4 paragraf1 dk okuma
Allah'ı tanımanın yolu, O'nun Kur'an ve sünnette bildirilen isim ve sıfatlarını doğru bir şekilde bilmektir. Ehl-i Sünnet âlimleri, bu sıfatları insanların anlayabileceği şekilde tasnif etmiştir. Zâtî sıfatlar, yalnızca Allah'a ait olup hiçbir yaratılmışta bulunmayan sıfatlardır; bunlara, Allah'a yakışmayan durumları O'ndan nefyettikleri için “selbî sıfatlar” da denir. Vücûd sıfatı ise bazı âlimlerce “nefsî sıfat” olarak ayrıca zikredilir.
Sübûtî sıfatlar, Allah'ın zâtıyla kaim, ezelî ve ebedî olan kemal sıfatlarıdır. Bunlar isim olarak insanlarda da kullanılan sıfatlarla benzerlik gösterse de mahiyet olarak onlarla hiçbir şekilde karşılaştırılamaz. Allah'ın ilmi, kudreti ve diğer sıfatları sonsuz ve mükemmeldir; insanınki ise sınırlı ve yaratılmıştır.
Sübûtî sıfatların sayısı konusunda iki büyük Ehl-i Sünnet ekolü arasında bir fark vardır: Mâtürîdî âlimler “Tekvîn” sıfatını ayrı ve ezelî bir sıfat olarak kabul ettikleri için sübûtî sıfatları sekiz sayar. Eş'arî âlimler ise yaratma fiilini kudret ve irade sıfatlarının yaratılanlara taalluku olarak açıkladıkları için Tekvîn'i ayrı bir sıfat saymaz ve sübûtî sıfatları yedi olarak kabul eder. Bu, bir itikat farkı değil; yaratma fiilinin nasıl açıklanacağına dair ilmî bir yorum farkıdır.
Yaratma, rızık verme, diriltme, öldürme gibi Allah'ın fiillerini ifade eden “fiilî sıfatlar”, Mâtürîdîlere göre Tekvîn sıfatının farklı tecellileridir. Kur'an'da geçen “yed (el)”, “vech (yüz)”, “istivâ” gibi haberî sıfatlar konusunda ise Ehl-i Sünnet, Allah'ı yaratılmışlara benzetmekten (teşbih) ve sıfatlarını inkâr etmekten (ta'tîl) kaçınır. Selef âlimleri bunların mahiyetini Allah'a havale etmeyi (tefvîz) tercih etmiş; sonraki dönem âlimlerinin bir kısmı ise Allah'ın yüceliğine uygun şekilde yorumlamıştır (te'vîl).
Kavramlar
Arapça aslı, adı ve kısa açıklaması. “Kendini sına” ile önce hatırlamayı dene.
- 1
وُجُود
ZâtîVücûd
Allah'ın var olması demektir. Allah'ın varlığı zorunludur (vâcibü'l-vücûd); O'nun varlığı başka bir şeye bağlı değildir ve O'nun yokluğu düşünülemez.
- 2
قِدَم
ZâtîKıdem
Allah'ın varlığının başlangıcı olmaması, ezelî olması demektir. O, her şeyden öncedir; varlığından önce yokluk yoktur.
- 3
بَقَاء
ZâtîBekâ
Allah'ın varlığının sonu olmaması, ebedî olması demektir. Her şey yok olacak, ancak O'nun zâtı bâki kalacaktır.
- 4
وَحْدَانِيَّة
ZâtîVahdâniyyet
Allah'ın zâtında, sıfatlarında ve fiillerinde bir ve tek olması, eşi, benzeri ve ortağı bulunmaması demektir. Tevhid inancının özüdür.
- 5
مُخَالَفَةٌ لِلْحَوَادِثِ
ZâtîMuhâlefetün li'l-havâdis
Allah'ın sonradan yaratılmış hiçbir şeye benzememesi demektir. O, zaman ve mekânla sınırlı değildir; akla ve hayale gelen her şeyden farklıdır.
- 6
قِيَامٌ بِنَفْسِهِ
ZâtîKıyâm bi-nefsihî
Allah'ın varlığının kendisinden olması, var olmak için hiçbir şeye muhtaç olmaması demektir. Her şey O'na muhtaçtır, O ise hiçbir şeye muhtaç değildir.
- 7
حَيَاة
SübûtîHayat
Allah'ın diri olması demektir. O'nun hayatı ezelî ve ebedîdir; uyuklama ve uyku O'na ârız olmaz. Diğer sübûtî sıfatların varlığı bu sıfata bağlıdır.
- 8
عِلْم
Sübûtîİlim
Allah'ın olmuş, olan ve olacak her şeyi, gizliyi ve açığı, bütün ayrıntılarıyla ezelden bilmesi demektir. Hiçbir şey O'nun ilminin dışında değildir.
- 9
سَمْع
SübûtîSemi'
Allah'ın her şeyi işitmesi demektir. O, gizli ya da açık her sesi, bir organa ve vasıtaya ihtiyaç duymadan işitir.
- 10
بَصَر
SübûtîBasar
Allah'ın her şeyi görmesi demektir. O, karanlıkta ya da aydınlıkta, küçük ya da büyük her şeyi göze ve ışığa muhtaç olmadan görür.
- 11
إِرَادَة
Sübûtîİrâde
Allah'ın dilemesi, istemesi demektir. Evrende olan her şey O'nun dilemesiyle olur; O'nun dilemediği hiçbir şey meydana gelmez.
- 12
قُدْرَة
SübûtîKudret
Allah'ın her şeye gücünün yetmesi demektir. O'nun kudreti sonsuzdur; hiçbir şey O'nu âciz bırakamaz.
- 13
كَلَام
SübûtîKelâm
Allah'ın konuşması demektir. O'nun kelâmı harf ve sese muhtaç olmayan, ezelî bir sıfattır. Kur'an-ı Kerîm başta olmak üzere ilahî kitaplar O'nun kelâmıdır.
- 14
تَكْوِين
SübûtîTekvîn
Allah'ın yaratması, yoktan var etmesi demektir. Mâtürîdî âlimlere göre Tekvîn, ezelî ve ayrı bir sıfattır; yaratma, rızık verme, diriltme ve öldürme gibi fiiller bu sıfatın tecellileridir. Eş'arî âlimler ise bu fiilleri kudret ve irade sıfatlarının taalluku olarak açıklar ve Tekvîn'i ayrı bir sıfat olarak saymaz.
Kur’an’dan
De ki: O, Allah'tır, bir tektir. Allah Samed'dir. (Her şey O'na muhtaçtır, O hiçbir şeye muhtaç değildir.) O, doğurmamış ve doğmamıştır. Hiçbir şey O'na denk değildir.
O'nun benzeri hiçbir şey yoktur. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.
O, evveldir, âhirdir, zâhirdir, bâtındır. O, her şeyi hakkıyla bilendir.