Hadisler yükleniyor…
Hadisler yükleniyor…
Sünen-i İbn Mâce · 9. Bölüm
171 hadis, 6 sayfada. Arapça asılları ve Türkçe tercümeleriyle.
30 hadis11 dk okuma
Sahih
Ebu Hureyre (r.a.)'den: Şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), (evlenenleri) tebrik etmek (veya onların uyum ve düzenleri) için dua ettiği zaman şöyle derdi: «Allah sizler için bereket versin, O'nun bereketi üzerinizde olsun ve O ikinizi hayır içerisinde bir araya getirsin.» Diğer tahric: Tirmizi, nikah (1091) Ebu Davud ve Beyhaki de bu hadisi rivayet etmişlerdir
حَدَّثَنَا سُوَيْدُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُحَمَّدٍ الدَّرَاوَرْدِيُّ، عَنْ سُهَيْلِ بْنِ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ إِذَا رَفَّأَ قَالَ " بَارَكَ اللَّهُ لَكُمْ وَبَارَكَ عَلَيْكُمْ وَجَمَعَ بَيْنَكُمَا فِي خَيْرٍ " .
Sahih
Akil bin Ebi Talib (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Kendisi (Basra'da) Beni Cüşem kabilesinden bir kadınla evlenmiş. Bunun üzerine halk, onun için uyum ve oğlan çocuklar, dileğinde bulunmuşlar. Kendisi halka: — Böyle söylemeyin. Lakin Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in dediği gibi şöyle söyleyin, demiştir: «Allah'ım! Onlara bereket ver ve senin bereketin onların üzerinde olsun.» Diğer tahric: Nesai ve Beyhaki de bu hadisi rivayet etmişlerdir
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا أَشْعَثُ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ عَقِيلِ بْنِ أَبِي طَالِبٍ، أَنَّهُ تَزَوَّجَ امْرَأَةً مِنْ بَنِي جُشَمٍ فَقَالُوا بِالرِّفَاءِ وَالْبَنِينَ فَقَالَ لاَ تَقُولُوا هَكَذَا وَلَكِنْ قُولُوا كَمَا قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " اللَّهُمَّ بَارِكْ لَهُمْ وَبَارِكْ عَلَيْهِمْ " .
Sahih
Enes bin Malik (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (bir gün) Abdurrah-man bin Avf (r.a.)'in üzerinde (kadınlara mahsus güzel kokulardan) sufra (kokusunun) izini gördü ve (Ona): «Bu (koku izi) nedir?» veya «Nedir?» buyurdu. Bunun üzerine Abdurrahman bin Avf: Ya Resulullah! (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ben (mehir olarak) bir nevat (= çekirdek) ağırlığında altın üzerinde bir kadınla evlendim, diye cevap verdi. Bunun üzerine Efendimiz (Ona) : «Bir koyun (kesmek sureti) ile de olsun velime (düğün ziyafetini) ver.» buyurdu. Diğer tahric: Buharî, nikah, Müslim, nikah, Ebu Davud, nikah (2109); Tirmizî, nikah; Nesai, nikah; Darimî, nikah; Ahmed b. Hanbei, III, 227, 271, 274, 278. EBU DAVUD HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدَةَ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، حَدَّثَنَا ثَابِتٌ الْبُنَانِيُّ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ رَأَى عَلَى عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ أَثَرَ صُفْرَةٍ فَقَالَ " مَا هَذَا أَوْ مَهْ " . فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي تَزَوَّجْتُ امْرَأَةً عَلَى وَزْنِ نَوَاةٍ مِنْ ذَهَبٍ . فَقَالَ " بَارَكَ اللَّهُ لَكَ أَوْلِمْ وَلَوْ بِشَاةٍ " .
Sahih
Enes bin Malik (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in Zeyneb (bint-i Cahş) (r.a.) için velime ziyafeti verdiği kadar karılarından hiç birisi için velime ziyafeti verdiğini görmedim. Çünkü Zeyneb (r.anha)'nın velimesinde bir koyun (keserek) ziyafet verdi
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدَةَ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ ثَابِتٍ الْبُنَانِيِّ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ مَا رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَوْلَمَ عَلَى شَىْءٍ مِنْ نِسَائِهِ مَا أَوْلَمَ عَلَى زَيْنَبَ فَإِنَّهُ ذَبَحَ شَاةً .
Sahih
Enes bin Malik (r.a.)'dtn; Şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (Zevcesi) Safiyye bint-i Huyey (r.anha) için kavud ve kuru hurma ile velime ziyafetini verdi. Diğer tahric. Tirmizi, nikah; Ebu Davud, et’ime, (3744) RBU DAVUD HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي عُمَرَ الْعَدَنِيُّ، وَغِيَاثُ بْنُ جَعْفَرٍ الرَّحَبِيُّ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، حَدَّثَنَا وَائِلُ بْنُ دَاوُدَ، عَنِ ابْنِهِ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَوْلَمَ عَلَى صَفِيَّةَ بِسَوِيقٍ وَتَمْرٍ .
Sahih
Enes bin Malik (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Ben, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in bir velime ziyafetinde bulundum. O ziyafette ne et vardı ne de ekmek vardı
حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ أَبُو خَيْثَمَةَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ زَيْدِ بْنِ جُدْعَانَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ شَهِدْتُ لِلنَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَلِيمَةً مَا فِيهَا لَحْمٌ وَلاَ خُبْزٌ . قَالَ ابْنُ مَاجَهْ لَمْ يُحَدِّثْ بِهِ إِلاَّ ابْنُ عُيَيْنَةَ .
Daif
Aişe ve Ümmü Seleme (Hind bint-i Ebi Umeyye) (r.anhuma)'dan; Şöyle demişlerdir: (Ali bin Ebi Talib ile Efendimizin kızı Fatıma (r.anhuma)'nın düğününde) Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Fatıma (r.anha)'nın gelinlik hazırlığını yapıp onun Ali (r.a.)'in odasına götürmemizi emretti. Bunun üzerine biz Ali (r.a.)'m odasına gittik ve Batha taraflanndan (getirilen) yumuşak toprağı odaya yaydık. Sonra ellerimizle dittiğimiz hurma kabuğunun elyafı ile iki yastık doldurduk. Daha sonra velime ziyafeti olarak kuru hurma ve kuru üzüm yedirdik, güzel bir su içirdik. Sonra üstüne elbise atılacak ve su kabı asılacak bir ağaç parçasını getirip odanın bir kenarına koyduk. Biz, Fatıma (r.anha)'nın düğününden daha güzel bir düğün görmedik. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedinde bulunan ravi el-Fadl bin Abdillah zayıftır, (şia mezhebinin ileri gelen alimlerinden olan) ravi Cabir el•Ca'fi de zayıflıkla itham edilmiştir
حَدَّثَنَا سُوَيْدُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا الْمُفَضَّلُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ جَابِرٍ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَائِشَةَ، وَأُمِّ سَلَمَةَ قَالَتَا أَمَرَنَا رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَنْ نُجَهِّزَ فَاطِمَةَ حَتَّى نُدْخِلَهَا عَلَى عَلِيٍّ فَعَمَدْنَا إِلَى الْبَيْتِ فَفَرَشْنَاهُ تُرَابًا لَيِّنًا مِنْ أَعْرَاضِ الْبَطْحَاءِ ثُمَّ حَشَوْنَا مِرْفَقَتَيْنِ لِيفًا فَنَفَشْنَاهُ بِأَيْدِينَا ثُمَّ أَطْعَمْنَا تَمْرًا وَزَبِيبًا وَسَقَيْنَا مَاءً عَذْبًا وَعَمَدْنَا إِلَى عُودٍ فَعَرَضْنَاهُ فِي جَانِبِ الْبَيْتِ لِيُلْقَى عَلَيْهِ الثَّوْبُ وَيُعَلَّقَ عَلَيْهِ السِّقَاءُ فَمَا رَأَيْنَا عُرْسًا أَحْسَنَ مِنْ عُرْسِ فَاطِمَةَ .
Sahih
Sehl bin Sa'd es-Saidi (r.a.)'dan; şöyle demiştir: Ebu Useyd es-Saidi (r.a.), Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i düğününe davet etti. Gelin (velime yemeğini hazırlamak işinde) onlara hizmet ediyordu. Gelin: Ey Sehl! Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e ne içirdiğimi biliyor musun? dedikten sonra: Ben (Tevr denilen kab içinde) geceden bir kaç tane kuru hurma ıslattım. Sabah olunca hurmaları süzdüm ve bunun şırasını O'na içirdim, demiştir." Diğer tahric. Buhari; Müslim, (eşribe) de bu hadisi rivayet etmişlerdir
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، أَنْبَأَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ أَبِي حَازِمٍ، حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ السَّاعِدِيِّ، قَالَ دَعَا أَبُو أُسَيْدٍ السَّاعِدِيُّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ إِلَى عُرْسِهِ فَكَانَتْ خَادِمَهُمُ الْعَرُوسُ . قَالَتْ تَدْرِي مَا سَقَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَتْ أَنْقَعْتُ تَمَرَاتٍ مِنَ اللَّيْلِ فَلَمَّا أَصْبَحْتُ صَفَّيْتُهُنَّ فَأَسْقَيْتُهُنَّ إِيَّاهُ .
Sahih
Ebu Hureyre (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Yemeğin en fenası zenginlerin davet edilip fakirlerin terkedildiği velime yemeğidir. Kim (velime ziyafeti davetine) icabet etmezse şüphesiz Allah'a ve Resulüne isyan etmiş olur. Diğer tahric: Bu hadisi Buhari, Müslim, Malik, Ahmed ve Darimi de rivayet etmişlerdir
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ شَرُّ الطَّعَامِ طَعَامُ الْوَلِيمَةِ يُدْعَى لَهَا الأَغْنِيَاءُ وَيُتْرَكُ الْفُقَرَاءُ وَمَنْ لَمْ يُجِبْ فَقَدْ عَصَى اللَّهَ وَرَسُولَهُ .
Sahih
İbn-İ Ömer (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Siz'den birisi düğün yemeğine çağırıldığı zaman (davete) icabet etsin.» Diğer tahric: Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Malik, Ahmed ve Darimi de bu hadisi rivayet etmişlerdir. Bu hadis’in Ebu Davud’da birçok benzeri var, 3736’dan 3742’ye. 3742’de Ebu Hureyre hadis’inin izahı aynı zamanda bu hadisinde izahı niteliğinde. O SAYFA İÇİN TIKLA
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " إِذَا دُعِيَ أَحَدُكُمْ إِلَى وَلِيمَةِ عُرْسٍ فَلْيُجِبْ " .
Daif
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Düğün yemeği ilk gün haktır, ikinci gün meşrudur. Üçüncü gün riya ve gösteriştir.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedindeki ravi Ebu Malik en-Nahal, zayıflıklarında alimlerin ittifakla hükmettikleri ravilerdendir. Tirmizi kendi sünemnde bu hadisi (1097 mo ile) İbn-i Mes'ud (r.a.l'den merfu olarak rivayet etmiştir)
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبَادَةَ الْوَاسِطِيُّ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ حُسَيْنٍ أَبُو مَالِكٍ النَّخَعِيُّ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " الْوَلِيمَةُ أَوَّلَ يَوْمٍ حَقٌّ وَالثَّانِي مَعْرُوفٌ وَالثَّالِثُ رِيَاءٌ وَسُمْعَةٌ " .
Hasan
Enes (bin Malik) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Şüphesiz (son nikahlanan) dul kadın için üç gece ve bakire kız için yedi gece (ikamet hakkı) vardır.»' Diğer tahric: Bu hadisi Buhari. Müslim. Ebu Davud ve Tirmizi de rivayet etmişlerdir. AÇIKLAMA 1917’de
حَدَّثَنَا هَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " إِنَّ لِلثَّيِّبِ ثَلاَثًا وَلِلْبِكْرِ سَبْعًا " .
Sahih
Ümmü Seleme (r.a.)'dan; Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Ümmü Seleme (yani kendisi) ile evlendiği zaman, yanında (üst üste) üç gece ikamet etti ve (ikamet süresini kısa tutmasının sebebinin sırayla diğer zevcelerinin yanında kalması gereği olduğuna işaret etmek üzere) ona şöyle buyurdu: «Sen'in ehlin yanında seninle ilgili bir önemsizlik yoktur. Dilersen senin için (ikamet süremi) yedi geceye tamamlarım. Eğer senin için yedi geceyi tamamlarsam, (diğer) karılarımın her birisi yanında yedişer gece ikamet ederim.»
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ الْقَطَّانُ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ أَبِي بَكْرٍ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ، - يَعْنِي ابْنَ أَبِي بَكْرِ بْنِ الْحَارِثِ بْنِ هِشَامٍ - عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ لَمَّا تَزَوَّجَ أُمَّ سَلَمَةَ أَقَامَ عِنْدَهَا ثَلاَثًا وَقَالَ " لَيْسَ بِكِ عَلَى أَهْلِكِ هَوَانٌ إِنْ شِئْتِ سَبَّعْتُ لَكِ وَإِنْ سَبَّعْتُ لَكِ سَبَّعْتُ لِنِسَائِي " .
Hasan
Abdullah bin Amr (bin el-As) (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Biriniz bir kadına, bir hizmetçi (=köle veya cariye) ye veya bir hayvana sahip olduğu zaman onun başının ön kısmından tutsun ve şöyle desin; Allah'ım! Ben bunun hayrından ve yaradılışındaki (huyları ile vasıfları) nın hayırlısından (nasibimi) şüphesiz senden diliyorum. Bunun şerrinden ve yaradılışındaki (huyları ile vasıflan) nın şerrinden sana sığınıyorum.» Diğer tahric: Ebu Davud ve Nesai de bunu manayı etkiIemeyen az kelime değişikliği ile rivayet etmişlerdir
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، وَصَالِحُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ يَحْيَى الْقَطَّانُ، قَالاَ حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَجْلاَنَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " إِذَا أَفَادَ أَحَدُكُمُ امْرَأَةً أَوْ خَادِمًا أَوْ دَابَّةً فَلْيَأْخُذْ بِنَاصِيَتِهَا وَلْيَقُلِ اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ مِنْ خَيْرِهَا وَخَيْرِ مَا جُبِلَتْ عَلَيْهِ وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّهَا وَشَرِّ مَا جُبِلَتْ عَلَيْهِ " .
Sahih
İbni Abbas (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Sizden bir kimse karısının yanına (cinsel ilişki için) yaklaşmak isterken: (Bismillah) Allah'ım! Şeytanı benden (ve eşimden) uzaklaştır ve şeytanı bize vereceğin (zürriyet)den uzak eyle" derse, sonra (bu cinsel ilişkiden) onların bir çocuğu olursa Allah Teala şeytanı o çocuğa musallat etmez veya şeytan o çocuğa zarar veremez.» Diğer tahric: Buhari, Bed'ul-halk; vudu'; nikah; da'vat; tevhid; Müslim, talak; Tirmizi, nikah; Ebu Davud, nikah (2161); Darimi, nikah; Ahmed b. Hanbel, I, 217, 220, 243, 283, 286. BUHARİ HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA MÜSLİM HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA EBU DAVUD HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ سَالِمِ بْنِ أَبِي الْجَعْدِ، عَنْ كُرَيْبٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " لَوْ أَنَّ أَحَدَكُمْ إِذَا أَتَى امْرَأَتَهُ قَالَ اللَّهُمَّ جَنِّبْنِي الشَّيْطَانَ وَجَنِّبِ الشَّيْطَانَ مَا رَزَقْتَنِي ثُمَّ كَانَ بَيْنَهُمَا وَلَدٌ لَمْ يُسَلِّطِ اللَّهُ عَلَيْهِ الشَّيْطَانَ - أَوْ لَمْ يَضُرَّهُ - " .
Hasan
Behz bin Hakim'in dedesi (Muaviye bin Hayda) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Ya ResulalIah! Avretlerimizin neresini örteriz (örtmemiz gerekir), neresini örtüsüz bırakırız (örtmeyebiliriz)? diye sordum. Efendimiz, (bana): «Sen avretini karından veya cariyenden başka herkesten sakla!» buyurdu. Ben: Ya Resulallah! Eğer kavm kendi aralarında (karışık ve bir yerde) olsalar, (avretle ilgili hüküm nedir?) bana bundan haber ver, dedim. Efendimiz (bana): «Avretini hiç kimseye göstermemeye gücün yeterse sakın avretini katiyyen gösterme!» buyurdu. Ben : Ya Resulallah! Eğer birimiz (tek başına) boş bir yerde olursa? (hüküm nedir) diye sordum. Buyurdu ki: «İnsanlara nazaran Allah'tan haya etmek daha vacibtir.»
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، وَأَبُو أُسَامَةَ قَالاَ حَدَّثَنَا بَهْزُ بْنُ حَكِيمٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ عَوْرَاتُنَا مَا نَأْتِي مِنْهَا وَمَا نَذَرُ قَالَ " احْفَظْ عَوْرَتَكَ إِلاَّ مِنْ زَوْجَتِكَ أَوْ مَا مَلَكَتْ يَمِينُكَ " . قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَرَأَيْتَ إِنْ كَانَ الْقَوْمُ بَعْضُهُمْ فِي بَعْضٍ قَالَ " إِنِ اسْتَطَعْتَ أَنْ لاَ تُرِيَهَا أَحَدًا فَلاَ تُرِيَنَّهَا " . قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ فَإِنْ كَانَ أَحَدُنَا خَالِيًا قَالَ " فَاللَّهُ أَحَقُّ أَنْ يُسْتَحْيَى مِنْهُ مِنَ النَّاسِ " .
Daif
Utbe bin Abd es-Sülemi (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Sizden birisi karısına yaklaşmak (cinsel münasebette bulunmak) istediği zaman (karısı ile beraber) örtünsün ve yabani eşeklerin çıplaklığı gibi soyunmasın.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Hadisi sahabi'den rivayet eden tabii meçhul olduğu için senedi zayıftır
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ وَهْبٍ الْوَاسِطِيُّ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ الْقَاسِمِ الْهَمْدَانِيُّ، حَدَّثَنَا الأَحْوَصُ بْنُ حَكِيمٍ، عَنْ أَبِيهِ، وَرَاشِدِ بْنِ سَعْدٍ، وَعَبْدِ الأَعْلَى بْنِ عَدِيٍّ، عَنْ عُتْبَةَ بْنِ عَبْدٍ السُّلَمِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " إِذَا أَتَى أَحَدُكُمْ أَهْلَهُ فَلْيَسْتَتِرْ وَلاَ يَتَجَرَّدْ تَجَرُّدَ الْعَيْرَيْنِ " .
Daif
Aişe (r.anha)'dan; Şöyle demiştir: Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in fercine katiyyen bakmadım veya bu yerini görmedim. Ravi Ebu Bekir demiştir ki: Ebu Naim'in dediğine göre bu hadisi Aişe (r.anha)'dan rivayet eden ravi Aişe (r.anha)'nın kadın olan mevlasıdır. BU HADİS 662’NİN TEKRARIDIR. TIKLA
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ مُوسَى بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ مَوْلًى، لِعَائِشَةَ عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ مَا نَظَرْتُ - أَوْ مَا رَأَيْتُ - فَرْجَ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَطُّ . قَالَ أَبُو بَكْرٍ قَالَ أَبُو نُعَيْمٍ عَنْ مَوْلاَةٍ لِعَائِشَةَ .
Sahih
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Makadında karısıyla cima eden adam'a Allah (rahmet bakışı ile) bakmıyacaktır.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: 'Bunun senedi sahihtir. Çünkü İbni Hibban, ravi el-Haris bin Muhalled'i sikalar içinde zikretmiştir. Senedin kalan ravileri sika zatlardır: Sindi de: Ebu Davud ve Tirmizi bu hadisi, buradaki metne yakın bir metinle rivayet etmişler, demiştir
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ أَبِي الشَّوَارِبِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ الْمُخْتَارِ، عَنْ سُهَيْلِ بْنِ أَبِي صَالِحٍ، عَنِ الْحَارِثِ بْنِ مُخَلَّدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " لاَ يَنْظُرُ اللَّهُ إِلَى رَجُلٍ جَامَعَ امْرَأَتَهُ فِي دُبُرِهَا " .
Sahih
Huzeyme bin Sabit (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : Üç kez (üst üste): «Şüphesiz Allah gerçeği bildirmeyi bırakmaz.» buyurdu (ktan sonra): «Mak'adlarından kadınlara varmayınız.» buyurdu, demiştir. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedinde bulunan Haccac bin Ertat tedlisçidir. Hadis münker olup hiç bir yönden sahih değildir. (Hadisin senedine ait) durumun böyle olduğunu söyleyen bir kişi değildir. Tirmizi bu hadisi Ali bin Talk (r.a.)'den (merfu' olarak) rivayet etmiştir
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدَةَ، أَنْبَأَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ بْنُ زِيَادٍ، عَنْ حَجَّاجِ بْنِ أَرْطَاةَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ هَرَمِيٍّ، عَنْ خُزَيْمَةَ بْنِ ثَابِتٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " إِنَّ اللَّهَ لاَ يَسْتَحْيِي مِنَ الْحَقِّ " . ثَلاَثَ مَرَّاتٍ لاَ تَأْتُوا النِّسَاءَ فِي أَدْبَارِهِنَّ " .
Sahih
Cabir bin Abdillah (r.a.)'dan; Şöyle demiştir: Yahudiler : Bir erkek bir kadın'ın tenasül uzvuna kadının makat tarafından varırsa (bu birleşmeden doğan) çocuk gözü şaşı olur, diyorlardı. Bunun üzerine Allah Sübhanehu: نساؤكم حرث لكم فأتوا حرثكم أنى شئتم "Kadınlarınız sizin için bir ekin yeridir. Artık bu ekin yerinize (kadının rahim yoluna) nasıl isterseniz varabilirsiniz…" [Bakara 223] ayetini indirdi. Diğer tahric: Buhari, Tefsir; Müslim, nikah; Ebu Davud, nikah (2163); Tirmizî, Tefsir; Darimi, Vudu', nikah; Ahmed b. Hanbel, VI
حَدَّثَنَا سَهْلُ بْنُ أَبِي سَهْلٍ، وَجَمِيلُ بْنُ الْحَسَنِ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، أَنَّهُ سَمِعَ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، يَقُولُ كَانَتْ يَهُودُ تَقُولُ مَنْ أَتَى امْرَأَةً فِي قُبُلِهَا مِنْ دُبُرِهَا كَانَ الْوَلَدُ أَحْوَلَ فَأَنْزَلَ اللَّهُ سُبْحَانَهُ {نِسَاؤُكُمْ حَرْثٌ لَكُمْ فَأْتُوا حَرْثَكُمْ أَنَّى شِئْتُمْ} .
Sahih
Ebu Said-i Hudri (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Bir adam azil'in hükmünü Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e sordu. Bunun üzerine Efendimiz: «Siz azil yapıyor musunuz? Bunu yapmamanızda bir zararınız yoktur. Çünkü Allah Teala'nın, olmasını (ezelde) takdir buyurduğu her canlı behemehal olacaktır.» buyurdu. Diğer tahric: Buhari, Müslim ve Ebu Davud da bunu rivayet etmişlerdir. Ahmed ve Tirmizi de bunun benzerini rivayet etmişlerdir
حَدَّثَنَا أَبُو مَرْوَانَ، مُحَمَّدُ بْنُ عُثْمَانَ الْعُثْمَانِيُّ حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، حَدَّثَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ سَأَلَ رَجُلٌ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَنِ الْعَزْلِ فَقَالَ " أَوَتَفْعَلُونَ لاَ عَلَيْكُمْ أَنْ لاَ تَفْعَلُوا فَإِنَّهُ لَيْسَ مِنْ نَسَمَةٍ قَضَى اللَّهُ لَهَا أَنْ تَكُونَ إِلاَّ هِيَ كَائِنَةٌ " .
Sahih
Cabir (bin Abdillah) (r.a.)'dan; Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hayatta ve Kur*an (ayetleri) inmekte iken biz azil (işini) yapardık. Diğer tahric. Buhari, Müslim ve Tirmizi de bu hadisi rivayet etmişlerdir
حَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ إِسْحَاقَ الْهَمْدَانِيُّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ كُنَّا نَعْزِلُ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَالْقُرْآنُ يَنْزِلُ .
Daif
Ömer bin el-Hattab (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Hür kadının izni olmadıkça (kocası tarafından) ondan azil yapılmasını Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yasaklamıştır. Not: Bunun senedinde bulunan ravi İbn! Lahia'nın zayıf olduğu Zevaid'de bildirilmiştir
Sahih
“... Ömer bin el-Hattâb (radıyallahü anh)’den; Şöyle demiştir: kadının izni olmadıkça (kocası tarafından) ondan azil yapılmasını Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) yasaklamıştır
Sahih
Ebu Said-i Hudri (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Adam'ın, bir kadınla onun halasını, yine bir kadınla onun teyzesini birlikte nikahı altında bulundurmasının yasaklığını Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den işittim. Not:. Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedinde bulunan Muhammed bin İshak tedlisçi olup bu hadisi an'ane ile rivayet etmiştir. AÇIKLAMA VE TAHRİC BİLGİSİ 1931’de
حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ، عَنْ يَعْقُوبَ بْنِ عُتْبَةَ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَنْهَى عَنْ نِكَاحَيْنِ أَنْ يَجْمَعَ الرَّجُلُ بَيْنَ الْمَرْأَةِ وَعَمَّتِهَا وَبَيْنَ الْمَرْأَةِ وَخَالَتِهَا .
Sahih
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : «Kadın ne halası üzerine ne de teyzesi üzerine nikahlanır.» MÜSLİM HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA EBU DAVUD HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA AÇIKLAMA VE TAHRİC BİLGİSİ 1931’de
حَدَّثَنَا جُبَارَةُ بْنُ الْمُغَلِّسِ، حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ النَّهْشَلِيُّ، حَدَّثَنِي أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي مُوسَى، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " لاَ تُنْكَحُ الْمَرْأَةُ عَلَى عَمَّتِهَا وَلاَ عَلَى خَالَتِهَا " .
Sahih
Aişe (r.anha)'dan; Şöyle demiştir: Rifaa el-Kurazi'nin karısı (Temime el-Kuraziyye) (r.anha) Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek: Ya Resulallah! Rifaa beni boşadı ve (üç talakla) kesin boşadı. Sonra ben Kurazi Abdurrahman bin ez-Zebir ile evlendim. Fakat Abdurrahman'ın erliği elbise saçağı gibi (gevşek) dir, (cinsel ilişki görevini yapamıyor) dedi. Onun bu sözü üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Seliem) gülümsedi ve sonra: «Sen Rifaa'ya dönmek mi istiyorsun? Sen diğer kocanın balcağızını tatmadıkça o da senin balcağızmı tatmadıkça, bu olamaz.» buyurdu. Diğer tahric. Buhari, şehadet, talak, libas, edeb; Müslim, talak; Tirmizi, nikah; Nesai, nikah, talak; Ebu Davud, talak (2309); Darimi, talak 4; Muvatta; nikah; Ahmed b. Hanbel, I, 214; II, 25, 62, 85, 279; III, 284; VI, 24, 37, 38, 42, 96, 193, 226, 229. BUHARİ HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA MÜSLİM HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA EBU DAVUD HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، أَخْبَرَنِي عُرْوَةُ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ امْرَأَةَ، رِفَاعَةَ الْقُرَظِيِّ جَاءَتْ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَتْ إِنِّي كُنْتُ عِنْدَ رِفَاعَةَ فَطَلَّقَنِي فَبَتَّ طَلاَقِي فَتَزَوَّجْتُ عَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ الزَّبِيرِ وَإِنَّ مَا مَعَهُ مِثْلُ هُدْبَةِ الثَّوْبِ . فَتَبَسَّمَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ " أَتُرِيدِينَ أَنْ تَرْجِعِي إِلَى رِفَاعَةَ لاَ حَتَّى تَذُوقِي عُسَيْلَتَهُ وَيَذُوقَ عُسَيْلَتَكِ " .
Sahih
İbn-i Ömer (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e: Bir adam, karısını boşar. Sonra başka bir adam o kadınla evlenir ve gerdeğe girmeden bu da onu boşar. Kadın ilk kocasına dönebilir mi? (onunla tekrar evlenebilir mi?) diye soru soruldu. (Bunun üzerine Resul-i Ekrem): «Kadının ikinci kocası onun balcağızını tatmadıkça, (onun ilk kocasına dönmesi) olamaz.» buyurdu. Diğer tahric. Bu hadisi Nesai de rivayet etmiştir. Hüküm olarak 1932 nolu Aişe (r.anha) hadisi ile aynıdır. Aişe (r.anha)'nın Buhari Müslim ve Ebu Davud'daki açıklamaları bu hadis için de geçerlidir. BUHARİ HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA MÜSLİM HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA EBU DAVUD HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَلْقَمَةَ بْنِ مَرْثَدٍ، قَالَ سَمِعْتُ سَالِمَ بْنَ رَزِينٍ، يُحَدِّثُ عَنْ سَالِمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فِي الرَّجُلِ تَكُونُ لَهُ الْمَرْأَةُ فَيُطَلِّقُهَا فَيَتَزَوَّجُهَا رَجُلٌ فَيُطَلِّقُهَا قَبْلَ أَنْ يَدْخُلَ بِهَا أَتَرْجِعُ إِلَى الأَوَّلِ قَالَ " لاَ . حَتَّى يَذُوقَ الْعُسَيْلَةَ " .
Sahih
İbn-i Abbas (r.a.)'dan; Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), hulleci (koca)yi ve kendisi için hülle yapılan (kocay)ı lanetlemiştir. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bu hadisin senedindeki ravi Zam'a bin Salih zayıftır. Nesai ve Tirmizi bu hadisi Abdullah bin Mes'ud (r.a.)'den rivayet etmişlerdir. Tirmizi bu hadisin hasen - sahih oldUğunu söylemiştir
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا أَبُو عَامِرٍ، عَنْ زَمْعَةَ بْنِ صَالِحٍ، عَنْ سَلَمَةَ بْنِ وَهْرَامَ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ لَعَنَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ الْمُحَلِّلَ وَالْمُحَلَّلَ لَهُ .