sana bende sığınırım. Allahım! Şüphesiz ben sen'den cenneti ve (beni) cennet'e yaklaştırıcı söz ve amel (de) muvaffak olmayı isterim.Cehennme ateşinden ve (beni) ona yaklaştıran söz veya amel'den de sana sığınırım. Beni için hükmettiğim her kaza (ve kadar) hükmünü hayırlı kılmanı senden dilerim.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedi söz götürür. Seneddekl Ümmü Külsüm hakkında konuşanı görmedim. Bir gurup onu sahabilerden saymışlar ise de buna itiraz variddir, çünkü bu hatun Ebu Bekir (r.a.)'m vefatından sonra doğmuştur. Senedin kalan ravileri güvenilir zatlardır
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَفَّانُ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، أَخْبَرَنِي جَبْرُ بْنُ حَبِيبٍ، عَنْ أُمِّ كُلْثُومٍ بِنْتِ أَبِي بَكْرٍ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَلَّمَهَا هَذَا الدُّعَاءَ " اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ مِنَ الْخَيْرِ كُلِّهِ عَاجِلِهِ وَآجِلِهِ مَا عَلِمْتُ مِنْهُ وَمَا لَمْ أَعْلَمْ وَأَعُوذُ بِكَ مِنَ الشَّرِّ كُلِّهِ عَاجِلِهِ وَآجِلِهِ مَا عَلِمْتُ مِنْهُ وَمَا لَمْ أَعْلَمْ اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ مِنْ خَيْرِ مَا سَأَلَكَ عَبْدُكَ وَنَبِيُّكَ وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا عَاذَ بِهِ عَبْدُكَ وَنَبِيُّكَ اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْجَنَّةَ وَمَا قَرَّبَ إِلَيْهَا مِنْ قَوْلٍ أَوْ عَمَلٍ وَأَعُوذُ بِكَ مِنَ النَّارِ وَمَا قَرَّبَ إِلَيْهَا مِنْ قَوْلٍ أَوْ عَمَلٍ وَأَسْأَلُكَ أَنْ تَجْعَلَ كُلَّ قَضَاءٍ قَضَيْتَهُ لِي خَيْرًا " .
Sahih
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir adam a: «Namaz da (yani oturunca) ne diyorsun? » diye sordu. Adam: Ben teşehüdü (tehiyat ve salavat) okuyorum. Sonra Allah'tan cennet diliyor ve cehennem ateşinden O'na sığınıyorum. Ama, Vallahi ben ne senin ne okuduğunu ne de Muaz'ın ne okuduğunu bilmiyorum. dedi. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Biz onun çevresinde (yani senin okuduğun şeylere yakın) sözler söyleriz,» buyurdu. Not: Zevaid'de bunun senedinin sahih ve ravilerinin güvenilir olduğu belirtilmiştir
حَدَّثَنَا يُوسُفُ بْنُ مُوسَى الْقَطَّانُ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ لِرَجُلٍ " مَا تَقُولُ فِي الصَّلاَةِ " . قَالَ أَتَشَهَّدُ ثُمَّ أَسْأَلُ اللَّهَ الْجَنَّةَ وَأَعُوذُ بِهِ مِنَ النَّارِ أَمَا وَاللَّهِ مَا أُحْسِنُ دَنْدَنَتَكَ وَلاَ دَنْدَنَةَ مُعَاذٍ . قَالَ " حَوْلَهُمَا نُدَنْدِنُ " .
Daif
Enes bin Malik (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Bir adam Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek: Ya Resulallah! Hangi dua efdaldir? diye sordu. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Rabbinden dünyada ve ahirette afv ve afiyet dile » buyurdu. Sonra Adam ikinci gün gelerek: Ya Resulallah! Hangi dua efdaldir? diye sordu. Resul- Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Rabbin'den dünyada ve ahirette afv ve afiyet iste, » buyurdu. Sonra adam ona üçüncü gün geldi ve: Ya Nebiyyallah! Hangi dua efdaldir? dedi. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Rabbin'den dünyada ve ahirette afv ve afiyet dile. Sana dünya ve ahirette afv afiyet verilince şüphesiz muradına ermiş olursun,» buyurdu. Bu Hadis’i Tirmizi de tahric etti
حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الدِّمَشْقِيُّ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي فُدَيْكٍ، أَخْبَرَنِي سَلَمَةُ بْنُ وَرْدَانَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ أَتَى النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ رَجُلٌ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَىُّ الدُّعَاءِ أَفْضَلُ قَالَ " سَلْ رَبَّكَ الْعَفْوَ وَالْعَافِيَةَ فِي الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ " . ثُمَّ أَتَاهُ فِي الْيَوْمِ الثَّانِي فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَىُّ الدُّعَاءِ أَفْضَلُ قَالَ " سَلْ رَبَّكَ الْعَفْوَ وَالْعَافِيَةَ فِي الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ " . ثُمَّ أَتَاهُ فِي الْيَوْمِ الثَّالِثِ فَقَالَ يَا نَبِيَّ اللَّهِ أَىُّ الدُّعَاءِ أَفْضَلُ قَالَ " سَلْ رَبَّكَ الْعَفْوَ وَالَعَافِيَةَ فِي الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ فَإِذَا أُعْطِيتَ الْعَفْوَ وَالْعَافِيَةَ فِي الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ فَقَدْ أَفْلَحْتَ " .
Sahih
Evsat bin İsmail el-Beceli (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) vefat edince Ebu Bekr (r.a.)'in şu hadis'i rivayetine kendisi şahid olmuştur: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) iki yıl benim şu yerimde ayağa kalktı (Ebu Bekr böyle söyledikten sonra ağladı). Daha sonra hadis rivayetine devamla dediki: (Sözde ve iş'te) doğruluktan ayrılmayınız. Çünkü doğruluk şüphesiz hayır ile beraberdir (yani sahibini iyi amele yöneltir.) Doğruluk ve hayır (sahibi) de cennettedir. Yalancılıktan da sakınınız. Çünkü yalancılık şüphesiz şer ile beraberdir. (yani sahibini kötülüğe sürükler) ve yalancılıkla şer sahibi cehennemdedir. Allah'tan muafat (yani hoşlanılmayan şerlerden selamet ve afiyette olamayı) dileyiniz. Çünkü hiç kimse imandan sonra afiyetten daha hayırlı bir şey şüphesiz verilmemiştir. Birbirinize haset etmeyiniz. Birbirinize buğz etmeyiniz. Birbirinizle iyi ilişkileri kemeyiniz. Birbirinizden yüz çevirip küsüşmeyiniz. Ve ey Allah'ın kulları kardeşler olunuz. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bu hadisi Nesai, el•Yevm ve'l.Leyle adlı kitabında birkaç yoldan rivayet etmiştir. O yollardan bazısı şunlardır: Yahya. bin Osman'dan, o da Ömer bin Abdulvahid'den; ayrıca Mahmud bin Halid'den, o da el•Velid'den rivayet etmişler ve bu iki ravi. yani Ömer ile Velid bunu Abdurrahman bin Yezld'den, o da Cabir'den. o da Süleym bin Amir'den rivayette' bulunmuşlardır
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ، وَعَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا عُبَيْدُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ سَمِعْتُ شُعْبَةَ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ خُمَيْرٍ، قَالَ سَمِعْتُ سُلَيْمَ بْنَ عَامِرٍ، يُحَدِّثُ عَنْ أَوْسَطَ بْنِ إِسْمَاعِيلَ الْبَجَلِيِّ، أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا بَكْرٍ، حِينَ قُبِضَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ قَامَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فِي مَقَامِي هَذَا عَامَ الأَوَّلِ ثُمَّ بَكَى أَبُو بَكْرٍ ثُمَّ قَالَ " عَلَيْكُمْ بِالصِّدْقِ فَإِنَّهُ مَعَ الْبِرِّ وَهُمَا فِي الْجَنَّةِ وَإِيَّاكُمْ وَالْكَذِبَ فَإِنَّهُ مَعَ الْفُجُورِ وَهُمَا فِي النَّارِ وَسَلُوا اللَّهَ الْمُعَافَاةَ فَإِنَّهُ لَمْ يُؤْتَ أَحَدٌ بَعْدَ الْيَقِينِ خَيْرًا مِنَ الْمُعَافَاةِ وَلاَ تَحَاسَدُوا وَلاَ تَبَاغَضُوا وَلاَ تَقَاطَعُوا وَلاَ تَدَابَرُوا وَكُونُوا عِبَادَ اللَّهِ إِخْوَانًا " .
Sahih
Aişe (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre, kendisi: Ya Resulallh! Kadis gecesine rastlarsam ne dua edeceğimi bana bildir, diye talepte bulunmuş. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: «Allahım! Şüphesiz, sen afv edicisin, afv etmeyi seversin, beni afv et, dersin.» (Allahumme inneke afuvvun, tuhibbu'l-afve, fe-affu anni) Diğer tahric: Tirmizi, Nesai, Ahmed ve Hakim
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ كَهْمَسِ بْنِ الْحَسَنِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّهَا قَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَرَأَيْتَ إِنْ وَافَقْتُ لَيْلَةَ الْقَدْرِ مَا أَدْعُو قَالَ " تَقُولِينَ اللَّهُمَّ إِنَّكَ عَفُوٌّ تُحِبُّ الْعَفْوَ فَاعْفُ عَنِّي " .
Sahih
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Kulun; ''Allahın! Ben sen'den dünya ve ahirette afiyet dilerim'' duasından daha faziletli, edecceği bir dua yoktur.» Zevaid de : Bu hadis'in senedi sahih, ravileri sikadır. Ravi el-Ala bin Ziyad'ı İbn-i Hibban sika saymıştır. Bende bu ravi hakkında konuşanı görmedim. diğer raviler ise meşhurdurlar, hakların konuşmaya gerek yoktur
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ هِشَامٍ، صَاحِبِ الدَّسْتَوَائِيِّ عَنْ قَتَادَةَ، عَنِ الْعَلاَءِ بْنِ زِيَادٍ الْعَدَوِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " مَا مِنْ دَعْوَةٍ يَدْعُو بِهَا الْعَبْدُ أَفْضَلَ مِنَ - اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْمُعَافَاةَ فِي الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ " .
Daif
İbn-i (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle dua etti, demiştir: «Allah biz'e ve Ad'in kardeşine rahmet eylesin.» Zevaid de: Bu hadis'in senedi sahih, ravileri sikadır
حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ الْخَلاَّلُ، حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ الْحُبَابِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " يَرْحَمُنَا اللَّهُ وَأَخَا عَادٍ " .
Sahih
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Herhangibiriniz acele etmedikçe duası kabul olunur, » buyurmuş. Dua eden kişi nasıl acele eder? Ya Resulullah, diye sorulunca, O: «Adam: Ben Allah'a dua ettim de Allah benim duamı kabul etmedi, der.» diye cevap verdi. Diğer tahric: Buhari, deavat; Müslim, zikir; Ebu Davud, vitr; Tirmizi dua; Muvatta', kur'an; Ahmed b. Hanbel, II, 487. Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. Ebu Ubeyde’nin ismi Sa’d’tır. Abdurrahman b. Ezher’in azadlı kölesidir. Abdurrahman b. Avf’ın azadlısı olduğu da söylenir. Abdurrahman b. Ezher ise Abdurrahman b. Avf’ın amcasının oğludur. Tirmizî: Bu konuda Enes (r.a.)’den de hadis rivâyet edilmiştir
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَبِي عُبَيْدٍ، مَوْلَى عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " يُسْتَجَابُ لأَحَدِكُمْ مَا لَمْ يَعْجَلْ " . قِيلَ وَكَيْفَ يَعْجَلُ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ " يَقُولُ قَدْ دَعَوْتُ اللَّهَ فَلَمْ يَسْتَجِبِ اللَّهُ لِي " .
Sahih
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Sakın herhangi biriniz ''Allahım! Dilersen bana mağfiret et'' şeklinde dua etmesin. ve dileğinde kesin ifade kullansın. Çünkü Allah'ı zorlayan hiç bir güç yoktur.» Diğer tahric: Bu hadisi; Buhari, Müslim, Tirmizi, Ebu Davud ve Malik de rivayet etmişlerdir
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ إِدْرِيسَ، عَنِ ابْنِ عَجْلاَنَ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " لاَ يَقُولَنَّ أَحَدُكُمُ اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي إِنْ شِئْتَ وَلْيَعْزِمْ فِي الْمَسْأَلَةِ فَإِنَّ اللَّهَ لاَ مُكْرِهَ لَهُ " .
Hasan
Esma' bint-i Yezid (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Allah'ın ism-i azam'ı şu iki ayettedir (1):’’ وَإلهُكُمْ إِلهٌ وَاحِدٌ لاَ إِلهَ إِلاَّ هُوَ الرَّحْمنُ الرَّحِيمُ. =..Ve sizin ilahınız tek ilhtır. Ondan başka ilah yoktur. Rahman O'dur. Rahim O'dur.’’ [Bakara163] (2): Al-i İmran suresinin başındaki iki ayet.» الم {1} اللّهُ لا إِلَـهَ إِلاَّ هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ {2} "Elif, Lam, Mim. Allah, O'ndan başka ilah yoktur, ezeli ve ebedi diri olan O'dur, bütün varlıkları yönetip gözeten O'dur." Diğer tahric: Bu lıadisi; Tirmizi, Ebu Davud ve Ahmed de rivAyet etmişlerdir
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ، حَدَّثَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي زِيَادٍ، عَنْ شَهْرِ بْنِ حَوْشَبٍ، عَنْ أَسْمَاءَ بِنْتِ يَزِيدَ، قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " اسْمُ اللَّهِ الأَعْظَمُ فِي هَاتَيْنِ الآيَتَيْنِ {وَإِلَهُكُمْ إِلَهٌ وَاحِدٌ لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ الرَّحْمَنُ الرَّحِيمُ} وَفَاتِحَةِ سُورَةِ آلِ عِمْرَانَ " .
Sahih
Büreyde (bin el-Husayb) (r.a.)'den şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir adam'ın (ki Ebu Musa el-Eş'aridir): ''Allahım! Ben senin zatında, sıfatlarında ve fiillerinde tek olup benzeri ve ortağı olmayan, her şeyden müstağni olup tüm varlıkların muhtaç olduğu, doğurmayan, doğurulmayan ve hiç bir şey O'na denk olmayan Allah olduğunu itiraf ederek senden isterim'' diye dua ederken sesini işitti. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: «Şüphesiz bu adam Allah'tan İsm-i A'zam'ı ile istedi, o İsm-i A'zam ki onunlar Allah'tan istenince verir ve onunla çağrıldığı zaman dua'yı kabul buyurur.» Diğer tahric: Bu hadisi; Tirmizi, Ebu Davud, Nesai, Ahmed, İbn-i Hibban ve Hakim de rivayet etmişlerdir
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ مَالِكِ بْنِ مِغْوَلٍ، أَنَّهُ سَمِعَهُ مِنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ سَمِعَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ رَجُلاً يَقُولُ اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ بِأَنَّكَ أَنْتَ اللَّهُ الأَحَدُ الصَّمَدُ الَّذِي لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " لَقَدْ سَأَلَ اللَّهَ بِاسْمِهِ الأَعْظَمِ الَّذِي إِذَا سُئِلَ بِهِ أَعْطَى وَإِذَا دُعِيَ بِهِ أَجَابَ " .