Hadisler yükleniyor…
Hadisler yükleniyor…
Sahîh-i Müslim · 33. Bölüm
256 hadis, 9 sayfada. Arapça asılları ve Türkçe tercümeleriyle.
30 hadis11 dk okuma
{…} Bize Ahmed b. Hırâş da rivayet etti. (Dediki): Bize Habbân rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Avâne rivayet etti. H. Bana Kaasîm b. Zekeriyyâ dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Ubeydullah b. Musa, Seyban'dan rivayet etli. H. Bize İshâk b. İbrahim de rivayet etti. (Dediki): Bize Mus'ab b. Mikdâm El-Has'amî haber verdi. (Dediki): Bize İsrail rivayet etti. H. Bana Haccâc dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Arim h. FadI rivayet etti. (Dediki): Bize Hanımâd b. Zeyd rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Muhtar ile bir adam (adını vermiştir) rivayet etti. Bu râvîlerin hepsi Zeyd b. Ilâka'dan, o da Arfece'den, o da Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadîsin mislini rivayet etmişlerdir. Şu kadar var ki hepsinin hadîsinde: «Onu hemen öldürün! denilmiştir
وَحَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ خِرَاشٍ، حَدَّثَنَا حَبَّانُ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، ح وَحَدَّثَنِي الْقَاسِمُ بْنُ، زَكَرِيَّاءَ حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى، عَنْ شَيْبَانَ، ح وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا الْمُصْعَبُ بْنُ الْمِقْدَامِ الْخَثْعَمِيُّ، حَدَّثَنَا إِسْرَائِيلُ، ح وَحَدَّثَنِي حَجَّاجٌ، حَدَّثَنَا عَارِمُ بْنُ الْفَضْلِ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُخْتَارِ، وَرَجُلٌ، سَمَّاهُ كُلُّهُمْ عَنْ زِيَادِ بْنِ عِلاَقَةَ، عَنْ عَرْفَجَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِهِ غَيْرَ أَنَّ فِي حَدِيثِهِمْ جَمِيعًا " فَاقْتُلُوهُ "
Bana Osman b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Yûnus b, Ebî Ya'fûr, babasından, o da Arfece'den naklen rivayet etti. Söyle demiş: Ben ResûIullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i : «İşiniz bîr adam üzerinde toplu iken kim sizin sopanızı yarmak veya cemaatınızı dağıtmak İsterse onu hemen öldürün!» buyururken işittim
وَحَدَّثَنِي عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ أَبِي يَعْفُورٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَرْفَجَةَ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " مَنْ أَتَاكُمْ وَأَمْرُكُمْ جَمِيعٌ عَلَى رَجُلٍ وَاحِدٍ يُرِيدُ أَنْ يَشُقَّ عَصَاكُمْ أَوْ يُفَرِّقَ جَمَاعَتَكُمْ فَاقْتُلُوهُ " .
Bana Vehb b. Bakıyyetel-Vâsıtî rivayet etti. (Dediki): Bize Hâlid b. Abdillâh, Cüreyri'den, o da Ebû Nadra'dan o da Ebû Said-i Hudrî'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş; Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «İki halîfeye (birden) bey'at edilirse onlardan ikinciyi öldürüverin!» buyurmuşlar
وَحَدَّثَنِي وَهْبُ بْنُ بَقِيَّةَ الْوَاسِطِيُّ، حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ الْجُرَيْرِيِّ، عَنْ أَبِي، نَضْرَةَ عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا بُويِعَ لِخَلِيفَتَيْنِ فَاقْتُلُوا الآخَرَ مِنْهُمَا " .
Bize Heddâb b. Hâlid El-Ezdî rivayet etti. (Dediki): Bize Hemmâm b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Katâde Hasan'dan, o da Dabbe b. Mihsan'dan, o da Ümmü Seleme'den naklen rivayet etti ki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellemj şöyle buyurmuş : «Bir takım emirler gelecck! Siz: bilip i'tîrâz edeceksiniz. İmdi kim bilirse beraet eder; kim İ'tirazda bulunursa kurtulur. Lâkin kim rıza gösterir de tâbi' olursa!..,» Ashâb: — Onlarla harb etmeyelim mi? Demişler. «Hayır! Namaz kıldıkları müddetçe!» buyurmuş)
حَدَّثَنَا هَدَّابُ بْنُ خَالِدٍ الأَزْدِيُّ، حَدَّثَنَا هَمَّامُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ ضَبَّةَ بْنِ مِحْصَنٍ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " سَتَكُونُ أُمَرَاءُ فَتَعْرِفُونَ وَتُنْكِرُونَ فَمَنْ عَرَفَ بَرِئَ وَمَنْ أَنْكَرَ سَلِمَ وَلَكِنْ مَنْ رَضِيَ وَتَابَعَ " . قَالُوا أَفَلاَ نُقَاتِلُهُمْ قَالَ " لاَ مَا صَلَّوْا " .
Bana Ebû Gassân El-Mismaî ile Muhammed b. Beşşâr da hep birden Muâz'dan rivayet ettiler. Lâfız Ebû Gassân'ındır. (Dediki): Bize Muâz —ki İbni Hişâm Ed-Destavâi'dir— rivayet etti. (Dediki): Bana babam, Katâbe'den rivayet etti. (Demişki): Bize Hasan, Dabbe b. Mihsan eI-Anezi'den; o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevcesi Ümmü Seleme'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti: «Sizin üzerinize bîr takım emirler tayin edilecektir. Sîz onları bilip itiraz edeceksiniz, İmdi her kim kerih görürse berâet etti; her kim itirazda bulunursa kurtuldu demektir. Lakin kim rızâ gösterir de tâbi' olursa!... buyurmuştur. Ashab: Yâ Resûlullah onlarla harpetmeyelim mi? demişler. «Hayır! Namaz kıldıkları müddetçe!» buyurmuş. (Yâni her kim kalbi ile kerih görür ve kalbi ile reddederse demektir)
وَحَدَّثَنِي أَبُو غَسَّانَ الْمِسْمَعِيُّ، وَمُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، جَمِيعًا عَنْ مُعَاذٍ، - وَاللَّفْظُ لأَبِي غَسَّانَ - حَدَّثَنَا مُعَاذٌ، - وَهُوَ ابْنُ هِشَامٍ الدَّسْتَوَائِيُّ - حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ قَتَادَةَ، حَدَّثَنَا الْحَسَنُ، عَنْ ضَبَّةَ بْنِ مِحْصَنٍ الْعَنَزِيِّ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ " إِنَّهُ يُسْتَعْمَلُ عَلَيْكُمْ أُمَرَاءُ فَتَعْرِفُونَ وَتُنْكِرُونَ فَمَنْ كَرِهَ فَقَدْ بَرِئَ وَمَنْ أَنْكَرَ فَقَدْ سَلِمَ وَلَكِنْ مَنْ رَضِيَ وَتَابَعَ " . قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ أَلاَ نُقَاتِلُهُمْ قَالَ " لاَ مَا صَلَّوْا " . أَىْ مَنْ كَرِهَ بِقَلْبِهِ وَأَنْكَرَ بِقَلْبِهِ .
Bana Ebu'r-Rabi' El-Atekî de rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd (yâni İbni Zeyd) rivayet etti. (Dediki): Bize Muallâ b. Ziyâd ile Hjşâm, Hasan'dan, ada Dabbe b. Mihsan'dan, o da Ümmü Seleme'den naklen rivayet ettiler. Ümmü Seleme: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu...» demiş. Râvî yukarki hadîs gribi rivayette bulunmuş; yalnız: «Her kim reddederse muhakkak beri olur; ve her kim kerîh görürse muhakkak kurtulur.» demiştir
وَحَدَّثَنِي أَبُو الرَّبِيعِ الْعَتَكِيُّ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، - يَعْنِي ابْنَ زَيْدٍ - حَدَّثَنَا الْمُعَلَّى بْنُ، زِيَادٍ وَهِشَامٌ عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ ضَبَّةَ بْنِ مِحْصَنٍ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم . بِنَحْوِ ذَلِكَ غَيْرَ أَنَّهُ قَالَ " فَمَنْ أَنْكَرَ فَقَدْ بَرِئَ وَمَنْ كَرِهَ فَقَدْ سَلِمَ " .
{…} Bize bu hadîsi Hasan b. Rabî' Ei-Beceli de rivayet etli. (Dediki): Bize İbnu''l-Mübârek, Hişâm'dan, o da Hasan'dan, o da Dabbe b. Mihsan'dan, o da Ümmü Seleme^den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular... Râvî yukarıki hadîsin mislini söylemiş; yalnız «Lâkin rızâ gösterip tâbi' olan..» cümlesi müstesna! Onu anmamıştır
وَحَدَّثَنَاهُ حَسَنُ بْنُ الرَّبِيعِ الْبَجَلِيُّ، حَدَّثَنَا ابْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ هِشَامٍ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ ضَبَّةَ بْنِ مِحْصَنٍ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم . فَذَكَرَ مِثْلَهُ إِلاَّ قَوْلَهُ " وَلَكِنْ مَنْ رَضِيَ وَتَابَعَ " . لَمْ يَذْكُرْهُ .
Bize İshâk b. İbrahim EI-Hanzalî rivayet etti. (Dediki): Bize îsâ b. Yûnus haber verdi. (Dediki): Bize Evzâî, Yezid b. Yezîd b. Câbir'den, o da Ruzeyk b. Hayyân'dan, o da Müslim b. Karaza'dan, o da Avf b. Mâlik'ten o da Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti : «Hükümdarlarınızın en hayırlısıdır birlerinizi sevdikleriniz ve birbirlerinîze duâ ettiklerinizdir. Hükümdarlarınızın en kötüleri de birbirinize buğz-u la'net etttklerinizdir. buyurmuşlar. — Yâ Resulâllah! Onlarla kılıçla çatışmayalım mıt? denilmiş. «Hayır! Aranızda namazı ikame etfikleri müddetçe!.. Şayet valilerimizden hoşlanmadığınız bir şey görürseniz onun yapılmasını kerîh görür ve bîr eli itâatdan çıkarmayın!» buyurmuşlar
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الْحَنْظَلِيُّ، أَخْبَرَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ يَزِيدَ بْنِ جَابِرٍ، عَنْ رُزَيْقِ بْنِ حَيَّانَ، عَنْ مُسْلِمِ بْنِ قَرَظَةَ، عَنْ عَوْفِ بْنِ مَالِكٍ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " خِيَارُ أَئِمَّتِكُمُ الَّذِينَ تُحِبُّونَهُمْ وَيُحِبُّونَكُمْ وَيُصَلُّونَ عَلَيْكُمْ وَتُصَلُّونَ عَلَيْهِمْ وَشِرَارُ أَئِمَّتِكُمُ الَّذِينَ تُبْغِضُونَهُمْ وَيُبْغِضُونَكُمْ وَتَلْعَنُونَهُمْ وَيَلْعَنُونَكُمْ " . قِيلَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَفَلاَ نُنَابِذُهُمْ بِالسَّيْفِ فَقَالَ " لاَ مَا أَقَامُوا فِيكُمُ الصَّلاَةَ وَإِذَا رَأَيْتُمْ مِنْ وُلاَتِكُمْ شَيْئًا تَكْرَهُونَهُ فَاكْرَهُوا عَمَلَهُ وَلاَ تَنْزِعُوا يَدًا مِنْ طَاعَةٍ " .
Bize Dâvûd b. Ruşeyd rivayet etti. (Dediki): Bize Velîd (yânî İbni Müslim) rivayet etti. (Dediki); Bize Abdurrahmân b. Yezîd b. Câbir rivayet etti. (Dediki): Bana Beni Fezâre'nin âzâdlısı —ki bu Zât Ruzeyk b. Hayyân'dır— haber verdi ki. kendisi Avf b. Malikk El-Eşcaî'nin amcası oğlu Müslim b. Karaza'yı şöyle derken işitmiş: Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i : «Hükümdarlarınızın en hayırlısı bir birlerinizi sevdikleriniz ve bir birlerinize dua ettiklerinizdir. Hükümdarlarınızın en kötüleri de bir birinize buğz-u lâ'net ettiklerinizdir.» buyururken işittim. Ashâb dediler ki — Biz, yâ Resûlâllah! O anda onlarla atışmayalım mı? Dedik. «Hayır! Aranızda namazı ikâme ettikleri müddetçe! Hayır; Aranızda namazı ikâme ettikleri müddetçe!.. Dikkat! Bir kimseye bîri vâlî olur da onu Allah'a ma'sıyet olan bîr şey yaparken görürse, yaptığı ma'sıyetten ikrah etsin! Ama bir eli itâattan çıkarmasın !» buyurdular. İbni Câbir demiş ki: «Bana bu hadîsi rivayet ettiği zaman dedim ki: (yâni Ruzcyk'a demiş) Allah aşkına söylermisin yâ Ebe'I-Mikdâm, bunu sana rivayet mi etti; yoksa Müslim b. Karaza'yi: Ben Avf'i: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den işitttîm derken dinledim; diyordu
حَدَّثَنَا دَاوُدُ بْنُ رُشَيْدٍ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ، - يَعْنِي ابْنَ مُسْلِمٍ - حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ، يَزِيدَ بْنِ جَابِرٍ أَخْبَرَنِي مَوْلَى بَنِي فَزَارَةَ، - وَهُوَ رُزَيْقُ بْنُ حَيَّانَ - أَنَّهُ سَمِعَ مُسْلِمَ بْنَ، قَرَظَةَ ابْنَ عَمِّ عَوْفِ بْنِ مَالِكٍ الأَشْجَعِيِّ يَقُولُ سَمِعْتُ عَوْفَ بْنَ مَالِكٍ الأَشْجَعِيَّ، يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " خِيَارُ أَئِمَّتِكُمُ الَّذِينَ تُحِبُّونَهُمْ وَيُحِبُّونَكُمْ وَتُصَلُّونَ عَلَيْهِمْ وَيُصَلُّونَ عَلَيْكُمْ وَشِرَارُ أَئِمَّتِكُمُ الَّذِينَ تُبْغِضُونَهُمْ وَيُبْغِضُونَكُمْ وَتَلْعَنُونَهُمْ وَيَلْعَنُونَكُمْ " . قَالُوا قُلْنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ أَفَلاَ نُنَابِذُهُمْ عِنْدَ ذَلِكَ قَالَ " لاَ مَا أَقَامُوا فِيكُمُ الصَّلاَةَ لاَ مَا أَقَامُوا فِيكُمُ الصَّلاَةَ أَلاَ مَنْ وَلِيَ عَلَيْهِ وَالٍ فَرَآهُ يَأْتِي شَيْئًا مِنْ مَعْصِيَةِ اللَّهِ فَلْيَكْرَهْ مَا يَأْتِي مِنْ مَعْصِيَةِ اللَّهِ وَلاَ يَنْزِعَنَّ يَدًا مِنْ طَاعَةٍ " . قَالَ ابْنُ جَابِرٍ فَقُلْتُ - يَعْنِي لِرُزَيْقٍ - حِينَ حَدَّثَنِي بِهَذَا الْحَدِيثِ آللَّهِ يَا أَبَا الْمِقْدَامِ لَحَدَّثَكَ بِهَذَا أَوْ سَمِعْتَ هَذَا مِنْ مُسْلِمِ بْنِ قَرَظَةَ يَقُولُ سَمِعْتُ عَوْفًا يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ فَجَثَا عَلَى رُكْبَتَيْهِ وَاسْتَقْبَلَ الْقِبْلَةَ فَقَالَ إِي وَاللَّهِ الَّذِي لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ لَسَمِعْتُهُ مِنْ مُسْلِمِ بْنِ قَرَظَةَ يَقُولُ سَمِعْتُ عَوْفَ بْنَ مَالِكٍ يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم .
{…} Bize İshâk b- Mûsâ El-Ensârî de rivayet etti. (Dediki): Bize Velid b. Müslim rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Câbir bu isnâdla rivayet etti. Ve: Beni Fezâre'nİn âzâdlısı Ruzeyk dedi. Müslim b. Karaza'dan, o da Avf b. Mâlik'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadîsin mislini rivayet etti. Bu hadisin râvilerinden Ruzeyk b. Hayyân birçok nüshalarda burada olduğu gibi rivayet edilmişse de Ebû Zür'ate'r-Râzi ve Dimaşki gibi bazı ulema onu Züreyk şeklinde tesbit etmişlerdir
وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مُوسَى الأَنْصَارِيُّ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ جَابِرٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ وَقَالَ رُزَيْقٌ مَوْلَى بَنِي فَزَارَةَ . قَالَ مُسْلِمٌ وَرَوَاهُ مُعَاوِيَةُ بْنُ صَالِحٍ عَنْ رَبِيعَةَ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ مُسْلِمِ بْنِ قَرَظَةَ، عَنْ عَوْفِ بْنِ مَالِكٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِهِ .
Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Leys Sa'd rivayet etti. H. Bize Muhammed b. Rumh da rivayet etti. (Dediki): Bize Leys. Ebu'z-Zübeyr'den, o da Câbir'den naklen haber verdi. Şöyle demiş ; Biz Hudeybiye günü bin dörtyüz kişi idik. Ve Ömer elinden tutmuş olduğu halde ağacın altında ona bey'st ettik. Bu ağaç bir büyük tiken ağacı idi. Câbir ; «Ona biz, kaçmayacağımıza dair bey'at ettik; ölüm üzerine bey'at etmedik.» demiş
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا لَيْثُ بْنُ سَعْدٍ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَخْبَرَنَا اللَّيْثُ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ كُنَّا يَوْمَ الْحُدَيْبِيَةِ أَلْفًا وَأَرْبَعَمِائَةٍ فَبَايَعْنَاهُ وَعُمَرُ آخِذٌ بِيَدِهِ تَحْتَ الشَّجَرَةِ وَهِيَ سَمُرَةٌ . وَقَالَ بَايَعْنَاهُ عَلَى أَلاَ نَفِرَّ . وَلَمْ نُبَايِعْهُ عَلَى الْمَوْتِ
Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki) Bize İbni Uyeyne rivayet eyledi. H. Bize İbni Numeyr dahi rivayet etli. (Dediki): Bize Süfyân, Ebu'z-Zübeyr'den, o da Câbir'den naklen rivayet etti : — lîiz Resûlullah (Sallallahu Aleyhi vt Sellem)'e ölüm üzerine bey'at etmedik. Biz ona ancak kaçmayacağımıza bey'at ettik! Demiş
وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا ابْنُ عُيَيْنَةَ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ لَمْ نُبَايِعْ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى الْمَوْتِ إِنَّمَا بَايَعْنَاهُ عَلَى أَنْ لاَ نَفِرَّ .
Bize Muhammed b. Hatim dahî rivayet etli. (Dediki) Bize Haccâc, İbnü Cüreyc'den rivayet etti (Demişki): Bana Ebu'z-Zübeyr haber verdi. Câbir'e: Hudeybiye günü kaç kişi oldukları sorulurken işitmiş. Câbir şöyle demiş : — Bin dört yüz kişi idik. Ona, Ömer ağacın alımda —ki bu ağac büyük bir tiken ağacı idi— elinden tutmuş olduğu halde bey'at ettik İbnü Kays El-Ensarî'nin dedesinden başka hepimiz ona bey'at ettik. 0 devesinin karnı altına gizlendi
وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ، حَدَّثَنَا حَجَّاجٌ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي أَبُو الزُّبَيْرِ، سَمِعَ جَابِرًا، يُسْأَلُ كَمْ كَانُوا يَوْمَ الْحُدَيْبِيَةِ قَالَ كُنَّا أَرْبَعَ عَشْرَةَ مِائَةً فَبَايَعْنَاهُ وَعُمَرُ آخِذٌ بِيَدِهِ تَحْتَ الشَّجَرَةِ وَهِيَ سَمُرَةٌ فَبَايَعْنَاهُ غَيْرَ جَدِّ ابْنِ قَيْسٍ الأَنْصَارِيِّ اخْتَبَأَ تَحْتَ بَطْنِ بَعِيرِهِ
Bana İbrahün b. Dînâr da rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman b. Mücâlid'in âzâdlısı Haccâc b. Muhammed EI-A'ver rivayet etti. (Dedikî): İbni Cüreyc şunu söyledi: Bana da Ebu'z-Zübeyr haber verdi, ki kendisi Câbire: Zülhuleyfe'de Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Hudeybiye kuyusuna duıâ etti... derken işitmiş
وَحَدَّثَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ دِينَارٍ، حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ مُحَمَّدٍ الأَعْوَرُ، مَوْلَى سُلَيْمَانَ بْنِ مُجَالِدٍ قَالَ قَالَ ابْنُ جُرَيْجٍ وَأَخْبَرَنِي أَبُو الزُّبَيْرِ، أَنَّهُ سَمِعَ جَابِرًا، يُسْأَلُ هَلْ بَايَعَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِذِي الْحُلَيْفَةِ فَقَالَ لاَ وَلَكِنْ صَلَّى بِهَا وَلَمْ يُبَايِعْ عِنْدَ شَجَرَةٍ إِلاَّ الشَّجَرَةَ الَّتِي بِالْحُدَيْبِيَةِ . قَالَ ابْنُ جُرَيْجٍ وَأَخْبَرَنِي أَبُو الزُّبَيْرِ أَنَّهُ سَمِعَ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ يَقُولُ دَعَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَلَى بِئْرِ الْحُدَيْبِيَةِ .
Bize Saîd b. Amr E-Eş'asî ile Süveyd b. Saîd, İshâk. îbrahîm ve Ahmed b. Abde rivayet ettiler. Lâfız Saîd'indir. (Saîd île tshâk: Bize haber verdi tâbirini kullandılar.) Ötekiler: Bize Süfyân, Anır'dan, o da Câbir'den naklen rivayet etti; dediler. Câbir şöyle demiş : Biz Hudeybiye günü bin dört yüz kişi idik. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize : «Bugün siz yer yüzü halkının en hayırlısısınız!» buyurdular. Câbir şunu da söylemiş: Gözüm görse size o ağacın yerini gösterdim
حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ عَمْرٍو الأَشْعَثِيُّ، وَسُوَيْدُ بْنُ سَعِيدٍ، وَإِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، وَأَحْمَدُ، بْنُ عَبْدَةَ - وَاللَّفْظُ لِسَعِيدٍ قَالَ سَعِيدٌ وَإِسْحَاقُ أَخْبَرَنَا وَقَالَ الآخَرَانِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ كُنَّا يَوْمَ الْحُدَيْبِيَةِ أَلْفًا وَأَرْبَعَمِائَةٍ فَقَالَ لَنَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " أَنْتُمُ الْيَوْمَ خَيْرُ أَهْلِ الأَرْضِ " . وَقَالَ جَابِرٌ لَوْ كُنْتُ أُبْصِرُ لأَرَيْتُكُمْ مَوْضِعَ الشَّجَرَةِ
Bize Muhammed b. Eî-Müsennâ ile İbni Beşşâr da rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Amr b. Murra'dan, o da Salim b. Ebi'l-Ca'd'dan naklen rivayet etti. Şöyle demiş : Câbir b. Abdillâh'a ağaç ashabını sordum da: Yüz bin kişi olsak yine bize yeterdi. Biz bin beş yüz kişi idik; cevâbını verdi
وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ، بَشَّارٍ قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ، عَنْ سَالِمِ بْنِ أَبِي الْجَعْدِ، قَالَ سَأَلْتُ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ عَنْ أَصْحَابِ، الشَّجَرَةِ فَقَالَ لَوْ كُنَّا مِائَةَ أَلْفٍ لَكَفَانَا كُنَّا أَلْفًا وَخَمْسَمِائَةٍ .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile îbnü Numeyr dahi rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Abdullah b. İdrîs rivayet etti. H. Bize Rifâ'a b. Heysem de rivayet etti. (Dediki): Bize Hâlid (yâni Tahhân) rivayet etti. Her iki râvî Husayn'dan, o da Salim b. Ebi'l-Ca'd'-dan, o da Câbir'den naklen demişlerdir. Câbir : — Yüz bin kişi olsaydık yine bize yeterdi. Biz bin beş yüz kişi idik! Demiş
وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَابْنُ، نُمَيْرٍ قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ إِدْرِيسَ، ح وَحَدَّثَنَا رِفَاعَةُ بْنُ الْهَيْثَمِ، حَدَّثَنَا خَالِدٌ، - يَعْنِي الطَّحَّانَ - كِلاَهُمَا يَقُولُ عَنْ حُصَيْنٍ، عَنْ سَالِمِ بْنِ أَبِي الْجَعْدِ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ لَوْ كُنَّا مِائَةَ أَلْفٍ لَكَفَانَا كُنَّا خَمْسَ عَشْرَةَ مِائَةً .
Bize Osman b. Ebî Şeybe ile İshâk b. İbrahim de rivayet ettiler. (İshâk: Bize haber verdi, tâbirini kullandı. Osman ise: Bize Cerîr, A'meş'den rivayet etti; dedi.) (Demişki): Bana Sâlirn b. Ebi'l-Ca'd rivayet etti. (Dediki): Câbir'e : — O gün kaç kişi idiniz? Diye sordum. — Bin dört yüz! Cevâbını verdi. İzah 1861 de
وَحَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَإِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ إِسْحَاقُ أَخْبَرَنَا وَقَالَ، عُثْمَانُ حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، حَدَّثَنِي سَالِمُ بْنُ أَبِي الْجَعْدِ، قَالَ قُلْتُ لِجَابِرٍ كَمْ كُنْتُمْ يَوْمَئِذٍ قَالَ أَلْفًا وَأَرْبَعَمِائَةٍ .
Bize Ubeydullah b. Muâz rivayet etfi. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Amr'dan (yâni İbni Mürra'dan) rivayet etti. (Demişki): Bana Abdullah b. Ebî Evfâ rivayet etti. (Dediki): Şecere eshabı bin üçyüz kişi idi. Eslem Kabilesi, muhacirlerin sekizde biri idi
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَمْرٍو، - يَعْنِي ابْنَ مُرَّةَ - حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي أَوْفَى، قَالَ كَانَ أَصْحَابُ الشَّجَرَةِ أَلْفًا وَثَلاَثَمِائَةٍ وَكَانَتْ أَسْلَمُ ثُمُنَ الْمُهَاجِرِينَ .
{…} Bize Îbnü'l-Müsennâ da rivayet etti (Dedikî): Bize Ebû Dâvûd rivayet etti. H. Bize bu hadîsi İshâk b. İbrahim dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Nadr b. Şümeyl haber verdi. Bunlar hep birden Şu'be'den bu isnadla bu hadîsin mislini rivayet etmişlerdir. İzah 1861 de
وَحَدَّثَنَا ابْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، ح وَحَدَّثَنَاهُ إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا النَّضْرُ بْنُ شُمَيْلٍ، جَمِيعًا عَنْ شُعْبَةَ، بِهَذَا الإِسْنَادِ مِثْلَهُ .
Bize Yahya b. Yahya da rivayet etti. (Dediki): Bize Yezîd b. Zürey' Hâlid'den, o da Hakem b. Abdillâh b. A'rac'dan, o da Ma'kıl b. Yesâr'dan naklen haber verdi. Şöyle demiş : Gerçekten kendimi ağaç gününde görmüşümdür. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) insanlardan bey'at alıyor; ben de ağacın dallarından bir dalı başından kaldırıyordum. Biz bin dört yüz kişi idik. Ona ölüm üzerine bey'at etmedik. Lâkin kaçmayacağımıza dair bey'ai ettik
وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، عَنْ خَالِدٍ، عَنِ الْحَكَمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، بْنِ الأَعْرَجِ عَنْ مَعْقِلِ بْنِ يَسَارٍ، قَالَ لَقَدْ رَأَيْتُنِي يَوْمَ الشَّجَرَةِ وَالنَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يُبَايِعُ النَّاسَ وَأَنَا رَافِعٌ غُصْنًا مِنْ أَغْصَانِهَا عَنْ رَأْسِهِ وَنَحْنُ أَرْبَعَ عَشْرَةَ مِائَةً قَالَ لَمْ نُبَايِعْهُ عَلَى الْمَوْتِ وَلَكِنْ بَايَعْنَاهُ عَلَى أَنْ لاَ نَفِرَّ .
{…} Bize bu hadîsi yine Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Hâlid b. Abdillah, Yûnus'dan bu isnâdla haber verdi. İzah 1861 de
وَحَدَّثَنَاهُ يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا خَالِدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ يُونُسَ، بِهَذَا الإِسْنَادِ
Bana Haccâc b. Şâir ile Muhammed b. Râfi' de rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Şebâbe rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Katâde'den, o da Saîd b. EI-Müseyyeb'dcn. o da babasından naklen rivayet etli. Şöyle demiş: Gerçekten o ağac'ı gördüm. Sonra ona geldim; ama onu bilemedim. İzah 1861 de
وَحَدَّثَنِي حَجَّاجُ بْنُ الشَّاعِرِ، وَمُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا شَبَابَةُ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ لَقَدْ رَأَيْتُ الشَّجَرَةَ ثُمَّ أَتَيْتُهَا بَعْدُ فَلَمْ أَعْرِفْهَا
Bize Kuteybe b. Saîd de rivayet etti. (Dediki): Bize Hatim (yânî İbni İsmail) Seleme b. Ekva'ın âzâdlısı Yezîd b. Ebî Ubeyd'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş : Seleme'ye: Hudeybiye günü Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e hangi şey üzerine bey'at ettiniz? Diye sordum. — Ölüm üzerine! Dedi
وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا حَاتِمٌ، - يَعْنِي ابْنَ إِسْمَاعِيلَ - عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي، عُبَيْدٍ مَوْلَى سَلَمَةَ بْنِ الأَكْوَعِ قَالَ قُلْتُ لِسَلَمَةَ عَلَى أَىِّ شَىْءٍ بَايَعْتُمْ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ الْحُدَيْبِيَةِ قَالَ عَلَى الْمَوْتِ .
{…} Bu hadîsi bize İshâk b. İbrahim de rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd b. Mes'ade rivayet etti. (Dediki): Bize Yezîd, Seleme'den bu hadîsin mislini rivayet etti. İzah 1861 de
وَحَدَّثَنَاهُ إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ مَسْعَدَةَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ، عَنْ سَلَمَةَ، بِمِثْلِهِ .
Bize yine İshâk b. İbrahim rivayet etti. (Dediki): Bize Mahzumi haber verdi. (Dediki): Bize Vüheyb rivayet etti. (Dediki): Bize Amr b. Yahya, Abbâd b. Temîm'den, o da Abdullah b. Zeyd'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Ona biri gelerek: İşte bu İbni Hanzale'dir; insanlardan bey'at alıyor! Demiş. O da: Ne üzerine? Diye sormuş. — Ölüm üzerine! cevâbını vermiş. — Hayır! Ben bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den sonra hiçbir kimseye bey'at etmem! Demiş
وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا الْمَخْزُومِيُّ، حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ، يَحْيَى عَنْ عَبَّادِ بْنِ تَمِيمٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ زَيْدٍ، قَالَ أَتَاهُ آتٍ فَقَالَ هَذَاكَ ابْنُ حَنْظَلَةَ يُبَايِعُ النَّاسَ فَقَالَ عَلَى مَاذَا قَالَ عَلَى الْمَوْتِ قَالَ لاَ أُبَايِعُ عَلَى هَذَا أَحَدًا بَعْدَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم .
Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Hatim (yâni İbni İsmail) Yezîd b. Ebî Ubeyd'den, o da Seleme b. Ekva'dan naklen rivayet etti, kendisi Haccâc'ın yanına girmiş de (Haccâc) : — Ey Ekva' oğlu! Gerisin geriye döndün mü? Bedevîleştin mi? diye — Hayır! Ve lâkin Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana çöle gitmeye izin verdi. Demiş
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا حَاتِمٌ، - يَعْنِي ابْنَ إِسْمَاعِيلَ - عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي، عُبَيْدٍ عَنْ سَلَمَةَ بْنِ الأَكْوَعِ، أَنَّهُ دَخَلَ عَلَى الْحَجَّاجِ فَقَالَ يَا ابْنَ الأَكْوَعِ ارْتَدَدْتَ عَلَى عَقِبَيْكَ تَعَرَّبْتَ قَالَ لاَ وَلَكِنْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَذِنَ لِي فِي الْبَدْوِ .
Bize Ebû Ca'fer Muhammed b. Sabbâh rivayet etti. (Dediki): Bize İsmâîl b. Zekeriyyâ, Âsim El-Ahvel'den, o da Ebû Osman En-Nehdî'den naklen rivayet etti. (Demiş ki): Bana Mücâşi' b. Mes'ûd Es-Sülemî rivayet etti (Dediki): Hicret üzerie bey'at etmek için Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e geldim de: «Hicret, ehli için geçmiştir. Ve lâkin islâm, cihâd ve hayır üzerine (bey'at bakîdir) buyurdu
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ أَبُو جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ زَكَرِيَّاءَ، عَنْ عَاصِمٍ الأَحْوَلِ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ النَّهْدِيِّ، حَدَّثَنِي مُجَاشِعُ بْنُ مَسْعُودٍ السُّلَمِيُّ، قَالَ أَتَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أُبَايِعُهُ عَلَى الْهِجْرَةِ فَقَالَ " إِنَّ الْهِجْرَةَ قَدْ مَضَتْ لأَهْلِهَا وَلَكِنْ عَلَى الإِسْلاَمِ وَالْجِهَادِ وَالْخَيْرِ " .
Bana Süveyd b. Saîd de rivayet etti. (Dediki): Bize Alî b. Müshir, Asım'dan, o da Ebû Osman'dan naklen rivayet etti. (Demişki): Bana Mücâşi' b. Mes'ûd Es-Sülemî haber verdi. (Dediki): Kardeşim Ebu Ma'bed'le Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e geldim. Ve : — Yâ Resûlâllah! Bundan hicret üzerine bey'at al! Dedim. «Hicret, ehli için geçmiştir!» buyurdu. «İslâm, cihâd ve hayır üzerine!» buyurdular. Ebû Osman demiş ki: Az sonra Ebû Ma'bed'e rastladım. Ve kendisine Mücâşi'in sözünü haber verdim. — Doğru söylemiş! Dedi
وَحَدَّثَنِي سُوَيْدُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، عَنْ عَاصِمٍ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ، قَالَ أَخْبَرَنِي مُجَاشِعُ بْنُ مَسْعُودٍ السُّلَمِيُّ، قَالَ جِئْتُ بِأَخِي أَبِي مَعْبَدٍ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَعْدَ الْفَتْحِ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ بَايِعْهُ عَلَى الْهِجْرَةِ . قَالَ " قَدْ مَضَتِ الْهِجْرَةُ بِأَهْلِهَا " . قُلْتُ فَبِأَىِّ شَىْءٍ تُبَايِعُهُ قَالَ " عَلَى الإِسْلاَمِ وَالْجِهَادِ وَالْخَيْرِ " . قَالَ أَبُو عُثْمَانَ فَلَقِيتُ أَبَا مَعْبَدٍ فَأَخْبَرْتُهُ بِقَوْلِ مُجَاشِعٍ فَقَالَ صَدَقَ .
{…} Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Fudayl, Asım'dan bu isnâdla rivayet etti. (Dediki): Bunun üzerine kardeşine rastladım: Mücâşi' doğru söylemiş dedi. Ama Ebû Ma'bed'i anmadı. İzah 1864 te
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فُضَيْلٍ، عَنْ عَاصِمٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ قَالَ فَلَقِيتُ أَخَاهُ فَقَالَ صَدَقَ مُجَاشِعٌ . وَلَمْ يَذْكُرْ أَبَا مَعْبَدٍ .