Hadisler yükleniyor…
Hadisler yükleniyor…
Sahîh-i Müslim · 4. Bölüm
317 hadis, 11 sayfada. Arapça asılları ve Türkçe tercümeleriyle.
30 hadis14 dk okuma
Bize Kuteybetü'bnü Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Leys rivayet etti. H. Bize Muhammed b. Bumh b. el-Muhacir dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Leys Ebu'z-Zübeyr'den, o da Saîd b. Cübeyr ile Tâvus'dan, onlar da İbni Abbâs'dan naklen haber verdi ki, İbni Abbâs şöyle demiş: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize Kur'an'dan bir sure öğretir gibi teşehhüdü öğretir ve: — «Mübarek tahiyyeler salavât-ı tayyibât Allah'a mahsustur, selâm sana ey Nebiy! Allah'ın rahmetleri ile bereketleri de sana!.: Selam bize ve Allah'ın salih kullarına!... Ben Allah'tan başka ilâh olmadığına ve Muhammedin Resulullah olduğuna şahadet ederim» buyururdu. İbni Rumh'un rivayetinde «Bize Kur'ân'ı öğretir gibi» ifâdesi vardır
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا لَيْثٌ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحِ بْنِ الْمُهَاجِرِ، أَخْبَرَنَا اللَّيْثُ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، وَعَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّهُ قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُعَلِّمُنَا التَّشَهُّدَ كَمَا يُعَلِّمُنَا السُّورَةَ مِنَ الْقُرْآنِ فَكَانَ يَقُولُ " التَّحِيَّاتُ الْمُبَارَكَاتُ الصَّلَوَاتُ الطَّيِّبَاتُ لِلَّهِ السَّلاَمُ عَلَيْكَ أَيُّهَا النَّبِيُّ وَرَحْمَةُ اللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ السَّلاَمُ عَلَيْنَا وَعَلَى عِبَادِ اللَّهِ الصَّالِحِينَ أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ " . وَفِي رِوَايَةِ ابْنِ رُمْحٍ كَمَا يُعَلِّمُنَا الْقُرْآنَ .
Bize Ebu Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Âdem rivayet etti. (Dediki): Bize Abdurrahman b. Humeyd rivayet etti. (Dediki): Bana Ebu Zübeyr Tâvus'dan, o da İbni Abbâs'dan naklen rivayet etti. İbni Abbâs: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize Kur'ân'dan bir sure öğretir gibi teşehhüdü öğretti» demiş. İzah Bu hadîsi Buhârî'den maada bütün Sünen sahipleri tahrîc etmişlerdir. Neyevî'nin beyânına göre; hadîsteki «Mübare-kât, salâvât, tayyibat kelimeleri baştaki tehiyyât üzerine ma'tufturlar. Yalnız ihtisar için aralarından atıf harfi (vav) hazfedilmiştir ki bu Arap lisanında caiz ve maruftur. Hadîsin mânâsı gerek tahiyyât, gerekse ondan sonra zikredilen «Mübarekât, salâvât» ve «tayyibat» hep Allah'a mahsustur» demektir. 402 / 55 56 57 58 59 nolu Hadis'i şerifi okumadı iseniz okuyunuz
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ آدَمَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ حُمَيْدٍ، حَدَّثَنِي أَبُو الزُّبَيْرِ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُعَلِّمُنَا التَّشَهُّدَ كَمَا يُعَلِّمُنَا السُّورَةَ مِنَ الْقُرْآنِ .
Bize Saîd b. Mansur ile Kuteybetü'bnü Saîd, Ebu Kâmil el-Cahderî ve Muhammed b. Abdilmelik el-Emevî rivayet ettiler. Lâfız Ebu Kâmil'indir. Dediler ki: Bize Ebu Avâne, Katâde'den, o da Yunus b. Cübeyr'den, o da Hıttân b. Abdillâh er-Rakaaşî'den naklen rivayet etti. Demiş ki: Ebu Musel-Eş'arî ile birlikte bir namaz kıldım. Ka'deye sıra gelince; cemaattan biri: Namaz, sadaka ve zekatla birlikte mi ikrar «olundu? Dedi. Ebu Musâ namazı eda ederek selam verince: kalktı ve: - (demin) Şöyle deyen hanginizdi? diye sordu. Cemaat sükutu iltizam ettiler. Sonra tekrar: (demin) şöyle deyen hanginizdi? dedi. Cemaat yine sükut ettiler. Bunun üzerine Ebu Musa: - Bunu galiba sen söyledin ya Hıttan! dedi. Hıttan; Onu ben söylemedim; beni azarlarsın, diye korktum dedi. Müteakiben cemaat’tan biri; - Onu ben söyledim. Ama bu sözle hayır’dan başka bir şey kastetmedim, dedi. Bunun üzerine Ebu Musa: - Siz namazınızda ne diyeceğinizi bilmiyor musunuz? Gerçekten Resulullah (Sallallıhu Aleyhi ve Sellem) bize hutbe okuyarak sünnetimizi beyan ve namazımızı bize ta’lim eyledi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdular: «Namaz kılacağınız zaman saflarınızı düzeltin. Sonra içinizden biriniz size imam olsun. O tekbir aldımı siz de tekbîr alın [ ğayri'l mağdubi aleyhim veleddaallin ] dedimi sizde âmin deyin ki Allah duanıza icabet buyursun. İmam tekbir alarak röku'a gittimi siz de tekbir alın ve rüku' edin. Çünkü İmam sizden önce rüku eder; sizden önce rüku'dan doğrulur.» Sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle devam etti: «Bu bununla kapanır. İmam [ semi'allahu li men hamide ] dediği vakit sizde [Allahumme Rabbena lekel hamd ] deyin Allah sizin bu sözünüzü kabul eder. Çünkü Allah tebâreke ve Teâlâ, Nebii (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in dilinden [ semi'allahu li men hamide ] buyurmuştur. İmam tekbir alarak secdeye gittimi sizde tekbir alın ve secdeye gidin, zîra imam sizden önce secde edecek ve yine sizden önce secdeden başını kaldıracaktır.» Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (burada yine): «Bu bununla kapanır. Oturuş anında sizden her hangi biriniz ilk sözü şu olsun [Ettehiyatu etteyyibatu esselevatu lillahi esselamu aleyke eyyuhennebiyyu ve rahmetullahi ve berekatuhu esselamu akeyna ve ala ibadillahi salihin eşhedu en la ilahe illallah ve eşhedu enne Muhammeden abduhu ve resulehu]
حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ مَنْصُورٍ، وَقُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، وَأَبُو كَامِلٍ الْجَحْدَرِيُّ وَمُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ الأُمَوِيُّ - وَاللَّفْظُ لأَبِي كَامِلٍ - قَالُوا حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ عَنْ قَتَادَةَ عَنْ يُونُسَ بْنِ جُبَيْرٍ عَنْ حِطَّانَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الرَّقَاشِيِّ قَالَ صَلَّيْتُ مَعَ أَبِي مُوسَى الأَشْعَرِيِّ صَلاَةً فَلَمَّا كَانَ عِنْدَ الْقَعْدَةِ قَالَ رَجُلٌ مِنَ الْقَوْمِ أُقِرَّتِ الصَّلاَةُ بِالْبِرِّ وَالزَّكَاةِ - قَالَ - فَلَمَّا قَضَى أَبُو مُوسَى الصَّلاَةَ وَسَلَّمَ انْصَرَفَ فَقَالَ أَيُّكُمُ الْقَائِلُ كَلِمَةَ كَذَا وَكَذَا قَالَ فَأَرَمَّ الْقَوْمُ ثُمَّ قَالَ أَيُّكُمُ الْقَائِلُ كَلِمَةَ كَذَا وَكَذَا فَأَرَمَّ الْقَوْمُ فَقَالَ لَعَلَّكَ يَا حِطَّانُ قُلْتَهَا قَالَ مَا قُلْتُهَا وَلَقَدْ رَهِبْتُ أَنْ تَبْكَعَنِي بِهَا . فَقَالَ رَجُلٌ مِنَ الْقَوْمِ أَنَا قُلْتُهَا وَلَمْ أُرِدْ بِهَا إِلاَّ الْخَيْرَ . فَقَالَ أَبُو مُوسَى أَمَا تَعْلَمُونَ كَيْفَ تَقُولُونَ فِي صَلاَتِكُمْ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خَطَبَنَا فَبَيَّنَ لَنَا سُنَّتَنَا وَعَلَّمَنَا صَلاَتَنَا فَقَالَ " إِذَا صَلَّيْتُمْ فَأَقِيمُوا صُفُوفَكُمْ ثُمَّ لْيَؤُمَّكُمْ أَحَدُكُمْ فَإِذَا كَبَّرَ فَكَبِّرُوا وَإِذَا قَالَ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلاَ الضَّالِّينَ فَقُولُوا آمِينَ . يُجِبْكُمُ اللَّهُ فَإِذَا كَبَّرَ وَرَكَعَ فَكَبِّرُوا وَارْكَعُوا فَإِنَّ الإِمَامَ يَرْكَعُ قَبْلَكُمْ وَيَرْفَعُ قَبْلَكُمْ " . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " فَتِلْكَ بِتِلْكَ وَإِذَا قَالَ سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ . فَقُولُوا اللَّهُمَّ رَبَّنَا لَكَ الْحَمْدُ . يَسْمَعُ اللَّهُ لَكُمْ فَإِنَّ اللَّهَ تَبَارَكَ وَتَعَالَى قَالَ عَلَى لِسَانِ نَبِيِّهِ صلى الله عليه وسلم سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ . وَإِذَا كَبَّرَ وَسَجَدَ فَكَبِّرُوا وَاسْجُدُوا فَإِنَّ الإِمَامَ يَسْجُدُ قَبْلَكُمْ وَيَرْفَعُ قَبْلَكُمْ " . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " فَتِلْكَ بِتِلْكَ . وَإِذَا كَانَ عِنْدَ الْقَعْدَةِ فَلْيَكُنْ مِنْ أَوَّلِ قَوْلِ أَحَدِكُمُ التَّحِيَّاتُ الطَّيِّبَاتُ الصَّلَوَاتُ لِلَّهِ السَّلاَمُ عَلَيْكَ أَيُّهَا النَّبِيُّ وَرَحْمَةُ اللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ السَّلاَمُ عَلَيْنَا وَعَلَى عِبَادِ اللَّهِ الصَّالِحِينَ أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ " .
Bize Ebu Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Usame rivayet etti. (Dediki): Bize Saîd b. Ebi Arube rivayet etti. H. Bize Ebu Gâssân el-Misma'î de rivayet etti. (Dediki): Bize Muâz b. Hişâm rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. H. Bize İshâk bin İbrahim dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Cerîr Süleyman et-Teymî'den naklen haber verdi. Bunların hepsi Katâde'den bu isnadla bu hadisin mislini rivayet etmişlerdir. Cerîr'in Süleyman'dan, onun da Katâde'den rivayetinde şu ziyade vardır: «İmam okuduğu vakit siz susun!» Fakat hiç birinin hadîsinde: «Zira Allah Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in dilinden buyurmuştur» ibaresi yoktur. Bu ibare sadece Ebu Kâmilin yalnız başına Ebu Avâne'den rivayet ettiği hadîste mevcuttur. Ebu İshâk demiştir ki: Ebu'n-Nadr'ın kızkardeşi oğlu Ebu Bekr bu hadîs hakkında söz etti. Müslim ona: Süleyman'dan daha belleyişlisini mi istiyorsun? dedi: Ebu Bekr ona şunu da sordu: — Ya Ebu Hureyre hadîsine ne dersin? Müslim: O sahihtir, dedi. Ebu Bekr (İmam okuduğu vakit siz susun) hadîsini kasdetmişti. Müslim de; o benim indimde sahihtir, cevâbını verdi. Bunun üzerine Ebu Bekr; öyleyse onu buraya (kitabına) niçin koymadın? dedi. Müslim: Ben kendimce sahih olan her şeyi bu kitaba koymuş değilim. Ben buraya ancak ulemânın ittifak ettikleri hadîsleri koydum, cevabını verdi
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي عَرُوبَةَ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو غَسَّانَ الْمِسْمَعِيُّ، حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ هِشَامٍ، حَدَّثَنَا أَبِي ح، وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا جَرِيرٌ، عَنْ سُلَيْمَانَ التَّيْمِيِّ، كُلُّ هَؤُلاَءِ عَنْ قَتَادَةَ، فِي هَذَا الإِسْنَادِ بِمِثْلِهِ . وَفِي حَدِيثِ جَرِيرٍ عَنْ سُلَيْمَانَ عَنْ قَتَادَةَ مِنَ الزِّيَادَةِ " وَإِذَا قَرَأَ فَأَنْصِتُوا " . وَلَيْسَ فِي حَدِيثِ أَحَدٍ مِنْهُمْ " فَإِنَّ اللَّهَ قَالَ عَلَى لِسَانِ نَبِيِّهِ صلى الله عليه وسلم سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ " . إِلاَّ فِي رِوَايَةِ أَبِي كَامِلٍ وَحْدَهُ عَنْ أَبِي عَوَانَةَ . قَالَ أَبُو إِسْحَاقَ قَالَ أَبُو بَكْرِ ابْنُ أُخْتِ أَبِي النَّضْرِ فِي هَذَا الْحَدِيثِ فَقَالَ مُسْلِمٌ تُرِيدُ أَحْفَظَ مِنْ سُلَيْمَانَ فَقَالَ لَهُ أَبُو بَكْرٍ فَحَدِيثُ أَبِي هُرَيْرَةَ فَقَالَ هُوَ صَحِيحٌ يَعْنِي وَإِذَا قَرَأَ فَأَنْصِتُوا . فَقَالَ هُوَ عِنْدِي صَحِيحٌ . فَقَالَ لِمَ لَمْ تَضَعْهُ هَا هُنَا قَالَ لَيْسَ كُلُّ شَىْءٍ عِنْدِي صَحِيحٍ وَضَعْتُهُ هَا هُنَا . إِنَّمَا وَضَعْتُ هَا هُنَا مَا أَجْمَعُوا عَلَيْهِ .
Bize İshâk b. İbrahim ile İbni Ebî Ömer, Abdurrezzâk'dan, o da Ma'mer'den, o da Katâde'den bu isnadla rivayet etti. Bu hadisde de Ebu Musâ: «Zirâ Allah (azze ve celi). Nebi'i (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in dilinden: buyurdu.» demiştir
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، وَابْنُ أَبِي عُمَرَ، عَنْ عَبْدِ الرَّزَّاقِ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنْ قَتَادَةَ، بِهَذَا الإِسْنَادِ وَقَالَ فِي الْحَدِيثِ " فَإِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ قَضَى عَلَى لِسَانِ نَبِيِّهِ صلى الله عليه وسلم سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ " .
Bize Yahya b. Yahya et-Temîmî rivayet etti. Dedikî: Mâlik'e Nuaym b. Abdillâh el-Mücmir'den dinlediğim, ona da Muhammed b. Abdillâh b. Zeyd el-Ensârî'ninki bu Abdullah b. Zeyd namaz için Ezanı rü'yasında gören zâttır- Ebu Mes'ud-ı Ensârî'den naklen haber vermiş olduğu şu hadîsi okudum: Ebu Mes'ud şöyle demiş: — Biz Sa'd b. Ubâde'nin meclisinde iken Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yanımıza geldi. Beşir b. Sa'd kendisine: Allah Teâlâ sana salavât getirmemizi bize emretti. Yâ Resulullah! Acaba sana nasıl salâvât getireceğiz? dedi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sükut etti, O derece ki biz keşke Beşir sormamış olsaydı diye temenni ettik; Sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem); «Allah'ım! Muhammed'e ve âlî Muhammed'e, alî İbrahim'e salat buyurduğun gibi salât eyle! Ve Muhammed ile âl-i Muhammed'e, âl-i İbrahim'e âlemler içinde ihsan buyurduğun bereket gibi bereket ihsan eyle Zîra sen Hamid ve Mecîdsin; deyin. Selâmda bildiğiniz gibidir» buyurdular. İzah 406 nolu Hadis'tedir
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى التَّمِيمِيُّ، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنْ نُعَيْمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الْمُجْمِرِ، أَنَّ مُحَمَّدَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ زَيْدٍ الأَنْصَارِيَّ، - وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ زَيْدٍ هُوَ الَّذِي كَانَ أُرِيَ النِّدَاءَ بِالصَّلاَةِ - أَخْبَرَهُ عَنْ أَبِي مَسْعُودٍ الأَنْصَارِيِّ قَالَ أَتَانَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَنَحْنُ فِي مَجْلِسِ سَعْدِ بْنِ عُبَادَةَ فَقَالَ لَهُ بَشِيرُ بْنُ سَعْدٍ أَمَرَنَا اللَّهُ تَعَالَى أَنْ نُصَلِّيَ عَلَيْكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ فَكَيْفَ نُصَلِّي عَلَيْكَ قَالَ فَسَكَتَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَتَّى تَمَنَّيْنَا أَنَّهُ لَمْ يَسْأَلْهُ ثُمَّ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قُولُوا " اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ وَبَارِكْ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ كَمَا بَارَكْتَ عَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ فِي الْعَالَمِينَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ . وَالسَّلاَمُ كَمَا قَدْ عَلِمْتُمْ " .
Bize Muhammed b. el-Müsennâ ile Muhammed b. Beşşâr rivayet ettiler. Lâfız İbni'l Müsennâ'nındır. Dediler ki: Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Hakem'den rivayet etti. Demiş ki: İbni Ebî Leylâ'dan dinledim. Dediki: Bana Kâ'b b. Ucrâ tesadüf etti de şunları söyledi: Sana bir hediyye takdim edeyim mi? Bir defa Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yanımıza çıktı da biz (kendisine Yâ Resulâllah!) Sana nasıl selâm okuyacağımızı öğrendik. Ama sana nasıl salât okuyacağız? dedik. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Allah'ım! Muhammed'e ve Al-i Muhammed'e, Al-i ibrahim'e Salât buyurduğun gibi salât eyle. Şüphesiz ki sen Hamîd ve Mecîdsin. Yâ Rab Muhammed'e ve Al-i Muhammed'e, Âl-i İbrahim'e ihsan eylediğin bereket gibi bereket ihsan eyle. Çünkü sen Hamîd ve Mecîd'sin; deyin» buyurdular
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَمُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، - وَاللَّفْظُ لاِبْنِ الْمُثَنَّى - قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الْحَكَمِ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ أَبِي لَيْلَى، قَالَ لَقِيَنِي كَعْبُ بْنُ عُجْرَةَ فَقَالَ أَلاَ أُهْدِي لَكَ هَدِيَّةً خَرَجَ عَلَيْنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقُلْنَا قَدْ عَرَفْنَا كَيْفَ نُسَلِّمُ عَلَيْكَ فَكَيْفَ نُصَلِّي عَلَيْكَ قَالَ " قُولُوا اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ اللَّهُمَّ بَارِكْ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ كَمَا بَارَكْتَ عَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ " .
Bize Züheyr b. Harb ile Ebu Kureyb rivayet ettiler. Dediler ki: Bize Vekî, Şu'be ile Mis'ar'dan, onlar da Hakem'den bu isnadla bu hadîsin mislini rivayet ettiler. Yalnız Mis'ar'ın hadîsinde (Sana bir hediyye takdim edeyim mi?) ibaresi yoktur
حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَأَبُو كُرَيْبٍ قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ شُعْبَةَ، وَمِسْعَرٍ، عَنِ الْحَكَمِ، بِهَذَا الإِسْنَادِ مِثْلَهُ . وَلَيْسَ فِي حَدِيثِ مِسْعَرٍ أَلاَ أُهْدِي لَكَ هَدِيَّةً
Bize Muhammed b. Beşşâr rivayet etti. (Dediki): Bize İsmail b. Zekeriyyâ A'meş ile Mis'ar'dan ve Mâlik b, Miğ'vel'den bunların hepsi de Hakem'den naklen bu isnâdla bu Hadîsin mislini rivayet ettiler. Yalnız Hakem: Allah'ım demeyip (sâdece) «Muhammed'e bereket ihsan eyle» demiş. İzah için buraya tıklayın
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَكَّارٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ زَكَرِيَّاءَ، عَنِ الأَعْمَشِ، وَعَنْ مِسْعَرٍ، وَعَنْ مَالِكِ بْنِ مِغْوَلٍ، كُلُّهُمْ عَنِ الْحَكَمِ، بِهَذَا الإِسْنَادِ مِثْلَهُ غَيْرَ أَنَّهُ قَالَ " وَبَارِكْ عَلَى مُحَمَّدٍ " . وَلَمْ يَقُلِ اللَّهُمَّ .
Bize Muhammed b. Abdillâh b. Nümeyr rivayet etti. (Dediki): Bize Ravh ile Abdullah b. Nâfi' rivayet ettiler. H. Bize İshâk b. İbrahim de rivayet etti. Lâfız onundur. Dediki: Bize Ravh, Mâlik b. Enes'den, o da Abdullah b. Ebî Bekr'den, o da Babasından, o da Amr b. Süleym'den naklen haber verdi. Demiş ki: Bana Ebu Humeyd-i Saidî haber verdi, ki: Ashab Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'e: Yâ Resulallah, sana nasıl salâvât getireceğiz? demişler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Yâ Rabb! Muhammed'e ve onun zevcelerile zürriyetine, Âl-i İbrahim'e ihsan buyurduğun salât gibi salât eyle! Muhammed'e ve onun zevceleriyle zürriyetine, Âli İbrahim'e ihsan buyurduğun bereket gibi bereket ihsan eyle! Çünkü sen Hamîd'sin, Mecîd'sin; deyin.» buyurmuşlar
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا رَوْحٌ، وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ نَافِعٍ، ح وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - قَالَ أَخْبَرَنَا رَوْحٌ، عَنْ مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي بَكْرٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَمْرِو بْنِ سُلَيْمٍ، أَخْبَرَنِي أَبُو حُمَيْدٍ السَّاعِدِيُّ، أَنَّهُمْ قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ كَيْفَ نُصَلِّي عَلَيْكَ قَالَ " قُولُوا اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى أَزْوَاجِهِ وَذُرِّيَّتِهِ كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ وَبَارِكْ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى أَزْوَاجِهِ وَذُرِّيَّتِهِ كَمَا بَارَكْتَ عَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ " .
Bize Yâhyâ b. Eyyub ile Kuteybe ve İbni Hucr rivayet ettiler. Dedilerki: Bize İsmail -ki İbni Ca'fer'dir- Alâ'dan, o da Babasından, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet ettiki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Her kim bana bir salavât getirirsa Allah ona on salât eyler.» buyurmuşlar
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، وَقُتَيْبَةُ، وَابْنُ، حُجْرٍ قَالُوا حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، - وَهُوَ ابْنُ جَعْفَرٍ - عَنِ الْعَلاَءِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ صَلَّى عَلَىَّ وَاحِدَةً صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ عَشْرًا " .
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. Dediki: Malik'e, Sumenden dinlediğim, onun da Ebu Sâlih'den, onun da Ebu Hureyre'den naklen rivayet ettiği şu hadisi okudum: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «İmam Semiallahulimen hamideh dediği vakit sizde, Allahümme Rabbena lekelhamd deyin. Çünkü bir kimsenin sözü meleklerin sözüne uyarsa o kimsenin geçmiş günahları affolunur.» buyurmuşlar
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنْ سُمَىٍّ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا قَالَ الإِمَامُ سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ . فَقُولُوا اللَّهُمَّ رَبَّنَا لَكَ الْحَمْدُ . فَإِنَّهُ مَنْ وَافَقَ قَوْلُهُ قَوْلَ الْمَلاَئِكَةِ غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ " .
{….} Bize Kuteybetü'bnü Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Yâkub, yâni ibn-i Abdirrahmân, Süheyl'den, o da babasından, o da Ebu Hureyre'den, o da Nebi (Sallalluhu Aleyhi ve Sellem) 'den naklen Sümey hadîsi manâsında rivayette bulundu
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ، - يَعْنِي ابْنَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ - عَنْ سُهَيْلٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمَعْنَى حَدِيثِ سُمَىٍّ .
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. Dediki: Mâlik'e ibn-i Şihâb'dan dinlediğim, onun da Saîd b. el-Müseyyeb ile Ebu Selemetübnü Abdirrahman'dan naklettiği, onların da Ebu Hureyre'den naklen haber verdikleri şu hadîsi okudum: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «imam Amîn dediği vakit siz de Amin deyin; zira bir kimsenin Amîn demesi meleklerin Amin'ine tesadüf ederse o kimsenin geçmiş günahları affolunur.» buyurmuşlar. İbnl Şihâb: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Âmin derdi.» demiştir
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، وَأَبِي، سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ أَنَّهُمَا أَخْبَرَاهُ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا أَمَّنَ الإِمَامُ فَأَمِّنُوا فَإِنَّهُ مَنْ وَافَقَ تَأْمِينُهُ تَأْمِينَ الْمَلاَئِكَةِ غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ " . قَالَ ابْنُ شِهَابٍ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " آمِينَ " .
Bana Harmeletubnü Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize ibn-i Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Yunus, İbni Şihâb'dan naklen haber verdi. (Demiş ki): Bana İbnül-Müseyyeb ile Ebu Selemetübnü Abdirrahmân haber verdi ki, Ebu Hureyre: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'den işittim.» diyerek Mâlik'in hadisi gibi rivayette bulunmuş; yalnız râvi ibn-i Şihâb'ın sözünü zikretmemiş
حَدَّثَنِي حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَخْبَرَنِي ابْنُ الْمُسَيَّبِ، وَأَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم . بِمِثْلِ حَدِيثِ مَالِكٍ وَلَمْ يَذْكُرْ قَوْلَ ابْنِ شِهَابٍ .
Bana Harmeletü'bnti Yahya rivayet etti. (Dediki): Bana ibn-i Vehb rivayet etti. (Dediki): Bana Amr haber verdi. Ona da Yunus, Ebu Hureyre'den naklen rivayet etmiş ki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Biriniz namazda Amin dediği vakit gökteki melekler de Amîn der ve bunların her ikisi, birbirine tesadüf ederse o kimsenin geçmiş günahları affolunur;» buyurmuşlar
حَدَّثَنِي حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنِي ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي عَمْرٌو، أَنَّ أَبَا يُونُسَ، حَدَّثَهُ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا قَالَ أَحَدُكُمْ فِي الصَّلاَةِ آمِينَ . وَالْمَلاَئِكَةُ فِي السَّمَاءِ آمِينَ . فَوَافَقَ إِحْدَاهُمَا الأُخْرَى غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ " .
Bize AbdiIlah b. Meslemet'el-Ka'nebî rivayet etti. (Dediki): Bize Mugîra, Ebu'z-Zinâd'dan, o da A'rac'den, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Biriniz Âmin dediği vakit gökteki melekler de Amin der ve her ikisi birbirine tesadüf ederse o kimsenin geçmiş günâhları affolunur» buyurdular
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ الْقَعْنَبِيُّ، حَدَّثَنَا الْمُغِيرَةُ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا قَالَ أَحَدُكُمْ آمِينَ . وَالْمَلاَئِكَةُ فِي السَّمَاءِ آمِينَ . فَوَافَقَتْ إِحْدَاهُمَا الأُخْرَى غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ " .
(Bize Muhammed b. Râfi' rivâyet etti. ki): Bize Abdürrezzâk rivâyet etti. ki): Bize Ma'mer, Hemmâm b. Münebbih'den, o da Ebû Hüreyre'den, o da Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'den naklen bu hadîsin mislini rivâyet etti
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ هَمَّامِ بْنِ مُنَبِّهٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِهِ .
Bize Kuteybetü'bnü Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Yakub, yâni İbni Abdurrahman, Süheyl'den, o da babasından, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet ettiki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Okuyan imam [ ğayril mağdubi aleyhim veleddaallin ] dediği vakit arkasında ki de Amin, der ve sözü Ehl'i Semânın sözüne tesadüf ederse geçmiş günâhları affolunur.» buyurmuşlar
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ، - يَعْنِي ابْنَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ - عَنْ سُهَيْلٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا قَالَ الْقَارِئُ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلاَ الضَّالِّينَ . فَقَالَ مَنْ خَلْفَهُ آمِينَ . فَوَافَقَ قَوْلُهُ قَوْلَ أَهْلِ السَّمَاءِ غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ " .
Bize Yahya b. Yahya ile Kuteybetü'bnü Said, Ebu Bekir b. Ebî Şeybe, Amrun-Nâkid, Züheyr b. Harb ve Ebu Kureyb toptan Süfyân'dan rivayet ettiler. Ebu Bekir Dediki: Bize Süfyân b. Uyeyne, Zührî'den rivayet etti. Demiş ki; — Enes b. Mâlik'i şöyle derken işittim; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir at'tan düştü de, sağ tarafı zedelendi. Bunun üzerine biz onu ziyaret için yanına girdik. Derken namaz vakti geldi, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize oturarak namaz kıldırdı, biz de arkasında oturarak kıldık. Namazı bitirince şöyle buyurdular: «imam ancak kendisine uyulmak için imam olmuştur. Binâenaleyh o tekbîr aldığı zaman sizde tekbîr alın, secde etlimi siz de secde edin, başını kaldırdımı sizde kaldırın. İmam Semiallahu limen hamideh dediği vakit siz: Rabbena veleke'l- hamd deyin! İmam oturarak kılarsa sizde toptan oturarak kılın.»
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، وَقُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ وَعَمْرٌو النَّاقِدُ وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ وَأَبُو كُرَيْبٍ جَمِيعًا عَنْ سُفْيَانَ، - قَالَ أَبُو بَكْرٍ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، - عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ سَمِعْتُ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، يَقُولُ سَقَطَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَنْ فَرَسٍ فَجُحِشَ شِقُّهُ الأَيْمَنُ فَدَخَلْنَا عَلَيْهِ نَعُودُهُ فَحَضَرَتِ الصَّلاَةُ فَصَلَّى بِنَا قَاعِدًا فَصَلَّيْنَا وَرَاءَهُ قُعُودًا فَلَمَّا قَضَى الصَّلاَةَ قَالَ " إِنَّمَا جُعِلَ الإِمَامُ لِيُؤْتَمَّ بِهِ فَإِذَا كَبَّرَ فَكَبِّرُوا وَإِذَا سَجَدَ فَاسْجُدُوا وَإِذَا رَفَعَ فَارْفَعُوا وَإِذَا قَالَ سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ . فَقُولُوا رَبَّنَا وَلَكَ الْحَمْدُ . وَإِذَا صَلَّى قَاعِدًا فَصَلُّوا قُعُودًا أَجْمَعُونَ " .
Bize Kuteybetü'bnü Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Leys rivayet etti. H. Bize Muhammed b. Rumh dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Leys, İbni Şihab'dan, o da Enes b. Mâlik'den naklen rivayet etti. Enes: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir at'dan düştü de, vücudu incindi. Bu sebeple bize oturarak namaz kıldırdı.» demiş, sonra yukardaki hadîs gibi rivayette bulunmuş
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا لَيْثٌ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَخْبَرَنَا اللَّيْثُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ خَرَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ فَرَسٍ فَجُحِشَ فَصَلَّى لَنَا قَاعِدًا . ثُمَّ ذَكَرَ نَحْوَهُ .
Bana Harmeletü'bnü Yahya rivayet etti. (Dediki): İbni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Yunus, İbni Şihab'dan naklen haber verdi. (Demiş ki): Bana Enes b. Mâlik haber verdi ki: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir at'tan düşerek sağ tarafı zedelenmiş. Râvî yukarkilerin hadisleri gibi rivayet etmiş ve: «İmam ayakta kıldığı zaman sizde ayakta kılın» cümlesini ziyâde eylemiştir
حَدَّثَنِي حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَخْبَرَنِي أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم صُرِعَ عَنْ فَرَسٍ فَجُحِشَ شِقُّهُ الأَيْمَنُ بِنَحْوِ حَدِيثِهِمَا وَزَادَ " فَإِذَا صَلَّى قَائِمًا فَصَلُّوا قِيَامًا " .
Bize ibn-i Ebî Ömer rivayet etti. (Dediki): Bize Ma'n b. îsâ, Mâlik b. Enes'den, o da Zührî'den, o da Enes'den naklen rivayet etmiş ki: — Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir ata binmiş ve ondan düşerek sağ tarafı zedelenmiş. Râvî bunu da yukarkilerin hadîsleri gibi rivayet etmiş. Bu hadîste dahi: « İmam ayakta kıldığı vakit sizde ayakta kılın.» cümlesi vardır
حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا مَعْنُ بْنُ عِيسَى، عَنْ مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم رَكِبَ فَرَسًا فَصُرِعَ عَنْهُ فَجُحِشَ شِقُّهُ الأَيْمَنُ . بِنَحْوِ حَدِيثِهِمْ وَفِيهِ " إِذَا صَلَّى قَائِمًا فَصَلُّوا قِيَامًا " .
Bize Abd b. Humeyd rivayet etti. (Dediki): Bize Abdurrezzâk haber verdi. (Dediki): Bize Ma'mer, Zürî'den naklen haber verdi. Zührî, bana Enes haber verdi ki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) atından düşerek sağ tarafı zedelenmiş, diyerek hadîsi rivayet etmiştir. Bu hadîste: «Yunus ve Mâlik» ziyâdesi yoktur. İzah 417 de
حَدَّثَنَا عَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، أَخْبَرَنِي أَنَسٌ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم سَقَطَ مِنْ فَرَسِهِ فَجُحِشَ شِقُّهُ الأَيْمَنُ . وَسَاقَ الْحَدِيثَ وَلَيْسَ فِيهِ زِيَادَةُ يُونُسَ وَمَالِكٍ .
Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Abdetu'bnü Süleyman, Hişâm'dan, o da babasından, o da Âişe'den naklen rivayet etti. Âişe şöyle demiş: Resulullah (Sallalahu Aleyhi ve Sellem) hastalandı da, yanına ashabından bir takım kimseler kendisini dolaşmak için girdiler, müteakiben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) oturarak namaz kıldı. Onlar da ayakta kendisine uyarak namaz kıldılar. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onlara oturmalarını işaret etti. Onlar da oturdular. Namazdan çıkınca Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «İmam ancak kendisine uyulmak için imam yapılmıştır. Binâenaleyh o rüku' ettiği vakit sizde rüku' edin rüku'dan başını doğrulttumu sizde başlarınızı kaldırın. İmam oturarak kılarsa sizde oturarak kılın.» buyurdular
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتِ اشْتَكَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَدَخَلَ عَلَيْهِ نَاسٌ مِنْ أَصْحَابِهِ يَعُودُونَهُ فَصَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم جَالِسًا فَصَلَّوْا بِصَلاَتِهِ قِيَامًا فَأَشَارَ إِلَيْهِمْ أَنِ اجْلِسُوا . فَجَلَسُوا فَلَمَّا انْصَرَفَ قَالَ " إِنَّمَا جُعِلَ الإِمَامُ لِيُؤْتَمَّ بِهِ فَإِذَا رَكَعَ فَارْكَعُوا وَإِذَا رَفَعَ فَارْفَعُوا وَإِذَا صَلَّى جَالِسًا فَصَلُّوا جُلُوسًا " .
Bize Ebu'r-Rabî' ez-Zehrânî rivayet etti. (Dediki):Bize Hammâd (yâni ibn-i Zeyd) rivayet etti. H. Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile Ebu Kureyb dahî rivayet ettiler. Dediler ki: Bize İbni Nümeyr rivayet etti. H. Bize İbni Nümeyr de rivayet etti, Dediki: Bize babam rivayet etti. Bunların hepsi Hişam b. Urve'den bu isnadla bu hadîsin mislini rivayet etmişlerdir. İzah için 417 nolu sayfa’ya gidin
حَدَّثَنَا أَبُو الرَّبِيعِ الزَّهْرَانِيُّ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ يَعْنِي ابْنَ زَيْدٍ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَأَبُو كُرَيْبٍ قَالاَ حَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبِي جَمِيعًا، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، بِهَذَا الإِسْنَادِ نَحْوَهُ .
Bize Kuteybetü'bnü Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Leys rivayet etti. H. Bize Muhanımed b. Rumh da rivayet etti. (Dediki): Bize Leys Ebu'z-Zübeyr'den, o da Câbir'den naklen haber verdi. Câbir şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hastalandı, biz de o oturduğu halde arkasında namaz kıldık. Ebu Bekir Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve $ellem)'in tekbîrini cemaata duyuruyordu. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (Bir ara) bize bakarak ayakta kıldığımızı gördü, hemen bize işaret etti. Biz de oturduk ve namazımızı ona uyarak oturduğumuz yerden kıldık. Selâm verince şöyle buyurdular: «Demin nerdeyse İranlılarla, Romalıların yaptığını yapıyordunuz. Onlar ki kralları otururken ayakta dururlar. Siz öyle yapmayın İmamlarınıza uyun. Şayet İmam ayakta kılarsa sizde ayakta kılın oturarak kılarsa sizde oturarak kılın.»
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا لَيْثٌ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَخْبَرَنَا اللَّيْثُ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ اشْتَكَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَصَلَّيْنَا وَرَاءَهُ وَهُوَ قَاعِدٌ وَأَبُو بَكْرٍ يُسْمِعُ النَّاسَ تَكْبِيرَهُ فَالْتَفَتَ إِلَيْنَا فَرَآنَا قِيَامًا فَأَشَارَ إِلَيْنَا فَقَعَدْنَا فَصَلَّيْنَا بِصَلاَتِهِ قُعُودًا فَلَمَّا سَلَّمَ قَالَ " إِنْ كِدْتُمْ آنِفًِا لَتَفْعَلُونَ فِعْلَ فَارِسَ وَالرُّومِ يَقُومُونَ عَلَى مُلُوكِهِمْ وَهُمْ قُعُودٌ فَلاَ تَفْعَلُوا ائْتَمُّوا بِأَئِمَّتِكُمْ إِنْ صَلَّى قَائِمًا فَصَلُّوا قِيَامًا وَإِنْ صَلَّى قَاعِدًا فَصَلُّوا قُعُودًا " .
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Humeyd b. Abdirrahman Er-Ruâsî, babasından, o da Ebu'Z-Zubeyr'den, o da Câbir'den naklen haber verdi. Câbir: «Bize Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), arkasında Ebu Bekir olduğu halde namaz kıldırdı. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) tekbir aldığı vakit Ebu Bekir de bize işittirmek için tekbir alıyordu» demiş, sonra hadisi yukardaki Leys hadîsi gibi rivayet etmiş. İzah için 417 nolu sayfa’ya gidin
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا حُمَيْدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الرُّؤَاسِيُّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ صَلَّى بِنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَبُو بَكْرٍ خَلْفَهُ فَإِذَا كَبَّرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَبَّرَ أَبُو بَكْرٍ لِيُسْمِعَنَا . ثُمَّ ذَكَرَ نَحْوَ حَدِيثِ اللَّيْثِ .
Bize Kuteybetü'bnü Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Mugîra (yâni El-Hizâmî) Ebu'Z-Zinâd'dan, o da A'rac'dan, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet ettiki; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuşlar: «İmam ancak kendisine uyulmak için imamdır. Şu halde sîz ona muhalefette bulunmayın; o tekbir aldımı sizde tekbir alın. Rüku ettimi sizde ruku'a gidin İmam: SemiaIlahu limen hamideh dediği vakit, siz: Allahumme Rabbena Leke'l-hamd deyin. Secde ettimi sîzde secde edin. O oturarak kıldığı zaman sizde hepiniz oturarak kılın.»
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا الْمُغِيرَةُ، - يَعْنِي الْحِزَامِيَّ - عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنَّمَا الإِمَامُ لِيُؤْتَمَّ بِهِ فَلاَ تَخْتَلِفُوا عَلَيْهِ فَإِذَا كَبَّرَ فَكَبِّرُوا وَإِذَا رَكَعَ فَارْكَعُوا وَإِذَا قَالَ سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ . فَقُولُوا اللَّهُمَّ رَبَّنَا لَكَ الْحَمْدُ . وَإِذَا سَجَدَ فَاسْجُدُوا وَإِذَا صَلَّى جَالِسًا فَصَلُّوا جُلُوسًا أَجْمَعُونَ " .
Bize İshak b. İbrahim ile İbni Haşrem rivayet ettiler. Dedilerki: Bize İsa b. Yunus haber verdi. (Dediki): Bize A'meş, Ehu Sâlih'den, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet etti. Ebu Hureyre şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize öğretir, ve: «İmamdan önce davranmayın; o tekbir aldımı sizde tekbir alın; [ veleddaallin ] dedimi sizde âmin deyin rüku' ettiği vakit sizde rüku' edin! Semiallahu limen hamideh dediği vakit siz: Allahumme Rabbena leke'l-hamd deyin» buyururdu
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، وَابْنُ، خَشْرَمٍ قَالاَ أَخْبَرَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُعَلِّمُنَا يَقُولُ " لاَ تُبَادِرُوا الإِمَامَ إِذَا كَبَّرَ فَكَبِّرُوا وَإِذَا قَالَ وَلاَ الضَّالِّينَ . فَقُولُوا آمِينَ . وَإِذَا رَكَعَ فَارْكَعُوا وَإِذَا قَالَ سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ . فَقُولُوا اللَّهُمَّ رَبَّنَا لَكَ الْحَمْدُ " .