8 sahne3 dk okuma
Hz. Muhammed (s.a.s.), 571 yılında, Fil Vak'ası'nın yaşandığı yıl, Rebîülevvel ayında Mekke'de dünyaya geldi. Hz. İbrâhîm'in oğlu Hz. İsmâil'in soyundan, Kureyş kabilesinin Hâşimoğulları koluna mensuptur. Babası Abdullah o doğmadan önce vefat etmişti. Kureyş geleneğine uyarak bir süre Benî Sa'd kabilesinden sütannesi Halîme'nin yanında büyüdü. Altı yaşında annesi Âmine'yi, sekiz yaşında da kendisini himayesine alan dedesi Abdülmuttalib'i kaybetti; bundan sonra amcası Ebû Tâlib onu yanına aldı.
Gençliğinde çobanlık ve ticaretle meşgul oldu. Doğruluğu ve güvenilirliği sebebiyle Mekkeliler ona “Muhammedü'l-Emîn” (güvenilir Muhammed) diyorlardı. Haksızlığa uğrayanları korumak için kurulan Hılfü'l-Fudûl cemiyetinde yer aldı. Yirmi beş yaşında, ticaret ortaklığı yaptığı, iffetli ve saygın bir kadın olan Hz. Hatice ile evlendi. Otuz beş yaşındayken Kâbe'nin onarımı sırasında Hacerülesved'in yerine konması meselesinde kabileler arasında çıkan anlaşmazlığı herkesi memnun eden bir çözümle sona erdirdi.
Kırk yaşına yaklaştığında yalnızlığı sever oldu ve Mekke yakınındaki Hira mağarasında tefekkür ve ibadetle vakit geçirmeye başladı. 610 yılında, Ramazan ayında Kadir gecesinde, Cebrâil (a.s.) Hira'da ona gelerek Alak sûresinin ilk ayetlerini, “Yaratan Rabbinin adıyla oku!” emrini getirdi. Böylece peygamberliği başladı. İlk iman edenler eşi Hz. Hatice, amcasının oğlu Hz. Ali, azatlısı Hz. Zeyd ve yakın dostu Hz. Ebû Bekir oldu.
Üç yıl süren gizli davetten sonra İslâm'ı açıktan tebliğ etmeye başladı. Mekkeli müşrikler bu davete şiddetle karşı çıktı; Müslümanlar alay, işkence ve boykotla karşılaştı. Bir kısım Müslüman Habeşistan'a hicret etti. Hz. Peygamber, “hüzün yılı” olarak anılan yılda hem Hz. Hatice'yi hem de kendisini koruyan amcası Ebû Tâlib'i kaybetti. Aynı dönemde Tâif'e giderek davetini sürdürmek istedi, fakat oradan da taşlanarak çıkarıldı. Bu zor günlerin ardından Allah, onu bir gece Mescid-i Harâm'dan Mescid-i Aksâ'ya, oradan da semaya yükselterek İsrâ ve Mi'râc mucizesiyle şereflendirdi; beş vakit namaz bu gecede farz kılındı.
Hac mevsiminde Medineli (Yesribli) bazı kişilerin İslâm'ı kabul etmesiyle Akabe biatları gerçekleşti ve Medine'ye hicretin yolu açıldı. 622 yılında Hz. Peygamber, Hz. Ebû Bekir ile birlikte Mekke'den Medine'ye hicret etti. Bu olay daha sonra Hicrî takvimin başlangıcı kabul edildi. Medine'de önce Kubâ Mescidi'ni, ardından Mescid-i Nebevî'yi inşa etti; Mekke'den gelen muhâcirler ile Medineli ensar arasında kardeşlik bağı kurdu ve Medine'de farklı toplulukları içine alan bir toplum düzeni oluşturdu.
Medine döneminde Müslümanlar, varlıklarını korumak için Bedir (624), Uhud (625) ve Hendek (627) gibi savaşlara katılmak zorunda kaldı. 628 yılında yapılan Hudeybiye Antlaşması, başta aleyhte görünse de Kur'an'da “apaçık bir fetih” olarak müjdelendi; bu barış döneminde İslâm hızla yayıldı ve Hz. Peygamber çevredeki hükümdarlara davet mektupları gönderdi. 630 yılında Mekke kan dökülmeden fethedildi; Hz. Peygamber kendisine yıllarca eziyet eden Mekkelileri genel bir afla bağışladı ve Kâbe putlardan temizlendi.
632 yılında yüz bini aşkın Müslümanla birlikte Veda Haccı'nı yaptı. Arafat'ta irad ettiği Veda Hutbesi'nde can, mal ve namus dokunulmazlığını, kadın haklarını, kardeşliği, ırk ve renk üstünlüğünün olmadığını ve Kur'an ile sünnete sarılmayı vasiyet etti. Aynı günlerde “Bugün size dininizi kemale erdirdim” ayeti nazil oldu. Medine'ye döndükten kısa bir süre sonra hastalandı ve 632 yılının Rebîülevvel ayında, altmış üç yaşında Medine'de vefat etti. Kabri Mescid-i Nebevî'dedir.
Hz. Peygamber, Kur'an'ın ifadesiyle “yüce bir ahlâk” üzerindeydi. Merhameti, tevazuu, cömertliği, affediciliği, sabrı ve adaleti ile hem dostlarının hem de düşmanlarının takdirini kazandı. Çocuklara, yaşlılara, kadınlara, yetimlere, hayvanlara ve bütün canlılara şefkatle muamele etti. Kur'an, onu müminler için “en güzel örnek” olarak gösterir; onun sözleri, davranışları ve onayları olan sünneti, Kur'an'dan sonra İslâm'ın ikinci temel kaynağıdır. Müslümanlar onun adı anıldığında “sallallâhü aleyhi ve sellem” diyerek ona salât ve selam getirir.
Mucizeleri
Kur'an-ı Kerîm: Kıyamete kadar bâki kalacak en büyük mucizesi; benzerinin getirilemeyeceğine dair meydan okuması hâlâ geçerlidir
İsrâ ve Mi'râc: Bir gecede Mescid-i Harâm'dan Mescid-i Aksâ'ya, oradan semaya yükseltilmesi
Ayın ikiye bölünmesi (şakk-ı kamer); Kamer sûresinin ilk ayetinde ve sahih hadislerde anlatılır
Mübarek parmaklarının arasından su akması ve sahâbenin bu sudan abdest alması (sahih hadislerde nakledilir)
Az miktardaki yiyeceğin bereketlenerek pek çok kişiye yetmesi
Mescid-i Nebevî'de yaslandığı hurma kütüğünün, ondan ayrılınca inlemesi (hannâne)
Hayatından dersler
Güzel ahlâk, dinin özüdür; Hz. Peygamber'in hayatı bunun en canlı örneğidir.
Emanet ve doğruluk, peygamberlikten önce bile onun en belirgin vasfıydı; güvenilir olmak, tebliğin temelidir.
Zorluklar karşısında sabır ve tevekkül, sonunda Allah'ın yardımını getirir.
Güç ele geçtiğinde intikam değil af ve merhamet, Mekke fethinin en büyük dersidir.
Kardeşlik, adalet ve insan onuru, onun kurduğu toplumun temel taşlarıdır.
Her mümin, onun sünnetine uyarak ve ona salavat getirerek sevgisini hayatına yansıtmalıdır.
Hz. Muhammed'in ﷺ Hayatı
Videolar YouTube’dan, kanalın kendi yayınından oynatılır; oynat’a basana kadar YouTube’a bağlanılmaz.
Kur’an’dan
(Ey Muhammed!) Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.
Şüphesiz sen yüce bir ahlâk üzeresin.
Andolsun, Allah'ın Resûlü, sizin için, Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah'ı çok ananlar için güzel bir örnektir.
Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir. Fakat o, Allah'ın Resûlü ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.